Beş Element Kuramı

13.476 views

Beş Element, Taocu düşünceyi temel alan bir uyum sanatıdır. Taoculuk, insanın evren ile uyumunun sağlanmasının kişinin aydınlanmasında ve sağlıklı bir yaşam yaşamasında en önemli unsur olduğunu öne sürmektedir. İnsan, doğa ile olan uyumunu yitirdiğinde mutsuzlaşmakta, sağlıksızlaşmakta ve sıradan insandan tam insan’a ya da ruhsal, aydınlanmış insana doğru olan doğal evrimini tamamlayamamaktadır. İnsan, olduğu haliyle ya da doğal haliyle mutlu ve sağlıklıdır; mutluluk ve sağlık aramak için özel bir şey yapmasına gerek yoktur. Bununla birlikte modern yaşam insanı doğal durumundan uzaklaştırdığı için onun evrensel duyarlılığını, bilgeliğini ve buna bağlı olarak da sağlığını ve mutluluğuunu yitirmesine neden olmaktadır. Günümüz insanı Taocuların binlerce yıldır kullandıkları, doğa ile bütünleşme yöntemlerini kullanarak aynı mutluluğu, doğal bilgeliği ve sağlığı yaşamına taşıyabilir. Bunu başarmak için modern şehir yaşamını terk etmenize gerek yoktur. Tabii ki modern şehir yaşamından uzak, medeniyetin bazı “zararsız oyuncaklarını” kullanarak doğada yaşam yaşamak şüphesiz ki kişinin sağlık ve mutluluk kazanması için çok daha etkili bir yol olacaktır; ancak ne yazık ki bu her insan için uygun bir durum değildir. Bu durumda, elimizdeki araçları kullanarak doğa ile “mümkün olduğunca” uyumlu yaşamanın yollarını araştırmak son derece önemlidir. Taocu mutluluk ve sağlık yolunda doğru bir şekilde beslenmek, bedeni doğru bir şekilde çalıştırmak, zihni doğru bir şekilde eğitmek uzun yaşam ve bilgelik yolunu oluşturan üçönemli adımdır. Doğru bir şekilde beslenmek için Beş Element Beslenmesi, bedeni doğru bir şekilde çalıştırmak için Tao-Yin (yaşamsal enerjinin beden içinde ve dışında yönlendirilmesini sağlayan çalışmalar) ve Ch’i Kung uygulamaları, zihni doğru bir şekilde eğitmek için ise meditasyon ve İçsel Simya çalışmaları kullanılmaktadır.

Beş Element, doğadaki her varlık, her durum ve her tür enerji için geçerlidir. Tüm varlıklar Beş Element’ten birine dahildir ve doğal olaylar olsun, beslenme tarzları olsun, yaşamlarının her anında çevrelerindeki Beş Element’ten olumlu ya da olumsuz bir şekilde etkilenmektedirler. Doğa ile uyumlu bir şekilde yaşanmadığında Beş Element herhangi bir varlık için yıkıcı olabilir; doğa ile uyumlu bir yaşam tarzı geliştirildiğinde ise Beş Element kişi için hem sağlığında hem de başarısında büyük bir desteğe dönüşebilir.

 

BEŞ ELEMENT KURAMI

Beş Element ya da Wu-hsing, doğanın toplam enerjisinin beş ayrı biçimidir. Bu elementler asla element tablosundaki elementlerle karıştırılmamalıdır. Beş Element daha çok, eğer bir benzetme kullanmak gerekirse suyun hallerine benzer. Evrensel enerjinin toplamı su gibidir; donmuş haldeki su, buhar haldeki su ya da yoğunlaşmış su ise ayrı ayrı elementler gibidir.

Doğadaki her şey beş elementten bir tanesine aittir. Aynı zamanda her elementi bir yin hali bir de yang hali bulunmaktadır. Bu anlamda bakıldığında doğadaki her şey Beş Elementten birine ve bu elementin yin ya da yang haline karşılık gelir.

Beş Element sırasıyla şu elementlerden oluşur: METAL, SU, AĞAÇ, ATEŞ ve TOPRAK.

Mevsimler beş elemente göre hareket eder:

Sohbahar mevsimi METAL elementine ait bir mevsimdir. Bu mevsimde gene METAL elementine ait yin organ akciğerler ve yang organ kalınbağırsaklar fazla çalışır. Bu elementin özelliği kuruluktur; bu nedenle enerji kalitesi kuru ve serindir. Elementin enerjisi aşırı düzeye yükseldiğinde ya da eksik olduğunda bu elemente bağlı olumsuz duygular olan hüzün, üzüntü ve keder hissedilir. Belki de edebiyatta sohbaharın neden hüzür mevsimi olarak adlandırıldığını şimdi başka bir gözle değerlendirebilirsiniz. METAL elementine ait organların çalışmalarında bir bozukluk olduğunda da bu olumsuz duygular hissedilir. Bu organlar düzgün çalıştığında ya da elementin enerjisi dengeli olduğunda METAL elementinin olumlu duygusu olan cesaret duygusu hissedilir. Keskin ve baharatlı tatlar METAL enerjisinin artmasını sağlarlar. Bu tatlar METAL elementinin tatlarıdır. Bu element aynı zamanda derimizi, burnumuzu ve koku duyumuzu kontrol eder. Dolayısıyla derimizin durumu bize bedenimizdeki METAL enerjisi hakkında da bilgi verir. METAL elementi SU elementini besler ve yaratır; TOPRAK elementi tarafından beslenir ya da yaratılır; ATEŞ elementi tarafından denetlenir ya da yokedilir; AĞAÇ elementini denetler ya da yokeder.

