Kendini, ilişkilerini ya da yaşamı anlamaya çalışan herkes, dönem dönem bazı kavramalarla karşılaşıp, bunların açılımını çözme çabasına girer. Amaç, yaşamı daha anlaşılır kılmak ya da daha az sıkıntı ile yaşamaktır. Bu çözümleme süreci sona erdiğinde ise, başta engel sanılan duvarın aşılması kolay bir çit olduğu görülür. Beklenti ya da beklemek gibi örneğin, genelde herkesin bir şeyi beklemek ve bulamamakla ilgili bir düş kırıklığı vardır. Nedir beklemek? Beklemek bir sonucu arzu etmektir. Kimileri adını koyar beklemenin, ya bir iş, bir sevgili ya bir sürecin bitmesidir beklenen, kimileri de ben beklemiyorum der. Her iki koşulda da kişiler beklentiye ulaşıp ulaşmama nedenlerini sorgularlar. 

 

Öğretilerin bazıları der ki; kendinize bir hedef seçin, onu düşleyin, sanki olmuş gibi ayrıntıları ile imajlayın, çok isteyin ve bırakın, bir süre sonra olduğunu göreceksiniz, unutmayın ki, hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgar yol göstermez. Bazı kişiler de der ki “Tamam ben de aynen böyle yaptım, ancak bir şey olmadı”. Yapılan her şey doğrudur ancak söz konusu kişi bir eksik yapmış olabilir, beklentisini serbest bırakmamıştır. Bırakmak beslenen düşü serbest kılmaktır, eğer bir istek yaşamın odak noktası olursa, var olduğu enerji içinde boğulur, serbest akışı kesilir. Su yolunu bulamaz. İstek enerjisinin yoğunluğu oluş enerjisinin önünü keser.

Bazı öğretiler de der ki; amacınız olabilir ama bir şey beklemeyin, beklememek en iyi bulma yoludur. Bu daha çok tanımı olmayan beklentiler için geçerlidir, diğer bir deyişle beklemiyoruz sandığımız beklentiler için. Peki bir şeyi bekleyip beklemediğimizi nasıl anlarız?

Somut beklentiler bellidir, üniversite kazanmak, işe girmek, terfi etmek, biriyle yuva kurmayı istemek ve bir çoğu, bunlar için belli çalışma, emek ve bir yol çizmek gerekir. Bir de böyle olmayanlar vardır.

– İşimden memnunum, işverenim olumlu biri.
– Yapım böyle olduğu için arkadaşımın sıkıntısında yardım ettim.
– Özel günlerin benim için önemi yok, kutlama ya da hediye önemsiz ayrıntılar.
– Onunla çok iyi anlaşıyoruz, bu bana yetiyor.

Bunlar ve benzeri akla gelebilen bir çok ifadenin özünde, benim bir beklentim yok mesajı vardır. Gerçekten yok mudur? Anlaması çok kolaydır. Patronunuz olumsuz bir mesaj verdiğinde ya da sizi ödüllendirmediğinde, doğum gününüzü hatırlayan olmadığında, o yardım ettiğiniz arkadaşınız bir hatırınızı sormadığında, hüzün duyup, hatta öfkeleniyor “Tamam beklentim yok ancak ben de bunu hak etmedim ki ” diyorsanız gizli bir beklentiniz vardır.

 

Sizden habersiz bu nasıl gelişmiştir? Fark etmeden, işe-eşe- arkadaşa- yaşama olduğundan fazla anlam yüklenmiş ve bu doğrultuda fazlaca şey verilmiştir. Vermek ; Kişilikten ödün, yük gelen bir davranış, içimizden gelmeyen bir gülüş kadar geniş bir yelpazede yer alır. Siz ayrımsamasanız da, zihin bunu algılar ve her alışveriş ilişkisinde olduğu gibi, verdiklerinin karşılığını almak ister. Alamayınca da üzülür, hüzünlenir, kişi ise bu saklı beklentinin farkında olmadığı için, “Beklentim de yoktu oysa ” der.

Beklenti kişiliğimizde olanın dışında fazladan bir şey yapmazsak olmaz . Eğer beklenti tohumu ekmezsek , başkalarından ya da yaşamdan geri almayı istediğimiz ayrıntılar da olmaz. Diğer bir deyişle beklentimiz olmaz.

İşte; “Bir şey beklemeyin” diyen öğretilerin özündeki mesaj budur. Amacın olsun ancak hiçbir şeye olduğundan fazla anlam yükleme ve çaba harcama denmek istenir. Toplumumuzda sıkça görülen o kadar çok örneği vardır ki bunun;

Bay ya da bayan biri ile evlenir ve kişisel haklarından gönüllü olarak vazgeçer, buna kimse zorlamaz onu, baştan niyet iyidir ” Sevgiden yapıyorum” denir. Oysa kişinin kendi haklarından vazgeçmesi ya da ilişkiye fazladan yüklemeler yapması zamanla beklentileri geliştirir. Ve gün gelir bu tablo şöyle sonlanır ” Gerçekten bir şey beklemeden yaptım ama bu yaptıklarımın karşılığı bu mu olmalıydı, hiç değeri yokmuş”. Buradaki gizli beklentinin kişi de farkında değildir. Bu örneği iş, arkadaşlık, ilişkiler olmak üzere her alana uyarlamak mümkün.

Öz yapımızın ve yapmak istediklerimizin dışında, sevilmek, terfi etmek, kabul görmek, için, kimliğimizi zorlayan davranışlarda bulunmazsak beklentimiz de olmaz. Beklentimiz olmazsa da, karşımıza çıkan her şey bizim için sürpriz olur.

Beklemeyin ya da düşleyin bırakın diyen öğretilerde sözü edilen de budur. Hedef belirleyin ancak ona sıkıca yapışmayın ki, diğer olasılık pencerelerini kapamayın ya da kar amaçlı yatırımlar yapmayın ki, grafik düşünce zarara uğramayın. Siz kendiniz olun, kendi yolunuzda akın, yaşadığımız dünyada her su kaynağının akmasına uygun bir zemin ve denize ulaşmasına olanak vardır.

Konuk Yazar