|
Son bir kaç aydır nereye gitsem,
kimle karşılaşsam, hangi kanalı açsam birilerinin Sözlükten bahsettiğini
duyuyor, görüyorum. Bilişim basınında 14 sene harcamış bir gazeteci olarak Web
sitelerinin popülerleşmesi, insanlarımızın interneti bir iletişim ve hatta
eğlence enstrümanı olarak kullandıklarını görmek hoşuma da gidiyor. Geride
bıraktığımız 7-8 yıl boyunca internetin gelişimini, geleceğini, önemini
halkımıza anlatmak için harcadığımız çabayı düşününce Sözlük gibi sitelerin
güçlenmesi, reklam alması, ayakta kalması bilişim basınındaki herkes için
gurur kaynağı oluyor. Üstelik söz konusu web sitesi sadece ticari başarı değil
fazlasıyla saygınlık kazanmış olmasıyla da dikkat çekiyor. Ancak kimsenin
sormaya cesaret edemediği, muhabbet masalarındaki fısıltılı sohbetlerin dışına
çıkamayan bir soru, insanların doğrudan cephe almaktan çekindiği Sözlük
hakkındaki bir soru artık açık açık sorulmayı ve cevabını bulmayı bekliyor.
Sözlük, veya daha doğru bir ifadeyle sözlükçüler, bu saygınlığı hak etmek
için ne kadar ehiller?
Sözlüğü düzenli takip eden aydın, entelektüel birikime sahip bir kitle var
Öncelikle şu küçük detayın altını
çizmek gerekiyor. Eleştiri kültürünün oturmadığı bir toplumun eline Sözlük
gibi bir enstrüman verince, ne kadar ehil, ne kadar yetkin oldukları
bilinmeyen, rumuzlardan müteşekkil bir grubun kültürel hayatımızı terörize
ettiğini iddia etmek haksız, tek yanlı, ukalaca hatta sinir bozucu derece
elitist, sınıflayıcı, çirkin bir davranış olarak görülebilir.
İnsanları, eleştiri alışkanlığına
sahip olmadıkları için susturmaya çalışmak ve onların yerine ehil insanların
konuşmalarını istemek, batılı devletlerin doğulu halkları demokrasi anlayışına
sahip olmadıkları savıyla zorla, kafalarına megatonlarca bomba atarak
demokratikleştirmesine ve sonra da başlarına onları demokratikçe yönetecek
yöneticiler atamalarına benzeyecektir. Dolayısıyla, makalenin derinlerine
inmeden bir konuda hemfikir olalım. Bu yazı, sözlükçülerin konuşmaya,
yazmaya, eleştirmeye hakkı olmayan insanlar olduğunu anlatmaya çalışmıyor.
Herkesin düşüncesini rahatça ifade edebileceği, halka açık, yaygınca
ulaşılabilen Sözlük gibi platformların sayısının artmasının eleştiri
kültürünün oturması için gerekli ve önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama
Sözlük bugünkü haliyle gerçekten saygın bir eleştiri platformu mudur? Sözlük,
gazetecilerin röportaj yapmadan önce hazırlanmak için kullanacakları saygın
bir bilgi kaynağı mıdır? Sözlük yayınevi editörlerinin dikkatle takip edip
karar alırken danışabilecekleri doğru bir mecra mıdır? Sözlük, ünlü
şovmenlerin çok izlenen televizyon programlarında demokratik bir platform
olarak adını anabilecekleri doğru bir örnek midir? Demokrasi, yetişkin ve
yetkin bireyler olduklarını ispatlamak için sigara içmeye başlayacak kadar
muhakeme yetileri sağlıksız geliştiği anlaşılan bir teenager kitlesinin veya
bir türlü teenage mantığından kurtulamamışların sağa sola küfürler,
hakaretler savurmasını haklı çıkartabilecek bir kavram mıdır?
Hakkınızda sözlükte çok kötü şeyler yazmışlar. Geçmiş olsun!
Tüm bir ülkenin, bir halkın, 70 milyonluk bir toplumun kültürel gündeminin
dümenini elinde tutan insanların, yazarların, tiyatrocuların, gazetecilerin,
yayınevi yöneticilerinin, televizyoncuların, yönetmenlerin, yapımcıların bir
web sitesini takip edip, uzun uzun incelemeleri, sohbetlerinde kaynak
göstermeleri Sözlükün popülerlik kazanmasının da en önemli nedeni. Ancak
popülerleşmeyle beraber ortaya çıkan sorunlar herkesin canını sıkıyor.
