Kalbimiz yuvamızdır ve bir tek o bilir gerçeği…!
10 Ocak’ta saat 22:21’de Yengeç burcunun 20 derecesinde gerçekleşecek Ay tutulması ile yılı karşılıyoruz. Tutulma duygusal etkileri barındırırken aynı zamanda Merküryen enerjileri de ortaya çıkarıyor. Sanki duygular ve mantık arasında önemli farkındalıklar yaşayarak kararlar alacağız.
Ay tutulmaları 6 aylık süreçleri kapsar ve bireysel konuları anlatır. Yengeç burcundaki Ay tutulmaları tamamıyla ailevi temaları, kadın ve anneyle ilgili konuları anlatır. Tutulma derecesinde yer alan Castor sabit yıldızı şanssız nitelikte ve ani gelen ün olduğu kadar bunun kaybedilmesi ile de ilintilidir. Tutulma derecesi haritalarınızda bir açı kalıbı oluşturuyorsa, önemli kadersel temaların içinde olacağınız anlamına gelebilir. Tutulma 11 ve 5. Ev akslarında olduğundan; gelecek planlarımız, umutlarımız, sosyal yaşamımız, arkadaşlarımız, çocuklarımız, aşk yaşamımız ve yaratıcı enerjimizi ortaya çıkartacak konular öne çıkabilir.
Ay tutulmaları güçlü bir dolunaydır aslında. Yani büyük aydınlanmalar yaşarız. Bir şeylerin farkına varırız. Güneş tutulması ile başlayan bir sürecin hatta karanlıkta kalan konuların netlik kazanacağı bir dönem.
Ay’ın karşısında aynı derece ile yer alan Güneş, ruh ve beden ilişkisindeki zıtlığı anlatıyor. Madde alemi ve mana aleminin dualitesi bu. Birden fazla gezegenin Güneş’in yanında yer aldığı tutulmada güçlü bir Oğlak stelyumu var. Güneş yanına Merkür’ü alarak, Jüpiter Satürn Plüton, Güney düğüm ve Ceres ile birlikte Ay’a kafa tutuyor. Aslında Ay’ın karşısında Güneş değil Satürn var. Çünkü Güneş’i de Satürn yönetiyor. Yani Ay Satürn karşıtlığını yoğun olarak hissedebiliriz. Bu durumda gelecek planlarımızı sosyal yaşamımızı arkadaşlık ilişkilerimizi yeniden gözden geçirerek bize zor gelen fazla gelen gereksiz olan her türlü sorumluluk ve görevi geride bırakabiliriz. Bakalım hangi konu başlıklarıyla muhatap olacağız ?
Duygusal ihtiyaçlarımız, güvenlik alanlarımız bize kendini fazlaca hatırlatacağa benziyor. Sevgimizi verebiliyor muyuz ? Gösterebiliyor muyuz ? Peki karşıdan alabiliyor muyuz ? Hissettiğimiz soğukluk sevgisizlik geçici mi ? Yoksa duygularımız katılaşıyor mu ? Aile olmanın sorumluluğu nedir ? Ebeveyn olmanın görevleri nelerdir ? Sevgimizi davranışlarımıza yansıtıyor muyuz ? Yoksa sadece bize kadar mı ? Veya sevgimizi sevdiklerimizin sorumluluğunu alarak mı yapıyoruz ? O zaman bu görev olmuyor mu ? Ve görev duygusu belki de bizi sevdiklerimizden uzaklaştırıyor, o zaman hissettiğimiz şey belki de sevgisizlik değil, görev duygusunun soğukluğu ??? Hangi arkadaşlarımızın samimi, hangi arkadaşlarımızın yanında kendimizi güvende hissediyoruz, hangileri gerçek, hangileri sahte ? Hangi görevlerimiz bizi ileriye gitmekten alıkoyuyor, geleceğimizi ilgilendiren konularda ne kadar yaratıcılığımızı kullanabiliyoruz ? Yeteneklerimizin farkında mıyız ? Yeteneklerimiz konusunda öne çıkmamızı engelleyen geleneksel aile yapımız mı ? Annemizin fikri babamızın onayı derken, kendi geleceğimizi değil de onlarınkini mi yaşıyoruz ? Ya çocuklarımız ? Onların geleceğini mi planlıyoruz yoksa kendi yapamadığımız ve içimizde uhde kalan geçmiş hayallerimizi onlara mı uyarlıyoruz ? Onların yeteneklerinin ne kadar farkındayız ? Onların üzerinde baskı mı oluşturuyoruz ? Peki ailemiz büyüklerimiz otorite figürleri bizim üzerimize fazla mı geliyor ? Görevlerimizi severek