|
Kadın ayrılmayacak erkekten ve erkek bir olacak kadınla.
Her
Ütopya bir gerçeğin kendini bize hatırlatmasıdır aslında. Eş ruh ütopyası da
işte aynen böyle bir şey. Kavuşma arzusu, arayış, özlem, umut bütün bunlar
var olan bir ütopyanın kanıtıdır.
Herkes
eşini bulmak ister. Özel biri tarafından özel olarak sevilmek. Herkes mutlu
olmak, sevmek ve sevilmek ister.
Şiirlerin, şarkıların, romanların, öykülerin konusu çoğunlukla budur.
Gözlerine baktığınızda tanıdık birine bakıyor olmanın verdiği o huzur,
beğenildiğini, arzu edildiğini fark etmenin gururu, ellerden akan o sıcaklık,
konuşmak ve anlaşılmak, tenin cazibesi, onu uzun uzun seyretmek hayranlıkla,
ondan gurur duymak, kendini iyi hissetmek, kahkahalarla gülebilmek en basit
şeylere, zor anlarda birbirini desteklemenin verdiği güven duygusu, bitmeyen
bir coşku, doyumsuz sevişmeler, onunla birlikteyken hayatın her anından alınan
keyif, kendini onun yanındayken tek kişi gibi hissetmek, doyumsuz
sevişmeler
.ve.. çocuk
onun minicik elleri, küçücük dudağı, kalbinizi ısıtan
sıcaklığı ..ve aile
İşte bir ütopya!
Ve bu
ütopyaya ulaşabilmek için yapılan yolculuk. Denemeler, aşk acıları, hayal
kırıklıkları, kıskançlık ve öfke nöbetleri.
Mutluluğun önemli koşullarından biri eş, diğeri de iş. İşimizi ve eşimizi
bulduğumuzda epey yol almışsız demektir.
Eş
ruhunu bulmak ise son dönemde spiritüel konularla ilgilenen kişiler için
birinci derece önemli olmaya olmaya başladı. Bu işe kafayı takmış, çilesini
çekmiş ve eş ruhunu bulmuş biri olarak paylaşmak istediğim birkaç şey var.
İlk
önemli nokta kesin kararlı olmak ve asla geri dönmemek. Taviz vermeden,
umutsuzluğa kapılmadan çaba göstermek.
Söylemeye gerek var mı bilmem, bu çaba öncelikle kendimizi keşfetmek ve
sağlıklı bir ilişkiyi oluşturmanıza engel olan inançlarınızı dönüştürmekle
mümkün oluyor.
Bu
arada vakitlice ne tür kişilerin bizim için uygun olmadığını bilmemiz için
bir çok deneme yapmamız gerekiyor.
Sonra
kendimizi sevmek ve ozel ve biricik varlığımızı kucaklamak.
Kendi
içinizdeki sevgiliye ulaşmak.
Cinselliğinizi bütün tabu, korku e günah duygularından arındırarak
yaşayabilmek için özgür olabilmek.
Hayat
amacınızı bilmek ve o yolda yürümeye kesin kararlı olmak. Hatta o yolda
kendinizin bile size engel olmasına izin vermemek.
Yalnız
kalabilmeyi becermiş olmak, özel yeteneklerimizi ve dünyaya gelirken yapmamız
gereken özel işimizi keşfetmek.
Toplumsal koşullanmalardan ve kalıplardan özgür olmak.
Ve eş
ruhunu bulunca her türlü değişim için kararlı olmak.
Katı
kalıplar ve değişmez kurallarla yaşama alışkanlığımızdan vazgeçmek. Vew sonra
bol kahkaha, sonsuz huzur, paylaşım ve sürprizler için lkalbimizi sonuna kadar
açmak.
Bu
iş bu kadar zor mu olmalı? dediğinizi duyar gibiyim.
Aslında bir yol daha var. Eş Ruhlar Arşiv dairesine kayıt yaptırıp sizin için
uygun bir eş ruh bulununcaya kadar sabırla beklemek!
