derKi - Spiritüel Aktüel Yaşam Dergisi

Tolga Örnek'le "Gelibolu"

e-Posta Yazdır PDF

Ben Yeni Zelanda'da yaÅŸayan bir Türk'üm ve burada Türkçe yayın yapan bir radyo için programlar hazırlamaktayım. Geçenlerde, Gelibolu filminin yönetmeni Tolga Örnek, filmin galası için Yeni Zelanda'nın baÅŸkenti Wellington'a geldi. Filmi izlemeden yapılacak bir röportajın, zorluÄŸunu çok iyi biliyordum. Ama Tolga Bey'i tanımayı ve film hakkında konuÅŸmayı da çok istiyordum. Öyle ya, benim gibi Çanakkale doÄŸumlu olup, Yeni Zelanda'da yaÅŸayan ve radyo programı yapan kaç kiÅŸi vardı? Zaten son zamanlarda mail kutuma gelen kızgın yorumlarla dolu mesajlar ve Internet forumlarında sürüp giden tartışmalar beni epey meraklandırmıştı. Tolga Bey'i kaldığı otelden aradım. YaÅŸasın! Benimle röportaj yapmayı kabul etti. Sonrasında da asistanım Onur YalçıntaÅŸ (radyomuzun RJ'si) ile birlikte "Gelibolu" hakkında Tolga Örnek'le uzun uzun konuÅŸtuk.


 

Nalan : Sizi biraz tanıyabilir miyiz? Bize geçmiÅŸiniz hakkında bilgi verebilir misiniz?

 

Tolga : İstanbul Teknik Üniversitesi'nde metalurji okudum. Sonra onun üzerine master yapmaya Amerika'ya, Florida Üniversitesi'ne  gittim. Sonra sinema bölümüne geçtim. 3 sene sinema okudum. Üstüne master yaptım. Sinema okurken "Atatürk" belgeseli ilk filmimdi. Tez filmim olarak baÅŸladı, sonra büyüdü. "Atatürk" filmi 1998 yılında bitti. O günden beri de belgesel çekiyoruz. İstanbul'da kardeÅŸimle ortak bir ÅŸirketimiz var. (Ekip Film - www.ekipfilm.com) Bizimle beraber çalışan  6-7 arkadaşımız var. O ÅŸekilde bir ekibiz. "Gelibolu" belgeseli de  bizim çektiÄŸimiz 7. belgesel.
 

Onur: Hatta ben Tolga AÄŸabey'in çoÄŸu belgeselini Show TV 'de izlemiÅŸtim.


Tolga
: Evet oynamıştı.

 

 

Nalan: Ben hiçbirini izleme fırsatı bulamadım. :( Peki "Atatürk" belgeselini yapmaya nasıl karar verdiniz? "Sari Zeybek" belgeseli çekildi ve çok da baÅŸarılıydı.

Tolga: Haklısınız, o da çok baÅŸarılıydı. Sinema okuluna girdiÄŸimiz zaman, sinema okulunu bitirmek için bir tez filmi yapmamız istendiÄŸi söylendi. Ben de söyle düÅŸünmüÅŸtüm. Amerika'da uzun yıllar kalmıştım ve eÄŸer bu kadar zaman ve emek harcayacaksam Türkiye için faydalı bir ÅŸeyler yapalım dedim ve Atatürk ile ilgili de uzun metrajlı, hayatının tümünü anlatan ve Atatürk'ü insan olarak ele alan, objektif ve detaylı özelikle de İngilizce bir belgesel yoktu. O ÅŸekilde karar verdim.


Nalan: Gerçekten Türkiye hakkında İngilizce materyal bulmak çok zor.

Tolga: Biliyorum biliyorum, zaten o boÅŸluÄŸu doldurmak için çalışıyoruz. Türkiye'yi yurt dışında tanıtacak özellikle İngilizce olan ve Türkiye ile ilgili bilgileri artıracak filmler yapmaya çalışıyoruz.


Nalan: Peki Fenerbahçe filmi hangi kategoriye giriyor. :)
(gülüÅŸmeler)

Tolga: Fenerbahçe de ÅŸirketi ayakta tutmak üzere yapılması gereken iÅŸler kategorisine giriyor. (GülüÅŸmeler)


Nalan: Fenerbahçeli misiniz?

Tolga: Fenerbahçeli'yim. Ama olmasa da yapardım zaten sonuçta profesyonel bir ÅŸirketiz.


