Eğer reiki eğitimini yeni almış birisiyseniz ve hocanız sizi internet üzerindeki e-posta gruplarından birine üye ettiyse karşılaşacağınız mailler aynen şu şekildedir: Mesajların %70’i acil reiki talep eden hasta yakınlarındandır, %10 gruba yollanmış güzel mesajlar veya yazılardır, %10 soru soranlardır, %10’luk kısım da “ve diğer” bölümünü oluşturur. Bu “ve diğer” bölümünün içinde de her sene düzenli olarak mutlaka ama mutlaka birileri “Reiki eğitimleri neden paralı, evrensel enerji değil mi bu, kimin enerjisini kime satıyorsunuz feleksizler.” mealinde bir mesaj çakar. Sonrasında atılan mesajlar da ortalığı şenlendirir. Birileri birilerini tezgah açmakla suçlar, diğerleri her şeyin bir karşılığı olmalı der, kimisi çok ayıp ediyorlar vs. tarzı yanıtlar verir… Her sene düzenli olarak bu böyle yaşanır ve yaşanmaya da devam eder. Nacizane bendeniz de, bu tartışmalar hakkında, yani esasında reiki ve diğer ruhsal eğitimlerden para alınması hususunda görüşlerimi belirtmek istiyorum.

Aslında bu köşede yayınlanan önceki yazılarımda, kapitalizmin spiritüalizmi keşfi üzerine eleştirilerimi belirtmiştim. Fakat bu eleştirilerim, paralı ruhsal eğitimler hakkındaki görüşümü değiştirmiyor: Ruhsal eğitimler paralı olabilir, tabii ki hakkıyla yapıldıkları sürece! Bu cümlede “hakkıyla yapıldıkları sürece” sözcüklerinin altını üç kere çizmem gerekiyor. Bunu reiki eğitimlerinden örnek vererek açıklamak istiyorum. Benim kendi eğitmenim, yıllar boyu reklamcılık yapmış bir zat-ı muhterem. Reiki ile tanıştığında, bu öğretiyi hayat yolu olarak belirlemiş ve tüm işini gücünü bırakıp, tüm zamanını reiki eğitimine adamaya karar vermiş. Ben onunla tanıştığımda, bunu yapmasının neden bu kadar önemli olduğunu anlamıştım, çünkü reiki eğitimi, sadece insanlara bilgileri ver, inisiye et, sonra sal gitsin şeklinde olmuyor. Ha bunu yapanlar da mevcut ama ben burada düzgün bir reiki eğitiminden bahsediyorum. Benim eğitmenimin telefonları hiç durmazdı, sürekli öğrencilerinden gelen soruları yanıtlardı ki ben de bir reiki uygulayıcısı olduğum için çok iyi biliyorum, çalışmalarınız esnasında aklınıza binbir türlü soru geliyor ve yanıt arıyorsunuz. Hocanız kendini tamamen kendini bu işe vakfetmiş biri değilse de yanıt almanız zor oluyor. Yani elbette ki hem başka işlerde çalışıp, hem de reiki eğitmenliği yapan kişiler vardır ve ellerinden gelen desteği vermeye çalışıyorlardır, fakat burada önemli olan nokta kendini hangi işine daha kanalize ettiğin noktası. Benim şahsen tanıdığım sayısız ruhsal eğitmen var, ama kefil olabileceklerimin sayısı bir elin parmaklarını geçmez, onların hepsi de kendini yollarına adamış insanlardır. İşte bu noktada şunu da belirtmem gerekiyor ki kendini öğretinin yoluna adamış insanların karşılaştığı bir sorun var ki bu aslında hepimizin derdi, bu insanların geçimi. Kimse bu insanlara mesela büyük bir hipermarketin kapısından içeri girdiğinde “Ooo büyük reiki üstadı Ayşe Hanım gelmişler, aman efendim aman, tüm marketimiz sizindir, siz evrensel enerjiyi öğreterek büyük bir hizmet yapıyorsunuz, biz de size hizmet edelim.” demiyor. Kira da ödüyorlar, fatura da, çocuklarının okul masraflarını da… Bu insanlar, başka hiçbir işte çalışmayıp, kendilerini tamamen öğrettiklerine adıyorlar. Haliyle de geçimleri için belli bir ücret talep etmeleri normal. Onlar, evrensel enerji satmıyorlar, öğretim için ayırdıkları zaman ve emek için para alıyorlar. Bu da bana çok mantıksız veya acayip gelmiyor. Fakat bunu söylerken işin diğer yönünü de anlatmam gerekiyor ki yanlış anlaşılma olmasın, o da sersem tavukları “sevenler” yani kısacası spiritüel kapitalistler.