Kış mevsimi SU elementine ait bir mevsimdir. Bu mevsimde gene SU elementine ait yin organ böbrekler ve yang organ mesane fazla çalışır. Bu elementin özelliği soğukluktur; bu nedenle enerji kalitesi nemli ve soğuktur. Elementin enerjisi aşırı düzeye yükseldiğinde ya da eksik olduğunda bu elemente bağlı olumsuz duygu olan korku hissedilir. SU elementine ait organların çalışmalarında bir bozukluk olduğunda da bu olumsuz duygu hissedilir. Bu organlar düzgün çalıştığında ya da elementin enerjisi dengeli olduğunda SU elementinin olumlu duygusu olan dinginlik duygusu hissedilir. Tuzlu tatlar SU enerjisinin artmasını sağlarlar. Bu tatlar SU elementinin tatlarıdır. Bu element aynı zamanda kemiklerimizi, kulaklarımızı ve duyma duyumuzu kontrol eder. Dolayısıyla kemiklerimizin durumu bize bedenimizdeki SU enerjisi hakkında da bilgi verir. SU elementi AĞAÇ elementini besler ve yaratır; METAL elementi tarafından beslenir ya da yaratılır; TOPRAK elementi tarafından denetlenir ya da yokedilir; ATEŞ elementini denetler ya da yokeder.

İlkbahar mevsimi AĞAÇ elementine ait bir mevsimdir. Bu mevsimde gene AĞAÇ elementine ait yin organ karaciğer ve yang organ safra kesesi fazla çalışır. Bu elementin özelliği nemliliktir; bu nedenle enerji kalitesi nemli ve ılıktır. Elementin enerjisi aşırı düzeye yükseldiğinde ya da eksik olduğunda bu elemente bağlı olumsuz duygu olan öfke hissedilir. AĞAÇ elementine ait organların çalışmalarında bir bozukluk olduğunda da bu olumsuz duygu hissedilir. Bu organlar düzgün çalıştığında ya da elementin enerjisi dengeli olduğunda AĞAÇ elementinin olumlu duygusu olan sevecenlik duygusu hissedilir. Ekşi tatlar AĞAÇ enerjisinin artmasını sağlarlar. Bu tatlar AĞAÇ elementinin tatlarıdır. Bu element aynı zamanda tendonlarımızı ve gözlerimizi kontrol eder. Dolayısıyla tendonlarımızın durumu bize bedenimizdeki AĞAÇ enerjisi hakkında da bilgi verir. AĞAÇ elementi ATEŞ elementini besler ve yaratır; SU elementi tarafından beslenir ya da yaratılır; METAL elementi tarafından denetlenir ya da yokedilir; TOPRAK elementini denetler ya da yokeder.

Yaz mevsimi ATEŞ elementine ait bir mevsimdir. Bu mevsimde gene ATEŞ elementine ait yin organ kalp ve yang organ ince bağırsak fazla çalışır. Bu elementin özelliği sıcaklıktır; bu nedenle enerji kalitesi kuru ve sıcaktır. Elementin enerjisi aşırı düzeye yükseldiğinde ya da eksik olduğunda bu elemente bağlı olumsuz duygular olan kibir ve acımasızlıkhissedilir. ATEŞ elementine ait organların çalışmalarında bir bozukluk olduğunda da bu olumsuz duygu hissedilir. Bu organlar düzgün çalıştığında ya da elementin enerjisi dengeli olduğunda ATEŞ elementinin olumlu duygusu olan sevgi duygusu hissedilir. Acı tatlar ATEŞ enerjisinin artmasını sağlarlar. Bu tatlar ATEŞ elementinin tatlarıdır. Bu element aynı zamanda sinir sistemimizi, dilimizi ve tat alma duygumuzu kontrol eder. Dolayısıyla kaslarımızın durumu bize bedenimizdeki ATEŞ enerjisi hakkında da bilgi verir. ATEŞ elementi TOPRAK elementini besler ve yaratır; AĞAÇ elementi tarafından beslenir ya da yaratılır; SU elementi tarafından denetlenir ya da yokedilir; METAL elementini denetler ya da yokeder.

Çin, enerji takvimine göre her mevsimin son 15 günü ya da Yazın Son dönemi TOPRAK elementine ait bir mevsimdir. Bu mevsimde gene TOPRAK elementine ait yin organ dalak ve pankreas ve yang organ mide fazla çalışır. Bu elementin özelliği rutubettir; bu nedenle enerji kalitesi rutubetlidir. Elementin enerjisi aşırı düzeye yükseldiğinde ya da eksik olduğunda bu elemente bağlı olumsuz duygu olan endişehissedilir. TOPRAK elementine ait organların çalışmalarında bir bozukluk olduğunda da bu olumsuz duygu hissedilir. Bu organlar düzgün çalıştığında ya da elementin enerjisi dengeli olduğunda TOPRAK elementinin olumlu duygusu olan dengelilik duygusu hissedilir. Tatlı tatlar TOPRAK enerjisinin artmasını sağlarlar. Bu tatlar TOPRAK elementinin tatlarıdır. Bu element aynı zamanda kaslarımızı ve ağzımızı kontrol eder. Dolayısıyla kaslarımızın durumu bize bedenimizdeki TOPRAK enerjisi hakkında da bilgi verir. TOPRAK elementi METAL elementini besler ve yaratır; ATEŞ elementi tarafından beslenir ya da yaratılır; AĞAÇ elementi tarafından denetlenir ya da yokedilir; SU elementini denetler ya da yokeder.