Nalan: Türkiye'de belgesel yapmak nasıl bir ÅŸey? Materyal çok zengin, ama yapmaya kalktığınızda ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?

Tolga: Aslında Türkiye'de kültürel bir iÅŸ yapmak çok zor. Ona destek bulmak, onu dağıtmak, onu insanlara ulaÅŸtırmak her dalda zor. Resimde, tiyatroda, heykelde ve sinemada da zor. Ama belgesel son bir kaç yılda ilgi görmeye baÅŸladı, popülerleÅŸti. İnsanlar belgeselleri merak ediyorlar ve ilgi gösteriyorlar. Kariyer anlamında da yaptığınız filmlerin sayısı artıkça, kendinizi ispatladıkça, çevreniz geniÅŸledikçe bir sonraki filmi yapmanız daha da kolaylaşıyor ve insanlar size daha çok güveniyorlar. GeçmiÅŸteki iÅŸleri gördükleri için en azından filmlerin biteceÄŸini paraların boÅŸa gitmeyeceÄŸini düÅŸünüyorlar. Zor, ama eskisi kadar da zor deÄŸil diyeyim.


Nalan: ArÅŸivlere girmek kolay mi?

Tolga: Türkiye'de arÅŸivler de çok toparlandı ve çok düzenlendi. Son 5- 6 senede arÅŸivlerde bayağı bir ilerleme var. ArÅŸivlerde araÅŸtırma yapmak, bilgilere ulaÅŸmak eskilere oranla çok daha kolay. HerÅŸeyin oturması için biraz zamana ihtiyaç var, ama çok iyiye gidiyor.


Nalan: Gelibolu filmini yaparken arÅŸivlere girmekte hiç zorluk çekmediniz ve herÅŸey önünüzdeydi  öyleyse.

Tolga: Açıkçası çok zorluk çekmedik ama bazı arÅŸivlerde birçok Osmanlıca belge tercüme edilmemiÅŸ. Mesela askeri arÅŸivlerde 9 milyon belge var sadece 1.5 milyon belge tercüme edilmiÅŸ. ArÅŸive girmekle iÅŸ bitmiyor. Belgelerin araÅŸtırmacılar tarafında tasnif edilmesi, düzenlenmesi, kategorilere konulması gerekiyor. ArÅŸivlere girmek zor deÄŸildi, ama belgelerin Türkçelerine ulaÅŸmak zordu.
 

Nalan: Filmin sitesine girdim (www.gallıpolu-film.com). Filmi yapmak için bir çok sponsordan yardım almışsınız. DoÄŸuÅŸ grubu da size destek vermiÅŸ.

Tolga: Evet, ana sponsorumuz DoÄŸuÅŸ grubu.
 

Nalan: Türkiye'de sponsorluÄŸun öneminin anlaşılması ve sponsorluk gibi bir kavramın girmesi gerçekten çok güzel. Umarım bu tarzda sponsorluklar daha da yayılır, geliÅŸir.

Tolga: İnÅŸallah tabii. Umarım DoÄŸuÅŸ grubu filmden memnun kalmıştır ve ilerde de bu tarz çalışmaları destekler.


Onur: Belgesele bu derece yönelmenizin nedeni ne?

Tolga: Belgesel aslında çok önemli bir dal. Belgesel çekerken kendi kültürün, bilgin artıyor ve kendini daha iyi tanıyorsun. Ülkeni daha iyi tanıyorsun. Dünyayı geziyorsun ve özel baÅŸka insanlarla tanışıyorsun. Bir anda hayatına manevi zenginlik, tatmin giriyor ve geliÅŸiyorsun. Normalde insanların tatil olarak yaptıklarını: bir yerlere gidip gezmek, tarihi anıt görmek gibi, biz bunu bir iÅŸ olarak yapıyoruz. Bir taÅŸla bir kaç kuÅŸ vurduÄŸumuz için bizi çok tatmin ediyor, hayatımızı zenginleÅŸtiriyor. Bizi heyecanlandıran konular, Türkiye'nin menfaatleriyle ve çıkarlarıyla da örtüÅŸtüÄŸü için çok rahat çekiyoruz, o yüzden çok inanıyoruz belgesele.


