Ne yazıkki ‘keşke bitmese’ dediğim bir kitabın daha sonuna geldim.
.
Omni’den sonra okuduğum en iyi kanal bilgisi kitabıydı.
.
Yazarlar, Lauren O. Thyme ve Sareya Orion, kadim Lemurya Uygarlığı döneminde yaşamış ‘Büyükler’ denen ruhsal bir gruba kanallık etmiş ve o dönemler bedenli şekilde yaşamış olan bu ruhsal gruptan psişik yolla aldıkları bilgileri kitaba dökmüşler.
.
Lemurya Uygarlığı’nın (ya da Mu), hakkında daha önce fikri olanlar ya da bu toplulukla ilgili psişik deneyimleri olanlar iyi bilir; bu topluluğun Dünya üzerinde en yüksek uygarlık düzeyine eriştiğine inanılır.
.
Bu uygarlık üçüncü boyutta bedenli olarak var olmayı ve realiteyi 5 duyuyla algılamayı seçen ruhların bedenlenmeyi seçtikleri bir toplumdu. Fiziksel bedenleri olduğu halde çoğunlukla ışık bedenlerinde yaşayan, sözle iletişimden ziyade telepatiyi kullanan, diğer boyutlarla ve o boyuttan olan varlıklarla rahatça iletişim kurabilen, bizim şu an ki bilincimizle ‘astral seyahat’ diyebileceğimiz beden dışı deneyimleri istedikleri zaman ve istedikleri şekilde yaşayabilen, boyutlar arası yolculuk edebilen, kendi içinde müthiş bir sevgi ve uyum içinde yaşayan, bizim şu sıralar bolca deneyimlediğimiz mücadele ve çatışma sorunlarını aşmış ileri düzey bir uygarlıktı.
.
Kitapla, Lemurya ile ilgili çok detaylı bilgiye sahip olurken, bu uygarlığı çöküşe hazırlayan şeyleri okudukça şu anki dünya düzenimizin neden böyle olduğu hakkında, sorun olarak nitelendirdiğimiz deneyimlerin neden hayatımızda vuku bulduğunu ve dönüştürmek için neler yapabileceğiniz hakkında bir fikriniz olacak.
.
Kendisini Kasım (henüz bitmemesine rağmen) ayının ‘EN’i seçiyorum. Geçen ayki Debbie Ford (Niçin iyi insanlar kötü şeyler yaparlar?) ve Eckhart Tolle (Şimdi’nin Gücü)’dan yaptığım ısrarlı postlarım ve alıntılarım bu kitapta da ay boyunca olacak… 🙈
.
Kısaca, bu kitap ilgiyi, sevgiyi ve en önemlisi ‘zaman’ı kesinlikle hak ediyor.
.
Okuyana şifa olsun. Okuyan bir daha okusun. 💕

****

“Kendini Ayırmak
Kendini ayırmak, ‘durumları kişisel olarak almak’tan kaçınmaktır. Biz diğerlerinin kendi hislerine, tepkilerine ve ‘gerçek’lerine sahip olmalarına izin verir ve onları kendi beden/zihin mesajlarımızdan da korumaya çalışmazdık. Hiçbir şeyin ve hiç kimsenin bizi incitmeyi amaçlamadığını ve kendi beden/zihin bilgeliğimizden vazgeçmeyerek başkalarını incitmeyi amaçlamadığımızı bilirdik. Dersler sadece bizim ve başka herkesin öğrenimi, gelişimi ve tekamülü için vardı ve başka hiçbir anlamı yoktu. Mücadele etmek kötü bir şey değil, tekamülde bir başka adımdı. Tüm yaşam bir öğrenim süreci, dev bir okuldu.
.
Böylece bizler yaşamlarımızın gözlemleyicileri haline geldik. Çevremizde olup bitenlerin farkında olduk. Bizden yardım istendiği ya da beden/zihin bilgeliğimizin bizi yardım etmeye yönlendirdiği zamanların dışında mücadele eden insanlara yardım etme ihtiyacını da duymadık. Bizim kendi yollarımız olduğu gibi, herkesin yürüyeceği bir yolu vardı.
.
Ayrıca, iyi işler başardığımızda da kendimizi onlardan ayırmayı uyguladık, bu bizim küstahlaşmamızı, kendimizi haklı görmemizi, kibirlenmemizi ve ben-merkezci olmamızı önledi. Biz tüm yaşam sürecini yargılamaktan kaçındık ve onu mükemmel olarak gördük.”
Lemurya Yolu – Lauren O. Thyme & Sareya Orion
.
Her kelimesi ayrı bi ❤️, ama son paragraf 👌🏼
.
Hep dediğim… ‘Kimse kimseyi iyileştiremez, değiştiremez, dönüştüremez…’ Seni iyileştiren şey; ‘şifa verdiğini düşündüğün kişiye ya da uyguladığın tekniğin seni iyileştireceğine olan inancındır. Yani yüklem sensindir.
.
İyileştirme, dönüştürme, şifalandırma, hatırlatma vb misyonlar üstlenen kişilerin kibirlerine hayret ediyorum. Birinin birini şifalandıracağını söylemesinin temelinde ‘kibir’ (kendi tanrısallığını kabul ederken, karşısındakinin tanrısallığını reddeder.) yatar. Birinin başka biri aracılığıyla şifalanacağını düşünmesi de ‘şifacının tanrısallığını kabul ederken kendi tanrısallığını’ reddetmesidir. Bu yaklaşım, “yaratıcının, herkesi eşit yaratmış olduğu” gerçeğine terstir. Bu yaklaşım, kişiler için adil olmadığı gibi ve hak-eşitlik yasasına uygun değildir… 💕