Üstad. Carl Gustav Jung. (1875) İsviçre’nin Kesswill kentinde doğmuş olmasına rağmen, Avrupa’lı Mistikler, Din Adamları, Gnostikler hatta Akademisyenler tarafından, 25 yaşında Zürih’te başladığı Psikiyatri eğitiminden dolayı ‘Zürih’li Büyücü olarak adlandırılır. Oysa Jung, Zürih’te doktorluğunun ötesinde, ruhun gizemlerini, uykunun karanlık büyücülüğünü gören, rüyanın ilk sözü de son sözü de söylediğini duyan Kahin-Rüyacı, Mistik ve inisiyedir.

Jung’ un yolculuğu , Zürih’ ten önce çocukluğunun geçtiği rahip evinde, Konstanz Gölü ‘nü saatlerce seyrettiği uzun ve yalnız yürüyüşlerde başlamıştır. Düşlerinde kara cübbeli Cizvit Papazlarından korkmakta, kubbeli saraylarda dolaşmaktadır.

Bu düşler Fallus’u (1) Yeraltı Tanrısı ile ilk karşılaşması ve Karanlıklar Ülkesine ilk giriş iznidir. Jung’ un bir de gizli bir dil kurduğu taştan bir adamı vardır (2) ve bu taştan adam da yıllar sonra ‘İnsanın değil Tanrı’nın ülkesi’ Afrika’ya yapacağı yolculukların balta girmemiş ormanların, büyünün, önce ilkel insanın arkaik benliğini, sonrasında insanın keşfedilmemiş benliğini öğrenmesine yardımcı olacaktır.

Bu giz, tüm yaşamı boyunca gerçekleştirmeyi asıl amaç edindiği bölünmez bütünlüğü ; bireyselleşmeyi hazırlayan en güçlü ruhsal fenomenlerdendir. Harfler yerine sayısal değerleri koyarak işlemleri sonuçlandırdığı okul günlerinde bayılma nöbetleri geçirmiş,

bu nöbetleri uzun doktor tedavileriyle değil kendi kendini telkin ile ‘kendini yetkilendirme’ ile atlatmıştır.  Etrafı Goethe ile akrabalığını sorarken, Jung ‘Şeytanı ciddiye almış’ birini bulmaktan mutlu, Mefisto’ yu daha fazla yakmaya gönüllü idi. Şeytan ile Katedraldeki Tanrı arasında kaldığı, babasının ‘Düşünme sadece inan’ dediği yerde, ‘bu deneyimi baştan sona yaşayabilirsem beni kutsa ve aydınlat ‘ deneyiminden geçerek inanmıştır. İnanmıştır çünkü Tanrı ve Jung sonrasında hep beraber oldular.

Jung’ un ilk Animası (3) annesi , Hristiyan inancından daha öncesine ait doğayla ilintili bir Pagandı. Annenin güçlü sevgisiyle birlikte, patavatsız ve korkutucu doğal zihni bu kökleri zaman zaman ele veriyor Jung u ürkütüyor ancak kozmosun güzelliğine açıyordu.

Babasını ise kişilik olarak daha zayıf buluyordu, ilişkilerinin en zor ve en güzel dönemini dinsel sorularını en çok sorguladığı, babasının ölümünden önceki aylarda yaşamışlardır. Ölümden Sonra Yaşam ile Babasının ölümünden sonraki düşlerde karşılaşmıştır.

Ölüm imgesi ve Ölüler Jung ile Basidilies’in ‘Ölülere Yedi Vaaz (4)’ına kadar gelecektir. Jung aynı dönemde entellektüel birikimini oluşturmaktaydı, ancak bilimin tüm kainatın bilgisine ulaşmak için kapıları açtığını, gerçek sezgiye çok az yaklaştırdığını fark ettiğinde, ruhların iyileştiricisi olacaktır. Antikçağ Bilgilerinden Teurjik ritüllere kadar vizyonunu açmıştır.

 

‘Rüya görürken bizden önceki insanlığın tüm düşüncelerinin içinden geçeriz ‘diyen Nietzsche’ de kendi karanlığı ile dehşetle yüzleşmiş, Faust ve Zerdüşt birbirlerini tamamlayarak, Üstad Jung’ u tüm Mistikler gibi gölgenin iblisiyle aynı ipte alacakaranlıkta karşılaştırmıştır. Çünkü Demon Est Deus İnversus’, Şeytan baş aşağı döndürülmüş Tanrıdır.