Başlangıçta insanın tek cinsiyetli olduğu söylenir. Güya Lemuryalılar
döneminden de önce dünya yüzündeki varlıklar tek cinsiyetli idiler. Daha sonra
tekamül gereği kadın ve erkek olarak iki cinsli bir döneme girildi. Eh iyi de
olmuş yani! Öyle değil mi. Bu sonuç için itirazlarımızın olduğu çok zaman
olmuştur şüphesiz. Yalnız yaşamaya karar verenler benim bir ilişkiye
ihtiyacım yok diyenler olmuştur. Ama aslında bu sonucu ( her konuda olduğu
gibi ) bizler talep etmiştik. Yani kendi düşen ağlamaz. Şaka bir yana iki
farklı enerjinin tekrar bir olmasıyla ulaşılan sonucun ne denli üstün
enerjiler doğuracağını bilmeseydik bu durumu oluşturmazdık.
İLK ADIM SAF NİYET VE KARARLILIK
Nasıl
ki mutluluk, başarı ve huzur öyle kendiliğinden, ya da büyük bir lutuf ve
rastlantıyla olacak iş değilse, eş ruhunu bulmak da kesin karar,çaba, ve
deneyim gerektiriyor. Her arayışın bir elde etme gücünden kaynaklandığını,
eğer aradığımız bize ben buradayım sinyali vermeseydi bunu yapmak için bir
istek duymayacağımızı bilmek birinci koşul.
Diğeri
ise evren sonsuz seçenek ve sınırsız olanaklarla dolu. Bunu da unutmamak
gerekir. Seçeneksizliğe inanmak Egosal bilincin işi aslında.
Bir
seminerim sırasında bir hanım birden bire yüzünü asıp dalıp gitmişti. Sebebini
sorduğumda kırk yıl düşünsem akıl edemeyeceğim bir şey söyledi. Zaten
ortalıkta doğru dürüst adam yoktu, şimdi bu özel bilgileri aldıkça seçenekler
sıfırlanıyordu. O zaman ona eğer bu dünyada bir kişi var ise, yaşıyorsa,
onun için bütün olanaklar ve araçlar yedekleriyle hazırdır. Yeter ki istesin
ve aramayı bırakmasın. Demiştim. Gerçekten de bu düşüncemin doğru olduğunu
her seferinde görüyorum.
Aramak
ve aramayı bırakmamak, umutsuzluğa kapılamadan ve yorulmadan hedefe
kilitlenmek gerek. Ve hatta bulduğuna inandıktan sonra da bu ilişkjyi
Nasıl
daha iyi yapacağını düşünüp çalışarak devam etmek. Çünkü hayat bir sonuç arama
uğraşısı değil bir süreç. Gelişmek ve yükselmek için bir yolculuk bu
yolculukta ara duraklar olabilir ama son durak diye bir şey yok aslında.
KENDİNE AŞIK OLMADAN ASLA
Bazı
danışanlarım daha ilk seanstan sonra çevrelerinden şöyle geri bildirimler
alırlar ne oldu sana güzelleşmişsin? ya da Sende bir şeyler var aşık mısın
yoksa gibi.Ben de onlara evet aşıksınız; kendinize! derim.
Gerçekten korkularından, gereksiz suçluluk duygularından, kendilerine
yüklenmiş aşırı sorumluluklardan arınmış insanların yüzüne tatlı bir tebessüm
otıurur. Yüz kaslarındaki gerginlikler gider.Kendini gereksiz yere yargılamayı
bırakıp aslında ne kadar biricik ve ne kadar güzel olduklarını fark
ettiklerinde bir cazibe alanı oluştururlar. Tenleri parlaklaşır, ifadeleri
yumuşar, gözleri canlanır. Yürüyüşleri, duruşları değişir. Kendilerine güvenli
albenili ve seksi olurlar; yani oldukları gibi!
İşte
bu durum eş ruhuna ulaşmak için olmazsa olmaz bir koşuldur. Aslında her şey
için olmazsa olmaz bir koşuldur ya!
