“Siz hiçbir şey bilmiyorsunuz. Bildiğiniz tek şey kitaplar ve kitaplarda yazanlar; hepsi bu. O kitaplar belki de tıpkı sizin gibi insanlar tarafından yazıldılar. Kitapların yüzde doksan dokuzu başka kitapseverler tarafından yazılmıştır. Aslına bakarsanız on tane kitap okuduğunuzda, zihniniz o kadar çok ıvır zıvırla dolar ki on birinci kitabı da kendiniz yazıp, kafanızdakileri buraya boşaltmak istersiniz. Yoksa tüm bu ıvır zıvırla başka ne yapabilirsiniz ki? Kendinizi bu yükten kurtarmanız gerekir…
.
…Bilgili biri olmak çok ucuza patlar. Kutsal metinler oradadır, kütüphaneler oradadır, üniversiteler oradadır; bilgili, kültürlü biri olmak çok kolaydır. Üstelik bilgili biri olduğunuzda, çok hassas bir konuma erişmiş olursunuz çünkü ego, bilgeliğinizin bilginizden, bilgili oluşunuzdan kaynaklandığına inanmak ister. Ego bilgiyi bilgeliğe dönüştürmek ister ve siz de böylece bildiğinize inanmaya başlarsınız…” Osho – İnsan Kendinin Aynasıdır
.
Ego bilmeyi bilgelik sanar. Bilgeliğe giden yolun okul ve kitap okumaktan geçtiğine inanır… Sosyal statüsünü, mezun olduğu okulu, işini, kütüphanesindeki kitap sayısını bilgisinin ölçütü sanar. Bilgelik tüm bu sıfatlardan sıyrılma yoluna girdiğinizde size eşlik etmeye başlardı aslında… Sıfatların olduğu yerde bilgelik olur muydu?
.
Boşuna değildi Şems’in Mevlana ile karşılaştığında yaptığı ilk şey kitaplarını suya atmak ve ona tüm bildiklerini unutmasını öğütlemek… Kim olduğunu hatırlama yolculuğunda, öz’e giden yolda bildiklerini (bildiğini sandığın şeyleri) unutmak birinci kuraldı çünkü… Sokrates de dememiş miydi ‘Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir.’ diye?…
.
Bu zatların hiçbir şey bilmeme konusunda bir bildikleri vardı sanırım… 😊
.
Bilgelik, hiçbir şey bilmediğinin-bilemeyeceğinin farkında olmaktı…
Bilgelik, sadece okumak değil; okuduklarını hayatına uygulama konusunda katıksız bir niyette olmaktı.
Bilgelik, belki de yaşamı yaşama sanatını ve yaşamı anlama çabasını elinden gelenin en iyisini yaparak kimsenin yolunu ve yolculuğunu yargılamadan icra etmekti. Çünkü dünyadaki ruhlar kadar O’na giden yol vardı. Ve herkes kendisine verilen en değerli armağanı kullanarak yolunu yürüyebilirdi…