Yanılmıyorsam yedi yıl kadar önceydi. O zamanlar Murat İrfan AÄŸcabay ile Yapı Radyo’da “Kleopatra’nın Burnu” isimli bir mitoloji programı hazırlıyorduk. Murat bana programa Nusret Kaya isimli bir psikiyatrisi konuk almamız gerektiÄŸini söyledi. İtiraf edeyim Nusret Kaya hakkında hiç bilgim yoktu.
O günlerde DostluÄŸa ÇaÄŸrı DerneÄŸi’nde de Nusret Kaya’nın konuÅŸması vardı. KonuÅŸma boyunca çok radikal söylemlerle ortaya çıkan, asker kökenli bir psikiyatrisi dinlemek beni ÅŸaşırttı.
KonuÅŸmanın sonunda Nusret Kaya rüya analizi konusunda örnek vermek istedi. Dinleyicilerden biri gördüÄŸü bir rüyayı anlatmaya baÅŸladı. Yanlış anımsamıyorsam, kendisi bir ormanda yürüyormuÅŸ. Orada bir uzay aracına rastlamış. Hemen onu uzay aracına almışlar, gizli bir kitabı okutmuÅŸlar. İndiÄŸinde kitabı anımsamıyormuÅŸ ancak, evrensel bilgiyi de aldığına eminmiÅŸ. Rüyayı anlatanın yüzüne baktığımda, spiritüel camiada onlarca örneklerini gördüÄŸüm , Jung’un tabiriyle “kiÅŸilik ÅŸiÅŸmesi” diye adlandıracağımız bir durumda olduÄŸunu ve herkesten “woooaaaww“ nidaları bekler bir hali olduÄŸunu gördüm. Gerçekten de Nusret Kaya’nın bu rüyayı nasıl analiz edeceÄŸini merak ettim. Nusret Kaya gayet sakin baÅŸladı. Orman bilinçaltı, uzay aracı rahim, gizli bilgi anneye karşı duyulan aÅŸk, aslında rahim etkisini anlatan bir rüya. Ya da buna benzer bir ÅŸekilde yorumladı. Adamın yanında silah olsa kesin Nusret Kaya’yı vururdu, eminim.
İşte bu olaydan sonra radyo programı, uzun tartışmalar, travmatik evliliÄŸim sırasında bana verdiÄŸi destek ile Nusret Kaya ile olan dostluÄŸumuz baÅŸladı. Bazen anlattıkları karşısında aÄŸzım açık kaldı, bazen de kabul edemedim, ancak her defasına beni düÅŸüncelere boÄŸan konuÅŸmalar yaptık. Yıllar sonra da derKi vesilesi ile bu söyleÅŸiyi yapmak oldukça keyifli geldi bana. Ancak Nusret Kaya ile olan uzun süreli tanışıklığımız nedeniyle biz konuÅŸmaya direk kaldığımız yerden girdiÄŸimiz için öncelikle Nusret Kaya’nın halka anlatmaya çalıştıklarını biraz özetleyerek baÅŸlamakta fayda görüyorum. Bu konuları, yine daha önceki bir söyleÅŸisinden, Nusret Kaya’nın sözleri ile aktarmakta fayda var. Aslında üzerinde tartışılacak bir kavramlar bütünü :
«Beyni, üst beyin yani tıptaki ismiyle korteks ve alt beyin olarak bölümlendirmemiz, birçok tıbbi terime boÄŸulmamak ve kolay anlaşılabilmesi açısından en doÄŸru tanımlama olacaktır. Bir de bu ikisinin arasında benim ilkel libido seviyesi diye tanımladığım tabaka mevcut. Korteks bir milimetre kalınlığında, bir kabuk gibi iki beyin yarımküresini kaplar. Biz bu korteks kısmıyla okuruz, düÅŸünürüz, felsefe yaparız, para kazanırız. Bu kısım IQ'nun ölçüldüÄŸü ve beyin hücrelerinin %28'lik bir kısmının kullanıldığı yerdir. İlkel libido seviyesi için "Klasik Freud Ekolü" ÅŸuuraltı der. Bu tabakanın tamamında seksüel içerikli takıntılarımız vardır. Üst beyin yani korteks geliÅŸmiÅŸ dahi olsa bu tabakada takıntılar varsa insan alt beynin zenginliklerine ulaÅŸamadan yaÅŸar, çünkü bu tabakaya toslar. Alt beyin ise tüm duygularımızın ve içgüdülerimizin kaynağıdır, refleksif olarak iç organlarımızı çalıştırır, RNA yoluyla atalarımızdan gelen bilgi ÅŸifrelerini depolar.
