Bölüm 1

Cinsel kimliğin, eğilim, yönelim ve eylemsel olarak astrolojik bakış açısından incelenmesi, şimdiye dek astrologların pek el atmadığı bir araştırma sahasıdır.

Bunda cinsel kimlik buhranlarının, sapkınlıklarının astrolojik veri olarak çok az istatistik veriye sahip olması da etkindir. Astrolog bir tıp adamı değildir, elindeki haritalar üzerinden yıllarca çalışma yaparak, gözlemleyerek ve bu cinsel kimlik karmaşasında olan kişilerin haritalarından ortak veriler derleyip üzerinde çalışmalar yaparak elde edebileceği sonuçlarla alt zemini inşa eder. 

Cinsel kimlik karmaşasında, doğuştan gelen faktörler olduğu gibi sonradan oluşan sapkınlıklarda etkindir. 

Erkeklerde, cinsel olarak Mars planeti gözlemlenir, Mars’ın düşmesi, etkisini yumuşatması, su ve hava elementinde özellikle Balık- Kova- Terazi de yer alması (diğer belirteçlerle birlikte) feminenliğe, ateş ve toprak elementinde özellikle, Oğlak, Koç, Boğa, sadizm, mazoşizm, ölü sevicilik, şiddete dayalı diğer cinsel eğilimlere ve daha üst skalada basit çevrelerde gerçekleşecek, gelişigüzel ilişkilere yöneltecektir.(diğer belirteçlerle birlikte). 

Venüs ile uyumsuz açısı (Retro Venüs-Mars ), ve ardından bu vakalarda Ay’ ın burcu da çok önemlidir.

Ay ateş elementinden bir burca yerleşmiş ise, erkeklerde duygusallığı fazlasıyla artıracaktır, tatmin olmakta zorlanan değişik cinsel fantezilere yönelen bireyler oluşturacaktır. 5. evde transit bir Uranüs geçişi, Natal haritada yer alan, Ay, Güneş ve Mars- Venüs gibi kişisel karakter oluşumunun alt yapısına zarar verdiği vakit, kişide heyecan arama dürtüsü ve riskli işlere yönelim, eğlence anlayışı marjinalliğe doğru kayacağından sonradan oluşmuş bir cinsel kimlik karmaşası gerçekleşecektir.

Uygunsuz normal dışı cinsellik yaşanacaktır ve hatta işin içine Şiron, Pluto gibi fiziksel enerjide söz sahibi planetlerde girmiş ise, cinsel yolla bulaşan hastalıklara davetiye çıkarmış olacaklardır. 

Mars ile Satürn’ ün açısı, natal da, bir erkeğin haritasında, fizikselliği temsil eden 1.ev, 6.ev ve psikolojik, ruhsal sorunlarımızı, karşı koyamadığımız tedavi edemediğimiz hastalıklı düşüncelerimizin meskeni 12.ev alanlarında zararlı açı ilişkisine girmişse kişide cinsellikten soğuma, iştahsızlık ve buna paralel iktidarsızlık sorunlarını artıracaktır. Ay burcuda ateş elementinden ise kişi kendi cinsine yönelecektir ya da yaşamını biseksüel olarak devam ettirecektir. 

Venüs’ ün hava elementinde olması özellikle ikizler gibi cinsel kimliği nötr olan bir burçta olması bir erkek için diğer belirteçlerde yerine oturmuş ise feminenliği fazlasıyla artıracaktır. 

Mars’ ın oktavı olan Pluto erkek haritalarında, cinsel kimliğin en önemli belirteçlerindendir. Sonradan oluşan cinsel anormalliklerin temelinde, gelişigüzel ilişkilere girmek, düzensiz dağınık bir yaşam tarzı ve yaşamın hiçbir alanından tatmin olamama duygusu, güç elde etme arzusu, cinsellikle kendini ispat etme dürtüsü gibi psikolojik yönelimler yatmaktadır. Pluto bunların hepsini bünyesinde barındıran bir planettir. Venüs ile kavuşumu, Merkür ile uyumlu açısı, kendini feminen hissetmesine ve bu düşüncelerini Merkür ile eyleme dökme arzusunu tetikleyecektir.

