“Sapkın insanlara doğrudan bir soru sorulduğunda, bunlar yan çizerler. Fazla konuşmadıklarından, yüce ve bilge insanlar oldukları izlenimi bırakırlar. Burada, sözlü iletişimin çok az olduğu, sadece denge bozucu küçük kınamaların yer aldığı bir durumla karşı karşıya kalınır. Hiçbir şey adlandırılmaz, her şey ima yoluyla ifade edilir. Bir omuz silkme veya iç geçirme yeterli olur. Kurban anlamaya çalışır: ‘Ona ne yaptım? Benim neyimi eleştiriyor?’ Hiçbir şey doğrudan söylenmediği için, her şey kınama sebebi olabilir.
.
Karşısındakini kınadığını veya bir çatışma olduğunu reddeden saldırgan, kurbanı felç ederek onun kendini savunmasını engeller. Saldırganlık, durumun adını koymanın, tartışma ve birlikte çözüm bulmanın reddiyle sürer. Eğer açık bir tartışma olsaydı, tartışma mümkün olur ve bir çözüm bulunabilirdi.
****Fakat sapkın iletişimde her şeyden önce kurbanın düşünebilmesi, anlayabilmesi ve tepki verebilmesi engellenir. Diyaloğu reddetmek, çatışmayı keskinleştirmenin ve her şeyi kurbanın üzerine atmanın ustalıklı bir yoludur. Kurbanın kendini ifade etme hakkı elinden alınır. Olayların kurban tarafından nasıl göründüğü sapkını ilgilendirmez, onu dinlemeyi reddeder.****
.
…İletişimin reddiyle, her türlü ifade aşamasında karşılaşılır. Saldırgan, hedefine karşı daima serttir, vücudu kaskatı kesilir ve bakışları kaçamaktır…
.
Diyaloğun reddi, sözcüklerle doğrudan dile getirmeden, kurbanın umursanmadığını, hatta var olmadığını ifade eder. Genelde kime olursa olsun, anlaşılmayan bir şey olduğunda soru sorulabilmektedir. Sapkın insanlarla tartışma her zaman karmaşık, açıklamasızdır ve karşılıklı bir yabancılaşmaya yöneltir. Nasıl yorumlanacağı hiç bilinmez.

Sapkın kişiler kurbanlarıyla konuşurken soğuk, ifadesiz ve monoton bir sesle hitap ederler. Bu, her türlü duygusal tonlamadan yoksun, dondurucu, endişelendiren ve en zararsız sözlere bile aşağılama ve alay ifadesi katan bir hitap şeklidir… …Sapkın kişi, şiddetli kavgalarda bile sesini yükseltmeyerek, karşısındakinin kendi kendine sinirlenmesine yol açmaktadır, bu da kurbanın dengesini bozmak amacıyla yapılmaktadır: ‘Devamlı bağırıp çağıran bir isterik olduğun yine belli oldu!’… …Sapkın insan, söylediklerini belirgin biçimde telaffuz etmemeye veya kurban başka bir odadayken bir şeyler homurdanmaya özen gösterir. Bu durum karşısonda, diğeri, ya duyabilmek için o odaya gelmekte ya da saldırganın söylediğini tekrar ettirdiği için soran yanda bekleyen konumuna düşmektedir. Böylece saldırgan kurbanı kendisini dinlememekle suçlayabilir…” Manevi Taciz – Marie-France Hirigoyen
.
Sizinde hayatınızda manevi tacizine uğradığınız, durumları sadece kendi bakış açısına göre değerlendirip, kararlarının ve söylemlerinin çevresi üzerinde nasıl bir etki yarattığını umursamayan, huzursuzluğunuzu görmezden gelen, sadece karşı tatafı suçlayan, benmerkezci ve baskıcı tavrı nedeniyle kendinizden şüphe duymanızı sağlayan, desteklemek yerine eleştiren, dengenizi bozan, diyalog ve çözüm değil; kaçış ve (dolayısıyla) çatışma odaklı, narsist kişilik özelliği gösteren bir aile bireyi, arkadaş, eş, sevgili, iş arkadaşı/patron var mı?
.
Eğer varsa sizi ruhsal felce uğratan bu sapkın (psikoloji öyle diyor) kişilere karşı kendinizi nasıl savunmanız gerektiğini öğrenmeniz gerekiyor… Saldırgan seçmiş olduğu iletişim yolunun sapkın bir iletişim yolu olduğunu kabul etmediğinden/etmeyeceğinden kurbanın içinde olduğu durumun sapkın bir iletişim ve ruhsal şiddet olduğunun farkına varması ve ayağa kalkması gerekir. Bu başkaldırı ruhsal felce uğramış kişi için oldukça zor olabilir ancak çevreden gelen destek ya da alacağınız terapiler bu anlamda farkındalığınızı arttıracaktır.