Nalan: "Gelibolu" filmine gelirsek seyretmeden çok zor bir ÅŸey söylemek, bildikleriniz yapılan yorumlarla sınırlı ama orada problem var, çünkü direk tanımadığınız insanların yorumlarıyla karşı karşıyasınız ve tanımadığınız insanlar olduÄŸu için dünya görüÅŸlerini bilmezsiniz. Ama bir web sitesine girdim ve bu sitede filmi izleyenlerin yorumları vardı. İlk yorum söyleydi: "Bu film rezalet, hiç bir ÅŸekilde bizim tarihimizi anlatmıyor."  DiÄŸer yorum ise: "Tam bir baÅŸyapıt.Çok beÄŸendim." Ben bu yorumları görünce açıkçası çok ÅŸaşırdım. Bir film hakkında bu kadar uç noktalarda yorumlar yapılabilmesi gerçekten ilginç. Siz ne düÅŸünüyorsunuz ?

Tolga: Ben bizim haberimiz olmadan, piyasada iki film oynadığını düÅŸünüyorum.


Nalan: (gülüyor) Bu güzel bir bakış açısı.

Tolga: Bizim filmi birisinin deÄŸiÅŸtirip ikinci versiyonunu çektiÄŸini düÅŸünüyorum! Ben de buna çok ÅŸaşırdım ve hala bunu anlamak ve algılamak ile uÄŸraşıyorum. Ben bazı çevrelerden filme tepki bekliyordum, ama filmin insanları bu kadar uç noktalara böleceÄŸini beklemiyordum açıkçası.
Åžimdi bu farklı düÅŸüncelerin ilk nedeni bence, bu film, savaşın biraz insanı yanı üzerinden hareket ediyor, hem karşı tarafın; hem de bizim insanlarımızın gözünden anlatıyor olayı. Filme hamaset edebiyatı, Türk propagandası ve onlar ülkemizi iÅŸgal eden kafirlerdi, ÅŸeytanlardı, düÅŸmanlardı" sözlerini bekleyerek gidenler, filmi izleyince hayal kırıklığına uÄŸruyor.
 

Nalan: Çünkü filmde düÅŸmanlık yok deÄŸil mi?

Tolga: Evet, filmde düÅŸmanlık yok. Film sadece politikacıları ve generalleri suçluyor, siperdeki askerleri suçlamıyor. Film siperdeki askerlerin çektiklerini deneyimlerini anlatan bir film ve taraflara yaklaşım açısından dengeli bir film. Bu birincisi.
İkincisi; Herkes Çanakkale Savaşı'nı bildiÄŸini zannediyor ve bildiÄŸini zannedenlerin %90'ı yanlış biliyor. Bizi, filmi, o yanlış bilgileri üzerinden deÄŸerlendiriyor.
 

Onur: Çok güzel bir nokta bu Tolga AÄŸabey. Geçen sene ben Çanakkalede'yken  bir rehber bize, Conk bayırında olanları anlatırken ses tonu gürleÅŸiyordu; sanki biz panterdik,  o taraf ÅŸeytan gibi anlatıyordu herÅŸeyi. O noktada ne dediÄŸinizi anlıyorum.

Tolga: Çanakkale Savaşı,  Türkiye'de aşırı saÄŸ ve aşırı sol ideolojik ve politik çıkarlar için ve propoganda için kullanıyor. O düÅŸmanlığı körüklemek onların iÅŸine geliyor. Film de bu düÅŸmanlığın önünü kestiÄŸi için inanılmaz saldırılara uÄŸruyor. Bu üçüncü neden. Tabii Türkiye'de bizim konuyu iÅŸleyiÅŸimiz bugüne kadar hiç bir filmde bu ÅŸekilde iÅŸlenmedi. Benim bir gazeteci dostum var dedi ki: "Film piyasaya çıkınca insanlarda ÅŸok etkisi yarattı. Çünkü kimse bu filmi beklemiyordu. Åžoktan kurtulanlar filmi çok beÄŸendi. Filmi olduÄŸu gibi izleyenler, filmin ne olduÄŸunu görenler filmi çok beÄŸendi. Ama ÅŸokta kalıp 'bu bizim beklediÄŸimiz Çanakkale filmi deÄŸildi' diyenler ise bu filmi beÄŸenmedi." Ama biz istatistik yaptık filmi beÄŸenenler %75, beÄŸenmeyenler % 25.


Nalan: Demek ki % 25 çok konuÅŸuyor.