Bu kısım beynin %72'lik hücre kullanan ve EQ diye tanımlanan yeridir. İnsanlık tarihinin ne kadar eski olduÄŸunu ve tek bir RNA molekülünün 20 milyon bilgi çipi taşıdığını düÅŸünürseniz alt beynin nasıl bir hazine olduÄŸunu anlayabilirsiniz. İşte ben insanları bu hazineyi keÅŸfe çağırıyorum. Unutulmamalı ki takıntısız ÅŸuuraltı ve alt beyin olmaz. Takıntısız ÅŸuuraltı kiÅŸinin kendi elinde deÄŸil, daha çok ebeveynlerinin elindeyken, takıntısız alt beyin atalarının elindedir.
Bu tip takıntıların giderilmesi için cinsel enerjinin yani libidonun açığa çıkması, boÅŸalması gerekiyor. Kadınlarımız genç kızlık dönemlerinde klitorisi kullanıyor, olgunluk dönemlerinde ise vajinal orgazmı bir türlü yaÅŸayamadıklarından rahme yöneliyorlar. Çünkü libido açığa çıkmak için kendine bir organ arar, vajinayı bulamadığı zaman iki yol vardır. Ya klitorise yönelir ya da rahme. Kadın klitorise yöneldiÄŸinde ya klitorisin bebeklik koduna döner ve kendini kolej talebesi gibi hissedip öyle yaÅŸar veya klitorisin anatomik olarak erkeÄŸin cinsel organına benzerliÄŸi yüzünden, o kodu alır. Bu durumda kadın erkek iliÅŸkisi aslında anne çocuk iliÅŸkisi gibi yaÅŸanır. Kadın, birlikte olduÄŸu erkeÄŸe de çocuk gibi bakar ve öyle davranır. Kadınlar rahim, erkekler ise çocuk alt beyinli olarak kalıyor. Gerçi bir istatistik çıkarmak güç ama ben toplumumuzun %90 gibi bir oranla bu durumda olduÄŸunu düÅŸünüyorum. Bu yüzden kadın cinsel yaÅŸamını doÄŸru yaÅŸayıp, benim diÅŸi gücüm vajinamla erkeÄŸime, rahim gücümde çocuÄŸuma aittir deyip dengeyi kurarsa sorun ortadan kalkar. ErkeÄŸin zevki de kadının gönderdiÄŸi bu 'erkeÄŸim' koduna baÄŸlıdır.
Burada esas olan üst beyni devre dışı bırakıp alt beyne olumlu telkinler yapmaktır. Bu konuda Batı'da psiko-analiz yoluyla, rüya analizi ve serbest çaÄŸrışım metodu ile üst beyin devre dışı bırakılarak, alt beyne inmeye çalışılıyor. DoÄŸu'da eskiden beri çeÅŸitli metotlar uygulanmakta, meditasyon, Tao veya Budha ile Konfiçyus felsefeleri. Bir de kaynağını Kuran'dan alan İslam Tasavvufu. Bu öÄŸretilerin tümü evrenin sembol dilini kullanmaktadır. Sembol dili anlatımı ile, 'alt beynin derinliÄŸi' nin aynı ÅŸey olduÄŸunu rahatlıkla söyleyebilirim.»
Bu kısa açıklamadan sonra Nusret Kaya ile olan söyleÅŸimize geçebiliriz.
Erhan Altunay : Sevgili Nusret Kaya, bu söyleÅŸi için vakit ayırdığınız için çok teÅŸekkürler. Yıllar sonra , radyo programından sonra ikinci kez böyle bir olay için buluÅŸtuk. Her söyleÅŸiniz oldukça ilgi çekiyor. Aslında editörümüz Sonsuz, Nusret Kaya deyince çok sevindim. ÇoÄŸu arkadaÅŸ da sevindi sanırım. Ancak sizin için “bu adam uçmuÅŸ diyenler de var.
Nusret Kaya : Ben teÅŸekkür ederim. Benim için “uçmuÅŸ” diyenlere de ayrıca teÅŸekkür ederim. Uçmak çok önemli bir kavramdır. Uçmak göÄŸe yükselmektir. Yer Rahim olandır, Gök , Gök Tengri gibi Rahman olandır. EÄŸer beni oraya uçmuÅŸ görüyorlarsa gerçekten bu çok iyi bir ÅŸey.