Otuz bin teenager okuldan dönüp de
derste kendilerini azarlayan coğrafya öğretmenlerinin, sözlüde terleten
matematik hocalarının, teneffüste ucuz büfe sucuğuyla hazırlanmış tostlarını
yerken bahçede tartıştıkları arkadaşlarının isimlerinin altını küfürlerle veya
alaylarla doldurmak için birbirleriyle yarışa girdiğinde sorunlar da ortaya
çıkıyor. Gazete bayilerinde satışa çıkarılacak yeni Sözlük dergisinin satış
garantisini sağlamak için Şubat ayında bir anda sözlüğe üye edilen 20 bin
yeni yazarın, sözlüğe açık açık yazma fırsatı bulduklarında ilk yaptıkları iş,
hoşlanmadıkları insanlar hakkında hakarete varan tanımlar girmek olunca,
sözlüğün ana fonksiyonları yaklaşık bir ay boyunca yeni gelen yazarlara ve
dışarıdan sözlüğü okumak isteyenlere kapatıldı. Sitenin moderatörleri bir ay
boyunca yazılanları tek tek okuyup tüm bu hakaretleri silmek için bütün
mesailerini harcadılar ve rahatsızlıklarını da sözlük kullanıcılarına
gönderdikleri duyurularda sık sık dile getirdiler.
Bu tabloyu gördükten sonraysa
insanın aklında sorular dönmeye başlıyor. Edebiyatçıların, tiyatrocuların,
sinemacıların, gazetecilerin, televizyoncuların hatta Akmerkezde komün
halinde yaşadıklarını bildiğimiz manken/model tayfasının ve elbette aynı
mekanda turlayarak manken/model olacakları günlerin hayalini kuran
hanımkızcağızlarımızın- heyecanla takip ettikleri popüler bir web sitesi
halini alan Sözlük, daha doğrusu sözlükçüler, sözlük kullanıcıları, sözlük
yazarları, yazmaya, yorumlamaya, eleştirmeye ne kadar ehiller?
Özgürlükler başkalarının özgürlüklerinin sınırlarında biter
Şimdi konuyu kısa bir an için,
Sözlükten uzaklaştırıp, internet hakkındaki daha genel bazı hukuki ve sosyal
sorunlara değinelim. Şubat ayı içinde, belki gözünüze çarpmıştır, Sezen
Aksunun bir internet sitesinde kendisi hakkında yaptığı yorumu çirkin bulduğu
için Kenan Erçetingöze hakaret davası açması magazin basınının gündemine
oturdu. İnternet üzerinden hakaret konusu, uzun süredir çözülemeyen bir baş
belası ve çözümü de kolay değil. Hiçbir sınırlamanın olmadığı bir mecrada,
isminiz, kimliğiniz hakkında hiçbir ipucu bırakmadan, istediğiniz insan
hakkında hiçbir kural tanımadan, dilediğiniz gibi yayın yapabiliyorsunuz.
Hakaret edebiliyor, küfürler sayabiliyor hatta özel yaşamı ile ilgili sırları
ifşa edebiliyorsunuz. Hatta, yine geçen ay haber bültenlerindeki üzücü bir
cinayet haberinde de, kendisinden ayrılan İranlı sevgilisini geri dönmeye ikna
etmek için, eskiden kayıt etmiş oldukları aşk kasetlerini pornografik bir
sitede yayınlatan gazetecinin akıbetini hatırlarsınız. Gazeteci, bu
görüntüleri izleyecek ailesinin ve toplumunun ona vereceği recm cezasından
korkan İranlı kız tarafından onlarca bıçak darbesiyle öldürülmüştü.
Yaşanan ve basına yansıyan olay,
internetin insanların hayatlarını çok kolayca mahvedebilen tehlikeli bir
silaha dönüşebildiğinin de kanıtıdır. Bu olay sayesinde kalbi kırık bir aşığın
bir kaç tıklamayla internette yayınlayabildiği bir kaç kare görüntü nedeniyle
bir kadının kafasına kadar toprağa gömülüp, azgın bir kalabalık tarafından
taşlanarak katledilmesine veya o kalbi kırık aşığın otuz yerinden bıçaklanarak
öldürülmesine neden olabileceğini gördük.
Her terk edilen internete koşarsa
Yaklaşık iki yıldır da, gazetelerdeki kimi haberlerde veya elektronik posta
gruplarında dolaşan kimi e-postalarda kalbi kırık aşıkların, kendilerini terk
eden kadının veya erkeğin sırlarını ifşa etmek için açtıkları web sitelerine
rastlıyoruz. Zavallılık derecesindeki ifadelerle donatılmış özel görüntülere,
üçüncü bir kişinin bilmemesi, görmemesi, okumaması gereken aşk sırlarının
ortaya döküldüğüne şahit oluyoruz. Biz, iki yabancının interneti birbirinin
hayatını mahvetmek için nasıl kullanabildiğini görüp şaşırırken bu olaya taraf
olan kişilerin belki hayatları mahvoluyor, belki sır olarak kalması gereken
bir ilişki ortaya çıktığı için kadın öldürmeyi çok seven namus bekçisi
insanlarımızdan biri silahını çekip ailesinin namusunu temizlemeye kalkıyor.
