Ailemizden miras aldığımız etkiler ille de fiziksel değildir. Ruhsal ve zihinsel yapımız ve potansiyelimiz de bu genlerle şekillenir. Enerjetik olan ruhsal ve zihinsel bedenlerimizde kalıtım yoluyla getirdiğimiz pek çok olumlu ve olumlu olmayan özellik vardır.

“Aile Sergisi” adı verilen yöntem, hem psikolojik hem de enerjetik bir çalışma yöntemidir. Günümüzden 20 yıl kadar önce Alman Psikolog Bert Hellinger tarafından ortaya konmuştur.

Psikanaliz, psikodrama ve başkaca psikolojik teknikleri kullanarak insanlara yardımcı olmaya çalışan Hellinger bir seferinde Afrika’ya gitmiş ve uzunca bir süre yerli halkla iç içe yaşamıştır. Orada bulunduğu dönemde yerlilerin kullandığı bir tür enerjetik terapi tekniğinin ne denli güçlü olduğunu ayrımsadıktan sonra, elde ettiği bilgileri kendi bilimsel metotlarına eklemiş ve bugün kullanılan “Aile Sergisi” adını verdiği yöntemi geliştirmiştir.

TEMEL TEORİ:

Yaşamımızda önemli yer tutan ailemiz aslında ruhsal oluşumumuzda birinci derecede önemli ve etkili bir yere sahiptir. Bu etki yalnızca yetiştirilme biçimimizden kaynaklanmaz. Genlerimiz yoluyla ailemizin olumlu/olumsuz pek çok özelliğini doğumumuzdan başlayarak bir ömür boyu kendi kişiselliğimizle birlikte taşırız.

Ailemizden miras aldığımız etkiler ille de fiziksel değildir. Ruhsal ve zihinsel yapımız ve potansiyelimiz de bu genlerle şekillenir. Enerjetik olan ruhsal ve zihinsel bedenlerimizde kalıtım yoluyla getirdiğimiz pek çok olumlu ve olumlu olmayan özellik vardır.

Hangi terapi yöntemini kullanırsak kullanalım, gerçekte bize ait olmayan, ailemizden miras aldığımız ve yine de yaşamımıza yansıyan bazı enerji blokajlarını çözmemiz olası olmayabilir.

Bu tür durumlar söz konusu olduğunda bizler yalnızca enerjiyi yansıtan birer ayna görevini yerine getirdiğimizden, bu tür blokajları bildiğimiz yöntemlerle çözmek gerçekten de olanaksıza yakın kadar zordur. Bu tür blokajları çözmek ancak kaynağa inmekle olanak kazanır.

UYGULAMA:

Aile sergisi kalabalık bir grup insanın katılımını gerektirmektedir. Özellikle ülkemizde var olan büyük ve kalabalık aileler söz konusu olduğunda gerçekten de en az 15 katılımcı gerekmektedir.

Gruptaki kişiler sırayla “çekirdek aileleri”ni sergilerler.

Gruptan sergisinin yapılmasını talep eden bir kişi ayağa kalkar ve aile üyelerinin, -bildikleri varsa- kürtajlar ve düşükler de dahil her biri için bir katılımcıyı görevlendirir.

Örnek olarak 5 kişilik bir ailesi olan Ahmet Bey’i kullanalım. Diyelim ki Ahmet Bey evin ortanca çocuğu olsun. Kendisi ve ablası arasında ölmüş bir kız kardeş, erkek kardeşiyle arasında bir kürtaj ve bir de düşük olsun. Toplam 8 kişiye görev verecektir.

Ahmet Bey gelir, katılımcılardan bir bayanı annesi, bir beyi babası, bir başka bayanı ablası olarak, bir başka erkeği ölmüş abisi, kendi seçimine göre iki kişiyi cinsiyetlerini bilmediği kürtaj ve düşük kardeşler, bir erkek katılımcıyı yaşayan erkek kardeşi ve son olarak yine bir erkek katılımcıyı da kendisi olarak saptar.

Her birine elini uzatır ve “sen benim ……..m (anne, baba, kardeş, vs) olmak ister misin?” diye sorar. Katılımcıların verilen görevi kabul etmeme hakları vardır. Görevi kabul edenler, ellerini uzatıp yerlerinden kalkar ve ortaya gelirler. Ahmet Bey onları bulunmalarını istediği biçimde ortaya dizer ve kenara geçip izlemeye başlar.

Sergiyi yönetecek olan kişi ortaya gelir ve “kendinizi nasıl hissediyorsunuz?” diye sorar. O andan başlayarak ortadaki insanlar temsil ettikleri kişilerin enerji bedenleriyle (hiçbir özel çaba göstermeden) bağlantıya girer ve çeşitli görüşler bildirmeye başlarlar.

Kimisi rahat olduğunu söylerken, bir diğeri çok huzursuz olduğundan, bir başkası omzunun ağrıdığından ya da başka bir bedensel rahatsızlıktan söz etmeye başlar.