EA : Ben hiç bu açıdan düÅŸünmedim. Gerçekten de dilin direk ifadesi açısından çok ilginç bir örnek. Size “uçmuÅŸ” demeleri de her anlamda doÄŸal çünkü toplumun yapısına göre çok radikal söylemlerle ortaya çıkıyorsunuz. Ancak ben bir ÅŸeye dikkat ettim. Siz daha önce TV programları yapıyordunuz, hatta en çok seyredilen kanallardan birinde yapıyordunuz. Ancak o zamanlardan çok bu zamanlarda , TV programları ile deÄŸil, yazdığınız kitaplarla daha dikkat çekiyorsunuz. Bunu neye baÄŸlıyorsunuz?
NK : Evet ben de bunun farkındayım. O zamanlardan daha farklı bir ses gelmeye baÅŸladı. Çünkü artık toplum artık rahim toplumu olmaktan bıkmaya baÅŸladı. Çünkü artık her yerde rahimler var. TV’de dizilerde rahimler var, özellikle gündüzleri kadın programlarında muhteÅŸem rahimler var. Özellikle de ÅŸimdi bir prototip Semra[1] var. Onda kendinden bir ÅŸey bulanlar seyrediyor.
EA : Semra’nın ortaya çıkışı sizin haklı olduÄŸunuzu mu gösteriyor?
NK : Alt-Beyinde tesadüf yoktur. Haklı olduÄŸum ortaya çıkar tabii. Semra, “Ata, seni kimseye vermem, kimselere yâr etmem” diye o bağırıyor ama onun prototipleri kortekste bağırmasa bile bunun gibi alt-beyinde zaten enerjileriyle hep bunu yapıyorlar.
EA: Tabii ki bütün kadınlar da aslında Semra’nın sözlerine bayılıyor.
NK: Tabii ki. Onların söylemediklerini söylüyor Semra. Aslında bu kadınlar kortekste nefret ediyor gözüküyorlar ama alt-beyinde çok seviyorlar, benimsiyorlar. O da aynı ÅŸeyleri söylemek istiyor, oÄŸluna “seni kimselere yâr etmem” demek istiyor. Ve rahim kolay adam vermez, bu yüzden de oÄŸulları için annelerinin alt-beyinsel sevgilileri deriz. İşte bunlar her yerde.
EA : Ama aynı zamanda kitaplarınız da ilgi çekmeye baÅŸladı.
NK : Evet. Toplum iyileÅŸiyor. Bazıları rahimlerin sebep olduÄŸu “büyülü” düÅŸünmeden kurtuluyor artık. Bu büyülü düÅŸüncenin onları çocuk bıraktığının farkına varmaya baÅŸladı artık insanlar. Bu büyülü düÅŸüncelerin onları mankafa yaptığının farkına vardılar. Hatta bu büyülü düÅŸüncenin birtakım sistemlerce desteklendiÄŸinin farkına varmaya baÅŸladılar. Åžimdi sen toplumu rahimleÅŸtir, büyülü düÅŸünceyi yaygınlaÅŸtır, neticede Murphy kanunu çalışır. “Kaz ise kazıkla”
EA : Åžimdi ben de derKi’de aynı zamanda komplo teorileri yazıyorum. Tabii biraz daha ezoterik açıdan. Bu ay da bunu yazıyorum. Cinsellik konu. İnsanların bu zayıflıklarının nasıl kullanıldığı.
NK : Tabii ki kullanılır. Åžimdi sen cinselliÄŸi bastıracaksın, kadının “kutsal kâse”sini elinden alacaksın. Kutsal diÅŸi gücünü kaybet, onun yerine rahmi koy. ÇoÄŸu toplum barbar olur mankafa olur. Çünkü neden, inÅŸaatın temeli onların rahmindedir. EÄŸer bir toplum kadını rahimleÅŸtirirse, hepimizin inÅŸaatında primer bozukluklar olur. Nasıl ki, bir binanın temeli bozuksa ilk depremde hemen yıkılmaya hazırdır, aynı ÅŸekilde insanında anne rahmindeki 9 ay 10 günü , 0-2 yaÅŸ arası bozuksa, hayatı da bozuk olur. Bunları düzeltmemiz ÅŸart.
EA : Ve bu insanlar da kullanılmaya en elveriÅŸli insanlar oluyorlar. Bu insanları kandırmak kolay. KöÅŸe dönmece, piyango, mafya...
NK : Tabii ki. Åžimdi diyelim ana rahim. Kutsal Kâse’yi bulamadığı için penise hiç saygısı yok. Penise saygısı olmayınca kocaya hiç saygısı yok. Otomatikman doÄŸurduÄŸu “oÄŸulcukları” kocasıdır. Ve bu oÄŸulcuklar hep oÄŸulcuk kalırlar. Büyüyemezler , çünkü anadan muhteÅŸem bir enerji alırlar.
