“William James bir keresinde dünyayı daha sağlıklı bir yer haline getirmek isteyenlerin işe önce kendilerinden başlamaları gerektiğini söylemişti. Biz de bu söylemi bir adım ileriye götürerek içimizdeki güç merkezini bulmanın uzun vadede insanlığa yapabileceğimiz en iyi katkı olacağını belirtebiliriz. Efsanelere göre Norveç civarında teknesi girdaba doğru sürüklenen balıkçılar küreklerini bu çağlayan girdabın tam ortasına atmaya çalışırmış; bunu yapabildiklerinde fırtına diner ve böylece balıkçı da güvenli bir şekilde oradan geçebilirmiş. Benzer şekilde, büyük bir içsel güce sahip tek bir kişi de çevresindeki paniğe kapılan insanları sakinleştirebilir. Toplumumuzun ihtiyacı olan da budur.” Rollo May – Kendini Arayan İnsan
.
Her kelimesine +1👌🏼
Toplumsal dönüşümü tetikleyen şey kişinin kendi dönüşümüdür. Kişinin dışarıya verdiği mesaj, sözleri değil; aslında yaşadığı hayat, seçimleri, hal, tavır ve hareketleridir. Kişi çevresine yaşadığı hayatla örnek olur. Kaçımız örnek alınacak hayatlar yaşıyoruz? Kendimiz adına aldığımız kararlar ne kadar örnek alınası? Hayallerimiz var mı? Bunların peşinde miyiz? Erdemlerimizi geliştirme ve uygulama konusunda ne kadar istekliyiz? İçsel gücümüzün farkında mıyız?
Başkalarına yardım etmeye çalışmadan önce, kişi kendini bilmeli, içsel gücünü bulmaya yönelik çabalamalı diyor Rollo May. Tıpkı yanan bir mumla diğer tüm mumları tutuşturmak gibi. İlk mum ateşinden kaybetmez ama diğer tüm mumları tutuşturur ve birlikte daha büyük bir alanı aydınlatırlar.
Lütfen önce kendinizi aydınlatınız. Ancak o zaman çevrenize faydanız olur. 🕯💙

****

“İnsanlar bedenlerine kulak vermemekle gurur duymaktadırlar. Onu sanki benzini bitene dek sürülebilecek bir kamyon gibi suistimal edebilecekleri bir nesne olarak görürler. Bedenlerine dair duydukları endişe, alacakları yanıtı önemsemeden nasıl olduğunu sormak için akrabalarından birine telefon etmeleri kadar baştan savmadır. Bunun sonucunda da metaforik bir örnek vermemiz gerekirse, doğa gelir kişiyi soğukalgınlıkları, nezle ya da daha ciddi hastalıklara maruz bırakarak sanki ‘Bedenini dinlemeyi ne zaman öğreneceksin?’ diye sormaktadır.
.
Bedene dair bu kişisellikten uzak, ayrık tutum çoğu insanın hastalandıktan sonra hastalıklarına tepki göstermeleriyle de açığa çıkmaktadır. Edilgen yapıda konuşurlar; ‘Hasta oldum’ derken ‘Araba çarptı’ ifadesinde olduğu gibi bedenlerini nesneleştirirler. Sonra omuzlarını silker ve yatağa uzanıp kendilerini doktorların, yeni mucize ilaçlarının kollarına bıraktıklarında üzerlerine düşeni yaptıklarını hissedelerler. Böylelikle bilimsel ilerlemeyi pasiflik için bir olumlamaya döndürürler: Mikropların, virüslerin ya da alerjenlerin bedenlerine nasıl saldırdıklarının yanı sıra penisilin ya da sulfanın onları nasıl iyileştireceğini de bilirler. Hastalığa karşı takınılan tutum bedenini kendisinin bir parçası olarak gören bilinçli bir insanınkinden ziyade bu pasif tavrını şuna benzer bir cümleyle ifade edebilecek ayrışık insanınkine benzer: ‘Beni pnömökok hasta etti ama penisilin de iyileştirdi.’
.
Bilimin sağlayabileceği tüm faydalardan yararlanmak elbette ki sağduyulu bir davranıştır, ancak bu durum bedenimiz üzerindeki hakimiyetimizi kendi rızamızla teslim etmemizi gerektirmez. Kişi özerkliğinden vazgeçtiğinde kendini çok çeşitli psikosomatik rahatsızlıklara açık bir hale getirir. Biçimsiz yürüme ya da duruş yahut soluk alma bozukluğu gibi basit bulgularla başlayan bedensel işlev rahatsızlıklarının çoğu insanların hayatları boyunca, basit bir örnek vermek gerekirse, birer makine gibi yürümüş olmalarından ve ayaklarına, bacaklarına ya da bedenlerinin geri kalanında olan bitenleri hissetme deneyimini yaşamamalarından kaynaklanmaktadır.” Rollo May – Kendini Arayan İnsan

Ben demiyorum, bunu dünyanın en ünlü psikiyatrlarından Rollo May diyor.
Sadece fiziksel değil, ruhsal sağlığınız için de naçizane tavsiyem; beden farkındalığınızı güçlendiren çalışmalar hayatınızın bir parçası olsun. Yoga bu alandaki tek seçenek değil ama beden-zihin-ruh üçlüsünü dengeye getiren en eski ve en etkili yöntemlerden biridir. Thich Nhat Hanh’ın öğretilerinde bolca bahsettiği farkındalıklı yürüyüş meditasyonu ya da farkındalıklı yemek yeme egzersizi gibi bedeni içine alan, durağan olmayan, eylem halindeyken anda kalma araştırması yapan egzersizleri de listemize ekleyebiliriz. Seçim sizin.☺️
.
Bedeni dinlemeyi bıraktığımızda yani otomatikleştiğimizde robotik davranmaya başlıyoruz. Omurgadaki kamburlaşma, omuz düşüklüğü, postürdeki normal dışı eğilimler (skolyoz) vb. bir süre sonra psikolojik ve diğer fiziksel rahatsızlıklara da zemin oluşturmaya başlıyor. Örneğin omuzların düşüklüğü ve kamburlaşma depresyonu tetiklediği gibi, postür üzerinde çalışarak bedene dik durmayı hatırlattığınızda stres ve depresyonun üzerinizdeki etkilerinide azaltabilirsiniz. Yani dik durmak, omuzları geri yuvarlamak ya da diğer bir deyişle; omurganın doğal kıvrımında kalıyor olması, fiziksel sağlığınızı etkilediği kadar ruhsal sağlığınızı da olumlu yönde etkiler.
.
.
.
Sadece beden farkındalığınızı geliştirerek kendinize ne kadar büyük bir iyilik yapabileceğinizi anlatabilmişimdir umarım. ☺️💕

****

Kendini arayanların okuması gereken bir başyapıt…
.
Dünyaca tanınan bir psikoterapist olan Rollo May tarafından kaleme alınmış, sizi alıp size doğru bir yolculuğa çıkaran, anlamsız görüneni psikolojik ve felsefi incelemelerle anlamlı hale getiren, ‘2017 EN’ listesine hiç düşünmeden aldığım ve Rollo May’i, Erich Fromm’dan sonra psikoloji alanında ikinci favori yazarım yapan şahane bir eserdi..!
.
İyi ki okudum 🙏🏼💙😌
Sevgiyle tavsiye olunur.
Okuyunuz ifinim. 💙