Genç
odalarındaki masum sevişmeler ve web kamerası
Gönüllerini çeldikleri liseli
kızları evlenme vaadiyle kandırıp aşk anlarını web kameralarıyla videoya
kaydeden ve bakın ben ne kadar yetenekli bir çapkınım, edasıyla bu
görüntüleri arkadaşlarıyla paylaşıp, internette yayınlayan; onları tanımlamak
için netteki sohbet jargonunda sık sık kullandıkları gülme ifadesini sembol
olarak seçtiğim ehehehehe insancıklarının veya daha global bir tanımlamayla
bir kaç teenagerın neden olduğu dramı da yine gazetelerde okumuşsunuzdur.
Bir grup teenagerın yeni keşfettikleri erkekliklerini dünya aleme ispatlamak
için çektikleri filmlerde isteyerek veya istemeyerek görülen kızların çoğu
akrabaları tarafından vuruldular. Görüntüleri çeken ehehehehehe çocukları da
ya benzer bir sonla karşılaştılar ya da polis tarafından arananlar listesine
eklendiler, aileleri bulundukları şehirlerde istenmeyen ilan edildi ve
taşınmak zorunda kaldılar. Kısacası bir grup teenager Amerikan filmlerinden
görüp özendikleri bir web kamerası şakası ve oyuncak zannetikleri internet
yüzünden kendilerinki de dahil onca masum insanın ve ailenin hayatlarını
mahvettiler.
Ağzına
geleni söylemek ifade özgürlüğü değildir
Yukarıda anlattıklarımı bir kaç
şanssız olay olarak değerlendirip vicdanınızı rahatlatarak önümüzdeki dönemde
bizleri bekleyen bir tehlikeye gözünüzü kapayabilirsiniz. Oysa basının bu tür
olayları ancak bir cinayet söz konusu olduğunda gündeme taşıdığını unutmamak
gerekir. Dolayısıyla, sonu cinayetle bitmese de internetin insanların
yaşamlarını mahvedecek pek çok suç için kullanılabildiğini tahmin
edebilirsiniz. Peki, Sözlük gibi sitelerde onbinlerce teenagerın veya
yaşları geçmiş ama kafaları reşit olamamışların ifade özgürlüğü gibi daha
tanımını bile bilmedikleri bir kavramın adına sığınarak insanların özel
yaşamlarını ifşa edip bir de isimlerini hakaret ve küfürlerle anmalarının
nasıl bir sorun oluşturduğunu şimdi görebiliyor musunuz?
Elbette şimdiye dek anlattıklarımın
nedeni, bir web sitesini kötülemek, zararlı ve tehlikeli ilan edip, taşa
tutmak değil. Belki çoğunuzun farkına varmadığı, her saniye değişen gündemin
veya kaynana gelin kavgalarının arasında göremediğiniz ama bilişim basınında
yıllarını harcayan gazeteciler olarak benim ve çalışma arkadaşlarımın haber
süzgecimize takılan bu olaylarla interneti kullanma şeklimizin, internetteki
ifade özgürlüğü kavramını anlayış ve uygulayış biçimimizin çarpıklığını
gösterebilmiş olduğumu umuyorum.
İnterneti, bilgisayarlarının start
menüsü altındaki oyunlar bölümündeki solitaire gibi bir dijital eğlence
enstrümanı sanan bilinçsiz, cahil ehehehehehe insancıklarının, teenager
güruhunun neden olduğu yıkım, mezarda biten hayatlar, yıkılan aileler, daha
başında sönen genç yaşamlar, internette yayın yapmanın veya bir web sitesine
iki satır bir şey yazmanın gerektirdiği özen ve dikkatin önemini vurgulayan
acı örnekler olarak duruyorlar. Bir hayatı mahvetmek için video görüntüsünü
alıp internette yayınlamanıza gerek de yok. Çoğu zaman Sözlük gibi bir sitede
bir ismin altına yazacağınız iki üç kelimelik bir küçük açıklama bile yeterli
olabilir.