Tolga: İnsanlar beÄŸendiÄŸi zaman arayıp tebrik ve teÅŸekkür etmezler. İnsanlar beÄŸenmediÄŸi ÅŸeyler için aşırı tepki verirler. Yani Türkiye'de kin ve nefret çok daha iyi bir motivasyon. İnsanlar da bunu kullanıyorlar. EÄŸer film söylenildiÄŸi kadar rezalet olsaydı. Film beÅŸ haftada 600 bin kiÅŸiye ulaÅŸmazdı.


Nalan: Büyük bir rakam!

Tolga:
Rekor bir rakam!

Onur: Gerçekten belgesel için rekor bir rakam.

Tolga: Bundan önce en çok izlenen belgesel bizim yaptığımız "Hititler" belgeseliydi. "Hititler" belgeseli , 80 bin'de kaldı. Bu film, 600 bin kiÅŸiye ulaşıyor ve 5 haftadır gösterimde ve ilk 4 hafta, haftanın birincisiydi. Åžimdi insanlar gerçekten beÄŸenmemiÅŸ olsalar, filme tepkili olsalardı; film, ilk iki haftada en fazla iÅŸ yapar, sonra da biterdi. Ama filmin son 3 haftasında en ufak düÅŸme yok hasılatta. Biz belgeselciyiz, bizim için belgeler ve rakamlar önemli, biz somut veriler üzerinden hareket ediyoruz .


Onur: Tolga AÄŸabey, mesela GORA filmini Cem Yılmaz'in tarzından dolayı beÄŸenmemiÅŸtim. GORA filmi, 4 milyon seyirci çekerke,n bizim için çok önemi tarihi olan bir film olan Gelibolu, nasıl 600 bin çekiyor?

Tolga: Bence bu filmin 600 bin'e ulaÅŸması bir mucize, çünkü bu bir belgesel. İnsanlar evlerinden kalkıp sinemaya belgesel izlemeye gidiyor.


Nalan: Tabii aÅŸk yok... Onur ne yaptın sen ÅŸimdi. (GülüÅŸmeler)

Tolga: Ama Amerika'da da bu böyle canım. Orada da belgesele çok az kiÅŸi gidiyor. Ama Türkiye de 600 bin kiÅŸinin evinden kalkıp gitmesi olaÄŸanüstü bir rakam. Herkes hayretler içerisinde, en baÅŸta ben. Bu yüzden kendimizden çok eminiz. EÄŸer eleÅŸtirileri insanlar dikkate alsaydı, onlara inansaydı, filme kimse gitmezdi. Zaten filmde, Türkler'le ilgili olumsuz tek bir cümle deÄŸil, tek kelime yok!


Nalan: Anladığım kadarıyla eleÅŸtiriler söyle: "Neden hep düÅŸman askerleri çok gösterilmiÅŸ? Niye Atatürk az gösterildi? Jonny çok konuÅŸuyordu... gibi"

Tolga: İşte ben bunlara çok sınır oluyorum ve bu eleÅŸtirilere tahammül edemiyorum. Atatürk bence filmde çok güzel anlatılıyor ve "Atatürk ile ilgili daha ne konulabilirdi" diye insanlara sorduÄŸumuzda cevapları yok. Herkes sanıyor ki Atatürk baÅŸkomutan ve bütün cephelerde var. Atatürk, Çanakkale'de iki cephenin bir tanesinde bir tümen komutanı. Her yerde yok. Ama insanlar Atatürk'ü heryerde var sandıklarından, onu, heryerde görmek istiyorlar ve ayrıca da sırf Anzak askerleri, müttefik askerleri anlatılmıyor filmde. Filmde 4 taraf da anlatılıyor. Filmde 27 askerden alıntı var ve bu 27 askerin alıntılarından 11'i Türk. İnsanlar karşı tarafla beraber, Türk tarafını görmek istemiyor. İnsanlar sadece Türk tarafını görmek istiyor.


Nalan : Haklısınız

Onur: Çok güzel bir yorum.

Tolga: Ama sırf Türk tarafını gösterseydik, ÅŸu anda bu konuÅŸmayı burada yapıyor olmazdık. Yeni Zelanda baÅŸbakanının katıldığı bir galamız olmazdı. Biz kendi tarafımızın büyüklüÄŸünü, fedakarlığını, baÅŸarısını anlatabilmemiz için onların tarafına da saygı göstermek zorundayız.