Bu arada ebeveynlerden her hangi bir tanesi kendi anne ya da babasını ergenliğe erişmeden önce yitirmişse, yitirilmiş olan kişi için de bir katılımcı görevlendirilir. Üvey anne ya da baba elinde büyünmüşse ve bu kişi yaşamda gerçekten önemli rol oynamışsa, bir kişi de bu görevi alır.

Aile içinde blokaj yaratan her hangi bir sorun ortaya çıktığında, yöneticinin ortaya koyduğu bazı ritüeller uygulanarak bu blokajın çözülmesine çaba gösterilir.

Ritüellerden en önemli olanı kızılan, sevilmeyen ya da olumlu duygular duyulamayan bir aile ferdinin karşısında “saygıyla eğilmektir”.

“Ne var bunda, ne kolaymış” dediğinizi duyar gibiyim. Ancak gerçek öyle değil. Orada rol almış ve belki de o güne dek birbirlerini hiç görmemiş ya da çok zamandır dost olan ve birbirleriyle hiç sorunu bulunmayan insanlar hatta kardeşler bile, temsil ettikleri kişinin duygularıyla öylesine özdeşleşiyorlar ki, bırakın eğilmeyi, “saygıyla eğiliyorum” demeyi bile beceremiyorlar.

Burada iş yöneticiye düşüyor. Usta olan yönetici, çeşitli yol ve yöntemlerle kişilerin birbirleri önünde eğilmelerini sağlıyor. Bu işlem bittikten sonra, taraflar gerçekten rahatlıyor ve bunu açıkça ortaya bazı davranışlarda bulunuyorlar. Derin derin nefes alanlar, ağlayanlar, birden yüzü gülenler ve daha neler, neler….

Burada, “ya ailemi sergiye çıkarmazsam?” diye bir soru sorabilirsiniz.

Her şeyden önce, şunu bilmelisiniz ki, önemli olan orada bulunmak ve aktif olarak rol almaktır. Her nasıl oluyorsa, katılımcılara verilen roller, oldukça kendi sorunlarına benzeyen sorunlar yaşayan kişilere ait oluyor. Böylece, hem temsil edilen hem de temsil eden kişi şifa alıyor.

Bir başka deyişle, siz kendi serginizi çıkarmasanız bile, aldığınız çeşitli roller aracılığıyla yine de şifa enerjisinden yararlanıyorsunuz. Hatta, o bölümde rol almamış ve kenarda oturup izleyici olmayı seçmiş olanlar bile şifa alıyorlar.

Sisteme katılmış olan pek çok arkadaşımız aileleri ile aralarının daha iyi olduğunu açıkça beyan ettiler. Katılımcıların pek çoğu, aile sergisinden sonra, işin bununla kalmayıp, yaşamlarının başka bölümlerinde de olumlu değişiklikler yaşadıklarını söylediler.

Bir Örnek:

Katılımcıların ortak kararına olan saygım nedeniyle hiçbir dostun sergisini burada anlatamam. Ancak kendi sergimden söz etme özgürlüğüm var ve ben olanları aktarmaya çabalayacağım.

Benim annem Yahudi ve babam Müslüman. İkisi de 78 yaşında. 44 yılı evli olmak üzere tam 51 yıldır birlikteler.

Çocukluk yıllarımdan bu güne dek, çok sert olan annem, çok yumuşak olan babamı ezmek adına aklınıza ne gelirse yapmıştır.

Neredeyse “evimizde kavgasız gün yoktu” diyebilirim. Bundan yaklaşık iki buçuk ay önce kendi sergimi yaptırdım ve inanmak benim için bile zor ama, annem ve babam o gün bugün bir kez olsun bırakın kavga etmeyi, tartışmaya bile girmediler.

Benim sergimde, babasını gerçekten çok seven annemin babasının ölümünü kabul edemediği ve babasına onu dövecek kadar öfke duyduğu ortaya çıktı. Annemi temsil eden kişi “babasını döver gibi yapıp iyice sinirini boşalttıktan” sonra, döndü babamı temsil eden kişinin yüzüne baktı ve “aaa! kocam varmış!” gibi bir laf etti.

Elbette ailemizdeki başka sorunlar hatta bazı sırlarda ortaya döküldü ama en çarpıcı bölüm, yukarıda sözünü ettiğim kısımdı. Sevgili annem, sevgili babamı hiç koca olarak görmemiş ki… kaybettiği babasının yerine koyduğu bir adama nasıl eş olabilirdi?

Sergiden yaklaşık 1 ay sonra, annem ve babam benim evimde 3 gün kaldılar ve ben yaşamımda ilk kez annemin ağzından “çocuklar sizin babanız çok iyi bir insan, bana çok iyi bakıyor” diye bir tümce duydum.

Gerisi sizin kararınıza kalmış.

Zeynep Alan Sevil Güven