(Elif, 1998 İstanbul doğumlu bir kristal çocuk. 1 aylıkken Albinoni’nin Adagio’suyla uyur ve parça bitince ağlayarak uyanırdı. Hala en sevdiği şey müzik. Şarkı söylemeyi ve dansetmeyi seviyor. Ama konuşmayı sevmiyor. 2 yaşında otistik teşhisi konuldu. O zamandan beri bu konuda eğitim alıyor. Bir süredir yazıyor ve okuyor )

Kuş.. Mavi Kuş.. Annem onu eline alıp ”Mavi Camdan Bir Kuş” diyor. Tekrarlıyorum ”Mami Şamdam Bi Kuş”. Sonra Annem kağıda kuş çiziyor ve birlikte maviye boyuyoruz. Altına da yazıyoruz KUŞ!

Annem benim yazmamı istiyor. Ama ben annecilik oynayıp onun elini tutuyorum ve ona yazdırıyorum. Bu çok daha eğlenceli. Neden büyüklerin zaten yapabildiğim birşeyleri devamlı tekrarlamamı istediklerini anlamıyorum. Ben evden çıkarken ”Boşcakaaaallll” demeyi biliyorum. Geri gelince ”Boşgeldinisss” demeyi de biliyorum. Habire tekrar edilmez ki.. Çok sıkıcı! Ama annem her sabah evden çıkarken ”Anneanneye hoşçakal de” diyor. Anneannem de ”Bu kız beni sevmiyor” diyor. Anneannemin sevmekten anladığı şey habire öpmek. ”Bi kerecik öp noolur” diye peşimde geziyor. Benim de ondan kaçmak hoşuma gidiyor. Hi hi hi..

Bir de AŞK var! Annem bana AŞKIM diyor. Ben de ona tekrarlıyorum ”HAŞKIMM”. Sonra da beni kucağına alıp havada döndürüyor. O zaman midemde olan şeyi seviyorum. Sevmek o!!

Ama daha güzeli de var

Bi tane AKAMEKİ TÜKİYE var.. Annem onu AKADEMİ TÜRKİYE diye yazıyor. Orada BALIIIIIIŞŞŞŞŞ var.  TİMUŞİNNNNNN de var. Ama Balış daha güzel. Ben oradaki bağıran kız gibi olmak isterdim. O kız güzel şeyler giyiyor ve onların isimlerini bağırıyor. Onlar da gelip şarkı söylüyorlar.

Balış’ı görünce mideme yine öyle güzel şeyler oluyor. Ama ben ona bakamıyorum. Yüzümü yastıklara saklıyorum. Ama bazen de televizyonda yüzünü öpüyorum. Anneannem ”Bu kız Barış’a aşık” diyor.

Babamların evindeki televizyonda hep Balış’i ve Timuşin’i gösteriyordu. Annemin evindeki televizyon sadece bazı zamanlarda gösteriyordu. Ben her akşam aynı saatte bi tane düğmesine basıp ATV yazan yere getiriyordum televizyonu. Ama o olmuyordu, başka şeyler oluyordu. Ben de ağlıyordum.. Zaten artık hiç yok. Bitti..

Ben annemin dışarı çıkarken gözüne sürdüğü bi tane kalemi aldım, aynayı da aldım. Ağzımın üstüne Balış’ınki gibi siyah siyah şeylerden çizdim. Annem görünce çok güldü o da çenesindeki gibi olanlardan çizdi. ”Aaaa aynı Barış’a benzedin” dedi. Çok sevindim..

Şimdi artık Akameki Tükiye olmadığı için sadece Ta-kan’ı öpüyorum..

Bir de anneme kağıt kalem verip ismini yazdırıyorum.

Televizyonda bir şarkı çalıyor. Ben anneme kağıt veriyorum. Annem şarkıcının adını yazıyor. Ben de okuyorum ”Ta-kan”, ”Mustapa Şandal”, ”Lilüfer”, ”Şeden Güyel”. Anneannem Şeden Güyel çıkınca kızıyor. ”Deli kız bu” diyor. Hani bazen şarkı söylerken bardakları kırıyor ya.. Anneannem de ona kızıyor. Bana ”Sen sakın böyle yapma olur mu Elif’cim” diyor.. Ama bardak kırmak çok zevkli.. Ben babamlarda kırdım. O zaman da babaannem kızdı.

Şarkı söylemek çok güzel!! Dansetmek de öyle.. Ben hep annemin renkli renkli eşarplarını üzerime bağlayıp aynanın karşısına geçiyorum ve şarkı söylüyorum. Anneannem de bana ”Aynacı Bakıcı” diyor..

Annem kağıt kalem verip ”Hadi yaz o zaman” diyor  – Elif Çok Güzel -.

Ben güzelim..

Birşey güzel olunca insan onu öpmek istiyor. Ama bir de birşey yaptırmak isteyince öpüyorsun..

Ben birşey isteyince ellerinden tutup çekiyorum.. Onlar da bana ”Ne istiyorsun” diyorlar..