Nalan: Birkaç forumda, "eÄŸer Çanakkale üzerine bir film / belgesel yapılacaksa mutlaka bizim bakış açımızla anlatmalıydı "diye düÅŸünen insanlarla karşı karşıya geldim, çünkü Yeni Zelandalılar -Anzaklar- zaten suçluydu.

Tolga: DeÄŸiller. Siperdeki askerin bir suçu yoktu.


Nalan: Evet, Anzaklar, İngiltere'nin zoruyla savaÅŸa sokuldular diye anlatmaya çalıştığımda anlayamadılar.

Tolga: O zaman söyle yapalım. O zaman Kore'ye giden, Kore'de ölen askerlerimizin hiç birini anmayalım. Koreliler onların anıtlarını kırsınlar.

Ben hayatımda bu kadar saçma bu kadar dar görüÅŸlü bir bakış açısı görmedim.Sonuçta sen bir ülkeye savaÅŸ açmışsın. Almanya'yı taraf olarak seçmiÅŸsin. İngiltere senin düÅŸmanın. İngiltere seni savaÅŸ dışı bırakmak istiyor ve en stratejik yer; Çanakkale boÄŸazı, bu yüzden oraya saldırmaya çalışıyor. Ayrıca Osmanlı olarak Mısır'a gidiyorsun, Arap Yarımadası'na gidiyorsun; orada ne iÅŸimiz var o zaman!
Hem ben yönetmen olarak filmi nasıl iÅŸlediÄŸimden dolayı eleÅŸtirilemem .Ben tercihlerimden dolayı eleÅŸtirilemem. Ben bu filmi, bu ÅŸekilde yapmak istemiÅŸimdir. Seyircinin görevi, benim seçtiÄŸim konuyu, seçtiÄŸim tarzdaki baÅŸarımı deÄŸerlendirmektir. Ben Türk bir yönetmen olarak sadece Anzakları anlatan bir film de yapabilirim. Belki o filmden sonra sadece Türk tarafını iÅŸleyen bir film de yapabilirim!


Nalan: DoÄŸru yapabilirsiniz.

Onur: Öyle tabii! Biz bir baÅŸbakanı bile milletçe bir olarak sevemiyoruz.

Nalan: (Gülüyor) Biz zor bir ülkeyiz. :) Bir ÅŸey geldi aklıma, Ermeni meselesi üzerine bir film yapmak gerekiyor diye düÅŸünüyorum.Ne dersiniz?

Tolga: Aman aman baÅŸkası yapsın o filmi! Gelibolu'yu yaptım linç edilmek üzereyim.


Nalan: Onda sanırım çok daha olaylar olur.

Tolga: Onda evi falan bombalarlar.


Nalan: Yeni Zelanda'ya gelirsiniz. (gülüÅŸmeler)

Tolga: Eskiden o konuda da film yapmayı düÅŸünüyordum, ama insanların bu "Gelibolu" filmine olan tepkisini gördükten sonra, hayatta yapmam. Yani hiç kimseyi memnun edemeyeceÄŸimizi anladim, hayatta yapmam. O, boÅŸa kürek çekmek olur.
 

Nalan: İyi ki yapmışsınız bu filmi Tolga bey.

Onur: Genç Sinemacılar DerneÄŸi'ne üyeyim. Geçenlerde bir kaç arkadaÅŸla konuÅŸtum. Belgesel niteliÄŸi açısından çok beÄŸendiklerini, ama canlandırmalar konusunda beklediklerini bulamadıklarını söylediler.

Tolga: (Gülüyor) Artık ne diyeyim? İnsanların beklentisini öÄŸrenmek için herhalde fal baktırmam gerekiyor. Çok enteresan, insanlar beklentilerinden deÄŸerlendiriliyor. Ben nasıl onların beklentisini bilebilirim ki?
 

Onur: Sanırım "Yüzüklerin Efendisi"ndekiler gibi bir ÅŸey bekliyorlardı.

Tolga: Ne yapayım? Millet, "Yüzüklerin Efendisi"ndekiler gibi bekliyor diye banka soyup o tarzda canlandırma mı yapmam lazım? O filmde epey bir canlandırma var.


Nalan: Sizi birisi savcılığa ÅŸikayet etmiÅŸ, suç duyurusunda bulunmuÅŸ bundan haberiniz var mi?

Tolga: Var var, o, savcılığa ÅŸikayet ettikten 5 dakika sonra savcı takipsizliÄŸe aldı ÅŸikayeti saçmalığından dolayı.


