Bir insana niye aşık olursunuz? Onun güzelliği mi büyüler sizi? Aşık olmak için, bir insanda aradığınız en belirleyici özellik güzel olması mıdır?

Her güzele aşık olur musunuz? Ya da aşık olduklarınızın  hepsi güzel miydi?

Çeşitli aşklar yaşadıktan sonra, yağmurlu bir öğleden sonra evinizin balkonundan ıslanarak baktığınız sokakta salınarak yürüyen alımlı bir kadın mı çeker sizi kendine?

Hiç tanımadığınız, tanışalı henüz yarım saat bile olmamış birine aşık olur musunuz? Yoksa aşık olmak için tanımak gerektiğini, uzun bir zaman flört etmeden aşık olunamayacağını mı düşünürsünüz?

İlginizi çeken biriyle tanışır tanışmaz onu merak etmeye başlamadınız mı hiç? Ne iş yaptığı mesela; ne kadar önemli sizin için? Siz de yapılan işin, gidilen yerin, evde nasıl zaman geçirildiğinin, izlenen televizyon kanallarının aşık olacağınız kişinin öğrenmek istediğiniz özellikleri arasında olduğunu mu düşünmektesiniz?

Seneler önce bir vasfı yokken ya da o vasfı siz görememişken umursamadığınız, burun kıvırıp geçtiğiniz, çok sonraları ilgi çekici bir mesleğe sahip olmuş olarak gördüğünüz birini, birdenbire depreşen bir merakla çekingen bakışlarla süzmeye başladığınızı fark ettiğiniz oldu mu? O hiç de çekici olmayan sıradan insan sonradan bir mimar olarak karşınıza çıktığında, onu masanın başında ciddi ciddi çizim yaparken hayal etmediniz mi hiç? Ya da o çekingen adam bir süre sonra, birdenbire hastalanıp gittiğiniz hastanede karşınıza beyaz önlüğü ve stetoskopuyla gözlerinden bilgi fışkıran, kendine olan olağanüstü güveniyle bir doktor olarak ortaya çıktığında bir gece vakti, siz gittikten sonra sabaha kadar bir o hastaya bir bu hastaya koşturan halini düşünmediniz mi evinize döndüğünüzde?

Vücudunu idare eder bulduğunuz ama yüzünü çok beğenmediğiniz bir kadın bir zaman sonra büyük bir şirketin müdiresi, sorumlusu, yetkilisi olarak karşınıza çıktığında hükmedici, otoriter tavrının yüzüne inanılmaz bir dişilik verdiğini fark etmediniz mi kendi kendinize hiç?

Yanıbaşınızdaki fark edemediğiniz, umursamadığınız birini merak edeceğiniz, daha fazlasını öğrenmek isteyeceğiniz, o gizli bahçesinde dört nala koşmak isteyeceğiniz bir halde görmediniz mi; sanki metamorfoza uğramış haliyle karşınızda hararetli hararetli konuşurken? O şaşkınlığınız teklifsiz bir bakışa, gizlenemeyen bir arzuya dönmedi mi hiç?

Peki bir insana niye aşık olursunuz? Sonradan edinilen kartvizitler midir yoksa aşık olduklarınızda sizi çeken? Sonradan gelenler geldikleri gibi habersiz gidiverirse ne olur peki aşkınıza? Sevmeye devam eder misiniz hâlâ? Yoksa törpülenir mi aşkınız? Yoksa aşık olduğunuz bir insan değil mi? Onun üzerine giydiği bir gömlek gibi sonradan edindiği nitelikler mi sizi çeken, yoksa salt o mu?

Kaçımız bu soruyu kendimize sorduk acaba? Kaybedişlerle sınandı mı kazançlarınız hayatınızda? Kaybedişlerle mi kazandınız? Kazançlarınızla mı kaybettiniz? Ne kazandınız, ne kaybettiniz?

Bir insanın güzelliğine mi aşık olursunuz, ya da aşık olacağınız insanda aşık olduğunuz başka bir yaşam, başka bir gömlek, başka bir hayal mi var? Salt kendisine aşık olduğunuz biri mi yanıbaşınızdaki, yoksa gömleğini çıkardığında sizin de aşkınızdan sıyrılacağınız biri mi?