Gözlerin arkasını gören gözlerde, psikiyatri kariyerinde insana dair kazandığı içgörüyü hastalarında, ruhun kavramlara değil, yaşama üflendiğini öğrenerek kazanmıştır. Jung bu süreçte sembollerin deneyiminden geçen ve aktif olarak sembollere katılan insan ile ego ve bilinçdışı birlikteliğinde arketiplerin derinliğine inmeye başlamıştır.

1907 de Büyük karşılaşma gerçekleşir, Freud ile Jung Viyana da tanışır, ilk gün 13 saat, sonra 1909 ‘da kadar hep konuşacaklar ve tartışacaklar yanyana olacaklardır. Bu yıldan sonra Birinci Dünya Savaşı, Üstad Jung ‘a savaşa tanıklık etmenin acısı ile rüya gerçek zamanında kan sellerinin boğduğu insanların kabuslarıyla gösterilecektir.

Kollektif Bilinç kapılarını bir daha kapatmamak üzere açmıştır. Kahinin ve Rüyanın yolcuğundan bir daha dönülemez.
……

Doktor Jung Doktor Freud ile birlikte çalıştığı dönem boyunca, hem mesleğiyle hem Freud ile ilgili derin bir araştırma süreci geçirmiştir. Doktor Freud ‘un psikanaliz içinde açtığı yeni alandaki nevroz psikolojisi ve bastırılan duygulara dair analizleriyle birlikte ‘Ruha Karşı Oluşu’ Cinsellik Kuramını bir dogma – kale olarak savunması ve koyduğu kesin hatlar Jung’un Analitik Psikoloji Ekolünü kuşkusuz beslemiştir. Freud aslında psiko cinselliği ortaya koymuş büyük bir insandır ve belki kendine düşman bir kahramandır…

Freud ‘un birçok duyguyu bağlayıcı cinsel enerjisi Libido enerjisi, Jung’ un insanın dünyaya uyum sağladığı enerji Persona ‘ya dönüşmüştür. Jung’ ta Egosuyla ve idealleriye oluşmuş bilinçli Persona , bireyle toplum arasındaki uzlaşmayı onaylar.

Jung Freud ‘u 1909 ‘da Bremen ‘de bataklık cesetleri ile sobelemiş 1912 de Münih ‘te Firavun 4.Amenofis ile ilgili bir konuşmada Freud ‘un Baba yı Öldürme Fantazisini yakalamıştır. Bu Jung’un Freud ‘un Ardılı olmayacağının açık ifadesidir.

Jung Freud’ un cinsellikteki arkaik izlerini takip etmiş ancak ruhsal bütünlükte cinselliğin tek unsur olmadığını keşfetmiştir ve arketipsel ifadede Tanrı ‘nın karanlık yüzü Yeraltı Ruhu cinselliktir.

Jung Psikolojisi içinde hala Libido nun geniş anlamı hala tartışılmaktadır.

Jung Freud ‘tan sonra hem düşlerini daha fazla izlemeye başlamış hem de alanında daha fazla kuram geliştirmiştir.

Avrupa ‘da Savaş devam ederken Jung düşlerindeki *Philemon ile gölün kenarındaki ölü kuşlarla haberleşiyordu. Philemon ‘nun Üst Sezgisi daha sonra Kralın Ruhu KA ‘nın doğası ile birleşecek Jung simyada iki bilgiyi bütünleştirecektir.

*‘Herkesin gizlice sokulduğu kapıları cüret et sen ardına dek açmaya…’  Faust


Dip Notlar:

(1) Fallus: Erkeklik, Eski dinlerde güç sembolüdür.

(2) Taştan Adam Primitif Kültür ile ilintilidir. Taştan adam ile kurduğu gizli ve özel dilin arketipsel bilgi ile bağlantılı Kabbalah veya Havas gibi sembolik bir dil olduğu araştırılmaktadır. Çünkü Jung hem Kabbalah hem de Tasavvuf ile pratik düzeyde de ilgilenmiştir.Son bölümde Üstad Jung’un ölmeden önce gördüğü rüyada anlatılacaktır.

(3) Anima : Jung‘ ta Bilinçdışı dişi doğa, İçsel kadın imgesi. İçsel Erkek imgesi de bilinçdışı eril doğa Animus ile sembollenir.

(4) Ölülere Yedi Vaaz Jung ‘un Basidilies adıyla yazdığı Gnostik bilgi ve Kabbalah göndermeleri taşıyan eseridir.

Philemon: İlk Arketipsel Ruh imgesi.Jung’un düşlerinde kanatlı boğa boynuzlu yaşlı adam ,4 anahtarı Jung’a teslim etmek için gelmiştir.

KA: Kralın bedenleşmiş Ruhu Bir elinde kutu bir elinde mızrakla görünen

‘Tanrıları altının içine gömen benim’