“Kimyasal atıklar vardır: Besinleri, havayı, suları kirletirler. Bir de ruhsal atıklar vardır ki bunlar da zihnimizi kirletir, mahremiyetimize tecavüz eder, iç dengemizi yerinden oynatırlar. Sloganlar, reklamlar ve diğer ticari yönlendirmeler: Çok ve çeşitli hasarlara yol açtığını bildiğimiz bu psikotoksik maddecilik üzerine pek çok inceleme yapılmıştır. Örneğin, dikkatin, farkındalığın ve iç dünyanın hırsızlığı.
.
Bütün bu dikkat hırsızlıkları sonucunda zihnimiz hangi hale egeliyor? Çünkü dikkatimiz hiç durmaksızın ele geçirilmekte, yakalanmakta ve sonuç olarak parçalanmakta, bölünmektedir. Sonunda zihnimiz gürültülü olana, yanıp sönene, kolay olana, önceden sindirilmiş ve önceden düşünülmüş olana ‘tiryaki’ hale gelebilir.
.
Farkındalık hırsızlıkları sonucunda zihnimiz hangi hale geliyor? Zihnimiz gereksiz düşünceler, yöntemler ve içeriklerle dolup taşıyor: Karşımıza çıkan reklamları okumak, ‘daha ucuz’ olanla ‘çok daha ucuz’ olan arasında tüketim tercihleri yapmak, ‘iyi bir alışveriş’ yapabilmek uğruna çok fazla enerji harcamak, sürekli dönüp duran ve günden güne kendini tekrar eden haberlere boğulmak.
.
İç dünyalarımızdaki hırsızlıklar sonucunda zihniniz hangi hale geliyor? Gitgide daha fazla dışarının cazibesine ve dikkatimizi dağıtmasına maruz kalıyoruz. Nasıl sözün duyulabilmesi için sessizlik gerekiyorsa, farkındalığın ve iç dünyanın ortaya çıkabilmesi için de zihinsel alana gerek vardır.
.
Farkındalığımızın sabit diski çok fazla gereksiz şeyle yüklüdür. Farkındalık iç dünyaya aittir. Dışarıdakinin peşinden ne kadar koşarsak farkındalıktan o kadar uzaklaşırız. Bu nedenle bütün bu dikkat ve farkındalık hırsızlıkları iç dünyamızda bozulmalara yol açar. Düşüncelerimizin de kısalmasına neden olurlar.

Tiziano Terzani’nin dediği gibi: ‘Bugün fazlasıyla uyarılır haldeyiz, o kadar ki zihnimiz asla huzur bulamıyor. Televizyonun gürültüsü, arabadaki radyonun sesi, çalan telefon, önümüzden geçip giden otobüsün üzerindeki reklam panosu. Uzun süreli düşüncelere sahip olamıyoruz. Düşüncelerimiz kısa. Düşüncelerimiz kısalıyor çünkü çok sık bölünüyoruz.’ Düşüncelerimiz kısa oldukları gibi her zaman da içe dönük olmuyorlar, yapmacık dünyanın kargaşası ve göz alıcılığı tarafından sanki dışarıya hapsediliyorlar. Bizim dışımızda bulunuyorlar, sonunda da bizim kendi düşüncelerimiz olmaktan çıkıp dışarıdan gelmiş basmakalıp zihinsel içeriklere, ruhu olmayan bir dünyanın yankılarına dönüşüyorlar.
.
Zihinlerimiz dışarıdan gelen gürültü patırtının boşluğunun kendilerini fazlasıyla doldurmasına izin verdikçe üretkenliklerini yitiriyorlar…
.
Bu durumda da, doğal olarak, düşünmeye ve kendi içimize bakmaya çabaladığımızda, yani süreklilik içinde, sessizce, sakince kendi kendimize düşünmeye kalkıştığımızda bunu nasıl yapacağımızı bilmiyoruz ya da hatırlayamıyoruz. Daha da kötüsü, bu alışkanlığı yitirmiş (ya da hiç edinememiş) olduğumuz için ortaya kaygılar, sıkıntı ya da sürekli dönüp duran kuruntular çıkıyor. Bunun üzerine vakit kaybetmeden yeniden kendimizin dışına çıkıyor, içimizi rahatlatan o kargaşa ve zihnimizi dolduran şeylere geri dönüyoruz. Böylece genel bir iç dünya yetersizliği çekiyoruz. Çünkü toplumumuzda içimize bakmamıza izin veren her şeyin eksikliği çekiliyor. Yetersiz kalıyoruz.” Christophe Andre – Meditasyon
.
Zihinlerimiz işgal altında. Yeni çağ rahatsızlığı artık verem değil ‘depresyon’. Peki bu işgalden kendimizi nasıl koruyabilir, kaybettiğimiz içsel dengemizi ve huzurumuzu nasıl tekrar bulabiliriz? Meditasyon ve farkındalık ile. Diğer bir tabirle ‘tefekkür’ ile…. Nasıl yol alabileceğiniz ise bu rehberde ince ince anlatılmış…