Henüz bir hayat kurmanın ne demek
olduğunu anlamamış, yaşamı öğretmenlerin koltuklarına iğne koyarak üstünlüğün
ispat edildiği eğlenceli bir oyun zanneden bir teenagerın, gece yarısı
gürültü yaptığı için onu ailesine şikayet eden bir komşusu için, bir web
sitesinde veya hadi adını koyalım, ülkenin en popüler sitesinde, basının
gazetecilerin, televizyoncuların çok sevdiği Sözlükte adının altına, terör
örgütü üyesidir yazdığını düşünün veya delilleri yok etmekte başarılı bir
seri katil... Böyle bir tanımlama sonrasında o komşu amcanın başına
gelecekleri düşünebiliyor musunuz? Elbette resmi bir tahkikat süreci ortaya
çıkarsa söz konusu komşu amcanın suçsuzluğu sonunda ispatlanacaktır ama bu
süreç içinde bütün ilişkileri, ailesi, çevresi, işi araştırılacak komşu amca
toplumun dışına itilecek, belki işini kaybedecek, yargı suçsuz olduğuna
karar
verdiğinde ise bu insan alnının üzerine mahkeme kararını yapıştırarak
dolaşamayacağı için, hakkında kulaktan kulağa yayılmış söylentiler nedeniyle
üzerine atılmış çamurun izi ömür boyu kalacaktır -ki resmi bir tahkikat ve
yargı süreci bu insanın başına gelecek iyi olasılıktır. Büyük olasılıkla web
sitesi yöneticileri söz konusu mesajı, resmi makamların harekete geçmesine
gerek kalmadan hakaret ve iftira içerdiği gerekçesiyle sileceklerdir ama o ana
kadar bu mesajı okumuş bulunan insanların aklında oluşmuş şüpheyi kim silecek?
Komşum Ahmet beyin gece evime girip beni kesecek bir katil olduğu şüphesini
benim aklımdan kim silecek? Bu insanla ilişkimi sonlandırıp onu çevremden
uzaklaştırmamı kim önleyecek? Bir teenagerın yazdıktan sonra
ehehehehehehehe şeklindeki bir ifadeyle bitirdiği e-mailde linkini
arkadaşlarına yolladığı bu şakanın Ahmet beyin hayatındaki olumsuz
etkilerini kim silecek? İftiraları, hakaretleri silen web sitesi moderatörleri
Ahmet beyin bütün tanıdıklarını, iş ve dost çevresini, komşularını, alışveriş
yaptığı esnafı dolaşıp, bu beyefendiye iftira atılmıştır, biz o iftirayı
sildik. Kendisi saygıdeğer bir beyefendidir, kimseyi de bağırsak koleksiyonu
yapmak için öldürmemiştir, kesmemiştir. Terör örgütleriyle de bağlantısı
yoktur diye beyanda mı bulunacak? İtiraf etmeliyim, yıllar önce Sözlükte
benzer bir iftira ile karşılaştıktan sonra etkisini hala silememiş biri
olarak, komşu Ahmet amcanın hayatının geri kalanında eski düzenini
toparlayamayacağını ve atılan çamurun izini ölene kadar taşıyacağını
görebiliyorum. Üstelik, benim yaşadığım Ahmet amcanın karşı karşıya kaldığı
durumun yanında, gerçekten şaka gibidir. Ama yıkıcı etkisini bu gün bile
hissedebiliyorum.
Dört ya da beş sene kadar önce,
Kızlar Aşık Olmaz isimli romanımı yazdığım dönemde, yazdığım bölümleri okumak
isteyen yakın bir arkadaşım, romanda büyük, ağdalı, şaşalı sözler ederek
çevresindeki arkadaşlarını etkisi altına alan zeki ama paranoyak bir
karakterin diyaloglarından birinde, karakterin üzüntülü arkadaşını güldürüp,
etkilemek için kullandığı kadınlarda orospuluk switchi doğustan on geliyor
sözüne çok gülmüş, romanın bir sırrını açıklamaktan çekindiği için de sorup
izin alma nezaketini göstererek sözlükte adımın altına kadınlarda orospuluk
switchi doğuştan on geliyor veciz sözünü yaratan insan, gibi bir ifade
girmişti.