EA : Anne ölse de bu devam ediyor mu?
NK : Tabii, enerjide ölüm yok. Åžimdi devam edersek, alt-beyin çocuk olduÄŸu zaman, bu adam ikide bir anal dönem bebeÄŸi de olur. Yani sadece çocuk kalmaz, darbe yedikçe alt-beyin anal dönem bebeÄŸi olur. Anal dönem bebeÄŸinin enerjisi de anus kaynaklı olur. Bunun açılımı ne? Binde bir ihtimalle eÅŸcinsellik, binde dokuz yüz doksan dokuz ihtimalle maçoluk, terör, vahÅŸet, çete, savaÅŸ. Neden? Çünkü oradan gelen enerjiyi nötralize etmek için bir tek çare kalır, o da “horoz“ erkek olmak; “vurdum mu deviririm demek”. Otuz bin gırtlak aynı anda hakeme bağırır. BaÅŸka çaresi yok zaten. Onun için bizim görevimiz, bilim adamlarının baÅŸlıca görevi, kadınlara çiçek gibi davranacağız. Hamile iken orkide gibi davranacağız. Çiçek gibi davranma ne?
EA: Evet, ne gerçekten?
NK : Onlara Kutsal Kâse’yi göstermek. Bak, adam tıp adamı deÄŸil. Bir kitap yazmış, Da Vinci’nin Åžifresi diye. Orada ne diyor? Çok net bir ifadesi var. Åžöyle diyor : “Katolik kilisesi Kutsal DiÅŸi’den korktu.” Kutsal DiÅŸi’nin benim kullandığım ismini de koymuÅŸ parantez içinde : İsis. Ne oldu? Kutsal Kâse’yi kaybetti. Anlamayanlar için ayrıca da yazmış: “Seksi ayıp ya da günah gibi kavramların altında tutuyor”. Åžimdi bu biliniyor. Dan Brown bile biliyor. Aslında bir zümre tarafından bilinen bir ÅŸey. Ama ne yapıyorlar. Bu Kutsal Kâse’yi yukarılarda bir yerde aratıyorlar.
EA : Onun için mi son zamanlarda bu tür yayınlar çoÄŸalıp iyice hedef ÅŸaşırttı?
NK : Tabii ki. Kral Arthur efsanelerine bak. Öncelikle Yuvarlak Masa, Rahim ÅŸövalyeleri. Bunun etrafında bir yığın süsleme var. Halbuki, Kutsal Kâse hakkındaki gerçeÄŸin bilindiÄŸini biliyorum. Nereden biliyorum? Geçen gece, zaplarken gözüm TRT2’de bir belgesele takıldı. Hani bu Kutsal Kâse’nin varolduÄŸu varsayılan bir kilise var: Rosselyn. O kilisedeki resimleri, heykelleri gösteriyor. Kadın heykelleri var, çıplak, kalpleri apış arasında. Bundan güzel Kutsal Kâse anlatımı var mı? Kutsal Kâse’nin vajinal orgazm olduÄŸunu bundan güzel ne anlatır?
EA : Peki o zaman Kutsal Kâse’yi neden erkek arıyor?
NK : Åžimdi o Yuvarlak Masa ÅŸövalyeleri, ki Yuvarlak Masa tipik rahim simgesi, ÅŸövalye de savaÅŸçı demek, zaten anal enerjiyi kullananlar, tabii ki onlar arayacak Kutsal Kâse’yi, büyüyebilmek için.
EA : Peki, size göre rahimden çıkamadıkça, bu Kutsal Kâse’yi, ya da vajinal orgazmı nasıl bulacaklar?
NK : Bu bilgiye sahip olduklarında fallusları ile mutlak barışıklık durumuna geçecekler. Yani bir baÅŸka deyiÅŸle kılıçlarıyla. Bu olunca ne olacak, boÅŸalmaya hükmedecekler. BoÅŸalmaya hükmettiklerinde de Kutsal Kâse’yi bulacaklar.
EA : Çok ilginç.
NK : Tabii. Eski efsaneleri ve mitosları sembol diliyle incelediÄŸimiz zaman muhteÅŸem bilgileri aralarız. Üst-Beyin diliyle baktığımız zaman hiç bir ÅŸey anlayamayız.