Meditasyon ve farkındalık üzerine okuduğum en güzel en akıcı en yalın kitaptı… Ünlü tablolardan örnekler ve esinlemelerle meditasyon ve tam farkındalık hali ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi… 💙 Hiç meditasyon yapmamış ama ne olduğunu merak edenlere, kaygı ve anksiyeteleriyle nasıl başa çıkacağını bilemeyenlere, farkındalıkla ilgili kitap tavsiyesi isteyenlere ve meditasyon ve/veya yoga pratiği olanlara ısrarla tavsiyemdir. Okuyunuz ve uygulayınız ifinim.💙 Kitabın sonunda, kitapta bahsedilen pek çok egzersizi yapabilmeniz için de bir CD eklemişler. Birkaç egzersizi yaptım. Uygulaması olmayanlara yol göstereci olacağını düşünüyorum. 💙
.
Okuyana ve uygulayana şimdiden şifa olsun 🙏🏼

****

“Zihnimizin efendisi olduğumuza inanmak yönündeki şaşırtıcı eğilim nereden çıkıyor? Ya da farkındalık ve dikkat yeteneğimizin kesinlikle edinilmiş olduğuna, üzerinde çalışmaya gerek bulunmadığına inanmak?
.
Sanki beynimizin kaslarımızdan farklı olarak antremana gereksinimi yokmuş, geliştirilmesi mümkün değilmiş gibi! Oysa bu durumu bedenimiz için kabul ediyoruz: Örneğin fiziksel egzersizin nefesimizi ve kaslarımızı geliştirdiğini, uygun beslenmenin sağlığımıza yaradığını biliyoruz. Aynı şeyi ruhsal yapımız üzerinde de etkili olunduğunaysa aynı derecede inanmıyoruz ya da belki bu konuda yeterince bilgi sahibi değiliz, oysa zihnin antremanı, yani zihinsel egzersiz de küçümsenmeyecek bir yarar sağlar. Entellektüel düzeyde bu, düşünme ve dikkat toplama yeteneğimizin ‘kaslarını’ güçlendirmemize yarar; duygusal düzeydeyse stres, halsizlik, öfke ve gündelik yaşantının karşımıza çıkardığı her türlü raydan çıkmalara karşı kendiliğinden gelişen eğilimlerimizi engellememize. Ruhsal yeteneklerimizin çoğu çıraklık kurallarına uyarlar, ne kadar çok pratik yaparsak o kadaf ilerleriz.
.
Başımıza kendiliğinden gelen de budur aslında: Ne kadar çok sinirlenirsek sinirlenme konusunda o kadar güçlü oluruz. Karamsar ya da olumsuz davrandıkça hem başkalarının hem de kendi kendimizin cesaretini kırma konusunda uzmanlaşırız. Ne kadar çok strese girersek o kadar büyük bir stres şampiyonu oluruz…
.
Başka yöne doğru mu gitmek istiyoruz? O halde çalışmak zorundayız…” Christophe Andre – Meditasyon