Neden hep birşey söylemek gerekiyor anlamıyorum. İşte benim içimde duruyor o.. Neden bakıp görmüyorlar.. Ben onların içinde duranı görüyorum. Mesela annem benim yanıma gelirken beni yatağa koymak için mi kucağına alıyor, yoksa döndürmek için mi alıyor ben biliyorum. O niye bilmiyor??

Mutlaka ”Donduğma” demek zorundayım. O zaman da yine soruyorlar ”Çikolatalı mı, Çilekli mi”.. Ben Şikoatalı severim. Şilek hiç sevmem ki  Belki bazen severim. Ama hep soruyorlar.. Sonra da  ” Öp bir kere veriyim” diyorlar.. Ben de birşey isteyince gidip öpüyorum.. Ama bazen Annem ”Artık yeter Elifcim” diyor.

”HAYIR”.. Ben daha istiyorum.. O zaman çok kızıyorum.. Ağlıyorum.. ”Şikoatalı Donduğma” diye bağırıp Annemin ellerine vuruyorum.. O bazen kızıyor.. ”Acıdı ama” diyor.. Bazen de başını kucağıma koyuyor..
O zaman saçlarını tutuyorum.. Saçları hoşuma gidiyor.. Sarı renkli, yumuşak saçları var.. Yeşim Öğretmen onunki gibi saçları çizerken ”Yuvarlak Yuvarlak” diyor. Onlarla oynayınca sinirim geçiyor..

Annem gözyaşlarımı öpüyor.. Eğer hala ağlıyorsam o zaman beni yıkıyor.. Yıkanmak çoooookk güzel. Annem beni köpüklerle yıkıyor.. O zaman ben de Duğu Vüşut Şampuyanı reklamındaki kız gibi dans ediyorum. Annemle birlikte o reklamın şarkısını söylüyoruz. Rat tat tat rat tat tat tam rat ta tam..

Bir de yemek yapmak güzel.. Bazen annem beni yuvaya bırakmıyor.. Evde oluyoruz.. O zaman muftakta oynuyoruz.. Kek yapıyoruz.. Ben kek yemeyi sevmiyorum. Ama yapmayı seviyorum.. Annem benim elimi tutup kağıda yazdırıyor; 3 yumurta.. Sonra ben dolabı açıp sayarak veriyorum; bir yumuğta, iki yumuğta, üç yumuğta… Sonra da yumurtaların üzerindeki şeyleri kırıyoruz. Annem onları  bana verip ”Çöpe at canım” diyor. Atınca da ”Afferin benim kızıma” diyor.. Bir de herşeyi birbirine karıştıran birşey var. Onu bana veriyor, ben karıştırıyorum.. Çok eğlenceli.. ”Şırptım şırptım kayıştırdımm.. Sana kek yaptıııııımmmmm” diye şarkı söylüyoruz..

Akşamları annem yatmak istiyor. Bense oturmak ve oynamak istiyorum.. Onu yatırıyorum ve üzerini örtüyorum. Onun bana yaptığı gibi.. Sonra da kalkıyor ve benim uykum gelene kadar yazı yazmaca ya da resim çizmece oynuyoruz..

Annemle evde olmak çok güzel.. Sokağa çıkmak da güzel.. Sokağa çıkarken annem yüzüne sürdüğü şeylerden bana da sürüyor.. Onun adı MAKYAŞ. Bir de koku sıkıyor. Ama sokağa babamla çıkmak daha güzel..

Annem sadece merdivenlerden inerken beni kucağına alıyor.. Ben de yüzümü boynuna gömüyorum ve sımsıkı sarılıyorum. Ama sonra beni indirip yürümemi istiyor.. Ama babam ensesine oturtuyor. Amcam da ensesine oturtuyor.. Üstelik amcam istediğim kadar Şitos alıyor.. Annem almıyor. Ben de yere yatıyorum ve ağlıyorum.. O zaman Annem ”Peki şekerim yorulduysan dinlen” diyor.. Başka komik şeyler de söylüyor.. Sonunda dayanamayıp gülüyorum.. Ama beni kucağında taşımasını istiyorum. O da biraz taşıyor.

Annem bazen çok akıllı oluyor. Bazen de çok aptal..
Akıllı olduğu zaman.. rengi çok parlak oluyor.. bana dokunmasından çok zevk alıyorum.. güzel kokuyor ve ellerinden ılık ılık birşeyler akıyor.. Ona sarılıp kalmak istiyorum. Ama aptal olduğu zaman rengi çok bulanık oluyor ve elleri batıyor.. Bana dokunmasını istemiyorum. Zaten o zaman hiçbirşeyi anlamıyor!!

Bazen de bağırıyor .. O zaman gözlerine bakıp ona gülme taklidi yapıyorum.. O da benim gibi yapsın diye.. Ben onun gözlerinin içine bakınca herşeyi görüyorum.. O ve diğerleri neden beni görmüyor bilmiyorum..

Onların tek bildiği konuşmak.. Halbuki konuşmak güzel bir ses değil ki.. Şarkı güzel ses..

Bence insanlar birbirlerinin gözlerinin içine bakmalı, yüreklerini dinlemeli ve şarkı söylemeli..

Ve ıslanmak, sabunla oynamak ve dondurma yemek her zaman serbest olmalı..

Konuk Yazar