Okuduğum bu kaynak da kurban durumunda olduğumuz, bize normal gelen ama temelinde sapkın olan ilişkilerimize karşı bizi uyarıyor. Farkındalığımızı arttırıp, çözümler sunuyor. Kendimim ve pek çok sevdiğimin zaman zaman bu gibi ‘manevi terör’e maruz kaldığını daha iyi anlamamı sağladı. Kendimi savunma ve manevi şiddet karşısında pasif tutum sergilememe konusunda eskiye göre çok yol almış olsam da pek çok sevdiğim bu pasif-agresif şiddet karşısında (içinde olduğu şeyin ruhsal şiddet olduğunun farkına bile varmadan) savunmasız kalıyor. Çünkü; manevi şiddetin, fiziksel şiddet gibi hemen ortaya çıkan ölçülebilir somut sonuçları olmadığından farkına varması zordur. Ruhsal şiddetin sonuçları uzun vadede depresyon, kronik stres, anksiyete ve pek çok psiko-somatik rahatsızlıklar olarak ortaya çıkmaktadır.
.
Lütfen okuyun. Mutlaka okuyun. Ruhsal şiddete maruz kaldığını fark ettiğiniz ve onlar için ne yapacağınızı bilemediğimiz sevdiklerinize bu kitabı hediye edin…
Kendilerini suçlamayı bırakıp, uğradıkları muamelenin ‘ruhsal şiddet’ olduğunun ve buna sebep olanların da sapkın karakterli narsist kişiler olduklarının farkına varacaklar ve içinde oldukları bu sapkın iletişimi dönüştürmek için ihtiyaçları olan gücü kendilerinde bulacaklardır. Kısaca ilaç gibi gelecektir.
Not: Ruhsal şiddet karşısında pasif kalmak yerine atacağınız sağlam adımlar vereceğiniz doğru tepkiler narsist karakterli kişilerin de dönüşümü ve farkındalığı için en gerekli yol olduğunu söylüyor kitap…
Şimdiden şifa olsun… 🙏🏼

****

“Normal bir çatışmadan farklı olarak, narsist bir sapkınla ne gerçek bir kavga ne de gerçek bir barışma olasılığı vardır. Bu insan sesini hiç yükseltmez, sadece belirtildiğinde inkar ettiği soğuk bir düşmanlık gösterir. Karşısındaki ise sinirlenir veya bağırır. Dolayısıyla onun öfkesini alaya alarak onu gülünç duruma düşürmek kolaydır.

Açık gibi görünen çatışmalarda bile geçimsizliğin gerçek sebebi asla anılmaz, çünkü kurban başına gelenlerin farkına varamaz. Hep itilip kakıldığını düşünerek içten içe kin biriktirir. Birtakım belirsiz duyguları, izlenim ve sezgileri nasıl adlandırmak gerekmektedir? Çünkü hiçbir şey asla somut değildir.

Denge bozucu yöntemler herkes tarafından kullanılıyor olsa bile, sapkın kişinin bu yöntemlere başvurusu daha sistematiktir. Hiçbir özür dileme veya gönül alma çabası da söz konusu değildir.

Çelişkili mesajlarla iletişimi engelleyen narsist sapkın, durumu anlamayan kurbanın gerektiği gibi cevap vermesini engeller. Kurban çözüm bulacağım diye didinir, bulduğu çözümler de durumlara denk düşmez. Ne kadar dirençli olursa olsun, karamsarlığın veya bunalımın baş göstermesini engelleyemez.
…Kurban duygularını ifade ettiğinde, hemen onu susturmak gerekmektedir. Alaycılık zırhı, saldırganı en korktuğu şeyden, yani ‘iletişim’den korumaktadır.

Her şeye karşın bir iletişim kurmak isteyen kurban kendisini teşhir eder. Fakat teşhir ne kadar artarsa o kadar çok saldırıya uğrar ve acı çeker. Bu acı gösterisi sapkın kişiye dayanılmaz gelir, bunun üzerine kurbanı susturmak için saldırılarını arttırır. Kurban zayıf yönlerini gösterdiğinde bunlar anında sapkın kişi tarafından kendisine karşı kullanılır.” Marie-France Hirigoyen – Manevi Taciz

Tanıdık geliyor mu?

