Yetmiyordu. İnsanlara o kadar çok şey vermen gerekiyordu ki, kimseye yetemiyordun, yetişemiyordun. Ucunu kaçırdın. Bir noktadan sonra yetersizlik hissi geldi ve en yakın arkadaşın oldu. Öyle ki, artık kendini işe yaramaz hissetmeye başladın. Oysa sen çok değerlisin ve kimseye bir şey vermek zorunda değilsin. Yaşadığımız süreçte sana bu hatırlatılacak. Kendini kimler için yetersiz diye adlandırıyorsun? Onlar senden hep bir şeyler istemeye devam edecekler ve önündeki en büyük duvarı oluşturacak bu beklentiler. Senin bir problemin yok, bir sorunun yok, çözülmeyecek veya aşılmayacak bir sıkıntın yok, iyi bak. İlişkide İletişim? İş yerinde daha fazla çalışmak, iş yapmak? Para kazanmak? ‘Onlar gibi’ olabilmek? Başarı? Bunlar kimin beklentileri? Hangi yarışın içine çekildin ve çıkamıyorsun? Kimler için yarışıyorsun? Hangi zafer, hangi başarı için kendi mutluluğundan ve huzurundan feragat ettin? Yeter ki başarayım, mutsuz da olsam, acı da çeksem başarılı olayım ve beni onaylasınlar dedin? Dedin ki bu kısır döngü içinde kaldın.

Bu duvar, bir tırmanma duvarı. Herkes senden doğru yerleri tutarak, doğru yerlere basarak tırmanmanı bekliyor. Sen tırmanıyorsun, yeni bir duvar getiriyorlar. Çünkü bunu seviyorsun. Sen ‘ne güzel tırmanıyor’ desinler diye, ilerlemekten vazgeçmiş biri olmak üzeresin, görmüyor musun? Hep düşmekten korktun, yanlış bir yere basmaktan, yanlış bir yeri tutmaktan. Rezil olmaktan, yargılanmaktan. Hep onların kurallarıyla yarıştın. Düşmene izin vermediler. Hep tutundun. Bu duvar önünde oldukça, ilerleyemediğini görüyorsun. Şimdi bu kısır döngüyü kırma zamanı. Bu duvar olmadığında, bu yarış olmadığında ve onlar yargılayacak bir şey bulamadıklarında, hayatından çekilecekler. Seni yetersiz hissettirenler, kendi yetersizlikleriyle başbaşa kalacaklar. Çünkü yetersizliğini örtmek adına herkesi yargılayanların, herkese laf yetiştirenlerin zamanını deneyimliyorsun ve bu duvar onların duvarı.

Koç Dolunayı. Son dönemlerin hem en sert hem de en katkı dolunaylarından. Sert bir dolunay çünkü, dönüşmeye izin vermeyen, öfke getiren, direnç koyduran, tutunduran bir dolunay. Ruhsal olarak huzursuz hissettiren, ‘bir şeyler olacak’ dedirten, negatifi evimize getiren bir dolunay. Katkı dolu çünkü, maskeleri düşüren, neyi beslersen onu büyüten, inancını pekiştiren, özgüveni geliştiren ve gerçeği yüzüne çarpan bir Dolunay. Eğer sen hayallerinin peşine gitmek yerine, yerinde saymayı seçersen yerinden kaldırmayan bir Dolunay olacaktır. Eğer bir karar verir de, yürümeye hazır hissedersen, bu yolda elini tutacak ve seni yalnız bırakmayacak, sana güç verecek bir Dolunay. Yalnız kalmak istersen, bütün dünyayı sessizleştirecek, istemezsen bütün sevenleri sana getirecek bir Dolunay. Bu Dolunay, sen ne istiyorsan, katbekat sana ulaştıracak bir Dolunay.

Koç Dolunayı. Hazırım dediğin an, bütün korkularını yıktığın an, kimseyi umursamadan kendini düşündüğün an, kendini almaya açtığın an, senden alınanları sana verebilecek bir Dolunay. Hazır mısın? Hayatında neyi değiştirmek istiyorsan, tam zamanı. Bir gazla değil, biri söylüyor diye değil, ben yazıyorum diye değil, sen istiyorsun diye. Kendi bakış açından, kendi hayatının iplerini eline alarak, başkası için değil. Bu Dolunay kendinle yüzleşmek için kaçırılmaz bir fırsat.

