Aşkın Gözyaşları, tasavvuf alanında en sevdiğim biyografik roman dizisi sanırım. O kadar ki; okumaya kıyamadıklarımdan… Seri beş kitaptan oluşuyor. İlk kitap Şems’in dilinden kendi hayat hikayesini anlatıyor. İkinci kitap Mevlana’nın hayat hikayesini Mevlana’nın dilinden anlatıyor. İlk iki kitapta Şems ile Mevlana’nın dostluğuna yakından şahit oluyorsunuz. Üçüncü kitap, Mevlana’nın kızı Kimya Hatun’un hikayesini anlatıyor. Şems ile evlendiği için Şems’i daha yakından tanıyor, başka bir gözden Şems’i okuyorsunuz. Aynı zamanda babası Mevlana’yı da kendi bakışından öyle güzel tasavvur ediyor ki… Çok güzeldi… Benim yeni okuduğum; bu dördüncü kitap ise, Hallac-ı Mansur’un hayat hikayesini Şems’in dilinden anlatıyor. Son kitap ise Yunus Emre’yi anlatıyor. Tavsiyem elbette sırasına göre okumanız. Çünkü seride ilerledikçe; hikayenin içinde okuyucuya verilen tasavvufi bilgiler de adım adım derinleşiyor.

Dördüncü kitaba mest oldum. Bayıldım. Okuyalı bir hafta oldu ama kitabın hala etkisindeyim….
Mansur, görüşleri ve yaşamıyla hala tartışılan, kimilerinde hayranlık, kimilerinde öfke uyandıran bir tasavvuf ehlidir.
Vakıf olduğu yüksek derecedeki manevi ilmi, bunu anlamaya hazır olmayanlara açık ettiği için, bu anlamayan çoğunluk tarafından kafirlikle suçlanmış ve tutuklanıp korkunç bir şekilde idam edilmiştir. Buna zemin hazırlayan ise o dönemdeki toplumsal, siyasal ve dinsel gerilim olmuştur.
Hallac, “En’el Hak” demiştir.
Yani; ben Hakkım demiştir.
Yani; Tanrı’nın suretinde yaratıldığını ilan etmiş, her hücresinde hissettiği bu gerçeği dışarıya haykırmıştır. O’nun ulaştığı bu mertebe, bu mertebeye ulaşmayanlar tarafından elbette anlaşılamadı…
Şirk koşmakla suçlandı…
Hallac yakalandı ve kan görmek isteyen bir topluluk önünde katledildi.

Diken diken olarak okudum hikayesini. Bu mutasavvıf, uzun zamandır yakın markajımdaydı. İlk tanışmam Sinan Yağmur vesilesiyle oldu. Hayat hikayesini başka yazarlardan da okumaya niyet ediyorum.

“Hiç tasavvuf okumadım, nereden başlayayım?” diyenlere her daim ilk tavsiyem bu seriden başlamalarıdır. Mevlana ve Şems’in hayat hikayelerini okumadan Mesnevi’yi okumak iyi niyetli bir yaklaşım olsa da daha önce tasavvuf okumamışlara ağır gelebilir. Naçizane tavsiyem; Mevlana, neler yaşamış, ne badireler atlatmış da Mevlana olmuş, Mesnevi gibi eşi benzeri olmayan bir kaynağı yazacak manevi mertebeye ulaşmış? Önce bunu kavramak gerektiğini düşünmekteyim.
Kısaca tasavvuf severler, bu seriyi okuyun. Okutturun. 🙏🏼
Not: 2019 EN listesine ışık hızıyla alıyorum kendisini. Hoş geldin Hallac.