Sürekli kendinizi eleştiriyorsanız, yetersiz, kusurlu olduğunuzu fısıldayan
bir ses varsa içinizde bu bütün bedeninizi ve bütün hayatınızı etkiler.
Hayalinizdeki o olağanüstü eş ruha ulaşmak istiyorsanız, önce hayalinizdeki
siz olmak durumundasınız.
Önce
kendinizi nasıl tanımladığınıza bir bakın. Ben diye başlayan cümlelerin içinde
neler olduğuna. Ben sakarım. Ben maymun iştahlıyım, ben , ben böyle şeyler
söylüyorsanız sürekli bunlar sizi gerer, burar, kurutur ve çirkinleştirir.
Etrafınızdaki elektromanyetik alanınız, bedeninizi oluşturan hücrelerinizin
içindeki su, başka insanların bilinçaltları ve evrensel zeka bu mesajı alır
veeee
Size
buna göre davranırlar.
Kendiniz hakkında asla olumsuz şeyler söylemeyin, hatta mekanlar, eşyalar ve
başka insanlara da çünkü her şeyin bir bilgi tutucu alanı vardır.
Hem
kendinize akılsız, çirkin, talihsiz gibi şeyler söyleyip, hem de insanlardan,
mekanlardan ( örneğin iş yerinizden ), bedeninizden, özetle hayattan iyi
şeyler beklemek yaman bir çelişkidir.
Bir
danışanım aynada kendine bakıp domuz! Sen bir domuzsun işte! dediğini
söylediğinde içim sızlamıştı. Sağlığı iyi değildi, ilişkileri iyi değildi,
hatta çocuğu hastaydı.
Babası
küçükken kendisine; benim dolma burunlu, kepçe kulaklı kızım! dediğini
hatırlıyordu. Aslında boylu boslu, hoş bir hanımdı. Fakat babaları iki kız
kardeşi de erkek gibi yetiştirmişti.
O
halde her şeyinize iyi şeyler söyleyin. Saçınızdan, kullandığınız kaleme
kadar! Bunu iki ay deneyin, olmazsa dilekleriniz ben buradayım!.
ÖNYARGILAR BULUŞMANIN ÖNÜNDE DUVARDIR
Eşruhunuzla
buluşmak istiyorsanız önyargılarınızın neler olduğunu şöyle bir kağıda yazıp
üzerinde tek tek çalışmanız gerekiyor. Yaş konusunda önyargınız olabilir,
erkeğin kadından mutlaka büyük olması, yaş farkının onu geçmemesi konusunda,
sonra din konusunda ön yargınız olabilir, kültürel düzey ve sosyal çevre
konusunda önyargı! Eş ruhlar biraz bu yargıları yıkmak için özellikle
birbirinden farklı konumlarda enkarne olabilirler.
Mutlaka eş ruhunuzla tıpatıp aynı olmanız gerektiği de bir başka önyargıdır. O
sizin, siz de onun tamamlayıcısısınız aslında. Dolayısıyla farklılıklar bir
avantajdır.
Bir
başka önyargı da birden bire hiçbir sorun ve çatışma yaşmadan büyülü bir
dünyaya kanat çırpacağınızı sanmaktır. Evet çoğunlukla böyledir de. Ama her
zaman değil! Geçmişten getirdiğiniz alışkanlıkların değişmesi zaman alır. Uyum
süreci için sabır gerekebilir. Korkularınız, yanlış inançlarınız ayağınıza
dolanabilir. Ama siz bunların çoğunu halletmiş biri olarak ne yapacağınızı
bilirisiniz
CİNSELLİK OLMADAN ASLA
Cinsel
enerji bizim bütün enerjimizin bir parçası değil, bir başka adıdır. Cinsel
enerjiniz bastırdıysanız, kendinizi bir kadın gibi, bir erkek gibi yaşamak
konusunda engelleriniz varsa, bu aynı zamanda başarılı, huzurlu ve sağlıklı
olmanız konusunda da engelleriniz var demektir.