Koç Dolunayı. Karanlığa bakacak cesareti verecek sana. O karanlığın içinde bir ışık bulacaksın, o ışık senin cesaretinin ödülü olacak. O ışıkla içindeki karanlığı aydınlatacaksın, o karanlığın içinde kendine ait birçok kapasite bulacaksın. ‘Ben bunu yapamam’ dediğin her ne varsa, yapabileceğini keşfedeceksin. Kendini keşfedeceksin, izin verirsen. İlişkiler için sert olabilir, ancak ilişkilerin derinine bakmak için önemli. Bu da dürüst bir karşılıklı iletişim gerektiriyor. Bir kere kırılacak karşındaki duydukları için belki ama sana teşekkür edecek gelecek zamanda. Yargılamadan kendi düşüncelerini karşıya aktarmak için önemli bir süreç.

Koç Dolunayı, olmak istediğin yere sana çok uzakmış gibi gösteren bir süreç olduğu için ve fiziksel enerjini dışarıya bir şekilde atamadığından dolayı içinde birikenleri dışa vurabilecek bir Dolunay. Bu yüzden hareket halinde olmak her zamankinden daha önemli. Spora başlamak için güzel bir süreç. Harekete geçmek için iyi bir dönem. Sinirlendiğin an patlama yaşamak yerine bir nefes almak ve önce doğru iletişimi seçmek sana büyük fayda sağlayacak. Söylemek istediklerini söylemelisin ama bağırarak değil, hakaret ederek değil, doğru kelimeleri kullanarak, sakince. Bu sayede bir süre sonra başını ağrıtmadan bu süreci atlattığını fark edeceksin.

Koç Dolunayı. Bıraktığın izleri silmek için geliyor. Başlangıç çizgisini biraz geçtikten sonra, içine düşen ‘acaba doğru mu yaptım?’ tedirginliği var içinde. Geçmişi bırakmak, söylendiği kadar kolay değil, biliyorum. Sarılıp ağlamak istediğin bir yastık gibi geliyor bazen, ihtiyacın varmış gibi hissediyorsun biliyorum. Ancak bu yaşadığımız çağın hissizliği. Hissetmek istiyorsun bazı şeyleri, yaşadığını hissetmek istiyorsun ve yaşadığını hissetmek adına en gerçek hismiş gibi gelen o acıya tutunuyorsun. Oysa, bu acı sana ait değil. Bu acı geçmişteki sana ait ve bunu gelecekteki sana götürmek yükten başka bir şeye yaramayacak. Gelecekteki senin, hafifliğe ihtiyacı var. Kimse için değil, gelecekteki senin için bırakmalısın geçmişi. Bıraktığın izleri sileceğin bu süreçte, onlarla vedalaşmalısın. Kişi, olay, durum her ne varsa.

Savaş senin içindi, savaş senin içinde. Barışı almak istiyorsan, önce kendinle barışmalısın. Bu bir kişisel gelişim sözü değil, bu kendine verdiğin bir söz. Hatırlamadığın yüzlerce sözden biri, hatırlamamak için dinledin yargılamaları, hatırlamamak için acı çekmeyi bile göze aldın. Onlar da rolünü oynadı. Sadece bir nefes almak istemiştin. Bir kabustan uyanıp, bir bardak su içmek. Biraz dinlenmek. Biraz değer görmek istemiştin ama seni görmediler. Çünkü sen kendini görmüyordun, ne nefes almaya, ne de bir bardak su içmeye kendini değer görmüyordun. Onlar rollerini oynuyor ve ancak sen istedikçe var olacaklar.

Ortada hiçbir şey yokken bile seni vazgeçirmeye çalışanlar var, görmüyor musun? Her şey yolundayken bile huzursuzluk var, hissetmiyor musun? Hayallerin varken bile bir umutsuzluk var, farketmiyor musun? Çünkü senden beklenenleri, sen de hayattan bekliyorsun. Bu beklentiler seni yoruyor, akışa izin vermediğin için katılaşıyor, sana bu duvarı yık demiyorum. Bu duvarın içinden geç! ve arkanda kalanlar yalancı övgüler, ilgiler veya yergiler yerine sana hak ettiğin değeri versin.

-O BAŞARDI! Gördünüz mü? O BAŞARDI!

Sen BAŞARDIN. Vazgeçmeyerek.