“İnsanın daima tek ve aynı olduğunu düşünmek en büyük hatadır. Bir insan asla uzun zaman aynı kalmaz. Devamlı değişir. Yarım saat için bile aynı kaldığı nadir görülür. Eğer bir adamın adı İvan’sa o daima İvan kalacak zannederiz. Hiç de değil. Böyle bir şey asla olmaz. Şimdi İvan’dır, bir dakika sonra Peter olur. Arkasından Nicholas, Sergius, Matthew, Simon oluverir ve siz onu hep İvan zannedersiniz. İvan’ın bir şeyi yapamayacağını bilirsiniz, örneğin yalan söyleyemez. Sonra yalan söylemiş olduğunu keşfedip bunu nasıl yapabildi diye hayrete düşersiniz. Aslında İvan yalan söyleyemez, yalan söyleyen Nicholas’tır. Fırsat düştüğünde Nicholas yalan söylemekten kendini alamaz. Bir insanın içinde ne kadar çok İvanlar ve Nicholaslar yaşadığını idrak edince şaşakalırsınız.” Debbie Ford – Niçin İyi İnsanlar Kötü Şeyler Yaparlar?
.
Kitabın adında da sorduğu gibi, iyi insanların niçin kötü şeyler yaptığının cevabını bana veren kitap, yine iyiki okudum dediklerimden oldu. Kitabın her sayfası her satırı çok değerli ama ikinci bölüm yani ‘maskeler’ ve ‘yadsımalardan uyanış’ kısmı beni darmadağın etti. Kendimde kötü diye nitelendirebileceğim şeyleri yapma potansiyelimle yüzleştim. Bunları nasıl dengeleyebileceğimi öğrendim. Çevremde çok iyi tanımama rağmen asla yapmazlar dediğim şeyleri yapan insanların bu davranışları sergilemelerinin ardındaki motivasyonu ve dürtüyü gördüm bu kitap sayesinde.
.
Debbie’nin ‘Işığı Arayanların Karanlık Yanı’ kitabı da çok lezzetliydi; ama bu,
bu,
bu kitap gerçekten inanılmaz bir bakış açısı kazandırıyor insana. Acayip bir şey. Kitabı okumaya başladığımda, sevgili Debbie ‘olumsuz’ diye nitelendirebileceğimiz davranışları sergilememizin nedenlerini kitabın ilk bölümünde öyle detaylı ve uzun anlatmışki, adeta bu konuda seminer verebilecek kadar sizi donatacak bilgiyi sunmuş. Hatta okurken bir ara -eeeee tamam anladımda ‘Bende her şeyi yapma potansiyeli var. İyi de kötü de benim varlığımda barınır. Karanlığımı da kabul ediyorum.’ diyerek her şeyi yapmaya kendine hak görenleri övmek için mi yazmış bu kadın diye söylenmeye başlamıştım ki, kitabın ikinci bölümünü okumaya başlayınca ne dediysem geri aldım.

İkinci bölüm tabiri caizse kafa koparan bir bölüm olmuş. Ahhh hele o ‘maskeler’ bölümünü okurken….. Neyse…..
.
Karanlık tarafımızın varlığını öncelikle kabul edip, aydınlık ve karanlığı nasıl dengede götürebileceğimizin cevabını, bu yanlarımızı dengelemenin hem kendimiz hem de parçası olduğumuz her şey için ne kadar önemli olduğunu anlatan en güzel kitap.
.
Öyle çok not almışım ki kitapla ilgili, bu haftayı Debbie Ford haftası ilan edip sadece bu kitapla ilgili postlar paylaşasım var:) Ama siz benim bölük pörçük alıntılarımla yetinmeyin bence bu kitabı mutlaka okuyun. ‘İyi ki’ diyeceksiniz… Garanti veriyorum 💕🤗