Kadınsanız çekici, kadınsı kıyafetler giymeniz, bakımlı olmanız son derece
önemlidir. Erkekseniz gücünüzü kullanmak konusunda, cinsellikte esnek olmak ve
sonuç odaklı olmamak konusunda kendinizi eğitmek önemlidir. Her iki taraf için
de bakımlı ve temiz olmak olmazsa olmaz bir koşul aslında. Cinselliği bir
ibadet gibi kabul etmek ve yatak odasının kutsal bir alan olduğunu unutmamak
hazzı arttırır. Ve hazzın olduğu yerde mutsuzluk olmaz.
Kendi
bedenine özen göstermek, spor yaparak, uygun şekilde beslenerek ve her şeyden
önemlisi hayat amacına uygun bir yaşam sürerek eş ruhumuzu kendimize
çekebiliriz.
Cinselliği bir görev, tek başına yapılan bir doyum aracı, günah ve pis bir iş
gibi görmek hazzı engelleyen en önemli etkenler.
HAYATINIZIN AMACINIZ KEŞFETMEK
Her
insan dünyaya bir hayat amacıyla gelir. Bu amacı ya fark eder ve yaşar, ya da
gerçekleştiremeden ölür gider. Bu amaç bilinçaltında kayıtlıdır ve bütün
hayatını bu amaca göre düzenler. Ailesini, yeteneklerini v.s. Genel hayat
amacı sevgidir. Sevgiyi tümüyle öğrenmek ve yaşamak. Özel hayat amacı ise bu
genel amaca uygun küçük hedeflerdir. Özgürlük, saygı, anlayış, esneklik,
haksızlığa hayır demek, yaratıcılığını ifade etmek bunlardan bir kaçı.
Hayat
amacınızın ne olduğunu keşfettiğinizde birden bire taşlar yerine oturmaya
başlar. Domino etkisi oluşur ve hayatınızın tüm parçaları yerini bulur. İş,
İlişki, Aile, sosyal çevre, sağlık, ve fiziki çevre ve tabii ki EŞRUHUNUZ!
Hayat
amacınız en çok yapmak istediğiniz ama hep engellenen şeydir. En çok
ihtiyacınız olan ama en iyi verebildiğiniz şey, sizi en çok zorlayan ve en çok
üzen şey. Peşinden hep koştuğunuz ama bir türlü ulaşamadığınız şey. İçinizde,
elinizde olan ama hep dışarıda aradığınız şey. Onu bulunca gerçekten bütün
taşlar yerine oturur. O sizin içinizdedir. Aradığınız elinizde olandır
aslında.
Bir
danışanım hep babasının anlayışsızlığından şikayet ediyordu, sonunda onun
hayat amacının anlayış olduğunu bulduk. Babası bildiğince onu seviyordu, ona
elinden geldiği kadar iyi şeyler vermeye çalışıyordu. Yapabildiği yaptığıydı.
İşte onun bunu anlaması gerekiyordu. Bunu bir kez anladığında her şey yerli
yerine oturacaktı!
İŞARETLERİ İZLE!
Hayat
büyük bir bilinçtir aslında ve bu zeka bizle olaylar yoluyla iletişim kurar.
Siz bir şeye niyet ettiğinizde bu zeka harekete geçer ve talebinizi yerine
getirmek için kendine has bir yol izleyerek, kendine has bir zamanda sonucu
size ulaştırır.
Eş
Ruhunuzla buluşmak için bir talebiniz olduğunda da aynı şey olur. Hemen
akabinde akıp gelen olayları iyi izleyip, açılan kapılardan usulca geçmek
hünerini göstermeli.
Ben
buna benzer bir süreç yaşadığımı hatırlıyorum. İzmirden bir konferans çağrısı
aldığımda başlamıştı her şey. Hemen bu davete olumlu yanıt verdim.
O O
gün oradaydı ama ben onu fark etmedim. Uzak bir hayal gibiydi benim için.