EA : O zaman biz yine komplo teorilerine dönelim. Ortada öyle bir literatür var ki. Kutsal Kâse’yi o kadar yüceltiyorlar ki, sizin söylediÄŸiniz sembolik anlamından o kadar uzaklaÅŸtırıyorlar ki. İsa’lar, Maria Magdelena’lar. Zaten bir ÅŸey çok açığa çıkarsa gerçek o deÄŸildir. Hep söylüyorum.
NK : Tabii. Saklıyorlar. Kadını da eziyorlar. Kapatıyorlar. İkinci sınıf yapıyorlar. Tabii ki böylece Kutsal Kâse kayboldu. Bu kâseden neden bu kadar korkar Katolik Kilisesi? Çünkü bu savaÅŸları bitirebilecek tek güçtür.
EA : Bu aynı zamanda Ana Tanrıça sembolizmi ile de ilgili
NK : Tabii ki. Mısır’daki simgesi İsis’tir. Beyazdır ve sopasının ucunda yıldız vardır. Sopanın ucundaki yıldız, Kozmos’a açık bir güç olduÄŸunu belirtir. Rahman’dır. Ana kraliçe deÄŸildir. O daha çok Anubis ile, İştar ile gösterilir, Kybele ile gösterilir.
EA : Anubis ile mi? O nasıl oluyor.
NK : Rahim’dir Anubis. Aslında cinsiyeti yoktur. Onun için , iÅŸi bilenlerin yaptığı filmlerde, Mumyanın DönüÅŸü gibi, Anubis’in ordusu, rahim simgesi olan köpek baÅŸlıdır. Hâlâ da rüya dilinde köpek rahimdir.
EA : Tabii o zamanın insanları sembollerle düÅŸünmeye daha yakın
NK : Tabii, bir de görüntülü medyanın, sesli medyanın tuzakları baÅŸlamamış. Insanlar yukarıya daha açık, daha “Rahman” yaşıyorlar. Yukarıyı daha çok gözlüyorlar. Çok vakitleri var. Yukarıya bakarak yaşıyorlar. Åžimdiki insanlar yere bakarak yaşıyorlar. Böyle rahimler hastalık sever. İlaç sever. Doktordan ilaç ister. Evler ilaç doludur. Köylere git , evde ÅŸeker yok, dolaplar ilaç dolu. Hatta son kullanma tarihi geçmiÅŸ ilaçları bile atmazlar. Bu yere bakıcılık daha farklı Åžeytani tuzaklara dönüÅŸür. ÖrneÄŸin merhametten maraz geldiÄŸini bunlar icat ettiÄŸi halde, aşırı merhamet gösterisi yaparlar.
EA : Siz de asker kökenlisiniz, ben de öyle sayılırım. Subay eÅŸlerinin askerlere davranışı, onlara gösterdikleri merhamet benzeri ÅŸey bunun örneÄŸi herhalde.
NK : Tabii ki. Zaten dikkat et hep –im derler. Rahim toplumları hep böyledir. Bilirsin askerlikte de “Komutanım”, “evladım”... Politikacı da “vatandaÅŸlarım” der. Aslında bu bir ÅŸirktir. Yukarıdaki de der ki, istersen adı “Evrenin Ulu Mimarı” olsun, “Allah” olsun “Rab” olsun , “Sen benim yarattığım canlıya nasıl benim dersin”. O zaman birilerine aşırı –ım/-im dediÄŸimiz zaman Allah’ın Rab sıfatının tokatını yeriz.
EA : Tabii kadına da “Canım” deriz. Gerçi son iliÅŸkimde “Canım” dedikten sonra kaybettim ama...
NK : “Can” de, “Canım” deme. Tabii korteks'te dilimiz sürçebilir, buna alıştırılmış bir toplumuz ama Alt-Beyin’de deme sakın. Dikkat et, İngilizce konuÅŸan ülkelerde böyle bir ÅŸey yok bu kadar sıklıkla. Ama bizde ne kadar sık, “oÄŸlum” deriz, “kardeÅŸim” deriz. Tabii bunlara karşı olursan Don KiÅŸot gibi, “uçmuÅŸ” derler. Ama son zamanlarda daha çok kiÅŸi görüÅŸmek istiyor o da baÅŸka.
EA : Bırakın desinler. Bunu da sembolik olarak algılarız.
NK : Desinler. Onlar ayağında pranga yere bakıyorlar. Onların da uçması gerekecek bir gün.
EA : Åžimdi gelelim baÅŸka bir konuya. Rüya analizlerine. Åžimdi rüya yorumu desem olmaz. Rüya analizleri.
NK : Rüya yorumu deme tabii. Rüya analizi de ya da Türkçe söylemek istersen Rüya Çözümlemesi de.
