Maviyi anlarsın, 

Denizi anlarsın,

Mavi denizi zor anlarsın”

demişti şair, ölüm adlı şiirinde…

Geride bıraktığımız 1,5 yılın konularını tamamlamaya davet eden Yengeç Yeniayı’nda istikametimiz mavi, umut ve sevgi olsun. Bizi durdurabilecek ve/veya harekete geçirebilecek tek güç kendi içimizden, özümüzden gelenler olsun! Uygulanabilir olan mavilikler; diğerkâmlığın en basit, en kolay uygulanabilir olan hali. Sevginin gerçekçi ve tutarlı hali. Kapının önüne bir kap su, mama koymak gibi olanından. Bir insanı gülümsetmek gibi olanından. Yolda rastladığın taşı kenara kaldırmak gibi olanından. Tek bir yere kanalize değil, başkalarına da, herkese, her yere gösterilebilineninden. Pratik olanından.

Zira;

Gökyüzündeki zorlayıcı açı gümbür gümbür kendini göstermekte…

Yerküre sesini duyurmak istiyor…

Kimileri güç gösterisi peşinde,

Kimileri ise tahakküm.

Kural koyucularla, kural yıkıcılar;

cesaretle, korkaklık

süreklilikle, güncellik

sabitlikle, değişim

çekişiyor…

Çıkış noktası sevgi, ara durak cesaret, varış sevgi: Tıpkı aşırı baskı ve kısıtlanma gibi kontrolsüz güçle hareket isteği de zararlı. Bu sebeple cesareti gereğince, yerinde göstermenin öneminin arttığı bir zaman! Cesaret kavramı üzerine hakkınca düşünülmeli.

Kavramsal bumerang

Sınır koyucuların sınırlandığı,

(İçsel-dışsal) savaşların savaştığı,

eylemin eyleme geçtiği

Kavramsal bumerangların yaşanacağı bir yeni ay.

Dikkat çekmek isteyen konular: para kavramı, sınırlar, yerküre, toprak, güç, otorite, kurallar, çatışma, emek, sadakat, gelecek!

Korku, sevginin karşıtıdır…

Sevgi, korkunun karşıtıdır…

Sevgide kalalım

‘Korkmayalım’ demiyorum! ‘Sevelim’ diyorum!

İstikametimiz mavi

Öğrendiklerini ama gerçekten öz bilgide öğrendiklerini kabullenme zamanı! Kabullenmeden atılan adımlar evet “şey”… Kabullenmeden, içselleştirilmeden, sindirilmeden tutunulan düzenler biraz “şey”… Beyaz lekeyi göstermesi ile lekeyi kusması arasında bir “şey”. Beyazın lekeyi göstermesi ve bazı kumaşların lekeyi kusması arasındaki benzerlik gibi. Neden kabullenmiştik ki o lekeleri? “Leke” demeye de dil varmıyor; öyle kabullenilmiş, öyle aşina, sorguya ihtiyaç duymadığımız o uyumsuz, o eğretiler…

Dış sebeplerle değil, kendi mevcudiyetimizle alakalı olarak ‘bırakmayı’ bilmemiz gerek. Değişim ve dönüşüm içindeyiz. Yeni olan ‘sen’in, gerçek ve kadim sen olması için, kendine, seçimlerine yani eskiden bildiğin ‘sen’e yeniden bakman gerek. Otomatik ve ezbere tepkiler için yanlış zamandayız.

Israr etmek, “ille de” demek nasıl sarsılacaksa, “kabul görmeyen” de sarsılacak. Bir acayip şey!

Ötekiyi, diğerini, olasılıkları, seçenekleri, başkaca olanları gözden geçirmekle akan, ilerleyen, inkişaf eden bir sevgi süreci…

Motorları maviliklere sürme hayali için uygun olup, sürmek için yanlış zaman olabilir.

Belki de sürmeye çalışırken öğreneceksin hayalinin gerçekliğini. Bu senin özgür iraden.

Mavinin içinde ya da mavinin ta kendisi olmadığını kim söyleyebilir? Hepsi ‘Mavi Denizi’ anlamak için…

Bu neyin vurgusu? Hangi sebeplerin, itkilerin dışa vurumu?

Vaktinden önceyse; ölüm gibi bir şey olur ama kimse ölmeye de bilir. Ya da gereğini yerine getirmeksizin…

Kolaylıkla ve güzellikle olsun.

Kaynak:TersDergi