mi yapıyoruz yoksa bunlar dayatma mı ? Tüm bunların içinde biz neredeyiz tam olarak ? Hangi arkadaşımızdan ruhen ve duygusal olarak besleniyoruz ? Sosyal yaşam bizim için ne ifade ediyor ? Yoksa bu da bir gereklilik mi ? Ez cümle “ BEN NE KADAR MUTLUYUM TAM OLARAK DUYGUSAL İHTİYAÇLARIMI GİDEREBİLİYOR MUYUM “ Evet bu ve benzeri bir çok soruyla tutulma bizi muhatap bırakıyor. İyi ki de bırakıyor. Yoksa hızla akıp giden hayatın içinde kendimizin nasıl farkına varabilirdik? Tutulma bu soruları karşımıza çıkaracak nitelikte olaylar yaşamamıza olanak sağlayarak bir tamamlanmaya da bizleri taşıyor. Bu final öyle bir final ki; sevdiğimiz işi yapabilmemiz, sevdiğimiz insanlarla bir arada olabilmemiz, sevdiğimiz evde yaşamamız, sevdiğimiz kişilerle aile olmamız, sevgimizi daha açık gösterebilmemiz, kaybetmeden birilerini değerini anlamamız, kendi yaşamımızın sorumluluğunu alabilmemiz, geleneksel olanı devam ettirirken kendi duygularımızı da konuya dahil edebilmemiz için geçmişte üstü o ya da bu şekilde örtülmüş ne varsa yüzleşerek geride bırakmak veya onarıp dönüştürmek pahasına bize güç veriyor, yön veriyor.
Anın haritasında yükselen Başak ve yöneticisi Merkür’de Oğlak ta ve Güneş ile kavuşumda. Merkür Oğlak’ta iyi ve disiplinli çalışır ancak Güneş’e yakınlığı nedeniyle mantık ve zihin sağlıksız çalışabilir. Her durumda alacağımız kararlar duygu ve akıl dünyamızı karşı karşıya getirse de günün sonunda kalbimizi yani duygularımızı dinlemek yerinde olacaktır. Aşırı ciddi ve resmi düşünce yapısına itilsek de, yine de kalbimize kulak vermeyi becerebilmeliyiz.
Yaşam asla tek düze değildir. Aslında bizi yöneten duygularımızdır. Öfkeyle alınan karalar, aşkla çıkılan yollar, hırsla yapılan hatalar gibi. Tutulma Yengeç burcunda. Demek ki; her türlü duygu ortaya çıkacaktır. Yalnızlık, kayıp, korkular, kaybetmek, terk edilmek, aldatılmak, kıskançlık, tercih edilmemek, sevilmemek bu tutulmada bize kendisini hissettirecek olan güçlü duygular. Duygusal türbülanslar aslında bir yerde duracak ve tam olarak neye ihtiyacımız olduğunu bize fark ettirecektir. Bu fazla yaptığınız bir görevin üzerinizde yarattığı kızgınlık da olabilir. İçten içe yıllardır kardeşinizin yatağını topladığınız için kızgınlık biriktirmiş olabilirsiniz örneğin. Veya iş yerinde birisinin işini sırf sesinizi çıkaramadığınız için sizin yapmanız içinizdeki duygusal çocuğun öfkesini kabartmış olabilir. Tutulma civarlarında yaşayacağımız her olay aslında yıllardır içimizde biriken fark ettiğimiz veya fark etmeden taşıyarak kalbimize yük yaptığımız duyguları ortaya çıkartıyor. Biraz sert çıkartabilir belki. Ancak sert olmazsa ortaya çıkmasın diye üstüne basarız yıllardır yaptığımız gibi.
Bu yılın ilk yarısı, zaten kayıpların belki finallerin izlerinin üzerimizde yarattığı baskı ve korkuyu derinden hisseden kendimizi büyük dönüşümlerden geçirerek yeniden ayağa kaldırıp daha başarılı daha muhteşem bir noktaya taşımakla geçebilir. Ne olduysa oldu ve bitti diyebilmeliyiz zira. Kuşkusuz olmuş olan en hayırlısıdır her birimiz için. Gösterdiğimiz sabrın elbet mükafatı da gelecektir. Ancak şimdi gelecek mükafatı bekleme zamanı değil, bilme zamanıdır. Çünkü her nasip vaktine esirdir. Bize düşen kendi yaşamımızın sorumluluğunu alarak kendi duygusal ihtiyaçlarımızın farkına vararak geride kalması gerekenlerle vedalaşıp yolumuza ilahi olanın gücüyle ve yenilenerek devam etmektir.