EA : Piyasa kitap dolu, Rüya yorumları diye. Uyduran bir ÅŸeyler yazıyor. Tabii bunu ciddi yazanlar da var ama çoÄŸunlukla genç kızlık düÅŸlerine hitap eden rüya yorumları kaynıyor kitapçıların rafları. Ama rüya analizi dediÄŸinizde olay çok deÄŸiÅŸiyor.
NK : Tabii ki. Rüya yorum ve tefsiri rahimseldir, analiz rahmanidir. Analiz bilimseldir. KiÅŸi hakkında bilgi verir.
EA : Evet. Bu konuya da böyle yaklaÅŸmak gerekiyor.
NK: BaÅŸka bir konuya gireceÄŸim. Beynimizin kuyruÄŸu olduÄŸunu düÅŸünüyorum. Hatta Anadolu insanının bunu bildiÄŸini ve zaman içinde unutturulduÄŸunu da düÅŸünüyorum. Bu deyimlerde yaÅŸamıştır. Çok güzel bir deyim vardır. “KuyruÄŸunu dik tutmak” diye. Ya da ölmek üzere olan bir için de “kuyruÄŸunu titretmek”. İnsanın kuyruÄŸu yok tabii ama ne var? Medulla Spinalis[2] var. YaÅŸam enerjisi burada.
EA : Çok ilginç
NK : Hatta eski mitoslar medulla spinalis’i yaÅŸam aÄŸacı olarak kabul ederler. Sümer çivi tabletleri vs.
EA : Ne yani! Kaballah da oradan mı geliyor?
NK : Tabii ki. Åžimdi aÄŸaç olarak kabul edilmesi bir aÄŸaç gibi olduÄŸu için, binlerce sinirle bütün organizmaya müdahale ediyor ama bir aÄŸaç nasıl kökten besleniyorsa bu da kökten besleniyor. Erkekte iki sulama kaynağı var. Penis ak uzantı, anus kara delik. Kadında ise dört sulama kaynağı var. Bunlardan üçü kara bir ak. Klitoris, anus ve rahim kara, vajina ak. Dolayısıyla aÅŸağıdan enerjimizi saÄŸlıklı olan kaynaktan alma ÅŸartımız var. EÄŸer saÄŸlıksız bir kaynaktan alırsak, hastalıklarla meÅŸgul ve yere bakan bir insan oluruz. Olay ahlaki deÄŸil yani. Olay tamamen birtakım bilgilerin depolanmasının global açılımı.
EA : Kaballah’yı da buna baÄŸladıysak...
NK : Tabii ki, Kether’ler falan hep bununla alakalı. Hatta on rakamı da, yukarıya beyne doÄŸru yaklaÅŸtıkça. Taca doÄŸru çıkış beyindir aslında. Sistemin önemi anatomik olarak da belli hep en kalın kemiklerle korunmuÅŸ. Ve bunlar kendini yenileyemez. Beyin hücreleri gibi. Trafik kazası geçirdi zedeledi, belden aÅŸağısı felçtir. Ama baÅŸka yerde yaralar yenilenir . Böyle önemli iÅŸte. Rüya dilinde de taç kortekstir mesela.
EA : Rüya yorumu yapanlara göre ise taç, bir ÅŸeyi elde etmek , güç vs demektir.
NK : Öyle derler ama buna bilimsel baktığında, ki senin böyle baktığını biliyorum uzun zamandır, farklıdır.
EA : İnsan başına gelince öÄŸreniyor.
NK : Bliliyorum, ama sen çok önemli bir ÅŸeyden kurtuldun. Åžimdi sana bir bilgi vereceÄŸim ki bunu çok az kiÅŸiye verdim. İleride yazacağım bunu . Bana göre insanı insan yapan kuyruÄŸunu dik tutmasıdır. Bebek belli bir zamanda yürümeye baÅŸlar. Bebeklere dikkat ettiÄŸin zaman hiç oturmak istemezler. Bir kalkıyor ayaÄŸa, akÅŸama kadar ayakta. İnsana en yakın memelilere baktığımızda, kuyruÄŸu en dik tutan maymun, dolayısıyla da zekâsı insana en yakın hayvan da maymun. Daha basit düÅŸünelim, fiziksel ve matematiksel düÅŸünelim. Yerçekimi var. KuyruÄŸumuz yata oldukça her milimetreye ya da santimetreye aynı enerji düÅŸer. Dik tutunca kuyruÄŸu, o zaman enerji çok daha farklı ve güzel olur.