Nalan: (gülüyor) Kusura bakmayın dün akÅŸam ben buna çok güldüm.

Tolga: Åžimdi ne yapmış? Savcılığa suç duyurusunda bulunuyor. 5 dakika sonra da basın toplantısı yapıyor. Film çok gündemde olduÄŸu için; çok tartışıldığı konuÅŸulduÄŸu için, kendini tanıtmak kendi adını duyurmak için filme saldırıyor. ÇoÄŸu kiÅŸi bunu yapıyor. Biz bir çok kiÅŸinin varlığından filme saldırdığı için haberdar olduk. Birçok kendine gazeteci diyen, internet baÄŸlantısı sahibi olan adam filme saldırdı da, hayatta böyle bir insan olduÄŸunu öÄŸrendik.


Nalan: Trajı-komik olaylar olmuÅŸ gerçekten. Åžimdi Gelibolu filminin açılışı için Avustralya'ya gidiyorsunuz, sonra da İngiltere'ye gidiyorsunuz, deÄŸil mi?

Tolga: İngiltere'ye gittim.


Onur: Oradaki hava nasıldı?

Tolga: Hem orada, hem burada çok beÄŸenildi film. Çünkü önyargısız izlediler, kaldı ki İngilizler'e de hiç hoÅŸgörülü bir film deÄŸil, bilakis onlara göre bayağı sert bir film. Film, İngilizler'e hiç de olumlu bakmıyor. Ona raÄŸmen adamlar çok beÄŸendiler filmi, ama iÅŸte soÄŸukkanlı olmak çok önemli tarihe bakarken.


Onur: Objektif olmak gerekiyor.

Tolga: Objektif olmak. Ayrıca İngilizler filme niye kızmıyor? Çünkü söylediÄŸimiz herÅŸeyin belgesi var. Tarihte yaÅŸanmış olaylar. Adamlar gerçekten böyle yaÅŸanmış diyor ve tepki göstermiyorlar.


Nalan: Çanakkale Savaşı'nda savaÅŸan askerlerin mektuplarının saklanmasına çok ÅŸaşırdım. Gerçekten de çok mektup buldunuz mu?

Tolga: Bulduk, özellikle Avustralya'daki savaÅŸ müzesinde 8 bin tane günlük var.


Nalan: Peki Türk tarafında durum nasıldı?

Tolga: Türk tarafı belge anlamında fakir, ama birçok kiÅŸisel arÅŸive, günlüÄŸe, mektuba ulaÅŸtık. Oldukça fazlasına ulaÅŸtık. Bize aileler çok yardımcı oldular ve belgelerini paylaÅŸtılar.


Nalan: 6 yıl sürmüÅŸ bu filmin hazırlığı. Mutlaka çok güzel anılarınız olmuÅŸtur.

Tolga: Anılarımı hatırlamaya çalışıyorum, bu kadar eleÅŸtiriden sonra. Bakın siz de ropörtaja baÅŸladığımızdan beri "Gelibolu" ile ilgili sadece eleÅŸtirilerle baÅŸladınız.


Nalan: Sansasyon yaratmaya çalışıyoruz dermiÅŸim. Yok yok öyle deÄŸil. (GülüÅŸmeler) Röportaja baÅŸlamadan önce aramızda konuÅŸtuk. Film hakkında bu kadar çok tartışma oldu, ama iyi ki de yapılmış. Bu belgeseli izlemek bu emeÄŸi izlemek çok güzel. Ben buraya geldiÄŸinde içime sindire sindire izleyeceÄŸim. Amacımız eleÅŸtirmek deÄŸildi.