Aslında bu durumu biraz daha net
açıklamalıyım. Yayınlandıktan sonra gazetelerde, radyo programlarında,
televizyonda her fırsatta övüldüğünü gördüğüm, 50 yıldır Türk okuyucuna
kitaplar sunan bir yayıncının özel olarak telefon edip hayatında okuduğu en
iyi roman için beni kutlamak istemesi nedeniyle kariyerimde belki beni en
fazla şaşırtan eserim Kızlar Aşık Olmazı daha yayınlanmadan okuyan
arkadaşımın da yarattığım karakteri başarılı bularak, övgüyle, heyecanla
Sözlüke tanımlama girmesi, son derece masum bir hareketti ve aylardır
klavyenin karşısına çakılmış, eve kapanmış, yorulmuş benim için güzel bir
jestti. Ama söz konusu
tanımlama, çalıştığım dergiye rakip
bir dergide yazı yazan on altı yaşındaki bir freelancerın dikkatini çekince,
rakip derginin haber müdürünü karalamak için kendi aklınca fırsat yakaladığını
düşünen onaltı yaşındaki sözlük yazarı, sözlüğü Cem Şancı kadın düşmanıdır,
bakın kadınlara orospu demiş, gibi ifadelerle doldurmuş, bu çocuğun arkadaşı
olan bir moderatör de sözlükte kullandığım ve gizli kalması gereken rumuzu
kendisine verince, sözlükteki kimliğim de ifşa olmuştu. Ardından kendilerini
kadın haklarının savunucu zanneden onlarca teenager da, hepsi senin de annen
bir kadın, unutma ana fikirli, yaratıcılık fakiri, düşünce özürlü onlarca
hakareti adımın yanına iliştirivermişti ki, ne yazık ki o zamanlar ciddiye
almadığım bu olaydan yıllar sonra bile Sözlükü takip eden insanlarla
tanıştığımda hala ya hakaretlerle ya da garip bir çekingenlikle
karşılaşabiliyorum. Sözlükçülerin bu lise çocuğu mantığındaki çıkışta
görüşelim tavırları, sözlüğün düşüncelerin çarpıştırıldığı eğlenceli bir
beyin fırtınası platformu olduğunu anlayamayışları da kaydımı silmemin ve
Sözlüke yazmayı bırakmamın nedenidir. Ama Sözlük hala, onaltı yaşındaki
teenagerların insanların isimlerinin altına istedikleri yorumları
yazabildikleri, onaltı yaşının kazandırdığı engin hayat tecrübesi ve insan
sarraflığı ile adamın suratına bir bakışta verdikleri notları büyük bir
gururla halkımıza açıkladıkları demokratik ve ifade özgürü bir platform
olmayı sürdürüyor. Ancak yazının başından beri vurgulamak istediğim önemli
nokta, hepimizi tehdit eden tehlike, bu çocukların ne yazdıkları veya nasıl
yazdıkları değil, Sözlükü okuyup inceleyen yetişkin insanların karşılarındaki
teenager kitlesini anlamak konusundaki acemilikleridir. Dolayısıyla tekrar
belirtmekte fayda görüyorum, bu yazının amacı da, sözlük kullanıcısı çoluk
çocuğu yermek, eleştirmek veya onların analizini ortaya koymak değil, daha ne
yaptıklarının farkında olmayan bu teenager güruhunu ciddiye alan
yetişkinlerin düştüğü durumunu anlatmaya çalışmaktır. Zira, yayınevleri
çalışanlarında, gazeteciler arasında, eş-dost çevremde yaşını başını almış,
çevresindekilerin ağzından çıkan her kelimeyi dikkatle dinleyip düşüncelerine
saygı duyduğu, tek bir kelimesiyle insanların hayatlarını değiştirebilen öyle
kimseler var ki, bu yetişkinlerin çoğu zaman sadece Sözlüke odaklanmış
şekilde yaşayıp, Sözlükü takip edip hayatını ve işini Sözlüke göre
şekillendirdiğini görünce şaşırmaktan hatta korkmaktan kendimi alamıyorum.
Şovmenlerin sevdiği web sitesi
İnternet üzerinde yayın yapmak, yazı
yazmak bir sorumluluk ve bilinç düzeyi gerektirir ancak eylemleri nedeniyle
suçlu olamayacaklarını, topluma karşı çok büyük bir tehlike oluşturmadıkları
sürece ceza alamayacaklarını ve tecrit edilemeyeceklerini yasalarımıza
koyduğumuz, reşit oldukları yaşa kadar hayatı öğrenirken hata yapma hakkı
tanıdığımız teenagerlardan bir yetişkin düzeyinde sorumluluk beklemek
elbette mümkün değil. Üstelik genç bireylerin eleştiri ve yorum kültürünü düşe
kalka, hata yapa yapa öğrendikleri bir tür okul işlevi gören Sözlük gibi
sitelerin popülerleştikçe ve kullanıcı sayıları arttıkça, gençlerin en önemli
motivasyon kaynağı olan cinselliklerini tanıyacakları, karşı cinsi, aşkı
öğrenmek için yeni adaylar arayacakları birer tanışma ve randevu sitesine
dönüşeceğini de göz ardı etmemelisiniz ki, bu gün birbiri ardına klonları
dizilen sözlük sitelerinde buluşma ve zirve adı altında düzenlenen
aktivitelerin en önemli motivasyonu da bu olsa gerek. Oysa, Okan Bayülgenin,
her fırsatta ekranda seslendirdiğini duyduğum herkesin düşüncelerini dile
getirebildiği demokratik bir platform tanımı, ancak kullanıcılar kimliklerini
gizleyebildikleri sürece mümkündür.
Merhaba,
düşüncelerinizi çok doğru buluyorum. Tanışalım mı?