****

“Narsist sapkınlar, duymadıkları acıları ve hissetmeyi reddettikleri iç çatışmaları başkalarına yansıtarak denge kurabilen, semptomsuz psikotikler olarak kabul edilir. Bunlar, ‘kasten’ değil, başka türlü var olmayı bilemedikleri için kötülük yapmaktadırlar. Gerçek ilişkiler kuramadıklarından, bunu sadece ‘sapkın’ ve yıkıcı bir kötülük çerçevesinde gerçekleştirebilir. Duyarsız ve duygusuzdurlar. Sapkınlar ne suçlu, ne de sorumludur: Yolunda gitmeyen her şey hep başkalarının hatasıdır…
.
…Kurbanlar bu şiddete maruz kalmamak amacıyla daha nazik, daha uzlaşıcı olmaya eğilim gösterirler. Bu nefretin, sevgi ve iyi niyet sayesinde yok olacağını düşünürler. Oysa, bir sapkına karşı ne kadar cömert davranılırsa, dengesi o kadar bozulacaktır.
…Kurbanlar ise saf ve çabuk kandırılan insanlar gibi görünürler. Karşılarındakilerin bütünüyle yıkıcı olabileceğine inanamadıkları için, mantıklı açıklamalar getirmeye ve yanlış anlamaları düzeltmeye çalışırlar: ‘Eğer ona güzel bir şekilde açıklarsam, anlayacak ve davranışından dolayı özür dileyecektir!’ (Çünkü) Sapkın olmayan bir kişi için, bu kadar çok manipülasyon ve kötü niyetlilik hayal edilemez.
.
Kendilerini saldırganlarından farklı kılmak için kurbanlar saydam davranır ve devamlı kendilerini temize çıkarmaya çalışırlar.
…Sapkın kişinin gözünde kurban hep haksızdır; en azından, söylediği her şey kuşku götürür. Kurbana kötü niyetlilik mal edilerek, söylediklerinin yalan olduğu düşünülür; sapkın kişi yalan söylenemeyeceğini hayal bile edemez…
Saydam bir kurban, kuşkucu birine içini açtığında, kuşkucu kişinin gücü eline geçirmesi büyük bir olasılıktır. Böylece kurbanların sapkınlara verdiği her anahtar, sapkınların aşağılayıcı davranışlarının artmasına neden olur. Sapkın saldırılar karşısında kurbanlar ilk önce anlayışlı bir tavır takınarak ayak uydurmaya çalışırlar, sevdiklerinden dolayı anlayışlı davranır veya affederler: ‘Eğer böyle yapıyorsa, demek ki mutsuz. Ben ona güven vererek onu iyileştireceğim.’

Kurbanlar, anaç bir koruma güdüsüyle, saldırganı anlayan tek insan olduklarına inanarak, onlara yardımcı olmaları gerektiğini düşünürler. Diğerine kendi özlerinden vermek isterler, hatta bazen bunu kendilerine görev bilirler. Her şeyi anlayacaklarına, affedebileceklerine ve temize çıkarabileceklerine emin olduklarından, her türlü diyaloğu reddeden sapkına, kendilerini haksız çıkarması için fırsat verirler.
.
Kurbanlar, diğerinin değişeceği, çektirdiği acıların farkına varacağı ve pişman olacağı umudunu beslemeye devam ederler. Akli ve duygusal yönden anlamış olmanın her şeye katlanmayı gerektirmediğini görmeyi reddederek, yaptıkları açıklamaların ve kanıtların yanlış anlamaları ortadan kaldıracağına inanırlar.
.
Narsist sapkın sertliği içinde sabit kalmayı sürdürürken, kurbanlar ayak uydurmaya, diğerinin bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde ne istediğini anlamaya ve kendilerinin suçluluk paylarının ne olabileceğini bulmaya çalışırlar. Bu manipülasyon, eğer kurbanın güvendiği bir kişi tarafından gerçekleştiriliyorsa, daha da iyi işler. Affediciliği veya kindar olmaması, kurbanı güçlü bir konuma taşır. Böylesi bir hareket, saldırgan için hoşgörülmez bir şeydir, çünkü bu, kurbanın vazgeçtiği anlamına gelir: ‘Artık seninle oynamak istemiyorum!’
.
Kurbanlar anlarlar, fakat aynı zamanda da ‘görürler.’ Saldırganın hassasiyetlerini ve zayıflıklarını adlandırmalarına yardımcı olan yüksek bir bilince sahiptirler. Eski bir kurban, konuştuğu insanda ‘yapmacık’ bir yön hissettiği anda, kendini bu kişiye kapattoğını belirtmiştir. Kurbanlar, bu davranışın patolojik olduğunu görebilmektedir…” Marie-France Hirigoyen – Manevi Taciz