EA : Aklıma ilginç bir ÅŸey geldi. Åžimdi yaÅŸadığım evde bir kedi musallat oldu. Çok zeki bir hayvan. Camı ne zaman açsam içeri giriyor,salonda yatıyor. Hatta önce çalışma odasının kapısından beni gözetliyor, onunla uÄŸraÅŸamayacak kadar yazılara dalmışsam hemen içeri gidiyor. Bunun bir adeti var, salona girdiÄŸimde kaçıyor. Ama onu dışarı çıkartmak için balkon kapısını açtığımda hemen önüme geliyor, iki ayağının üstüne kalkıyor. Atamıyorum o zaman.
NK : Evet hayvan ayaÄŸa kalkmanın önemini anlamış. İnsanlar da anlayacak. Hatta uyurken de kuyruÄŸu dik tutmanın bir yolunu bulacaklar. Gerçi bilim kurgu filmlerinde görüyorum ama bilim adamları da yakında bunu bilimsel olarak iÅŸleyecekler. Ben erkek için kuyruÄŸu dik tumanın yolunu buldum. Ya kadına Kutsal Kâse’yi bulduran doÄŸru bir seks ya da günde bir saat terletici spor. Çünkü ben vajinal orgazmlı bir seks yapamazsam, yanımdaki kadın bir enerji vampirine dönüÅŸür. Hatta klitoral bir orgazm erkeÄŸin anusüne enerji yollar.
EA : Vajinal orgazm bu kadar önemli yani. Erkeklerin çok da önem vermedikleri bir ÅŸey. Hatta seviÅŸirken biz klitoral orgazmı yaÅŸatmayı daha kolay buluruz. Bizim kadınlarımız da buna alışkın oldukları için, erkek olarak klitoral orgazm yaÅŸatabilirsek görevimizin bittiÄŸini düÅŸünürüz. Hatta seviÅŸmeden önce daha yataÄŸa gitmeden, hemen elimizle de yoklarız, ateÅŸlemek için.
NK : Kızıştı, kızıştı. AteÅŸlemek için diyorsun. Bu ateÅŸi besler. AteÅŸ rahimi besler. Kadındaki ateÅŸin, Shakinah enerjisinin kökeni klitoristir. Aslında sen kadının pipisini uyarmış oluyorsun böylece. Mikroskopik anlamda pipisini sertleÅŸtirdin. Seninkisi istediÄŸi kadar sertleÅŸsin. Tam seviÅŸme olmaz.
EA : Peki erkek nasıl sevişmeli o zaman?
NK : Evrensel bir kaide var. Kadınla erkeÄŸin seviÅŸmelerindeki en önemli kural: Kadının çıkıntılarına, erkeÄŸin girintilerine dokunmayacaksın.
EA : Kadının göÄŸüslerine de mi? Yüzde doksan seviÅŸmede kız hemen göÄŸüslerini okÅŸatıyor.
NK : GöÄŸüsler besleme organıdır. Kadın çocuÄŸunu oradan besler, erkek de anneden oradan beslenir. Çok tehlikeli. Aslında ufak tefek deÄŸmeler olabilir . Ama haz alsın diye uzun süren emiÅŸler olmamalı mesela. Ne olur o zaman? Erkek alt-beyinsel anlamda anal/oral bebeklik dönemine döner çünkü anasının memesini emdiÄŸi kayıtlara döner; yüzünü görmüyor ki memesini emerken. Sadece aÄŸzı ile bir ÅŸeyler yapıyor. Kadın da enerji dünyasında bebeÄŸini emzirmeye baÅŸladı. Daha baÅŸlangıçta kadın anne oldu. Meme uçları ile klitorise dokunulmayacak bu, bu kadar önemli. Uzun vadede de erkek boÅŸalmaya gitmeyim, vajinal orgazmı hedeflemeli.
EA : Bunu nasıl yapacak?
NK : EÄŸer bir erkek boÅŸalmaya hükmedemiyorsa, kadına vajinal orgazmı öÄŸretemiyorsa, mutlaka tedavi görmelidir. Erken boÅŸalma tahmin edilenden çok daha önemli bir sorundur. Yani kuyrukta kavga sorunudur. Bizim erkeklerimizin yüzde sekseninde bu sorun vardır. Ya da sertleÅŸme sorunu. Ama doktora söyleyemezler bunu.
EA : Tabii erkek erkeÄŸe konuÅŸmalarda da çok ender söylenir bu sorunlar. Ama erkek kadını da seviÅŸmeye katmak için klitorise baÅŸvuruyor sanırım. Ya da yeni bir kızla tanıştınız, içtiniz eve geldiniz. SeviÅŸmek gerek en kolayı klitoristen uyarmak, hem çok da zahmetli deÄŸil.