Sözlükte rumuzla yazı yazmanın mantığı, yaptığınız bir eleştiriyi, bir
saptamayı, bir yorumu gerçek kimliğinizin size yüklediği rolün baskısından
çekinmeden, özgürce dile getirebilmektir. Dolayısıyla rumuz dokunulmazlık,
dokunulmazlık da ifade özgürlüğü sağlar. Ancak başından beri anlatmaya
çalıştığım gibi, teenagerlarla dolan bir web sitesi haydi zirve yapıyoruz,
toplanıyoruz, kaynaşıyoruz, nidalarıyla her gün on tane toplantı düzenleyip,
o rumuzların arkasındaki gerçek insanları yüzyüze getirdiğinde, sözlükçüler
rumuzlardan sıyrılıp gerçek kimliklerini ifşa ettiklerinde, artık o platforma
demokratik diyemezsiniz. Artık, yazacağı eleştirinin kim tarafından
yazıldığının bilineceğini düşünerek, belki de haklı olduğu bir yorumu ve
eleştiriyi sansürden geçiren ve gerçek kimliğinin baskısı altında değiştirip
yazan, ifade özgürlüğü şansını kaybetmiş kullanıcılar vardır ortada. Ve bu
kullanıcılar, on dakikada bir haydi zirve yapıyoruz diyerek toplanıyorlarsa,
web sitelerinin dışarıdan insanlara kapalı olan arkadaki bölümlerinde
kullanıcıların rumuzları ve fotoğrafları yer alıyorsa, birinin bana bu sitenin
internetteki abazaların çiftleşecek eş aradıkları çöpçatan sitelerinden ne
farkı olduğunu anlatmasını, izah etmesini beklerim.
Bu site
demokrasi ile yönetilmemektedir.
Televizyonlarda bas bas bağırıp,
süper demokratik, çok güzel bir site. Gençlerin kendilerini ifade ettikleri
çağdaş bir platform, tanımlarını yapan şovmenlere de telefon açıp sorasım
gelir: Yaratıcısının bile üzerine kocaman kocaman, bu site demokrasi ile
yönetilmemektedir, benim hegemonyam altındadır. Haklı olsun olmasın, siteye
zarar verdiğini düşündüğüm herkesi uçururum, yazdığı; kullanıcıları yakalarına
taktıkları rumuzlarıyla kimliklerini ifşa edip Hollywood selebrtileri veya
daha çok seletoidleri (celetoid: ünlülerin etrafında görünüp şöhret olmaya
çalışan asalak yaşam formları. At sineği.) gibi İstanbulun rock
barlarında partiden partiye koşarken bu siteyi hangi kriterlere dayanarak
demokratik olarak tanımlıyorsun, veya hangi saf umutlarla bu isimleri,
cisimleri, yüzleri belli rumuzların özgürce ifade buyurabileceklerini
sanıyorsun, canım kardeşim?
Hakkınızda sözlükte araştırma yaptık. Sizin için toptur diyorlar.
Okan Bayülgenin, Cem Yılmazın ve
daha nice selebritmizin ağızlarından düşürmedikleri, Sözlükün bu kadar
popülerleşmesi ve onbinlerce teenagerın bir olay, bir eser veya bir isim
hakkında anında yorum girebildiği, milyonlarca tanımdan oluşan zengin (!)
içerik elbette acar gazetecilerimizin de dikkatinden kaçmış değil. Bir canlı
yayında birebir tecrübe etme şansına da kavuştuğum yeni bir akım var ki, işini
en ciddi yaptığını iddia eden gazetecilerimizin bile konuklarına sormak için
sorular hazırlarken, sözlüğü kullanmaları içler acısı bir durum ortaya
çıkartıyor. Çoğu gazeteci, artık bu sitenin teenagerların istilası altında
olduğunu bilmeyecek kadar saf olduklarından mıdır yoksa esaslı bir araştırma
yapmayı beceremeyecek kadar yeteneksiz olduklarından mıdır bilinmez,
yayınlarında ağırladıkları konuklarına soracakları soruları sözlükte adının
altına yazılan yorumlardan çıkartıyorlar ve bir de canlı yayında utanmadan,
övüne övüne soruları nereden bulduklarını açıklıyorlar. Hakkınızda sözlükte
biraz araştırma yaptık, sizin için döneğin önde gidenidir deniliyor, ne
diyorsunuz?
Yani kısacası, ekran karşısında
hergün saatlerimizi çalan, ağır görünüyor herhalde molladır, diyerek saygı
gösterdiğimiz, anlattıklarını dinlediğimiz, sözlerine değer verdiğimiz bu
insanlar aslında onlara değer vermemizin nedeni olan onca yıllık
kariyerlerini, tecrübelerini, yeteneklerini bir yana atıp; adam gibi araştırıp
soruştursalar çok güzel, ilgi çekici detaylar yakalayacakları konuklarının
veya konularının hakkında kolaya kaçıp sözlükte yazılıp çizilmiş, yalan yanlış
değerlendirmeleri, yorumları ekranlara taşıdıklarında bütün Türkiye on dört,
on beş, on altı, on yedi yaşındaki bir garip teenager güruhunun (bakınız bu
sayfadaki resimler) eheheehehehehe nidalarıyla yazdığı saçma sapan
yorumları dinlemek zorunda kalabiliyor ki bunun suçlusu elbette Sözlük veya
sözlükçüler değildir. Sözlükçüleri, profesyonel yaşamlarında güvenilir bir
kaynak, ehil yazarlar olarak gören bilinçsiz yetişkinlerdir. Suçlu,
gazeteciler, televizyoncular, tiyatrocular, yazarlar, çizerler,
müzisyenlerdir. Hala bu güruhun gerçek profilini çıkaramamış, hala bu küçük
topluluğun net bir fotoğrafını çekememiş yetişkinlerdir.