Uranüs sahnede ise sapkınlık boyutuna taşıyacak kendini ifşa edecek,

Duygusuzca sekse yönelecektir, eğer ki Neptün sahne de ise, duygusallık ağır basacaktır, yetersiz, beslenememiş duyguları, ya da aşkın hallerde olan duyguları ile bu yöne eğilim gösterecektir, özel çevrelerde yaşayarak, yıllarca bu durumunu gizleyecektir. 

8.ev alanı cinselliğin nasıl yaşandığını, ne tür çevrelerde yaşanacağını ve nasıl insanlara yöneleceğini, sadakatini ve cinsel gücünü şehvetini belirtir. Sekizinci evin yönetici planeti, cinsel kimlik hakkında temel alınacaktır. Ardından 5.evin yerleşimi, içinde bulunan planetler, evin yöneticisi ve harita üzerinde açı ilişkisi, cinsel kimliğinin alt tabanını oluşturduğundan, ne tür yönelimleri olduğunu, cinsel kimliğini nasıl algıladığını ve sahnede ne tür ilişkiler ve nasıl insanlarla birlikte olduğunu göstermesi açısından ikinci belirtecimiz olur. 

Bu yazı dizimize zaman buldukça devam edeceğim, şuana kadar vermiş olduğum bilgilere ek olarak, pekişmesi adına George Michael’ ın kısaca cinsel kimlik analizine değinelim. Astrolojiye ileri seviye ilgisi olan ve bu konuda araştırmaları olanlar var ise, elektronik ileti ile bana ulaşırlarsa sevinirim.

George Michael’ın Astrolojik Haritası

George Michael’ ın Ay burcu ASLAN ve 3.ev (eyleme döktüğümüz düşüncelerimiz, iletişim gücümüz, nasıl iletişim kurduğumuz, kendimizi ifade tarzımız, yaşam boyu kurduğumuz ilişkilerle gelişen toplumdaki yerimizin ilk evi ), ve ateş elementinde, 9.evin (en üst düzey düşünce yapımız, eylemlere döktüğümüz ve daha çok kişiye ulaştığımız düşüncelerimiz, ahlak ve dini yapımız ) kapısında kova burcunda yer alan Satürn ile karşıt açı ilişkisine girmiş, yetersizlik duygusu, duygusal olarak içe kapanıklık, toplumdan izole olma isteği,

Sağlıksız duygusallık, ilişkiler, korkular, kadınlara karşı soğukluk vb… 

Uranüs, Pluto, mars 3.evinde kavuşum yapmış, Pluto mars ile başak burcunda kavuşum yaparak, 3.ev alanından 9.evde yer alan Şiron’ a karşı durmuş. Pluto ve mars cinsellikte ilk söz sahibi planetlerdir ve orgazmı, doyumu, cinsel kimliğin oluşumunu çekirdeğini anlatır, iki enerji planeti birleşerek cinselliği yaşamının önemli bir noktasına getirmiş ve buradan Şiron ile karşıt açısı onun cinsel alanda, kimliğinde pek çok yaralarının olacağını göstermekte. Şiron iyi açılarla dokunduğu yeri şifalandırır, kötü açılarla ise zehirler.

Pluto ve mars’ ın başak burcu gibi sağlığı, toplum kurallarına yatkınlığı ve cinsel alanda soğukluğu temsil eden bir burçta olması onun seksüel olarak bir erkek kimliğinde yetersiz olduğunu simgelemekte. Bu duruma literatürde pasiflik denilmekte. Şiron ile de karşıt açısı Cinsel uzvunda sorun olduğunu göstermekte.

(burada paylaştığım bilgilere ek olarak bu sonuçlara yargıya varmadan önce başka belirteçleri de eklediğimi belirtmek isterim. Zihinler şimdi karışmasın diye kısmen kısaca değiniyorum.) 

Uranüs de işin içine dâhil olarak, cinsellikte söz sahibi olma sıfatıyla, marjinalliğini beslemiştir. Aykırı, sıra dışı ilişkilere yönelimini sağlamıştır. Vertex noktası 5.ev alanında, Uranüs ile kare açı (90) yapmış ve 8.evin yöneticisi konumunda olan Uranüs yine cinsel kimlikle alakalı bir alanda olan Vertex noktasını zorlamıştır.