 

BEŞ ELEMENT DÖNGÜLERİ

Beş Elementi oluşturan elementler arasında iki tür ilişki bulunmaktadır: (Sheng) Yaratıcı ya da besleyici döngü –(Ke) yokedici ya da denetleyici döngü.

Yaratıcı döngüye göre: METAL elementi SU elementini yaratır; SU elementi AĞAÇ elementini yaratır; AĞAÇ elementi ATEŞ elementini yaratır; ATEŞ elementi TOPRAK elementini yaratır; TOPRAK elementi METAL elementini yaratır.

Yokedici ya da denetleyici döngüye göre: METAL elementi AĞAÇ elementini yokeder ya da denetler; AĞAÇ elementi TOPRAK elementini yokeder ya da denetler; TOPRAK elementi SU elementini yokeder ya da denetler; SU elementi ATEŞ elementini yokeder ya da denetler; ATEŞ elementi METAL elementini yokeder ya da denetler.

BEŞ ELEMENT BESLENMESİ

Beş Element beslenmesi, Taocu düşünceyi temel alan ve eski Taocu tapınaklarda kullanılan beslenme yöntemine verilen addır. Taoculuk, insanın evren ile uyumunun sağlanmasının kişinin aydınlanmasında ve sağlıklı bir yaşam yaşamasında en önemli unsur olduğunu öne sürmektedir. İnsan, doğa ile olan uyumunu yitirdiğinde mutsuzlaşmakta, sağlıksızlaşmakta ve sıradan insandan tam insan’a ya da ruhsal, aydınlanmış insana doğru olan doğal evrimini tamamlayamamaktadır. İnsan, olduğu haliyle ya da doğal haliyle mutlu ve sağlıklıdır; mutluluk ve sağlık aramak için özel bir şey yapmasına gerek yoktur. Bununla birlikte modern yaşam insanı doğal durumundan uzaklaştırdığı için onun evrensel duyarlılığını, bilgeliğini ve buna bağlı olarak da sağlığını ve mutluluğuunu yitirmesine neden olmaktadır. Günümüz insanı Taocuların binlerce yıldır kullandıkları, doğa ile bütünleşme yöntemlerini kullanarak aynı mutluluğu, doğal bilgeliği ve sağlığı yaşamına taşıyabilir. Bunu başarmak için modern şehir yaşamını terk etmenize gerek yoktur. Tabii ki modern şehir yaşamından uzak, medeniyetin bazı “zararsız oyuncaklarını” kullanarak doğada yaşam yaşamak şüphesiz ki kişinin sağlık ve mutluluk kazanması için çok daha etkili bir yol olacaktır; ancak ne yazık ki bu her insan için uygun bir durum değildir. Bu durumda, elimizdeki araçları kullanarak doğa ile “mümkün olduğunca” uyumlu yaşamanın yollarını araştırmak son derece önemlidir. Taocu mutluluk ve sağlık yolunda doğru bir şekilde beslenmek, bedeni doğru bir şekilde çalıştırmak, zihni doğru bir şekilde eğitmek uzun yaşam ve bilgelik yolunu oluşturan üçönemli adımdır. Doğru bir şekilde beslenmek için Beş Element Beslenmesi, bedeni doğru bir şekilde çalıştırmak için Tao-Yin (yaşamsal enerjinin beden içinde ve dışında yönlendirilmesini sağlayan çalışmalar) ve Ch’i Kung uygulamaları, zihni doğru bir şekilde eğitmek için ise meditasyon ve İçsel Simya çalışmaları kullanılmaktadır.