Tolga: (sözümü keserek) Siz filmi izlemediÄŸiniz için tabii ki eleÅŸtirmediniz. Siz de Türkiye'deki rüzgarla birlikte hareket ettiniz. Filmin içeriÄŸini sormadan eleÅŸtirilere atladınız. Siz de biliyorsunuz ki bilinçaltında, eleÅŸtiri ve ÅŸansasyon kendini çok daha iyi dinlettiriyor, çok daha ilgi görüyor. O yüzden %75 olumlu eleÅŸtirilere odaklanmaktansa, %25 sesi gür çıkan negatif eleÅŸtirilere odaklanıyorsunuz. Bu filmi, Türkiye'nin CumhurbaÅŸkanı izledi ve bayıldı filme. Türkiye'nin Genelkurmay BaÅŸkanları, eski ve yeni hepsi tek tek ÅŸahsen beni tebrik etti. Kuvvet komutanlarının hepsi beÄŸendi. ÖÄŸrenciler, toplu gösterimler için rezervasyon yaptırmışlar. Gaziler ve askerler filmden aÄŸlayarak çıkıyorlar. Bunu niye kimse konuÅŸmuyor? Bunu niye konuÅŸalım? Çünkü bu iyi bir ÅŸey! Bunu konuÅŸunca dikkat çekmiyor, ama bana "vatan haini" dendiÄŸini, "CIA casusu, İngiliz ajanı" dendiÄŸini konuÅŸmak dikkat çekiyor. Çünkü niye? Acaba gerçekten o, öyle mi diye herkesin aklında soru iÅŸareti oluÅŸuyor.


Nalan: Bu konuda iyi bir noktaya deÄŸiniyorsunuz gerçekten.

Tolga: OlduÄŸunu biliyorum 6 haftadır bununla içiçe yaşıyorum.


Nalan: O noktada haklısınız, herkes eleÅŸtiriyi konuÅŸuyor. Dün akÅŸam internete bu film hakkında bilgi almak için girdiÄŸimde önüme gelen sayfalar, bu tip negatif yorumlarla ilgiliydi. Bütün gece bunları okudum.

Tolga: Ama sizin yapmanız gereken internetteki gazetelere, arÅŸivlere girmeniz gerekiyordu. Sizin de röportajın başında söylediÄŸiniz gibi internette yazan kiÅŸinin kimliÄŸini dünya görüÅŸünü ideolojik görüÅŸlerini beklentilerini biliyor musunuz?


Onur: Ama Tolga AÄŸabey, mesela DoÄŸan grubunun yayınlarına -Hürriyet gibi- baktığımda tanıtım ile ilgili haberler vardı baÅŸka bir ÅŸey yoktu.

Tolga: Gazetelerdeki haberleri ve arÅŸivleri tarayacaksınız. Mesela bizde bu konuda 3 klasör haber var. Peki ÅŸuna niye odaklanmıyoruz: İngiltere'nin Kraliyet SavaÅŸ Müzesi'nde, İngilizler'e 13 Nisan'da bu film gösterildi. Yeni Zelanda BaÅŸbakanı'nın katıldığı bir gala yapıldı. Avustralya'ya gidiyorun orada bir gala var. Bu galalarla Türkiye, Türk tarihi, Türkler'in ve karşı tarafın Çanakkale'de çektikleri ve yaÅŸadıkları bu ülkelere tanıtılıyor. Buradaki basının inanılmaz bir ilgisi var. Kaç kere röportaj yaptılar benimle. Bunlar bile Türkiye'yi herhangi bir filmden bugüne kadar daha çok tanıtan unsurlar, buna niye odaklanmıyoruz? Türkiye Cumhuriyeti CumhurbaÅŸkan'ı, bu filmin galasına özel olarak geldi ve filmi çok çok beÄŸendi. Bunu niye kimse söylemiyor?


Nalan: Hmm, haklısınız.

Tolga: Ama iÅŸte 6 yıl emek verdikten sonra, son 2 yılında da bu filmden baÅŸka hiç bir ÅŸey düÅŸünmemiÅŸ, yaÅŸamamış bir insana ağır geliyor bunlar. Siz bir çocuk doÄŸurmuÅŸsunuz, çocuÄŸunuz olmuÅŸ, herkes saÄŸlı sollu çocuÄŸa tokat atıyor, ama çocuÄŸunuza doktorlar baktığında gayet güzel akıllı bir çocuk diyor. Sanırım Türk olarak biraz mantık deÄŸiÅŸtirmemiz gerekiyor. ÇocuÄŸa bir ÅŸans vermeniz gerekiyor, ama insanlar vermiyor.


Nalan: Åžans vermeme, sürekli negatifi konuÅŸma, sürekli eleÅŸtiri yapma konularında haklısınız. Vatan, millet konusuna geldiÄŸimizde dargörüÅŸte olabiliyoruz. Kendimi bu anlamda koyu milliyetçi görmüyorum, ama o kadar negatif bir akım geldi ki buraya; mail forwardları, forumlarda tartışmalar. Dışardan görünce, insan doÄŸal olarak ne oluyor, nasıl bir film bu diye düÅŸünüyor.