12.ev alanında bulunan güneş ile Vertex noktası birleşmeyen gerilim açısına girerek 5.ev alanından onun erkeklik unsurlarını zorlamıştır.

Cinsel kimliğine yönelik çok fazla gizli ilişkileri yaşayacağını söyleyebiliriz. Vertex noktası diğer insanları, yaşamımıza bir şekilde sonradan dâhil olup köklerimizden olmayan yabancısı olduğumuz insanların dâhil olarak bizleri değiştirmesini simgeler. Kendisine özgü insanlardan oluşmuş bir çevresi olduğunu görüyoruz ki zaten kişi kendisi gibilerle beraberdir.

Haritalar öyle muazzam ki en ince ayrıntısına kadar işleniyor ve yol haritamız oluyor adeta, her şey nasılda sistematik olarak örülmüş, kurgulanmış… 

5.ev alanına yerleşen akrep burcunda ki Neptün, duygusal, cinsel ve zihinsel olarak onu karıştırmış, bulanıklaştırmış ve kendini bu tür ilişkilere vererek rahatlamasını sağlamıştır. Ve aynı zamanda Neptün ona hem sahnede sanatında 5.ev olması dolayısıyla ve Neptün’ ün genel özellikleri dâhilinde bu bulanıklığın çıkışı olarak müziğe yönelmesini, söz yazarlığı sıfatını yani şiirsel anlatımlı şarkıları ve duygusal eserleri bize kazandırmıştır. Aşırı yoğun ve akrep-Neptün derinlerde olan duygusallığı, Pluto-mars kavuşumunun Şiron ile yaraladığı, akrep-Neptün – Şiron uyumlu açısı ile kendisini daha feminen yapmıştır.

Akrep burcu zaten haritasında kıstırılmış (engellenmiş) gezegen olarak durmakta ve engellenmiş burç haritalardaki etkisi en yüksek olan ve gizli çalışan burçtur. Ve Neptün’ de bu alanda engellenmiş gezegendir, engellenen gezegenler, sınırlandırılmıştır, bu gezegen mahiyetine göre sınırını kaldırır ise en yüksek seviyede gücünü sergiler. Neptün engellenmiş gezegen olması itibariyle ona müzisyenlik, yazarlık yeteneği kazandırmıştır. Ve 5.ev alanında olması aşk yaşamında yaşamına dâhil edeceği insanlarla, açı ilişkisine göre nasıl bir tutum içine gireceğini açıklığa kavuşturmuştur.

Neptün-Şiron uyum açısı, içsel derinliğini, cinsel kimliğini yaptığı işe kendini adayarak ve yaptığı işle alakalı olarak feminen yönlerini daha rahat sergilemesini, 9.ev alanı olması itibariyle felsefesini kendi felsefesini daha rahat yaşamasını sağlamıştır. 

Zihinsel gücünün simgesi, düşünce yapısını ve eylemlerini açıklayan Merkür, yine cinsel kimlikte etkin olan Merkür hava elementine yerleşmiş, ikizler burcuna ve 12.ev gibi bir alan dâhil olmuş, burada hava elementinde olan Venüs ile kavuşum yaparak, sırasıyla, önce Pluto –mars-Uranüs üçlüsüne zor bir açı yapmış(kare), ardından yine 5.evde yer alan kıstırılmış burç akrep de yer alan Neptün’ e birleşmeyen gerilim açısı yapmış ve son olarak da Şiron ile kare açı zor bir bakış alanına dâhil olmuş…

Merkür le kavuşum yapan Venüs 12.ev alanında bilincini feminenliğe yönelterek beslemiş, Merkür ikizlerde olması sebebiyle güçlenmiş ve Venüs’ e güçlü bir kavuşum yaparak onun seksüel yönde ve duygusal yönde feminen bir düşünce biçimine yönlenmesini sağlamış. 

8.ev başlangıcı kova burcu ile başlamış ve yöneticisi olan klasik astrolojiye göre Satürn, ay’ dan etki almış, kadınlara olan soğukluğu, modern astrolojiye göre yönetici Uranüs ise zaten Pluto-mars ile kavuşuma girmiş ve Şiron’ un etkisine maruz kalmış. 