Beş Element Beslenmesinde, doğayı etkileyen ve birbirine dönüşen beş temel enerji ile uyumlu bir beslenme diyeti oluşturulmaktadır. Beş Element, doğadaki her varlık, her durum ve her tür enerji için geçerlidir. Tüm varlıklar Beş Element’ten birine dahildir ve doğal olaylar olsun, beslenme tarzları olsun, yaşamlarının her anında çevrelerindeki Beş Element’ten olumlu ya da olumsuz bir şekilde etkilenmektedirler. Doğa ile uyumlu bir şekilde yaşanmadığında Beş Element herhangi bir varlık için yıkıcı olabilir; doğa ile uyumlu bir yaşam tarzı geliştirildiğinde ise Beş Element kişi için hem sağlığında hem de başarısında büyük bir desteğe dönüşebilir. İşte Beş Element beslenmesi, bedenimize besinler aracılığıyla aldığımız enerjinin kalitesi ve türü ile ilgilenerek doğa ile uyumlu bir şekilde beslenmemizi sağlamaktadır. Pek çok beslenme yönteminde (örneğin Makrobiyotik beslenme, vejetaryen beslenme gibi…) ne yazık ki enerji ile ilgili çok önemli bir takım özellikler gözardı edilmektedir. Örneğin vejetaryen beslenme örneğinde, et yememenin sağlıklı olduğuu düşünülmektedir. Gerçekten de et yememek sağlıklı bir yöntem olmasına karşın et tüketilmeden uygulanan beslenme son derece karmaşık ve iyi planlanması gereken bir beslenme biçimidir; samimi olmak gerekirse gerek vejetaryen beslenmenin gerekse makrobiyotik beslenmenin modern yaşam için eksik kalan beslenme türleri olduğuna inanmaktayım. Vejetaryen beslenme, genel olarak sebze ağırlıklı (tabii ki tahıl da var) bir beslenme olduğu için bedeni Yin ya da serin hale getiren bir beslenmedir ve bu nedenle de Yang yani ısıcıtı besinlerle desteklenmesi gerekmektedir. Et yemediği için protein açığını kapatmak amacıyla soya fasülyesi tüketen ve bunu kış aylarında yapan bir vejetaryenin durumunu düşünelim. Genel beslenme alışkanlığı nedeniyle vejetaryenliği uygulayan kişinin bedeni Yin durumdadır ve özellikle de meditatif bir takım uygulamalarda bulunmuyorsa bedeni daha da Yin bir durumda olacaktır. Soya fasülyesi, Beş Element’te Su elementine karşılak gelmektedir ve Su elementi aşırı Yin’dir. Zaten yin olan bir bedene daha da yin bir enerji vermek bedeni iyiden iyiye serin bir hale getirecektir. Üstüne üstlük bunu kış mevsiminde yapıyorsa, kış mevsimi de Beş Element’e göre Su elementine dahil olduğu için, bedenin Yin’indeki artış herhangi bir mevsime oranla çok daha güçlü olacaktır. Şimdi bunun beden içindeki diğer sonuçlarını incelersek karşımıza şöyle bir tablo çıkmaktadır: Su elementine dahil olan kış mevsiminde, yine Su elementine dahil olan böbreklerimiz aşırı bir şekilde çalışmakta ve yorulmaktadır. Beş Element döngüsünde, artan Su enerjisi Ateş enerjisine zarar vermeye başlar. Ateş enerjisi sıcak bir enerjidir ve kalp de Ateş enerjisinin organı olduğu için Su enerjisindeki artış kalpte de zorlanmaya neden olmaktadır. Üstelik, kişinin genel beslenme alışkanlığı olan vejetaryenlik onu daha da Yin hale getirdiği için bedendeki Su ve Ateş elementleri ve onlara bağlı olan organlar farklı şekillerde iyice zarar görmektedirler. Bu durumda bir de aşırı Yin bir besin olan soya fasülyesi tüketildiğinde bedenin ne hale geleceğini daha fazla anlatmama gerek olmadığını sanıyorum. Bu durum, bedenin gücüne ve durumuna bağlı olarak, hem bedende hem de zihinde farklı tepkilere yol açacaktır; ancak zayıflamış bir beden ciddi böbrek, mesane, ince bağırsak ve kalp rahatsızlıklarına yol açabilir. Dahası, artan Su enerjisini kontrol altına almaya çalışan Toprak elementi (Elementler arasındaki ilişki için Beş Element Kuramı bölümünü inceleyiniz) ve ona bağlı olan mide, dalak ve pankreas son derece ağır koşullarda çalışmak zorunda kalacakları için bu organlar da zarar görecektir. Bütün bunlar yalnızca sağlıklı olmak adına yapılan bir uygulamanın sağlığı bozmasına verilebilecek örneklerden bir tanesidir.

Konuya bu açıdan bakınca, VEJETARYENLİĞİN HİNDİSTAN İÇİN UYGUN AMA KUTUPLAR İÇİN UYGUN OLMAYAN bir beslenme düzeni olduğu ortadadır. Hindistan gibi aşırı Yang ya da sıcak ülkelerde vejetaryen beslenme bedenin serinlemesine yardımcı olacağı için uygun bir beslenme olabilir, ancak bir eskimo’nun vejetaryen beslenmesini isterseniz onun ölümüne neden olabilirsiniz. Bedeni ilgilendiren herhangi bir uygulama doğal şartlardan bağımsız olarak ele alınamaz. Bu nedenle Beş Element beslenmesi ya da uygulamaları bize doğal çevremizle ve genel anlamda doğa ile uyumlu olmamızı sağlayan bir yöntem sunar.

Makrobiyotik beslenme bu anlamda vejetaryen beslenmeye oranla daha doğru bir beslenme disiplinidir. Yine et yenmeyen bu beslenme düzeninde besinler Yin ve Yang olarak iki gruba ayrılırlar. Bu beslenme disiplininin eksikliği ise Beş Element ilkelerini kullanmamasıdır. Bu durumun sonuçlarını görmek için şöyle bir örnek kullanabiliriz: Yaz mevsiminde ya da sıcak bir ortamda Makrobiyotik beslendiğimizi düşünelim. Bu durumda sıcak bir ortamda olduğumuz için serinletici ya da Yin besinlerin tüketimini arttıracağız; ki bu iyi ve doğru bir şey. Bununla birlikte tek başına bedenin serinletilmesi bedendeki enerji dengesinin korunması ve organların sağlıklı durumda tutulması için yeterli olmayacaktır. Yaz mevsimi Ateş elementine dahil olan mevsimdir ve bu mevsimde aynı elemente dahil olan Kalp ve ince bağırsaklar ciddi bir şekilde zorlanmaktadır. Artan Ateş enerjisi, elementler arasındaki ilişkiye göre Metal elementine zarar vermekte ve artan Ateş enerjisini dengelemeye çalışan Su enerjisi de bu durumdan olumsuz etkilenmektedir. Böyle bir durumda, makrobiyotik beslenme ilkeleri uyarınca bedene serinletici besinler vermek tek başına yeterli olmayacaktır. Metal elementini ve dolayısıyla akciğerleri ve kalın bağırsağı korumak için keskin tadı olan ve baharatlı besinleri bolca tüketmek, böbrekleri ve mesaneyi korumak için de tadı doğal olarak tuzlu olan besinler tüketmek gerekmektedir. Ayrıca Ateş elementinin daha da güçlenmesini engellemek için Ağaç elementine giren besinlerin tüketiminin azaltılması iyi olacaktır. Gördüğünüz gibi yalnızca Yin ve Yang üzerinde odaklanan Makrobiyotik beslenme uygulaması bu durumda yetersiz kalabilmektedir. Ancak gene de, eğer et yemeden uygulanacakbir beslenme rejiminde seçenekleriniz vejetaryen beslenme ile makrobiyotik beslenme ise hiç düşünmeden makrobiyotik beslenmeyi tercih etmenizi tavsiye ederim.

