“Büyüklerin gözünde çocuk saygı duyması gereken ama saygı duyulacak bir varlık değildir. Onlara göre çocuğa bakmak ve yetiştirmek sanki zaten çocuğa yapılmış en büyük iyiliktir ve çocuk bunun karşılığını bir şekilde vermelidir. Bu nedenle her türlü müdahalede bulunmaya, karışmaya kendilerinden hak görürürler.
.
Anne babanın temel iki görevi dışında -çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak ve onu gerçek tehlikelerden korumak- çocuğa müdahalelerde bulunmaya çabalaması çocukta ‘ben yetersizim’ inancını yerleştirmeye başlar.
.
Çocuğun kendi başına öğrenme çabası engellendiği oranda bu olumlu programın yerini yetersizlik düşüncesi almaya başlar. Örneğin kendi çabası ile koltuğa tırmanmaya çalışan çocuğa arkadan iterek yardım edilirse çocuk ‘ben tek başıma yapamam’ düşüncesini yerleştirmeye başlar. Ya da tek başına yemek yemeye çalışan çocuğun elinden kaşığı alır ve ona yedirmeye çalışırsak ‘sen yapamazsın’ mesajını vermiş oluruz.” Dr. Bülent Uran – En Derin Hipnozumuz Değersizlik İnancı
.
Bırakın küçükken yapılan müdahaleleri, yetişkinlikte dahi, bireyin kendiyle ilgili aldığı her kararda söz hakkına sahip olduğunu düşünen, çocuğu yetiştirmekle çocuğa sahip (efendisi) olduğunu sanan bir ebeveyn sistemimiz yok mudur?
Aile-kültür yapımız çok köklü ve çok fazla artısı olsa da, bu yapıda; kişinin birey olma yolcuğunda çok fazla engel teşgil eden şeyler de var. ‘Büyüklere hürmet’ paravanının arkasına gizlenmiş, yetişkin bedenlerde yaşayan küçük çocuklarız aslında. Saygı duymayı, hürmet etmeyi bile yanlış anlamışız. Vicdan tehtidiyle bağımlı hayatlar süren büyüyememiş yetişkinler olarak kalmışız…

****

‘Haklı olsam ne olur, haksız olsam ne olur?’ benzeri bir yazı değersizlerin kitabında yazmaz. Çocukluğundan beri her durumda suçlanmış, hep hatası açığa çıkarılmaya çalışılmış, kendi suçu olmayan durumlarda bile suçlu ilan edilmiş, cezalandırılmış, kurtulmak için yalandan başka çare bulamamış, anne babasının kendi değersizliğini gizlemek için çocuğu harcamaktan gözünü kırpmadığı bir ortamda büyümüş kişilerde haklı çıkma çabası diğer çabalara göre daha üst düzeydedir.
“Çevremde bir şeyler ters gidiyorsa kesin ben suçlanırım ve hemen kendimi savunmam gerekir” inancının hipnozudur bu davranışlar.
Çocukken her şeyi ret ederek ‘ben yapmadım’la başlayan, gözü kapalı suçu başkasına atan bir süreçtir bu. Basit bir tartışmada bile değersizlik inancı güçlü olan kişiler görüşlerini ölümüne savunurlar. Hele bir de eleştiri varsa, yani saldırı daha belirginse savunma basit tartışmadan çıkıp öfke gösterisine, kavgaya doğru akmaya başlar.”
Dr. Bülent Uran – En Derin Hipnozumuz Değersizlik İnancı
.
Kitabın yazarı Bülent Uran, bir kadın doğum doktoru. Hayat yolunu hipnoterapi ile kesiştirince, biraz daha derine inip hastalıkların zihinsel nedenlerini araştırmaya başlamış. Sadece hastalıkların değil, hayatta yaptığımız, alışkanlık sandığımız, karakterimiz sandığımız pek çok tutumun da ‘değersizlik inancı’ndan kaynaklandığını keşfetmiş. Kendisinin hem kadın doğum doktoru olması, ve hem de insanların bilinçaltı inançlarıyla çalışıyor olmasından dolayı mıdır bilmem ama; anne karnında başlayan, takip eden bebeklik ve çocukluk döneminde kök inançların nasıl filizlendiğini çok güzel anlatmış.
.
Kişinin insan olma yolcuğunda, yoluna ışık olacak muazzam bir kaynak. ‘2019 EN’ listesine elbette alıyorum. Aynı zamanda gelmiş geçmiş okuduğum en iyi, en faydalı kitaplar kategorisine alıyorum kendisini. Herkes okusun. Ama özellikle anne-babalar, çocuk sahibi olmak isteyenler en az 3-4 kere okusunlar. 🙄

Yorumumu sonlandırmadan önce kitaba minik bir eleştirim olacak: Kitaptaki örnekleme ve analiz kısımları o kadar iyiydi ki, dolayısıyla kitabın son kısmında yer alan kısa-çözüm önerilerini çok yetersiz buldum. Yazar, elbette uyguladığı ve fayda gördüğü (EFT gibi) tekniklerden daha çok bahsetmiş ve diğer yöntemleri yetersiz bulduğunu belirtmiş. Ben kendi kişisel tecrübeme dayanarak şunu söyleyebilirim: bazen kalple söylenmiş sıradan bir niyet bile o inancın değişmesi için yeterli olabiliyor. Ayrıca okuduğum pek çok kitaptan farkındalık kazanarak, özdeğer-özsaygı katmanında ne kadar çok yol katettiğimi geriye dönüp baktığımda görebiliyorum. Bence bu kitabı okumak ve kendi değersizlik inancınızın, bilinçaltı savunma yöntemlerinizin farkında olmak ve bilinçli olarak bu eylemlerinizi değiştirmeye gönüllü olmak da başlı başına dönüşüm için yeterli olabilir. 💙
.
Çözüm kısmına katkı sağlaması açısından; ek kaynak olarak Saim Koç’un Özsaygı kitabını ve Nil Gün’ün Özgüveninizi Geliştirin ve Özsaygınızı Yükseltin meditasyon cd’lerini öneririm.
.
Okuyana, niyet edene şimdiden şifa olsun. 🙏🏼