Güneş yani bedensel ve yaşamsal kimliği 12. ev gibi zararlı bir alana yerleşmiş. Yukarıda ki belirteçler de cinsel alanda sorunlarla dolu olduğundan, feminen yanlarının çok yüksek olmasından dolayı üzerine tuz biber olmuş. Gizli bir kimlik, kendini gizlemek, izolasyon vb. 

Part of Seks noktası 19 ‘ 12 derece kova burcu 8 ev alanında ve 9.ev giriş kapısında yer alan Satürn ile kavuşum yapmış. Seks noktasının yöneticisi Uranüs aykırılığı beslemiş, Satürn ise ay ile açı ilişkisiyle 8.ev alanında cinsellik tarzını, yetersiz olan fiziksel ve aşırı beslenmiş olan duygusallığıyla kendi cinslerine yönelmesini sağlamış. 

Ek Not: O feminenliği sadece özel cinsel yaşamında ve sanatında yansıtmakta, sosyal olaylarda ve toplumsal yaşamında Uranüs’ e özgü olarak bir devrimci, yasak delici, oldukça korkusuz ve aykırı, hırçın biri…

Bu verilerin ışığı altında cinsel kimliğinin sonradan değişmediğini, doğuştan aldığı tesirlerle şekillendiğini görüyoruz, yani bir sapkınlık değil tamamen doğuştan almış olduğu yıldız etkileri ve yerleşimleri…

Cinsel kimliğinde gerek doğuştan gerekse sonradan değişimleri yaşayan pek çok harita üzerinde çalıştım, hepsinde ortak noktalar, ay burçlarının ateş elementinde olması, Satürn ile zor açı ilişkisine girmesi, Uranüs’ün ya açısız ya da mars ile beslenmiş olması, Şiron ‘un haritalarında odak gezegen olması, pars of seks noktalarının, 8.ev alanı, yöneticisi ile açısal ilişkide olması. Kişisel gezegenler olan Venüs, Mars ve Merkür gibi planetlerin Hava elementinde olması, çok yakın ilişkide akrep etkisi yaralanmış, bir şekilde zarar almış, 5.ev alanında duygusallığı feminenliği güçlendirecek etkilerin olması anlamına geliyor.

Bölüm 2

Astrolojik verilerin ışığında, astrolojide cinsel kimlik makalemize, eşcinsellik diğer adı ile gay kimliği ile devam ediyoruz.(3.bölümde lezbiyenlik) İlk makalemizde , astrolojik veriler ışığında cinsel kimlikten ziyade cinsel sapkınlıklar ve sapmalarda etkin olan genel tanımları paylaşmıştık. 

Astrolojide kendi cinsine yönelimi diğer makalemizde sunmuştum, George Michael’in haritasını ele almıştık. bir çeşni idi ve cinsel kimlikte, aseksüel, biseksüel, gay, lezbiyen, ölü sevicilik, ensest gibi pek çok tanım mevcut ve bunlara kısmen değinmiştim. Bu makalemizde salt erkekte eşcinselliği gay boyutuyla ele alacağız.

EşcinselliğinTanımı

Kişinin cinsel olarak kendi cinsine ilgi duyması olarak tanımlanabilir. Belli bir süreç sonunda erkek eşcinseller kendilerini gay , kadınlar kendilerini lezbiyen olarak tanımladı. Bu gün halk tarafından pek bilinmeyen bu kelimeler Türkiye’de yaşayan eşcinseller arasında da benimsendi ve sıklıkla kullanılmaya başlandı. Eşcinsellik uzun yıllardır bilim çevreleri de dahil olmak üzere bir kimlik bozukluğu, hastalık, sapıklık gibi olumsuz ifadelerle tanımlanmıştır. 1974 yılında Amerikan Psikiyatri Birliği ve daha sonra 1992 yılında Avrupalılar (ICD) homoseksüelliğin ruhsal bir bozukluk olmadığı kararını almışlar ve bu kavramı hastalık sınıflandırmalarından çıkarmışlardır.