BEŞ ELEMENT BESLENMESİNİN MAKROKOZMİK KURAMLARI

Beş element beslenmesini, makrokozmik ve mikrokozmik ilkeler olarak iki kategoriye ayırabiliriz. Makrokozmik ilkeler uyarınca, beslenmemizi içinde bulunduğumuz doğal çevrenin ve mevsimlerin durumuna göre ayarlarız. Mikrokozmik ilkelere göre ise, beş ellementten bir tanesine ait olmamıza ve bu elementte yin ya da yang olmamıza göre beslenme düzenimizi ayarlarız. Yani tam anlamıyla kendimize göre bir Beş Element Beslenmesi düzeni belirleriz. Kendimizin hangi elemente dahil olduğumuzu bulmak için Çin astrolojisini kullanmaktayız. Bunun yanı sıra bedenimizde beş elementin durumunu belirlememizi sağlayacak yöntemleri kullanarak elementlerin durumunu ve olası dengesizlikleri belirleyip buna göre bir beslenme stratejisi hazırlarız. Bedenimizdeki beş elementin durumunu belirlemenin pekçok yolu bulunmaktadır. Yakında bu sayfalarda size basit bir sorgulama yöntemi ile bedeninizdeki beş ellementin yaklaşık değerlerini bulmanızı da göstereceğim. Şimdilik burada yalnızca beş element beslenmesinin makrokozmik ilkelerini öğrenecek ve uygulayacağız.

Beş element beslenmesi zannedildiğinin tersine son derece basit bir beslenme biçimidir. Bu beslenme biçiminde et yemeniz ya da yememeniz herhangi bir öneme sahip değildir. Ancak bir tavsiye olarak eğer 60 yaşını aşmadıysanız ve yoğun meditatif çalışmalar uygulamıyorsanız et yemenizi tavsiye ederim. Dikkat etmeniz gereken tek şey et tüketimizin günlük besin miktarınızın %5 ila 10’unu geçmemesidir.

Şimdi mevsimlere göre uygulayacağınız beş element beslenmesine bir göz atalım. Burada dikkat etmeniz gereken en önemli şey besinin tadıdır.

KIŞ – SU ELEMENTİNİN MEVSİMİ: Kış mevsimi SU elementinin en yüksek düzeyde olduğu mevsimdir. Bu mevsimde böbrekleriniz ve mesaneniz aşırı çalıştığı için yorulmaktadır. Bu nedenle SU elementine giren, tuzlu tadı olan besinlerin tüketimini iyice azaltın ancak mutlaka bir miktar tuzlu besin yiyin; çünkü SU elementi AĞAÇ elementini yaratmaktadır. Zamanı geldiğinde AĞAÇ elementinin rahatça doğabilmesi için tuzlu besinlerin bir miktar tüketilmesinde fayda vardır. Aynı şekilde AĞAÇ elementinin zamanı geldiğinde rahatça doğabilmesi için bir miktar ekşi tadı olan besinler tüketilmesi gerekmektedir. SU elementi ATEŞ elementine zarar verdiğinden, kalbinizi ve ATEŞ elementini korumak için ATEŞ elementine giren ve acı tadı olan besinleri bolca tüketmelisiniz. Artan SU elementini denetim altına almak için TOPRAK elementine giren besinleri, yani tatlı tadı olan besinleri daha fazla tüketmelisiniz. SU elementi mevsiminde olduğumuz için onu besleyen elementi tüketmekten vazgeçmemelisiniz; çünkü SU elementinin varoluşuna devam etmesi gerekmektedir. Bu nedenle SU elementini besleyen METAL elementine dahil olan besinlerden, yani baharatlı ve keskin tadı olan besinlerden az miktarda tüketmelisiniz.

Beslenme stratejisini yüzdelere ayırırsak, Kış/Su mevsiminde besin yüzdeleriniz kabaca şöyle olabilir: SU elementi (tuzlu, soğuk ve sulu besinler) %5-10; METAL elementi (keskin, baharatlı, serin) %5-10; AĞAÇ elementi (ekşi, nemli ve ılık besinler) %5-10; ATEŞ elementi (acı ve sıcak besinler) %30-35; TOPRAK elementi (tatlı besinler) %30-35.