NK : Tabii. En kolay yolu bu, kolaycılık; ama bu yol-su-elektrik olarak geri döner. Neden? Çünkü kadının klitorisi erkeÄŸin anusüne enerji yolladı, kadın artık ateÅŸ rahim olur. Sen ÅŸimdi yanında bir ateÅŸle yattın. Kadını ateÅŸ yapan sensin, kabahat senin. Bir de üstüne üstlük boÅŸalın. Dayak yemiÅŸ gibi olursun. Ertesi gün yere bakarak yaÅŸarsın.
EA : Erkek baÅŸkalarının yanında öyle yapmaz ama. ArkadaÅŸlarına “dün gece o kadını götürdüm“ der.
NK : Tabii, onu kompanse etmek için bunu söyler. Abartır. BeÅŸ vurdum, altı vurdum anlatır. Öyle yapma, bir vur , pir vur.
EA : Özü bu sanırım.
NK : Nicelik deÄŸil, nitelik önemli. Toplumun erkekleri ya erken boÅŸalıyor, ya sertleÅŸemiyor ya da tembelliklerinden bunu yapmıyor. Halbuki bunu yapsalar , kadın pilini bulsa orada her ÅŸey güzel olacak. Adam da rahatlayacak. Kutsal Kâsesini bilen bir kadın çocuk alt-beyinli bir adamı da büyütebilir. Hatta erken boÅŸalma sorunu oaln bir adamı da düzeltir, ereksiyon sorunu olan bir adamı da.
EA : Kısaca toplum düzeliyor.
NK : Ama bu bizim toplumumuzda ya da Dünya toplumlarında o kadar saklı tutulmuÅŸ bir bilgi ki. DediÄŸimiz gibi, Kutsal Kâse üzerindeki oyunları incelersen görürsün. Neden? Çünkü savaÅŸlar bitsin istenmiyor.
EA : Bu konuda o kadar ÅŸey var ki.
NK : Bak, kadın Kutsal Kâse’yi öÄŸrenirse yani vajinal orgazmı yaÅŸarsa, bunu da hamile kalmadan yaÅŸarsa, dokuz ay on günümüz rahat geçer yoksa sıkıntılı geçer. Hatta kadın bunu tanımamışsa pipiyi çocuktan ister. Hatta kız çocuÄŸu olsa da. Erkekler de anneciklerinin sevgilileri oldukları için bir türlü büyüyemezler.
EA : ÖrneÄŸi çok
NK : Tabii ki. Åžimdi birinci hedef, kuyruktaki rahimin libidosunu deÄŸiÅŸtirmek. Tüm toplumlar için en önemli bilgi de kadınların gebe kalmadan önce Kutsal Kâse’yi öÄŸrenmeleri. Yoksa erkek dış görünüÅŸte ne olursa olsun anneciÄŸinin çocuÄŸu olarak kalır. ÇocuÄŸun en büyük eÄŸiticisi annedir. O Kutsal Kâse’yi bulamadıysa facia baÅŸlar.
EA : Gerçekten çok teÅŸekkürler . Bize vakit ayırdığınız için ve toplumu saÄŸlıklı kılmak için yaptığınız çalışmalar için. DerKi okurları da oldukça bu konu üzerine düÅŸünecekler ve sizin kitaplarınızdan daha detaylı bilgi alacaklar umarım.
Not : Nusret Kaya’ya ulaÅŸmak için : http://www.psikoestetik.com/nusretkaya_tr.asp
[1] TV’de yayınlanan bir yarışmadaki , oÄŸlunu ezmeye çalışan kadını kasdediyor . (Semra-Ata fenomeni)
[2] Omurilik. Ayrıntılı bilgi için : http://anatomi.uludag.edu.tr/mss2.htm
derKi Forum'dan
- 02/09/2010 12:59 Pera'da anime haftası başlıyor 3 Eylül – 3 Ekim 2010 (Felix)
- 30/08/2010 23:16 4 EYLÜL RÜYA FARKINDALIĞI EĞİTİMİ Maltepe Nefes Okulu (Felix)
- 30/08/2010 03:51 Referandumda Kimler "Evet", Kimler "Hayır" Diyor - G.AKGÜL (kocayurek)
- 26/08/2010 13:53 bizim toç oldu koç!!! (aylin)
- 26/08/2010 05:43 Kel Alâkâ ... - Gündüz AKGÜL (kocayurek)
- 24 okur
- 6 robot














derKi RSS