Kendimi arıyorum, gören var mı ?
9 Mart’ta İstanbul’a göre çıkartılan haritada saat 20:47’de Başak burcunun 19 derecesinde Neptünyen bir dolunay olacak. Güneş’in de aynı derecede Balık burcunda yer aldığı dolunaya Neptün vurgusu eşlik ederken 6 ve 12.ev aksları da tetikleniyor. Yani Başak ve Balık’ın Zodyak kuşağındaki doğal evleri. Ama bir farkla bu sefer ters evlerdeler.
Başak, aşırı kontrolcülükle mükemmelliğin peşinde koşarken kılı kırk yarması, ince elemesiyle adeta kraldan çok kralcılık yaklaşımıyla hayatı hep ıskalar. Kendinden başka herkese hizmet etmeye güdümlüdür. Mükemmel yaklaşımıyla herkesin hayatına dokunmak ister, düzeltmek ister, ayrıntılara hakimdir, çalışmadan yaşamayı hiç bilmez. Balık ise bunun tam tersi, hayal dünyasında rahatına düşkün, her şeyi akışına bırakmaya meyilli, bazen tembellik derecesinde miskin, düzenden hoşlanmayan hatta biraz kaotik, inançlarıyla yol alan teslimiyetçi bir enerjidir. Şimdi bu iki zıt enerji birbirlerinin evinden birbirlerine adeta meydan okuyarak bize iş ve günlük yaşamımız, sağlığımız, iş yapma şeklimizle, hayallerimiz ve inançlarımız arasındaki zıtlığı aynalama yaparak göstermek istiyorlar.
Anın yükseleni Terazi burcu ve yöneticisi Venüs güçlü olduğu Boğa burcunda ancak Uranüs ile kavuşumda. İlişkilerimizi daha barışçıl ve uyum çerçevesinde götürme isteğimiz yüksek olacaktır. Hatta karşımızdakilerden bunu madde planında ispatlamalarını isteyebiliriz. Güven duyabilmemiz için beklediğimiz şey, sadakat istikrar ve maddi güven. Ancak her an hislerimiz yaklaşımımız ani ve beklenmeyen koşullarla da değişebilir. Bizim için uygun olan koşullar şartlar veya kişiler sistem içinde uygun mu bakalım.
Dolunay yöneticisi Merkür durağan pozisyonda ve çok sağlıklı çalışamıyor. Sahip olduğumuz dahice zekayı yaratıcı enerjiyle birleştirmemiz için içimizden gelen seslere kulak vermeliyiz. Bu arada, eski aşk hikayeleri eski arkadaşlar biraz marjinal bir üslupla gündeme gelebilir.
Dolunaylar aydınlanma ve tamamlanma zamanlarıdır. Aydınlanacağımız konuları ikiye ayırmak istiyorum.
Birinci grup; bir süredir üzerinde adeta ölü toprağı serpilmiş gibi güya teslimiyet içinde olduğunu düşünüp her şeyi kadere bağlayıp miskinlik edenler için adeta bir silkelenme ve ayağa kalkarak üretmesi çalışması gerekenleri görerek yola çıkma zamanının farkına varanlardan oluşuyor. İkinci grup; ilahi sistemin akışına sürekli çomak sokarak oldurmaya çalışıp, herkesi ve her şeyi kontrol edeceğini zannederek huysuz, eleştirel ama mutsuz olanlar için, her şeyin bir vakti saati olduğunu kendisinin üstünde mükemmel bir sistem olduğunu ve Allah “ Ol” demeden hiçbir şeyin olamayacağını anlayarak inanç ve teslimiyet içine girmesi gerektiğini fark edenlerden oluşuyor. Eğer her iki enerjiyi de bu süreçte çalıştırmışsanız o zaman da dengelemeniz gerektiğinin farkına varabilirsiniz. Ne yan gelip yatarak depresyonel bir ruh hali içinde oradan oraya sürüklenerek kaderim böyle diyeceksiniz, ne de sanki bu dünyadan sanki siz sorumluymuş gibi her şeyi mükemmelleştirmek için sistemin işine karışacaksınız.
Bir süredir belirsiz seyreden iş ve günlük yaşamdaki konu başlıkları aydınlanabilir. Kendimizi bu dolunay da sanki suyun içinden dünyaya bakıyormuş gibi hissedebiliriz. Yönsüzlük, hedef belirlemekte odaklanamamak, kaybolmuşluk hissi, kendini ruhsal olarak iyi hissetmemek, depresyon etkileri, bıkkınlık yorgunluk, tükenmişlik içinde hissedebiliriz. Hasta olmadan hasta gibi veya teşhis konulamayan rahatsızlıklarımız da olabilir. Tüm bunların alt metninde yatan neden, yukarıda yazdığım iki ayrı grup enerjilerinin en az birini fazlaca çalıştırmanız. Dolunay ise, hangisini daha çok çalıştırdığımızı aydınlatarak üzerimizde büyük bir farkındalık yaratacak nitelikte. İşin en güzel kısmı ego bu dolunayda adeta sıfırlanıyor. Özellikle fazla ve ödem yapmış egolardan bahsediyorum. Eğer kendinizi bu süreçte kaybolmuş gibi hissediyorsanız bilmelisiniz ki, o kayıp hissi değil, hiç’lik kavramının ayak sesleri.
Hep birlikte teslimiyeti ve inanç olmadan yol alamayacağımızı öğreniyoruz, üretmeden çalışmadan “ armut piş ağzıma düş” mantığıyla yaşayamayacağımızı öğreniyoruz. Dolunay yöneticisi Merkür, ancak o da yine Satürn tarafından yönetiliyor. Ve her zaman ki gibi son sözü yine Satürn söylüyor “ nereye gidersen git, köklerinden ayrılamazsın, gerçeklerden kaçamazsın, ne kadar çalışırsan çalış zamanı gelmeden başarılı olamazsın, yaptığın işe ruhunu koymazsan inancını eklemezsen sahip olamazsın, sana istediklerini verebilmem için yaşamda her alanda denge prensibi içinde olmalısın, ne eksik ne fazla”
Ve son söz “ Zaman ( Satürn ) usulca fısıldadı, bana bırak “