Küçük Prens severler, yoksa siz bu kitabı hala okumadınız mı? ☺️ Yazar Mathias Jung, psikoterapi ve felsefe alanlarında uzmanlaşmış bir araştırmacıdır. Bu kitapta Küçük Prens kitabının içindeki o eşsiz öğretileri, kitabın yazarı Antonie de Saint-Exupery’nin hayatını ve içinde bulunduğu dönemle birlikte çok güzel analiz ediyor. Büyük filozofların, yazarların, şairlerin ve bilim adamlarının buluştuğu bu küçücük kitap, yalnızca Küçük Prens’in başarılı bir incelemesi değil, aynı zamanda hepimiz için son derece değerli bir yaşam kılavuzudur. Bu mavi gezegendeki kısacık gezimizi, doğumumuzdan ölümümüze dek tüm ana ve yan yollarıyla anlatırken, içimizdeki küçük prensi ya da küçük prensesi keşfetmemiz için bize rehberlik ediyor. ☺️ ☀️☀️☀️Kitap bir çok ünlü düşünürden alıntılar yaparak, küçük prensi ve öğretisini nefis şekilde incelemiş. Zaten şahane olan Küçük Prensi dahada şahaneleştirmiş. Hayran olduğum küçük prens’i anladığımı, öğretilerini içselleştirip hayatımda uyguladığımı düşünürdüm. Taaa ki bu kitaba kadar. Bu güzel rehber gözden kaçırdıklarımı görmeme ve inemediğim derinliklere inmeme yardım etti. Küçük Prens okurları&hayranları bu kitabı okumadıysa çok şey kaçırıyor. Benden söylemesi ☺️👓📚🙏

****
“Küçük Prens’le birlikte, alkol bağımlısının gezegeninden ayrılır ayrılmaz, yine bir bağımlıyla uğraşmak zorunda kalırız. Karşımıza çıkan bu yeni adam, aynı anda farklı bağımlılıklara sahiptir; sahip olma ve çalışma hırsı… Hiç durmadan hesaplar da hesaplar. Sigarası elbette üçüncü bağımlılığıdır. Bu iş adamı kendisine soru sorulmasından hiç hoşlanmaz. Sadece hesaplar. Tam olarak neyi saydığını söylemek istemez. ‘Ben ciddi bir insanım; çocukça saçmalıklarla vakit öldürenem.’ Bizden çok daha sebatlı ve yaşamı boyunca, yanıtını alamadığı bir soruyu tekrar tekrar sormaktan asla vazgeçmemiş olan Küçük Prens üsteler. İşadamı sinirlenir. Büyük bir ciddiyetle kendisini ilk rahatsız edenin bir mayısböceği olduğunu söyler. Aslında onu rahatsız etmiş olan doğanın hoş ve vızıldayan bir parçasıdır. İkinci rahatsızlığının sebebi romatizmasının tutmuş olmasıdır. Bu insan yürümekten, yüzmekten ya da gezmekten mutluluk duymaktansa hareketsiz kalıp hasta olmayı tercih eder. ‘Boş gezecek vaktim yok.’ diyerek. İşadamı zaman zaman gökyüzünde gördüğümüz şu küçük şeylerin milyonlarcasını sayar. İsimlerini kesinlikle telaffuz etmek istemez; onun boş işlere ayıracak vakti yoktur çünkü. Sözünü ettiği küçük şeyler yıldızlardır. Küçük Prens şaşkınlık içinde ona beşyüzmilyon yıldızla ne yaptığını sorar. Yanıt çabucak gelir: ‘Hiçbir şey. Onlar benim.’ Derken Küçük Prens kritik bir soru sorar: ‘Peki zengin olmanın sana ne yararı var?’ Bu işadamından önce hiç kimsenin aklına yıldızlara sahip olmak gelmemiştir. ‘İşini bilen’ işadamı patent hakkını almıştır. Peki ama bir insan milyonlarca ışık yılı uzaklıktaki yıldızlarla ne yapabilir? İşadamı onları deftere kaydetmektedir: ‘Onları tekrar tekrar sayıyorum.’ Bu, Küçük Prens için yeterince ikna edici bir cevap olmaz. ‘Boynuma ipek bir şal dolayabilir, ve bir çiçek koparıp onu yanımda taşıyabilirim’ diye düşünür. Fakat; yıldızları gökyüzünden koparıp almak mümkün değildir. İş adamı karşı çıkar: ‘Evet ama onları bankaya yatırabilirim. Yani yıldızlarımın sayısını küçük kağıtlara yazıp, o kağıdı bir çekmecede saklayabilirim.’ Küçük Prens şaşırır: ‘Hepsi bu mu?’ İş adamı: ‘Bu yeter.’ İçimizdeki Küçük Prens – Mathias Jung 

Gerçekten Yeter Mi?