13 Temmuz 2018’de başlayan yengeç-oğlak burcu tutulma halkası 2020 yılı temmuz ayında sona eriyor. Hatırlarsanız geçtiğimiz ay, yay burcunda bir ay tutulması yaşamıştık artık tutulma mevsimi haziran ayı ile birlikte ikizler-yay burçlarına doğru kaymaya başladı bile! 21 Haziran yengeç burcunda, 5 Temmuz oğlak burcunda yaşayacağımız tutulmalar ile bu döngüyü 2037 yılına kadar kapatmış olacağız. Özetle bu burçların anlattığı temanın son kavşaktayız.

Tutulmalar beraberinde yenilikleri ve tazelenmeyi getirir. Fırsatlar ve olasılıklar böyle zamanlarda dikkat çekici bir şekilde artar. Bekleyen işler ve niyetler, adımlar hız kazanır. Bu dönemde hayatınızda öne çıkan konular ne ise; tutulma zamanlarında illa ki bir gelişme doğar. Ya bir şeyler ivme kazanır, gelişir büyür ya da bir şekilde adımlar çıkmaza girer, gelişmeden sonlanır. O yüzden tutulma mevsiminde önümüze çıkan konularda uyanık olmalı, gelişmeleri bu bilgiler ışığında değerlendirmeliyiz.  Ne demiş Kral Süleyman, “Her şeyin bir zamanı, gökler altında her işin bir vakti var.”

Yengeç ve oğlak burçları birbirlerine zıt burçlardır. Bu ikili ancak birlikte çalıştığında dengeyi sağlayabiliriz. 18 ayda bir burç değiştiren ay düğümleri tutulmaların hangi burçlarda olacağını söyler. Hiçbir şey aynı kalmaz, gökyüzü de bizim gibi sürekli bir devinim halindedir. Kuzey ay düğümünün (ilerleme alanı) yengeç burcu tarafında olduğu gerçeği 2018-2020 yılları boyunca elimizdeki en önemli ipucu idi. Kısaca, yengeç kilidi açan oğlak da kapatan anahtardı.

Yengeç burcu; duygular maneviyat aile yuva kökler mahremiyet ebeveynlik ile ilgilidir. Oğlak ise hedefler planlar kariyer maddi dünya statü yönetim ile. Yengeç yumuşak kalplidir, anaçtır, sevecen ve anlayışlıdır. Oğlaksa serttir, gerçekçi ve kuralcıdır, prensiplidir, öyle kolay affetmez. Kendimize ait güvenli bir yaşam alanı kurmanın, sevdiklerimize ve önceliklerimize sahip çıkmayı özellikle vurgulayan bir dönemi geride bırakıyoruz. Önce insan sonra çıkarlar teması altında bir sürü hikaye biriktirdik. Salgın, mülteci sorunu, sınırlar-kısıtlamalar, örülen yeni sınır duvarlar, işlemeyen birlikler-organizasyonlar, muhafazakar siyasetin artışı, ne olursa olsun sistem işlemeli diyen liderler/ekonomi/savaş politikaları…

Artık son kavşaktayız. Bizi besleyen büyüten zenginleştiren ve sonraki nesile aktaracağımız hakikatin ne olduğunu fark ederek son virajı alalım çok isterim. Gerçek olmayan çıkara dayalı ilişki ve işbirliklerini özellikle yaz aylarında hem iş hem özel yaşamlarımızda görmeye devam edeceğiz. Olay veya insanlardan uzaklaşmak, kaçmak, yok saymak, inkar etmek, mesafe koymak, duvar örmek bir şeyleri iyileştirmeye faydası olmayabilir. Bazı konularda olanı biteni çok ciddiye alıyor bu yüzden hareketsiz kalıyor olabilirsiniz. Belki de çok fazla sorumluluk üstlendiniz, adım atmaya cesaret edemiyorsunuzdur. İlişki içinde olduğunuz, iş yaptığınız insanlar birer yetişkin iseler lütfen kendinize şu soruyu sorun. Başkasının acısına dertlenerek veya işlerini üstlenerek ne yapmayı hedefliyorum? Sorumluluklarını üstlendiğim veya bana bakmasını beklediğim insanlarla ilişkim nereye kadar sürer? Kendime ördüğüm sınırlarım limitlerim neler? Korkularımdan kaçmak için öne sürdüğüm bahaneler neler? Sevgi veya çıkar ilişkisi arasındaki fark nedir? Kazan-kazan politikası güderek ilişkiler nasıl sürdürülür? Benim neye ihtiyacım var? Güven içinde hissetmek için ne yapabilirim? İhtiyaçlarımı kendim karşılamak için ne yapmalıyım? Bu soruları sorarken kendinize sevgi şefkat ve merhamet göstermeyi lütfen unutmayın.

İyi dileklerimle,