İLKBAHAR – AĞAÇ ELEMENTİNİN MEVSİMİ: İlkbahar mevsimi TOPRAK elementinin en yüksek düzeyde olduğu mevsimdir. Bu mevsimde karaciğeriniz ve safrakeseniz aşırı çalıştığı için yorulmaktadır. Bu nedenle TOPRAK elementine giren, ekşi tadı olan besinlerin tüketimini iyice azaltın ancak mutlaka bir miktar ekşi besin yiyin; çünkü AĞAÇ elementi ATEŞ elementini yaratmaktadır. Zamanı geldiğinde ATEŞ elementinin rahatça doğabilmesi için ekşi besinlerin bir miktar tüketilmesinde fayda vardır. Aynı şekilde ATEŞ elementinin zamanı geldiğinde rahatça doğabilmesi için bir miktar ekşi tadı olan besinler tüketilmesi gerekmektedir. AĞAÇ elementi TOPRAK elementine zarar verdiğinden, dalağınızı/pankreasınızı ve TOPRAK elementini korumak için bu elemente dahil olan ve tatlı tadı olan besinleri bolca tüketmelisiniz. Artan AĞAÇ elementini denetim altına almak için METAL elementine giren besinleri, yani keskin tadı olan besinleri daha fazla tüketmelisiniz. AĞAÇ elementi mevsiminde olduğumuz için onu besleyen elementi tüketmekten vazgeçmemelisiniz; çünkü AĞAÇ elementinin varoluşuna devam etmesi gerekmektedir. Bu nedenle AĞAÇ elementini besleyen SU elementine dahil olan besinlerden, yani tuzlu tadı olan besinlerden az miktarda tüketmelisiniz.

Beslenme stratejisini yüzdelere ayırırsak, İlkbahar/Ağaç mevsiminde besin yüzdeleriniz kabaca şöyle olabilir: AĞAÇ elementi (ekşi, nemli ve ılık besinler) %5-10; SU elementi (tuzlu, soğuk ve sulu besinler) %5-10; ATEŞ elementi (acı ve sıcak besinler) %5-10; METAL elementi (keskin, baharatlı, serin) %30-35; TOPRAK elementi (tatlı besinler) %30-35.

YAZ – ATEŞ ELEMENTİNİN MEVSİMİ: Yaz mevsimi ATEŞ elementinin en yüksek düzeyde olduğu mevsimdir. Bu mevsimde kalbiniz ve ince bağırsaklarınız aşırı çalıştığı için yorulmaktadır. Bu nedenle ATEŞ elementine giren, acı tadı olan ve sıcak besinlerin tüketimini iyice azaltın ancak mutlaka bir miktar acı besin yiyin; çünkü ATEŞ elementi TOPRAK elementini yaratmaktadır. Zamanı geldiğinde TOPRAK elementinin rahatça doğabilmesi için acılı besinlerin bir miktar tüketilmesinde fayda vardır. Aynı şekilde TOPRAK elementinin zamanı geldiğinde rahatça doğabilmesi için bir miktar tatlı tadı olan besinler tüketilmesi gerekmektedir. ATEŞ elementi METAL elementine zarar verdiğinden, akciğerlerinizi/kalınbağırsağınızı ve METAL elementini korumak için bu elemente dahil olan ve keskin tadı olan besinleri bolca tüketmelisiniz. Artan ATEŞ elementini denetim altına almak için SU elementine giren besinleri, yani tuzlu tadı olan ve serinletici besinleri daha fazla tüketmelisiniz. ATEŞ elementi mevsiminde olduğumuz için onu besleyen elementi tüketmekten vazgeçmemelisiniz; çünkü ATEŞ elementinin varoluşuna devam etmesi gerekmektedir. Bu nedenle ATEŞ elementini besleyen AĞAÇ elementine dahil olan besinlerden, yani ekşi tadı olan besinlerden az miktarda tüketmelisiniz.

Beslenme stratejisini yüzdelere ayırırsak, Yaz/Ateş mevsiminde besin yüzdeleriniz kabaca şöyle olabilir: ATEŞ elementi (acı ve sıcak besinler) %5-10; AĞAÇ elementi (ekşi, nemli ve ılık besinler) %5-10; ; TOPRAK elementi (tatlı besinler) %30-35; SU elementi (tuzlu, serinletici ve sulu besinler) %30-35; METAL elementi (keskin, baharatlı, serin) %30-35.

YAZ SONU – TOPRAK ELEMENTİNİN MEVSİMİ: Yaz sonu TOPRAK elementinin en yüksek düzeyde olduğu mevsimdir. Bu mevsimde dalağınız/pankreasınız ve mideniz aşırı çalıştığı için yorulmaktadır. Bu nedenle TOPRAK elementine giren, tatlı tadı olan ve nemli besinlerin tüketimini iyice azaltın ancak mutlaka bir miktar tatlı besin yiyin; çünkü TOPRAK elementi METAL elementini yaratmaktadır. Zamanı geldiğinde METAL elementinin rahatça doğabilmesi için tatlı besinlerin bir miktar tüketilmesinde fayda vardır. Aynı şekilde METAL elementinin zamanı geldiğinde rahatça doğabilmesi için bir miktar keskin ve baharatlı tadı olan besinler tüketilmesi gerekmektedir. TOPRAK elementi SU elementine zarar verdiğinden, böbreklerinizi/mesanenizi ve SU elementini korumak için bu elemente dahil olan ve tuzlu tadı olan besinleri bolca tüketmelisiniz. Artan TOPRAK elementini denetim altına almak için AĞAÇ elementine giren besinleri, yani ekşi tadı olan besinleri daha fazla tüketmelisiniz. TOPRAK elementi mevsiminde olduğumuz için onu besleyen elementi tüketmekten vazgeçmemelisiniz; çünkü TOPRAK elementinin varoluşuna devam etmesi gerekmektedir. Bu nedenle TOPRAK elementini besleyen ATEŞ elementine dahil olan besinlerden, yani acı tadı olan besinlerden az miktarda tüketmelisiniz.