Tolga: Ama rakamlar konuÅŸuyor. Bu filmi Türkiye'de 600 bin kiÅŸi seyretmiÅŸ. EÄŸer bu adamlar ciddi olsa, bu film 3. gün kesilirdi, çünkü bu eleÅŸtiriler, saldırılar 3. gün baÅŸladı.


Nalan: AkÅŸam traileri izledim. Gerçekten vurucuydu. Müzik konusunda Demir Demirkan'ı seçerken buna siz mi karar verdiniz? Yani bu iÅŸi Demir Demirkan'a mı verelim dediniz? Yoksa çok farklı müzisyenler arasında seçim mi yaptınız?

Tolga: Aslında bir kaç kiÅŸi aklımızda vardı. Ama Demir bizi aradı,  filmin müziÄŸini yapmaya talip oldu ve bunu yapmayı çok istediÄŸini söyledi. O kadar iyiniyetli ve heyecanlıydı ki ve projeye de o kadar inanmıştı. Zaten iyi bir müzisyen olduÄŸunu bildiÄŸimiz için onunla çalışmaya karar verdik ve çok da memnunuz.


Nalan: Gerçekten trailerda dinlediÄŸim müzik parçası çok güzeldi.

Tolga: Filmin müziÄŸi çok daha güzel. Çok çok güzel yaptı bence. Acayip iyi oldu.
 

Nalan: Evet ,o dinlediÄŸim parça çok güzeldi. Orkestra kayıtları Prag'da yapılmış.

Tolga: Prag Filarmani Orkestrası ile yapıldı
 

Nalan: Sertap Erener'in vokali çok etkileyiciydi.

Tolga: O kayıtlar da İstanbul'da yapıldı. Çok güzel oldu bence.
 

Onur: İlerideki projeleriniz nedir, Tolga Ağabey?

Tolga: Daha karar vermedik, çünkü bu film çok uzun sürdü. Filmin gösterimi ve dağıtımı halen devam ediyor. Bu film ile ilgili herÅŸey bitmeden önce karar vermek istemiyoruz açıkçası. Bir kaç tane alternatif var, ama bir süre dinleneceÄŸiz herhalde, çünkü ben çok yoruldum. Çok yoruldum, yıprandım ve sıkıldım. Bu yüzden bir süre bir yıl kadar "Gelibolu" filminin tanıtımı ve dağıtımı ile ilgilenmek istiyorum. Kendimizi toparlayalım, sonra öteki filme baÅŸlarız.
 

Onur: Sonraki proje, film mi olacak?

Tolga: Herhalde drama olacak, dramatik bir film, oyunculu falan.
 

Nalan: Belgeselden farklı bir şey yapacaksınız yani.

Tolga: Evet bundan sonra belgeselden uzaklaÅŸacağız, ama sonra tekrar belgesele döneriz. Önce baÅŸka bir ÅŸey yapacağız.


Nalan: Öncelikle programa katıldığınız için çok teÅŸekkürler. Sizi yorduk, kusura bakmayın
.

Tolga: EstaÄŸfurullah benim için büyük bir zevkti.
 

Nalan: Bize yaptığınız eleÅŸtirilileriniz için de çok teÅŸekkürler. :)

Tolga: Azıcık karşılıklı olsun canım sadece siz beni eleÅŸtirmeyin. (gülüÅŸmeler)
 

Nalan: Gelibolu filmine bu kadar emek verdiÄŸiniz ve yaptığınız için de çok çok teÅŸekkürler, İyi ki yapmışsınız.

Tolga: Ben de çok teÅŸekkür ederim.


Ben ve Onur, kayıt düÄŸmesini kapadıktan sonra Tolga Bey ile sohbetimize devam ettik. Kendisi samimi, senin benim gibi ülkesini, insanlarını seven, yurtdışında ülkesini tanıtmak için elinden geleni yapan yürekli bir insan. Kendisine ve Ekip Film'e daha sonraki çalışmalarında baÅŸarılar diliyorum.

 
(0 oy, ortalama 0 /5)
 Kategoriler: RöportajNalan WarrenSinemaTarih
Share

Yorum ekle


Ana Sayfa sayı 11 Tolga Örnek'le "Gelibolu"
derKi'de Su Anda Kac Okur Var?:
  • 23 okur
  • 6 robot

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.  © 2004 - 2009 derKi.com
Site Tasarım: Hasan "Sonsuz" Çeliktaş