Eşcinsellik dünyanın farklı yerlerinde benzer yaygınlıkta görülürken kimi toplumlarda bu kavram tümüyle yok sayılır. Bazı toplumlar diğerlerine göre daha kabul edicidir. Batılı gelişmiş ülkelerde oldukça iyi örgütlendikleri görülen eşcinseller bu sayede kendi haklarını koruyabilmekte karşılaştıkları sorunlarla (izolasyon, iş bulma güçlüğü, eşcinsellere özel eğlence yerleri) daha kolay başa çıkabilmektedirler. Terapistler de bu tür organizasyonları hem eşcinsellerin hem de ailelerinin sorunlarının çözümünde destek amaçlı kullanmaktadırlar. Ayrıca bu ülkelerdeki eş cinseller kendilerine özgür cinsellik, daha sosyal bir hayat vs gibi özelliklerin görüldüğü bir alt kültür oluşturmuşlardır.

Uzun süredir eşcinsel hayatın içerisinde astrolojik araştırmalar yapmaktayım. Bu defa , kendi toplumumuzdan, bir eşcinsel yaşamı ele alacağız.Onay vermesiyle, haritasını mercek altına aldık. Astrolojik verilerle, bir röportaj havasında bu makaleyi hazırladık. Kimlik bilgileri ve fotoğraflarını ekleme konusunda , profesyonel bir çalışma olduğu ve ilmime güvendiğinden kendi rızasıyla makaleye eklenmiştir.

İncelemiş olduğumuz kişi kim derseniz, O işinde ve sosyal yaşantısında başarılı bir birey.

Meslek olarak tam haritasına uygun; make-up artist yani makyaj tasarımı , sezon makyajları sunumu ,sahne arkasında ( kulis ), özel davet ve düğünlerde yer alan cemiyet hayatının tanıdığı bir uzman. Bu mesleğinde daha da ilerlemek istiyor ve en zirveye talip.

Elif Hece: Sevgili Mehmet, Öncelikle astroloji ilmine verdiğiniz bu katkı adına teşekkür ediyorum. Öz ve yükselen burcunuz Terazi , sizi gözlemlediğim kadarıyla , estetik ve sanat duygunuzun çok gelişmiş olduğunu görüyorum. Bu eşcinsellere özgümüdür zira çoğunlukla , sanat , moda gibi estetik alanlarda faaliyet gösterirler. Bunun sebebi sizce ne olabilir? 

Mehmet B.: Ben teşekkür ederim Sevgili Elif, Bizler, hayata daha naif baktığımız ve daha duyarlı algıladığımız için, ister istemez yönelim olarak , kendimizi ifade edebilmek ve çok gelişmiş olan estetik duygumuzu yansıtmak adına evet çoğunlukla bu alanlarda kendimizi geliştiriyoruz. Vizyonumuz her zaman geniş ve yeniliğe açıktır. Bir insan kendi bedenini ve ruhunu sevdiği zaman bunu en güzel görsel konumlarla ifade eder, çünkü içinden taşan estetik ve beğeni duygularını paylaşmak ister. 

Elif Hece: Eşcinsel yaşamı kendi gerçeğinizle ve toplumun gerçeğiyle nasıl yaşıyorsunuz zira eşcinseller sosyal toplumda yer alabilmek için maalesef dört duvar arasında kendi gerçeklerini gizli yaşamak zorunda kalıyorlar ; siz bu ayrımı nasıl dengeliyorsunuz? 

Mehmet B: Özel ilşkilerimde , öncelikle önem verdiğim konu , kimliğimin ve görüntümün olduğu gibi benimsenmesi, feminenlikten ziyade maskülen bir yaşamı tercih ederek , eşcinsel olmanın bir sapkınlık olmadığını , hastalık olmadığını , yaratılıştan geldiğini , ve benim bir kadın kimliğine bürünmeden bu içsel doğamın var olduğunu topluma göstermekten çekinmiyorum. Çünkü; eğitime ve gelişime çok önem veriyorum.eşcinsellik bir gerçek ise bizlerde bir bedende iki tabiat taşıyoruz.üçüncü bir cinsiyet gibi algılamaları toplumun kendi yanlışıdır.

Toplumumuzda cehaletten kaynaklanan ön yargıları yıkmak ve kapanan kapıları açmak için , kendimizi dış dünyada ifade etmeliyiz. Bazen bükemediğimiz bileği öpmek gerekebiliyor ! Bu yüzden toplumdan uzaklaşmak yerine sosyal ve profesyonel iş yaşamının içinde kendimize özgü yeteneklerimizle ve zekamızla kendimizi ifade ederek toplumun ön yargılarını yıkmayı başarabiliriz.