Beslenme stratejisini yüzdelere ayırırsak, Yaz Sonu/Toprak mevsiminde besin yüzdeleriniz kabaca şöyle olabilir: TOPRAK elementi (tatlı besinler) %5-10; ATEŞ elementi (acı ve sıcak besinler) %5-10; METAL elementi (keskin, baharatlı, serin) %5-10; AĞAÇ elementi (ekşi, nemli ve ılık besinler) %30-35; ; SU elementi (tuzlu, serinletici ve sulu besinler) %30-35.

SONBAHAR – METAL ELEMENTİNİN MEVSİMİ: Sonbahar METAL elementinin en yüksek düzeyde olduğu mevsimdir. Bu mevsimde akciğerleriniz ve kalınbağırsağınız aşırı çalıştığı için yorulmaktadır. Bu nedenle METAL elementine giren, keskin ve baharatlı tadı olan ve kuru besinlerin tüketimini iyice azaltın ancak mutlaka bir miktar keskin ve baharatlı besin yiyin; çünkü METAL elementi SU elementini yaratmaktadır. Zamanı geldiğinde SU elementinin rahatça doğabilmesi için keskin ve baharatlı besinlerin bir miktar tüketilmesinde fayda vardır. Aynı şekilde SU elementinin zamanı geldiğinde rahatça doğabilmesi için bir miktar tuzlu tadı olan besinler tüketilmesi gerekmektedir. METAL elementi AĞAÇ elementine zarar verdiğinden, karaciğerinizi/safrakesenizi ve AĞAÇ elementini korumak için bu elemente dahil olan ve ekşi tadı olan besinleri bolca tüketmelisiniz. Artan METAL elementini denetim altına almak için ATEŞ elementine giren besinleri, yani acı tadı olan besinleri daha fazla tüketmelisiniz. METAL elementi mevsiminde olduğumuz için onu besleyen elementi tüketmekten vazgeçmemelisiniz; çünkü METAL elementinin varoluşuna devam etmesi gerekmektedir. Bu nedenle METAL elementini besleyen TOPRAK elementine dahil olan besinlerden, yani tatlı tadı olan besinlerden az miktarda tüketmelisiniz.

Beslenme stratejisini yüzdelere ayırırsak, Sonbahar/Metal mevsiminde besin yüzdeleriniz kabaca şöyle olabilir: METAL elementi (keskin, baharatlı, serin) %5-10; TOPRAK elementi (tatlı besinler) %5-10; SU elementi (tuzlu, serinletici ve sulu besinler) %5,10; ATEŞ elementi (acı ve sıcak besinler) %30-35; AĞAÇ elementi (ekşi, nemli ve ılık besinler) %30-35.

5. ELEMENTLERE GÖRE BESİNLER:

METAL ELEMENTİ BESİNLERİ: Zencefil, soğan, armut, sarmısak, köri, hardal, maydanoz, karabiber, KESKİN KOKULU VE TADI DOĞAL OLARAK ACIMSI KESKİN OLAN BESİNLER.

SU ELEMENTİ BESİNLERİ: Soya fasülyesi, soya sütü, soya sosu, tofu, yosun, çiğ sebzeler, sığır eti, tuz, yumurta, dondurulmuş besinler, böbrek, tuzlu su balıkları TADI DOĞAL OLARAK TUZLU OLAN BESİNLER.

AĞAÇ ELEMENTİ BESİNLERİ:Kaba yonca, pişmiş sebzeler, pazı, ekmek, piliç, lahana, tatlı su balıkları, meyve suları, karaciğer, sucuk, brüksel lahanası, hindi, sirke, mantar, yoğurt, domates, TADI DOĞAL OLARAK EKŞİ OLAN BESİNLER.

ATEŞ ELEMENTİ BESİNLERİ: Buğday, akdarı, kırmızı biber, balkabağı, kuzu eti, kuşkonmaz, avokado, bambu filizi, siyah Çin mantarı, kereviz, kakao, kahve, yürek, TADI DOĞAL OLARAK ACI OLAN BESİNLER.

TOPRAK ELEMENTİ BESİNLERİ: Fasülye türleri, pirinç, ceviz, patates, badem, bezelye, bal, havuç, mısır, kuru meyve, kabak, yeşil fasülye, TADI DOĞAL OLARAK TATLI OLAN BESİNLER.

