felixkedikopekİnsan bir hayvanı sevene kadar ruhunun bir parçası uykuda kalır.

Onları doğalarından kopardık, evcilleştireceğiz diyerek şehirlere getirdik. Savaşa ölüme beraber gittik, arabaya sürüp kırbaçladık, sergilemek için kilitledik, eğlendirsin diye dövüştürdük.

Üzerlerine bahis oynadık, yaraladık. Avladık, örtündük.

Laboratuarlarda üzerlerinde deneyler yaptık, türlerini karıştırdık, genleriyle oynadık, katlettik, soylarını tükettik.

Oyuncak diye aldık sıkıldık otoban kenarlarına bıraktık.

Soğuk gecelerde bir tekme de biz vurduk. Kestik internette yayınladık.

Dövdük, vurduk, sakat bıraktık, üzerlerinden arabayla geçtik,

asit döktük, zehirledik. Kaç sene bize dostluk etmiş olursa olsun,

bir gece de sokağa attık. Bebekleri kokar diye soğuğa bıraktık. Barınaklarda üst üste yaşamalarına bile dayanamadık,

uzak ormanlara, ıssız adalara attık, birbirlerini öldürsünler diye…

Cinsi bu olsun, yüzü beyaz olsun, patisi benekli olsun dedik istemedik.

Evdeki yemek artıklarını, ekmek kırıntılarını bile çok gördük.

Ruhlarımız Uykuda!!!

Her gün binlerce şiddet görmüş, aç bırakılmış,

öldürülmüş, sokağa atılmış, tecavüz edilmiş hayvanın haberlerini duyuyoruz.

Merhametsiz, insafsız hatta inançsız, insanlığını unutarak “Her hangi bir canlıya şiddet göstermenin sonraki adımının insana şiddet olacağını” da unutarak, Katleden zulmeden bir dünyada yaşıyoruz.

Biz yorgunluğumuzu, üzüntümüzü kendi dilinde şarkılarla unutturan, kuyruğuyla merhaba diyen,

patisiyle uyandıran, gözleriyle konuşan,

başını okşamadan yemek yemeyen,

çok aç olsa da, çok kirli olsa da hep güzel,

yıllarca yoldaşlık, arkadaşlık, bekçilik yapan,

mutlaka kendi dilinde teşekkür eden

CAN DOSTLARINI tanımak, onlarla yaşamak onlardan öğrenmek,

şansına ve fırsatına sahip olanlarız.

Bu canlılara merhamet çağrısıdır.

Bir kedinin, köpeğin başını okşamadan,

karnını doyurmadan,

sahiplenecekseniz ömür boyu sahipleneceğinize inanarak yuvanızı açmadan,

sokak köpeklerinin bir defa gözlerine bakmadan,

bir güvercinin yavrularını nasıl beslediğini seyretmeden,

dövüştürülmüş yaralı bir pitbull’ un veya horozun,

deney hayvanlarının hikayesini okumadan,

kırbaçlanan bir atın, kafesindeki bir hayvanın,

yaralı fokların,

otobanda yaralı yatanları görmeden,

bir defa barınaklara gitmeden bu dünyadan geçmeyin.

Ruhlarınızı uyandırın!

Bilgilendirme:

“5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu 01 Temmuz 2004 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Çevre Bakanlığı tarafından uygulama yetkisi 202 sayılı yazısı ile valiliklere verilmiştir. 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununun, Yasaklar Bölümünde madde.14-(a) bendinde ”Hayvanlara kasıtlı olarak kötü davranmak, acımasız ve zalimce işlem yapmak, dövmek, aç, susuz bırakmak, aşırı soğuğa ve sıcağa maruz bırakmak, bakımlarını ihmal etmek, fiziksel ve psikolojik acı çektirmek yasaktır.”

“Siz de O’ nun yarattıklarına merhamet ediniz ki,
size de semâ ehli merhamet etsin.” Mevlana Celaleddin-i Rumi

İlgili Linkler:

http://www.onlarbizimkedilerimiz.org/
http://www.yasamhakkinasaygi.com
http://www.sessizkalmasucaortakolma.com
http://www.askidailacvemama.com
http://www.sahipsizsiniz.com
http://www.ekmekagaci.com
http://www.barinak.gen.tr/
http://www.sokakhayvanlari.com/
http://www.dohayko.org
http://www.haykod.org