Ben bu ayrımı dengelerken, sabrımın,hırsımın ve ruhsal üstünlüğümün farkındalığını bilerek yapıyorum.

Elif Hece: Eşcinsellik denildiği zaman akla gelen ilk şey erkek erkeğe yaşanan seksüel yaklaşım oluyor oysa ki lezbiyenlikte bir eşcinselliktir , fakat lezbiyen ilişkilerde toplumun aklına ilk etapda seks gelmiyor. Neden gay ilşkilerde daha çok seks ön planda algılanıyor? 

Mehmet B.: Aslında biz gayler yaşantımızda, seksten çok, aşkı, sadakati ve estetiği arıyoruz. Şahsen ben; güzel , zarif ve şık olan herşeyi elde etme dürtümün yoğun olduğunun farkındayım, seks tüm toplum yaşantısının bir gerçeğidir, bizler için seks yapmak bir kadının bekaret teslimiyeti kadar özeldir.

Bu bilgilerin ardından, onun yol haritasında bir yolculuğa başlayalım.

Astrolojide cinsel kimlikte en etkin unsurların bir önceki makalemde de belirttiğim üzre , uranüs, merkür, ay, venüs ve mars, ardından şiron, ay’ın ateş elementinde olup yaptığı açılar ve ev yerleşimi,

Yine erkek haritasında mars’ın düşmesi, zararlı konumda olması, hava elementi ağırlığı, 12.ev de önemli kişisel gezegenlerin varlığı, merkür’ün (hermafrodit) haritada önemli bir konumda olması, ay’ın erkek haritasında feminen doğayı desteklemesi, vertex noktası, kişisel gezegenler ile uranüs işbirliği içinde bulunması gibi istatistiksel veriler epey fazlaca.

Mehmet ‘in öz burcu içindeki ışığı terazi kimliğinde ve 12.ev alanına yerleşmiş, güneş bizim kimliğimizdir, yükselen burcumuz aynamızdır içimizdeki ışık (güneş)ne ise dışımızdaki ayna bunu yansıtır.Terazi yöneticisi venüs olması nedeniyle feminen bir burçtur her ne kadar hava elementi olsa da. Burçların yöneticilerinin de doğaları vardır, boğa da venüs maddeleşir , maçolaşır deyim yerinde ise terazide ise , terazinin zarif doğası, estetik düşkünlüğü ile feminenleşir. 12.evde yer alması yalın anlamda kimlik gizlenmesi değil elbet, bir çok 12.ev güneş’ e sahip insan var, 12.ev alanından güneş, 2.ev sonlarında yer alan uranüs ile sekstil açı ilişkisine girmiş, gizlenmiş kimliğini ortaya çıkarmada kendi oluşturduğu değer yargılarına prensiplerine göre, uranüs vari özgürlükçü, yenilikçi, sıradışı bir yapıya sahip.teraz kimliğini uranüse özgü rahatça sergileyebilmekte.ve kimliğini bir gay olarak ortaya koyması aslında güneş baba figürüdür, 12.ev kayıplar evidir bir nevi isyan, babaya, bilinçaltında yer etmiş olan kötü izlere bir isyan belki de…

Merkür 1.evinde yerleşmiş ve terazi burcunda, 1.ev dış kimliğimiz, dışarı yansıyan aynamız, fiziksel oluşumumuz ve bunu merküryen bir tavırla sergilemekte, iletişimde güçlü, sosyal biri, ellerini kullanmada yetenekli ve pek çok yabancı dil bilmekte, ikizlerde yer alan şiron’un çocukken konuşma problemi vermesini yenmiş durumda. Merkür , 8.evde(cinsellik, cinselliğin ifadesi, yaşandığı mekanlar, ruhsal ve derin çözümlemelerin yapıldığı yer,ölüm –yaşam-mistik dünya ve ötesi) yer alan vertex noktası ile 150’lik birleşmeyen gerilim açısı oluşturmuş, düzenlemeler yapmamızı gerektirir 150 lik açılar, zira ayrı element olduklarından birbirini anlamakta zorluk çekerler. Diğer tarafdan vertex noktası kaderimizi yaşamımızı şekillendirecek değişterecek olan olayların ve kişilerin geldiği yerdir, 1.ev alanı kendi dış kimliği ve 8.ev alanı kendi cinselliğini yaşama alanı ve vertex noktası ile gerilim açısı merkür’ün hermafrodit olmasından dolayı onun yaşamına dahil olan insanlarla ve 8.ev alanıyla (düşünsel )zorlandığını göstermekte. 