 

BESLENMEDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR:

  1. Günlük et tüketiminizi, toplam besin tüketiminizin %5 ile 10’unu geçmeyecek şekilde sınırlayın.
  2. Kırmızı eti tüketmeden önce 24 saat içme suyunda, tüm kanı gidinceye kadar bekletin. Bu süre boyunca suyu birkaç kez değiştirin.
  3. Etin içindeki yağları tümüyle temizleyin. Bu yağlar genellikle yalnızca çok büyük ısılarda eridikleri için sanayiide kullanılmaktadırlar.
  4. Eti, yukarıda anlatılan işlemden geçirdikten sonra 10-15 dakika kadar votka gibi güçlü bir alkolün içinde bekletin.
  5. Bu işlemlerin ardından eti yüksek ısıda ve hafifçe pişirin.
  6. Yeşil yapraklı bitkiler ch’i enerjisini içlerinde diğer bitkilere oranla daha büyük miktarda barındırırlar. Bu nedenle beslenmenizdeki en büyük miktarı yeşil yapraklı sebzeler oluştursun.
  7. Yeşil yapraklı sebzeleri, kaynamış suyun içinde 1-2 dakika kadar haşlayıp, henüz diri ama çiğ değilken tüketebilirsiniz.
  8. Salatada kullanılacak yapraklı bitkileri mutlaka kaynar suyun içinde 5-10 saniye tuttuktan ya da sirkeli su içinde beklettikten sonra tüketin.
  9. Çiğ besinler yemeyin. Çiğ besinler kanın kalitesinin, dolayısıyla da ch’inin azalmasına neden olurlar. Ancak yağda kızartılmış besinlerden de uzak durun. Beslenmenizde haşlamayı tercih edin.
  10. Aç karnınıza meyve yemeyin. Meyveyi, yemekten 1 saat sonra yiyin. Elma, armut gibi meyvelerin kabuklarını soyup öyle yiyin. Toksinler ve küçük kurtçuklar genellikle meyvenin kabuklarının hemen altında bulunur.
  11. Balık ve tavuk eti yerken mutlaka etin derisini ayırın.
  12. Yemeğe oturmadan önce bir bardak su için. Bu hazım için midenizde yeterince yer kalmasına yardımcı olacaktır.
  13. Yemeğe sıcak besinlerle başlayın, ılık yemeklerle devam edin ve serin besinlerle bitirin. Eğer yiyecek serin bir şey yoksa bir bardak su içebilirsiniz.
  14. Her gün mutlaka üç öğün yemek yiyin ve eğer mümkünse her öğünü aynı saatte yiyin.
  15. Her lokmanızı iyice çiğneyin. Hazımın ilk aşaması midede başlar. Eğer besinleri ağzınızda sıvı hale gelinceye kadar çiğnerseniz hem hazım işlevine katkıda bulunmuş olursunuz hem de tükürüğünüzün ağzınızdaki besine karışmasını sağlayarak midenizdeki asit alkali dengesinin korunmasını sağlarsınız.
  16. Karnınız tam doymadan, halen bir parça daha yiyebilecek durumdayken yemek yemeyi bırakın.
  17. Yatmadan önce ağır bir şeyler yemeyin.
  18. Yaz aylarında kırmızı et, tahıl, baklagil tüketiminizi en aza indirin. Aynı şekilde aşırı sıcak besinleri ve fazla pişmiş besinleri aşırı tüketmeyin. Bu besinler bedenin ısınmasına neden olan besinlerdir. Yaz aylarında zaten sıcak olan ortamda bedeni daha fazla ısıtmak zararlı olacaktır.
  19. Kış aylarında balık ve soya fasülyesi tüketiminizi en aza indirin. Aynı zamanda soğuk besinlerden de uzak durun. Bu besinler bedenin serinlemesine neden olmaktadırlar.
  20. Domuz eti, kabuklu deniz ürünleri, ördek, avlanmış kuşetleri, süt ve süt ürünleri, patlıcan ve bakla tüketmeyin. Bu besinler beden için zarar verici maddeler ve toksin içerirler.
  21. Dondurulmuş ya da işlemden geçirilmiş besinlerden uzak durun.
  22. Her besini, yalnızca yetiştiği mevsimde tüketin.
  23. Yaşadığınız mekâna en yakın yerlerde yetişmiş olan besinler bedeninizin enerjisine daha uzak mekânlarda yetişmiş olan besinlere oranla daha uygundur.
Önceki İçerikAşkın Psikolojisi
Sonraki İçerikBiz Kadınlar…
Cem Şen
1968 yılında doğdu. 1981 yılında savaş sanatları eğitimi almaya başladı. 1987 yılında Zen Budizm’in Türkiye’deki temsilcisi olan İlhan Güngören ile tanıştı ve 1987-1990 yılları arasında Güngören’in asistanlığını yaptı. Bir yandan Güngören’i Zen çalışmalarında ve Tai Chi Ch’uan derslerinde destekleyen Cem Şen aynı zamanda Namık Ekin, Mustafa Aygün gibi eğitmenlerle savaş sanatları eğitimini sürdürdü. 1990 yılında ilk çeviri eseri yayınlandı. Aynı yıl çalışmalarını tümüyle Taocu çalışmalara yönlendirdi. Sırasıyla Mantak Chia, Master Wang, Master Wu, Eric Steven Yudelove gibi ustalardan eğitim alan Cem Şen aynı zamanda bu ustalardan farklı Taocu sistemleri öğretme yetkisi de aldı. Halen ustalar ile çalışmalarını ve dünyanın farklı yerlerinde bulunan yaşayan büyük bilgelerle iletişimini ve arayışlarını sürdürmektedir. 1991 yılında Dharma Yayınları’nı ve ardından 2003 yılında bu yayınevinden ayrılarak Klan Yayınları’nı kurmuş olan Cem Şen’in içlerinde “Enerjinin Dansı: T’ai Chi Ch’uan” ve “Dolmuşa Binme ve Dolmuştan İnme Sanatında Zen” adlı kitaplarının da bulunduğu 8 kitabı ve yaklaşık 40’a yakın çeviri eseri bulunmaktadır.

Yorum Yapın