Çok popüler bir isim olduğu ve pek
çoğunuzun rastlamış veya duymuş olabileceğini düşünerek bir örnek vermek
gerekirse Okan Bayülgenin Şubat ayı içindeki bir programında, öve öve
bitiremediği demokratik ve ifade özgürü platform olan Sözlükün bilmem kaçıncı
yaş günü dolayıyla bir rock barda düzenlenen, binlerce sözlükçünün katıldığı
eğlence gecesine canlı yayında bağlanıp, sözlükçülerden iki kelime anlamlı bir
şey söylemelerini istediklerinde, ekrana gelen demokratik ve ifade özgürü
platformun üyelerinin birbirlerinin elinden mikrofonu almak için resmen kavga
etmeleri, mikrofonun otuz saniyelik bir kavganın sonunda çekenin elinde
kaldığı ve o kişinin de bağırarak ve böğürerek ssg bunu izliyorsan topsun olm
demesi ıkınıp sıkınıp yayını kesmeye çalışan Okan Bayülgen kadar sözlüğü hep
saygın bir düşünce platformu olarak görme inadındaki herkesin gerçeğin farkına
vardığı an olduğunu sanıyorum.
Kızlardan çok tekme yediği anlaşılan çok kompleksli bir insan. (bkz:
kompleks)
Peki siz, bu yazıya gözü takılan
okuyucular, belki bir yayınevinin editörü, belki süreli bir yayının yönetmeni,
yazarı, belki bir senarist, belki bir tiyatrocu, belki radyocu, belki bir
haberci ya da bir müzisyen. Türkiyenin kültürel yaşamında söz sahibi, geminin
dümenindeki insanlar... Siz kararlarınızı verirken ve bu ülkenin insanına
kültür ürünleri sunarken, bugünümüz kadar yarınımızı da etkileyecek bir kültür
birikimini oluştururken, gemilerinizi yönetirken, eğitiminize, onlarca yıllık
mesleki tecrübenize, yeteneklerinize mi güveneceksiniz yoksa bizi bu
teenager grubunun değerleriyle yaşamaya mahkum mu edeceksiniz? Bütün
dünyayı, bütün insanlığı, birbirlerine çıkma teklifi etmek için yanıp
tutuşan insanlarla dolu zannedip, sanat eserlerini ve onların icracılarını,
yaratıcılarını ancak kızlardan tekme yemiş, erkeklerden çok çekmiş,
kompleksli, çok tipsiz, çok yakışıklı gibi ifadelerle tanımlayabilen
teenager grubunun yönlendirdiği bir kabusun içinde mi yaşatacaksınız bizi?
On yıl sonra dönüp arkamıza
baktığımızda bu ülkede, kızlara çıkma teklifi etme konusunda başarılı,
kompleksiz, tipi de düzgün, sanatçıların, sigara endüstrisinin en basit
numaralarını bile anlayamayacak kadar muhakame yetisinden yoksun teenager
sürüsü için ürettiği kitapları, oyunları, filmleri mi göreceğiz? Gazetelerde
bir kitap eleştirisi çıktığında, yazarının gençken kızlardan çok darbe yemiş
olduğu anlaşılıyor mu yazacak? Ciddi bir gazetedeki veya sinema dergisindeki
bir film eleştirisi, başroldeki kadın oyuncunun kıçındaki selülit başlangıcı
bütün keyfinizi kaçırabilir, ayrıca erkek oyuncunun da vücudu yeterince üçgen
değildi, o nedenle kompleksli olduğu anlaşılıyor, gibi bir cümleyle mi
bitecek?
Herkes
birden aklını mı kaçırdı yoksa Aziz Nesin haklı mıydı?
Kendinize gelin arkadaşlar. Zaman
geçirmek, deşarj olmak, dalga geçmek, Sözlükte ortaya bir laf atıp polemik
yaratmak ve kapışan gençleri okumak, o beyin fırtınasında ortaya çıkan ilginç
yorumları izlemek eğlenceli olabilir ama Sözlük bundan öteye geçmemelidir.
Yaratıcısının her röportajında dile getirdiği gibi, Sözlükün öncelikli
amacının mizah olduğu unutulmamalıdır. Üstelik en iddialı web sitelerini bile
kıskandıracak kadar yüksek bir reklam geliri kazanıp şirketleştiğinden,
bünyesinde maaşlı eleman çalıştırmaya başladığından beri, daha fazla kullanıcı
kazanmak ve dolayısıyla daha fazla reklam gelirine ulaşmak için genç nüfusa
hitap eden bir yayın politikası izlediğini gözden kaçırmış da olamazsınız.
