Ya cezayı veren sen isen?

Ya her şeyin yolunda olmayışı, kendini cezalandırdığın içinse ve bunun farkında değilsen. Başkalarını cezalandırdığını düşünüyorken, hayata karşı öfkeliyken ve çözemediklerin üstüne geliyorken, ya kendini cezalandırıyorsan? Kimi cezalandırdığını düşünüyorsun? Onları mı? Aileni mi? Sevdiğini mi? Kendini mutsuz kılarak, fazlasıyla düşünerek ve kaygılar içinde geleceğini düşünerek kimi cezalandırıyorsun? Fazla yiyip, harekete geçmeyip, kendini görünmez kılıp, kendine bakmayıp, yalnız kalıp kimi cezalandırıyorsun? Kendini? Sevmediğin yanını?

Her yanın sensin, artık diğer yarını kabul eder misin? Onu cezalandırdıkça, aslında kendini cezalandırdığını fark eder misin? Biliyorum. Biliyorsun, ondan nefret etmen için yüzlerce sebep var, herkesi eleştirdiğin yanlar, onda var ama o sensin. Bundan daha gerçek ne olabilir? Sen her şeysin. Gece yattığında kafandan geçen düşünceler de sensin, gündüz insanlar içinde konuşan da. Toplum içindeki sen ile kendi halindeki sen bir savaş halinde ve buradan bir zafer çıkmayacak. Kendini cezalandırmayı bırakana kadar. Yalnızsın, çünkü cezalandırdığın yanını kimse görsün istemiyorsun. Ancak kendini kabul ettiğinde, kimseye bir şey kabul ettirmek zorunda kalmayacaksın. O dönem de tam olarak şimdi başlıyor.

Zihnin oldukça aktif olduğu bu süreçte iletişim çok önemli olacaktır. Zihni susturmak adına ise hareket halinde olmak katkı olabilir. Zihin aktifken, öfke kendini her an ve her yerde gösterebilir. Ani çıkışlardan kaçınmamız gereken bir süreç. İki gün olsa bile bir yerlere gitmek iyi gelecektir, kısa seyahatler en iyi dinlendirici olacaktır. Uranüs-Jüpiter açısı ile şanslı bir dönem olduğunun özellikle altını çizmek gerekiyor. Bu açı değişim için biçilmez kaftandır. Her türlü değişime katkı olacaktır, sadece karar vermek gerekiyor. Destekleneceğini ve pişman olmayacağını bilerek değişime gitmek, bu dönemin mutluluk kaynaklarından olabilir. Değişime direnmek ise depresyona sokabilir, bu yüzden izinli olmak önemli.

Venüs, Satürn ve Pluto arasında. Burada sevgi hissedememek, ilgi görememek, yeteri kadar değer verilmemesi gibi konular olabilir. Buralar bir çukurdur ve bu çukur sizi iyi bir yere götürmez. Bu dönem başlayan ilişkiler uzun süreli ilişkiler olacaktır, diğer yandan baskıcı bir ilişki olmaması adına baştan dürüst iletişim önemli olacaktır. Maddi konularda uzun vadeli planlar yapmak adına uygun bir dönem. Burada hem güçlü, hem altyapısı sağlam işler çıkartabilirsiniz. Uzun süredir uğraştığınız ancak hayata geçirmediğiniz projeler için harekete geçebilirsiniz. Kariyersel yükselmeler mümkündür.

Mars-Neptün açısı yine hayalgücünü yükselten, sanatı onurlandıran ve rüyaları bir film sahnesine çeviren bir sürecin geldiğini göstermekte. Yetenekleriniz ve kapasiteniz bu dönem ortaya çıkabilir, bunun için kendinizi keşfetmeye önem vermelisiniz. Kendinizi aşacaksanız, kimseyi umursamadan kendinizi ortaya koyacaksınız ve ‘ben buyum’ diyeceksiniz, bu dönem en iyi dönemlerden. Zincirleri kırmak adına, kabından taşmak adına en iyi süreçlerden biri. Ayrıca aşk konusunda kadersel tanışmalar olasıdır.

Anlaşılmak, yine bu sürecin getirdiklerinden. Seni fark etsinler, anlasınlar, hiç değilse dinlesinler istiyorsun. Hiçbirini yapmıyorlarsa hayatından çıksınlar istiyorsun da, eyleme dökemiyorsun. Kimsenin seni anlamak gibi bir gayesi yok, hayatın bile. Herkes kendi doğrularında, kendi hayatlarında ve kendi savaşlarında. Sen onlar için bir durak olmaktan çıkmalısın bu dönem. İstedikleri zaman gelip, istedikleri zaman gittikleri, istedikleri zaman geçerken uğradıkları bir durak olmaktan çıkmalısın.

Çünkü kimse duraklarda fazla vakit geçirmek istemez. Gelirler, anlatırlar, dinlemezler ve giderler. Sen onların bıraktığı negatif enerjiyle, yorgun ve bitkin kalırsın. AMA SENİ ÇOK SEVERLER BAK. Çok sevilmek ve arkandan ‘çok iyi biri yaaa’ denmesini istiyorsan bu rolü oynamaya devam edebilirsin. Kendini cezalandırmaya.. Ya da gerçekten kendin olup, mesafeni koymayı başarabilirsin. O zaman ‘bu çok değişti’ diyecekler senin için.. Onca zaman yaptığın hiçbir şeyi de görmeyecekler. Şimdi bir karar vermelisin, ‘iyi biri’ olarak anılmayı mı? Yoksa ‘özel’ biri olarak anılmayı mı seçeceksin.

Bu dönem gitmek isteyebilirsin. Zihnin yeteri kadar kalabalıkken, bir de insanları dinlemek yorucu gelebilir, gitmek isteyebilirsin, kendinden bile. İnsanlar sana uyumsuz diyecekler, ortama uyum sağlayamıyor diyecekler, ‘o biraz şey’ diyecekler. Desinler. Bugün deli diyenler, yarın senden akıl danışacaklar. ‘Nasıl başardın?’ diye.. Gitmek isteyeceksin yargılardan.

Belki de gitmelisin, başka dünyalara, başka insanlara, okyanuslara açılmalısın, gökyüzünde uçmalısın, belki de artık gitmenin vaktidir, yeniye açılmanın. -Zamanı gelmedi.. Sen zamanı geldiğinde değil, gidebilme cesaretini bulduğunda gitmelisin. Zaman senin seçimin değil, gidebilmek ise senin seçimin. Yenilik özgürlüktür ve özgürleşme dönemi yaklaşmakta, özgürleşmenin ilk adımını da bu Dolunay atabilirsin. Seçim senin ve kaçan bir tren yok. Sadece iç sesini dinle, bu yazıyı değil.

Ne kadar yalnız hissetsen de, yani hani sevdiğinin yanında bile tükenmek bilmeyen bir yalnızlık hissetsen de, yalnız değilsin. Burada, yolculukta ve gittiğinde yerde seni gözleyen, seni kollayan ve seni dinleyenler var.

Sahi, sen her gece içinden kendi kendine konuştuğunu mu sanıyordun?