Sonra bir Homeopat bir arkadaşım bana bir ilaç verdi. Kendimi bir hafta kuş
gibi hissettim. Bu arkadaşımın söylediğine göre bozulan düzenim yerine
oturmuştu bu süreçte. Sonra karşıma bir geçmiş yaşam terapisti çıktı. Geçmiş
yaşamlarımda ettiğim bir yemini gördüm orada. Sonra birden kalabalık bir
salonda onu sırtından görüp bütün bedenimin hayranlıkla donup kaldığı o anı
hatırladım. Bu tam bir Erosun okunu attığı ana benzer bir şeydi. Fakat ben
üzerinde durmamıştım. Gerçekten her şey bir rüya gibiydi ve benim eş ruhum
bir rüya uzmanıydı! Ben bana açılan kapıları usulca itip yürümüş bana sunulan
hediyeleri almıştım. Kalbimin sesini izlemiştim ve iyi de yaptım.
Kalbinizin sesini izlemek için niyet ettiğinizde sadece onunla konuşun.
Dışardan parazit sesler duyacaksınız emin olun. O sana göre değil, biz onu
beğenmedik gibi şeyler. Sonra kafanızın içinde duyduğunuz diyaloglar.
Sezgileriniz bütün bunların ötesinde bir alandan size ulaşır. Kalbinizin
derinliklerinde. İsterseniz ona karnınızda diyebiliriz. Solar Pleksus
dediğimiz bölge aslında büyük aklımızın çalıştığı yerdir. Bir sorununuz
olduğunda oraya dikkatinizi verip sonra üçüncü gözünüz odaklanın. Bir şey
düşünmeyin ve tahmin yürütmeyin. Durun ve bekleyin. Mesaj açık ve net bir
şekilde gelecektir.
EGONUZ AŞKA DÜŞMANDIR AMAN DİKKAT!
Egonuz
en ufak tartışmada ( aslında tartışmayı yaratan odur. ) hemen kaçıp gitmek
ister bahaneler bulur kendine. Kızmaya, küsmeye ve suçlamaya hazırdır. Aman
dikkat ego aşka düşmandır. Ego sevgiye, mutluluğa pek güvenmez. Çünkü ir
yerlerde bir zaman kalbi kırılmıştır ya, bunu
genelleştirir. Bunun hep olacağını söyler durur. Ona inanır. Ama siz ona
inanmayın. Onu ikna edin Bir kere olan bir şeyin her zaman olmayacağını
söyleyin ona. Konuşun ve anlaşın. Eğer onunla uzlaşmazsanız. Mutlaka sizi
köstekleyecektir, engelleyecektir. Bunu çok iyi başarır. Bir an önce bu
uzlaşmayı yapmazsanız çok vakit harcatır size. Buna
bir
takım kılıflar uydurmada ustadır. Ben özgürlüğüme düşkünüm arkadaş!
Etrafta doğru dürüst adam yok ki! gibi şeyler uydurur. Siz de onun borazanı
olur övüne övüne bunu savunursunuz. Kendi fikriniz sanırsınız.
Yalnız, mahzun ve sıkıntılı dönüp durduğunuzda bilin ki durum aynen böyledir.
Onu
anlayın. O sadece sizi kötülüklerden korumak istiyordur. Kötü bir niyeti
yoktur. Artık tehlikenin geçtiğini söyleyin ona. Bir deftere onun
çekincelerini ve korkularını yazan. Diğer sayfaya da yanıtlarınızı. Ona
öneriler sunun. İki tarafın da kazanacağı öneriler. Bir taraf eşini bulmak
isteyen, mutlu olmak isteyen taraf, diğeri de ego tarafı olsun.
Uzlaşma bittikten sonra görecesiniz mucizeler olmaya başlayacak. Egosal bilinç
tarafından ele geçirilmiş olan bilinçaltı artık özgürdür çünkü. İkiyi bir
etmişsinizdir ve bütün kapılar size açılmaya başlar.
|