İstisnasız herkesin okumasını tavsiye ediyorum. Bu sene psikoloji alanında okuduğum en iyi kaynak oldu gerçekten. ✨
.
Kitap çok yalın ve anlaşılır bir dille yazılmış olmasına rağmen, sizi yüzleştirdiği gerçekler iç dünyanızı bir o kadar kırıp dökebilecek güçte. Uyarımı baştan yapayım. (Gözünüz korkmasın. Şifa için bu kırıp-dökülme şart. Farkına varabilmemiz için yüzleşmemiz gerekir. Yüzleşmek için de cesaret gerekir. Kaçmak, üstünü örtmek korkakların yapacağı eylemlerdir.) .
En yakın dediklerimizin bize ruhsal anlamda zarar verdiğini bildiğimiz (hissettiğimiz) ama önemsememeye çalıştığımız eylem ve tutumlarının aslında ‘manevi taciz’ olduğunu ve bunu yapanların narsist-sapkın kişilik özelliği gösteren patolojik vakalar olduğuyla yüzleşmek kolay değil elbette. Ama ne demiştim; ‘dönüşüm için, önce farkında olmamız gerekir. Farkına varabilmek için de yüzleşmemiz gerekir.’ İşte bu kitap kurban ya da saldırgan konumunda olduğumuz ilişkilerimizi görebilmemiz & dönüştürebilmemiz için tam anlamıyla bir yüzleşme kitabı olmuş.
.
Kitap sadece kurban bakış açısını mı anlatıyor? Çözüm yolları sunuyor mu? Evet kitap manevi taciz olayını sadece kurban tarafından değerlendiriyor ve kitabın son bölümünde kurbanın faydalanabileceği çözümler sunuyor. (Not: ileri derecede narsist-sapkın kişilik özelliği gösteren kişilerin okuduğu kitaplardaki tavsiyeleri alıp hayatına uygulayacağını mı düşünüyordunuz? 😊 Narsit olduklarını reddedeceklerdir. Onlara göre hep onlar haklıdır. Bu kitap hayatımızdaki sapkın-narsist temelli ilişkileri tespit edip, kurban durumundan kendimizi kurtarabilmemiz için yazılmış.)

Bu sapkın kişilere karşı kendimizi nasıl koruruz?
Yazarın tavsiyesi (Aile psikiyatrı ve psikanalisti aynı zamanda kriminolojinin bir dalı olan kurbanbilimi üzerine eğitim almış, stres ve mobbing konuları üzerine uzman; Marie-France Hirigoyen): Kişinin, anlaşmazlıkların tamamının kendi üstüne yıkıldığı sapkın süreci saptaması gerekir; daha sonra da, bu sorunu, suçluluk duygusunu bir kenara bırakarak, ‘soğukkanlılıkla’ analiz etmelidir. Bu amaçla, mutlak hoşgörülü olma idealinden vazgeçmesi, sevdiği ya da vaktiyle sevmiş olduğu kişinin kendi açısından tehlikeli bir kişilik rahatsızlığına sahip olduğunu kabullenmesi ve kendini bundan koruması gerekir. Ayrılık, mümkün olabildiğinde, ancak kurbanların sayesinde olur, sapkınlar hiçbir zaman ayrılmaz. Bu özgürleşme süreci acı ve suçluluk içinde meydana gelir, çünkü narsist sapkınlar kendilerini terk edilmiş kurbanlar gibi gösterirler ve böylece şiddetlerine yeni bir bahane bulmuş olurlar.’
.
Uzaklaşmak tek çözüm mü? Pişman olur mu? ‘Gerçekten sapkın bir saldırganın pişmanlık duymasını beklemek boştur. Kibir duvarı eyleme geçmelerini engeller. Empati yetisinden yoksun olduğundan başkalarının acısının onun için hiçbir önemi yoktur. Ortada bir pişmanlık varsa, bu, sessizce şahitlik eden veya şiddete ortak olan çevreden gelir…’
.
Çok uzun bir yazı oldu. Bana kalsa kitabı yazacağım buraya ama yine de yetmeyecek. Tavsiyelerimi önemseyen herkese ısrarla en kısa zamanda okumalarını öneriyorum.
.
Şimdiden şifa olsun. Dönüşüm yolunda ışık olsun.