Şubat ayı içinde, yazı
sorumluluğunun ne olduğunun farkında olmayan binlerce kullanıcısının girdiği
hakaret ve iftira içerikli tanımları silmeye vakit ayırmak, onbinlerce
kullanıcının milyonlarca entrysini tek tek inceleyip bu sakıncalı tanımları
silebilmek için, web sitesinin pek çok ana özelliğini neredeyse bir ay boyunca
okuyuculara ve yeni kullanıcılara kapatan, bu süre zarfında kullanıcılara
yaptıkları duyurularda hakaret içerikli tanımları silmek konusunda zorlanan
moderatörlerin bütün bilinçli kullanıcılardan, gördükleri her hakareti
kendilerine bildirmelerini istediklerini görmüş veya duymuş olmalısınız.
Dolayısıyla, karşı karşıya bulunduğunuz oluşumun tam olarak ne olduğunu,
kimler tarafından oluşturulduğunu bir kez daha düşünmelisiniz.
Yazının başından beri aklınızda
parlayan isyanı duyar gibiyim. Gençlerin küçümsendiğini düşünüyor olmalısınız.
Gençlerin düşüncelerinin, yorumlarının dikkate almaya değer olmadığını
söylemek elbette komik bir söylemdir. Oysa 14 yaşında Papanın şövalyelik
unvanı verdiği Mozart gibi tarih genç yaşlarında yeteneklerini gösteren
dahilerle dolu değil midir? Her şeyden önce, ilk romanını 19 yaşında yazan
biri olarak benim gençliği küçümsemem mümkün olamaz ve yazılarını gönderen,
danışmak isteyen, arkadaşım olan onca genç insanı bilerek bütün gençliği de
bir önyargıya kurban edemem. Zaten Sözlükte ve genel olarak internette
yaşadığımız rahatsız edici sorun, hakaretler, iftiralar ve ucuz oyunlar bu
insanların genç olmasıyla da açıklanamaz. Wolfgang Amadeus Mozartın Sözlüke
girip, çağdaş besteciler için hakaretler sıraladığını düşünebiliyor musunuz?
Yazının sonunu, teenager olmak ve olgun olmak arasındaki farkın yaşla
ilgili olmadığını anlatacak rahatsız edici didaktik paragraflarla doldurmak
istemiyorum. Zaten sinirden kudurmadan, klavyeyi, monitörü kırmadan makaleyi
buraya kadar okuduysanız, tırnak içinde kullandığım o teenager ifadelerine
yüklediğim anlamın farkında olduğunuzu kabul ediyorum.
Uzanın
ve bana çocukluğunuzu anlatın. Kadınlar sizi çok mu üzdü?
O bilmiş bilmiş psikanalizleri
yapan, bir maçonun iç dünyasını anlatan roman yazdığınızda sizin kadınlardan
tokat yemiş bir zavallı ve kadın düşmanı olduğunuzu; bir seri katilin
hikayesini anlattığınız polisiye yazmaya kalktığınızda sizin öldürmeye müsait
sapık bir katil psikolojisi içinde bulunduğunuzu, yıllarca deneyim kazanıp bir
sinema filmi çektiğinizde başrolü verdiğiniz kızın başrolde oynamayı hak
edecek kadar güzel olmadığı ve bu yüzden kompleksleri olduğunu şıp diye
anlayabilen, tıp ve psikoloji dünyasını derinden sarsacak tespitler yapabilen
bu ifade özgürü ama hayal gücü fakiri rumuzların gerçekten kim olduklarını bir
kez daha gözden geçirmelisiniz.
Bir insan, bir olay, bir eser
hakkında yorum yaparken, değerlendirme yaparken sözlükçülerden etkilenmek
ancak yaptığınız iş için ehil olmadığınızın ispatıdır. Bütün dünyanın, bütün
insanların kendilerinki gibi yeni yeni oluşmaya başlayan cinsel dürtülerinin
peşinde, karşı cinse dokunmak için taklalar atarak yaşadığını sanan ve daha
düşe kalka öğrenecekleri çok şey olan bir teenager sürüsünün bacak arasından
çıkan yargılarını yılların birikimini taşıyan aklınızın, zekanızın önüne
koyabiliyorsanız, kusura bakmayın, siz kalıbınızın adamı değilsiniz demektir.
Lütfen şimdi bu sayfayı sessizce kapatın. Ve rica ediyorum, bana da küfür ve
özellikle üstün psikanaliz yeteneğinizle yapmış olduğunuz şok edici
sözlükçüler sizi çok kırmış saptamalarıyla dolu e-postalar yazmayın.
|