İnsanın enerji alanı (aurası) her bir insanın ruhsal tekamül seviyesine göre değişiklik gösterir. İnsan düşünce bazında genişledikçe aurasıda genişler. Ve aura (manyetik alan) ne kadar genişlerse ileri gidebileceği her frekansı kendine doğru çekmeye başlar. Bu durum tamamen insanın içinde bulunduğu ruhsal duruma (düşüncelerine ve duygularına) bağlıdır.

İnsan dünyaya gelip yetişkin biri olmaya başladığında, beyni, aklı ve mantığı gelişir, belirginleşir. Ve bunun sonucu çeşitli etkiler ve frekanslar, enerjiler, belirgin bir biçimde ortaya çıkmaya başlar. İnsan zihninde ürettiği bütün bu değişik düşünce kalıplarını, inanç sistemlerini dalgalar halinde ilk önce ruhuna, sonrada boşluğa (evrene) verir. İşte bu, insanın aurasıdır. (Işın bedenidir)

Pozitif düşünceler ve enerjiler, auramızın (ışın bedenimizin) yaşam kaynağıdır. Ve devamlı ışın hücreleri oluşturur ve devamlı toplar. Bunun adına sevgi de diyebiliriz.

Negatif düşünceler ise, devamlı verir ve alamaz. Bu veriş, bir boyutta artık kişinin kendi aurasından (ışın bedeninden) verişe döner. Ve çeşitli hisler sonucunda (ego, bencillik, öfke, korku, kıskançlık, dedikodu, nefret vb. gibi) beyin artık pozitif düşünce üretemez ve auraya (ışın bedene) yeni hücreler, yeni enerjiler kazandıramaz. Tam tersi diğer hücreleri de yokeder. Bu durum hastalıklara zemin hazırlar.

Hastalık, yaşam enerjinizdeki kesilmelerin yada dengesizliklerin sonucudur. Hayatınızda sizin yaptığınız ya da yapılmasına izin verdiğiniz dengesizlik ve rahatsızlıklarla ilgili olarak, bedeninizin sizi bilgilendirme işlemidir. Böylesi kesiklik ya da dengesizlik, üzüntülerden, gerginliklerden, sürekli olumsuz ruh halinden kaynaklanabilir. İçinde bulunduğumuz ruhsal durumdan dolayı aura ve şakralardaki enerji akışında meydana gelen bu değişiklikler, insanın enerji bedeninde bir dengesizlik yaratır. Meydana gelen bu dengesizlikler veya enerji eksikliği, fizik bedenimizde hastalıkları oluşturur. Hastalık, fiziki bedende kendini göstermeden önce, psişik ya da astral bedende, aura’da görünür. Aura okuyabilen bir kişi, hastalık meydana gelmeden önce onu teşhis edebilir ya da en azından bir hastalığın gelmekte olduğunu söyleyebilir.

Bedenimiz enerji ile yaşar ve evrendeki enerjiye ihtiyaç duyar. Evrensel enerjiyi bedene alma yollarından biri bilinçli ve düzenli olarak yapılan solunum egzersizidir. Prana yahut “hayat enerjisi” adı verilen bu enerji ve oksijen, bedene ve zihne canlılık verir.

Ayrıca şakralar üzerinde yapılan çalışmalar, renk çalışmaları, imgeleme çalışmaları, çeşitli meditasyonlar ve yoga çalışmaları, kendimizi bilme ve bulma yolunda yapılan her türlü kişisel gelişim çalışmaları, beyin kapasitemizi gittikçe arttıracak ve auramıza (ışın bedenimize) iyice pozitivite yükleyecektir.

Aldığımız enerjiyi kendimizde tutmak ve sağlıklı kalabilmek için şunlara da dikkat etmeliyiz:

1. Hayatta karşılaştığımız olaylarda dengede kalmayı öğrenmek.
2. Diğer insanlarla olan ilişkilerimizde iyilik ve sevgiyi ön plana almak.
3. Düşüncelerimizi kontrol ederek, pozitif düşünme alışkanlığını kazanmak.
4. Enerjimizi iyi yönde kullanmak.

Konuk Yazar