Bundan birkaç sene önce ruhsal eğitim veren bir arkadaşımla oturup muhabbet ediyorduk. Bu kardeşimiz sürekli farklı adlarla çeşitli ruhsal eğitimler üretir dururdu. Konuşmamız esnasında bana gayet açık şunu söyledi: “Hasan, benim işin felsefesi falan umurumda değil, bu işe sadece parası için girdim ve gayet güzel kazanıyorum.” Bu konuşma beş sene önce gerçekleşti, o günden bu güne benim bu arkadaşın mantığında bir sürü kişi pırtladı maalesef piyasada ve neler neler duyuyoruz, aklımız şaşıyor. ABD’de bu işler almış başını yürümüş ve nerdeyse tamamen ticarete dökülmüş vaziyette, çok çok az sayıda öğretiye kendini adamış eğitmen olduğunu Tiziano Terzani’nin “Atlıkarıncada Bir Tur Daha” kitabında okumuştum. Biz bu öğretileri yurtdışından ithal ederken, ticari mantığı da beraberinde aldık ve ne kadar üzücü ki günümüzde ortalık ruhsal eğitmenden geçilmezken, bu kişilerin çoğunluğunun temel amacı, bir şeyler öğrenmek için şaşkın şaşkın ortalıkta gezinenleri yolmaktan ibaret. Bu kişilerin verdikleri zararlar sadece maddi değil, manevi olarak da kişileri altüst ediyorlar, yarım yamalak bildikleriyle hem kafaları karıştırıyorlar, hem yanlış yönlendiriyorlar, hem de kişilerde hayalkırıklıkları yaratıp, öğretilerden soğutuyorlar. Bugün ruhsal öğretilere tepki gittikçe artıyorsa ve bu öğretiler “paralı ev hanımları”na mal ediliyorsa, bunda önceliği para kazanmak olanların rolü de büyük. Bir nev’i kendi kendisini baltalamak derler buna, ama aynı zamanda gerçekten faydalı olabilecek öğretilerden insanları uzaklaştırıyorlar

Peki illa para şart mı diyeceksiniz bu öğretileri öğrenmek için. Hayır, parasız eğitim verenler de var elbet veya benim eğitmenim gibi maddi durumu uygun olmadığını belirtenlere parasız eğitim verenler de var ki mesela ben bu eğitimleri aldığımda öğrenciydim ve param yoktu. Benden hiçbir ücret talebinde bulunmadı hocam, ama eğer maddi durumum yerinde olsaydı ödemek isterdim. Ha ben ona karşılığını ödemedim mi, ödedim, çünkü ödemek istiyordum. Ona web sitesi yaptım veya çeşitli konularda yardımcı oldum vs. Yani bir şekilde benim hayatımda çok kullandığım bir öğreti için bedelini ödemiş oldum. Yine tekrar edeyim benden hiçbir şey talep edilmedi, ama öğretinin bana kattıkları karşısında ben de bir şeyler yapıp ödemek istedim. (Not: Burada eğitmenimin reklamını yapma amacım yok, ayrıca kendisi de zaten artık reiki eğitimi vermiyor.) Fakat şu da var ki, mesela maddi durumu çok iyi olan bir arkadaşım, “Ben şimdi gidip o parayı ona vereceğim gider bilgisayarıma parça alırım, bana parasız öğretiyorsa öğretsin.” Benden nasıl bir yanıt aldığını buraya yazmayayım hani. Zaten eğitimlere bu şekilde katılanların çoğu da, uygulamalara bir iki gün heves ettikten sonra devam etmiyorlar ve sadece “ben şunu biliyorum” yaftasını üzerlerinde taşıyorlar. Ruhsal eğitimler, öyle öğrendim de sonra peşini bıraktım, biliyorum ya yeterli şeklindeki bir yaklaşımla fazla bir şey kazandırmazlar. Süreklilik talep ederler ve zaten sizin işin özünü kaptıysanız ve niyetliyseniz, otomatik olarak sürekli uygulama yapar ve geliştirirsiniz kendinizi. Yoksa benim basketbol oynamama benzer haliniz, soranlara oynadım derim ama üç beş kez topu potaya sallamışlığım vardır o kadar.

Son olarak şunun altını çizmek istiyorum: eğer bir ruhsal eğitim almaya niyetliyseniz, hocanızı çok çok iyi seçin. Mutlaka araştırın, kimmiş, neymiş, kimden eğitim almış, uygulamalarını nasıl yapıyormuş vs. sorun soruşturun. Her eğitmenin çevresinde ona aşık birkaç öğrenci de vardır ve onlardan birine rastlarsanız, size şiddetle hocasını övecektir, ama “Her kurtlu baklanın bir kör alıcısı vardır.” sözünü de unutmadan yaklaşın herkese. Karşınızdaki kişi içinize gerçekten sindiyse eğitime başlayın, eğitimden beklediğinizi bulamadıysanız başka hoca arayın, hepimiz hata yapabiliriz. Ayrıca ruhsal öğretiye de dikkat edin, önünüze çıkan her enerji sistemine atlamayın, bazı enerji sistemlerinin de insanları söğüşlemek için birilerince üretilmiş olduğunu da unutmayın. Ben şahsen altı senedir klasik Usui reiki uyguluyorum ve başka hiçbir enerji sistemine ihtiyaç duymuyorum. Soranlara da bunu öneririm, tabii eğitmeninizi iyi seçmeniz kaydıyla…

Hasan 'Sonsuz' Çeliktaş

18 Kasım 1976'da Mersin'de doğdu. Toros Koleji'ni bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü'ne girdi. Fakültesini çok sevdiğinden mezuniyeti sonrasında oradan ayrılamadı ve asistan kadrosunda eğitim hayatına devam etti. 2005'te ise İzmir'e yerleşti. 2001 yılında "Sonsuzlukotesi" mail grubunu kurmasıyla başlayan yazarlık hayatı, önce 2002'de sonsuzlukotesi.com'u, daha sonra da 2004'de derKi.com'u kurmasıyla devam etti. Bir yandan da Cosmopolitan, Esquire, Yeni Aktüel, Zodiac, Akşam Brunch gibi dergilerde ve Akşam Gazetesi'nde serbest yazar olarak yazıları yayınlandı. 2011'de ise Anadolu topraklarından doğup Amazon.com'da yayınlanan ilk Türk Spiritüel dergisi "The Wise"ı oluşturdu. Halen yazmaya devam ediyor. Duru Sonsuz ile Özün Dünya'nın babası sıfatıyla onlara rehberlik yapmaya çalışıyor...