Venüs ve Mars Başak burcunda 11.ev alanında kavuşum yapmış, maskülen ve feminenlik iç içe, bu durum onun aşırı derecede romantik olmasına , duyarlı olmasına ve şehvetinin fazlalığına işaret etmekte. Tutkuludur ve bunu kontrol altına almakta zaman zaman zorlanabilir, Başak’ta olması nedeniyle, bu duygularını iffetli bir şekilde yaşamak ister. Cinse değil aşkın ve duygunun kendisine aşıktır. Güzelliğe aşıktır. Etrafında kendine özgü çevresi vardır. 11.ev arkadaş-dost grup çevresidir. Hormonlarda düzensizlik belirtisidir bu etki aynı zamanda ! bu güçlü etkinin yönlendirilmesi gerekir bu onu sanata yöneltmiştir zaten yükselen ve öz Terazi ,Başağında kozmetik dünyasını yönetmesinden Terazi’nin zaten özellikleri malum bu alana yöneltmiş ve içindeki güzellik duygusunu estetik yeteneğini bu alanlarda sergilemektedir. Feminen bir alanda makyör…

Cinsel kimlikte baş rol oyuncularından olan merkür’ün üst oktavı ve mitolojik anlamını da okumanızı öneririm Uranüs yine cinsel kimlikle, fiziki beden ile alakalı olan şiron ile karşıt (180) açı yapmış, ve başakta yer alan mars-venüs kavuşumuna kare (90) yaparak T-Kare tamamlanmış. Bunun anlamını buradan yazmayacağım zaten ileri seviye astrojiyle ilgilenenler bunun ne anlam taşıdığını biliyorlar. 8.evde bu etkinin olması çoğu şeyin izahıdır zaten. Doğuştandır bu kimlik. Ve bu kimliğin ilerde getirecekleri !

Değişken burçlarda oluşan bu açı kalıbı, onun değişme yeteneğini, reformistik yapısını açıklamaktadır. (Astrolojide kolay açı kalıplarındansa, zor açı kalıpları iyidir zira yüzeysel olan açılarda kişi zor bir transitle karşılaşınca ne yapacağını şaşırır yalpalar, dibe vurur, oysa doğuştan sert etkilere haiz olmuş bir insan, bu etkileri daha kolay atlatır zira doğuştan gelen bir savunma mekanizması vardır.)

Ve Pluto değişimin, dönüşümün planeti, 1.evde (fiziksel görünüm, ilk çevre, yaşamdaki tüm adımların ilk oluştuğu yer )yerleşmiş, 3.evde (ergenlik dönemi, düşünce yapımız, iletişim ve kendimizi ifade tarzımız)yer alan Neptün ile 60’lık açıya girmiş ve buradan 9.evde yengeç burcunda yer alan Ay ile 180 lik açı ile tamamlanmış. Bu açı kalıbı astrolojide yod olarak bilinen kavrama benzemekte, yod da, iki 60 lık açı yapan planetle birde bunların 150 lik açı yaptığı planet, yod terimini oluşturur. Kadersel bir açıdır bu ve kesinlikle gerilim verir. Bu açının da, yod kavramına dâhil olduğunu düşünüyorum. Ve tepe noktası yengeç –ay, dişil, edilgen, alıcı bir karışım. 9.ev diğer anlamlarının dışında kişinin en üst düşünce mekanizmasını açıklar, düşüncelerimizle eyleme geçeriz, ne düşünüyorsak uyguladığımız ve gösterdiğimiz de odur. Bu durumda kişinin doğasında en üst seviyede değişim Pluto ile başlayacaktır 1.evde ve 3.evde ilk gençlik ergenlik döneminde Neptün’e özel olarak çözülmeler olacaktır ve ay ile 9.evde düşüncelerini eyleme dökmekten ve gay kimliğini ifşa etmekten kişi sakınmayacaktır.