meditasyon

Görseldeki iki kitap bu yaz okuma listenizde mutlaka olsun diyeceğim eserler. Meditasyona yeni başlayan ya da daha önce denememiş olanların öncelikle ‘Farkındalık’ kitabını, arkasından ‘Meditasyon’ kitabını okumalarını öneririm. Eğer zaten meditasyon yapıyorsanız önce hangisini okuyacağınız çok fark etmeyecektir. Böyle dememin sebebi de Meditasyon kitabındaki tasvirler biraz daha betimsel, soyut ve şiirsel. Bana çok iyi gelse de, hiç meditasyon uygulaması olmayanlar için konu biraz daha havada kalabilir sanki. Farkındalık kitabında ise konular daha çok bilimsel verilerle, günlük bir dil kullanılarak anlatılmış. Bu sebeple yeni başlayanlar için daha uygun olduğunu düşündüm. Yine de siz bilirsiniz. Kalbiniz önce Meditasyon’u oku derse ordan başlayın. Bir bildiği vardır elbet. 🙏🏼
.
İki kitapta da çokça uygulama var. Bu ödevleri aksatmadan yapmaya niyetiniz ve motivasyonunuz var ise okumaya düşünmeden başlayın. (En az iki haftalık bir uygulama süresi var.) Eğer kendinizden emin değilseniz bir süre daha bekletin derim. İki kitabın da meditasyon CD lerine göz attım. Hiç uygulaması olmayanlar için oldukça faydalı olacaktır. Zaten aşama aşama meditasyonlar derinleşiyor ve süreleri uzuyor. Bu sebeple alışkanlık kazanmak isteyenler ve meditasyona oturmakta zorlananlar için son derece uygun düzenlenmiş. Ancak alternatif ya da ek olarak başka meditasyonlar denemek isteyenlere bir önerim daha olacak: Telefonunuza indirebileceğiniz bir meditasyon aplikasyonu olan; @meditasyonapp ‘de ki özellikle Farkındalık 1 ve Farkındalık 2 serisini (Sanırım bu serilerin açılması için üyelik almanız gerekebilir.) sabah akşam olacak şekilde yapmanızı daha çok öneririm. Hatta seriler bitince başa dönüp tekrar edebilir ya da içeriğindeki başka meditasyonları da deneyimleyebilirsiniz.

Özetlersek, hem fiziksel hem de akıl sağlığımızı korumak için zihnin düşünce akışına mola vermek, meditasyon ve çeşitli odaklanma çalışmalarıyla onu dinlendirmek artık kaçınılmazdır. Uyku ile bedeni, maneviyatla ruhu (?! Bu konuya değinmeyenler de var tabi) doyuruyor dinlendiriyoruz ama zihni dinlendirmek için hiçbir şey yapmıyoruz. Zihin, doğası gereği uykuda bile aktif olarak çalışır. Eğer çıldırmak istemiyorsak; bilinçli olarak zaman ayırıp zihni dinlendirecek egzersizleri günlük yaşamımıza eklememiz gerekiyor. Bir önceki postta yazdığım sebeplerden ötürü zihnimiz bundan önceki yıllara göre daha çok işgal altında. Ve biz onu dinlendirmedikçe bu işgal ve dinlendirilmeden çalışmasının verdiği arızalar olan, hayattan tat almama (anlamsız bulma) stress, anksiyete, depresyon, kronik yorgunluk, kronik ağrılar vb pek çok fiziksel ve psikolojik rahatsızlıklar deneyimliyoruz. (Bu kısıma daha pek çok şey ekleyebilirim.)
Bedenlerimiz gergin, bu sebeple tavırlarımız da gergin oluyor. Gergin tavırlar kendimizle olan ve çevremizle olan ilişkilerimizi de bozuyor. Yalnızlaşıyoruz. Ben merkezci, yalnızca kendi çıkarlarını gözeten, şiddete eğilimli ve empatiden yoksun bir toplum olma yolunda hızla ilerliyoruz.(Çünkü plan bu!) Hiçbir şey yapmadan değişimi beklemek ancak işgal altındaki bir zihnin seçeceği işlevsiz bir tutumdur. Sağlığımız için ve toplumu kontrol etmek üzerinde bilinçli olarak sübliminal mesajlarla zihnimize, inançlardaki yozlaşma ile ruhumuza, yediklerimizdeki ve soluduğumuz havadaki zehir ile bedenlerimizd yapılan bu işgallerden (bir önceki postu okuyunuz) kendimizi korumak için; adım atmamız, zihnimizi, bedenimizi, ruhumuzu yatıştıracak dolayısıyla farkındalığımızı arttıracak ve bizi dengeye getirecek, bilinçlendirecek, UYANDIRACAK çok boyutlu bir egzersiz alışkanlığı kazanmamız gerekiyor… 💙