|
Sevgili
okuyan kişi üstüne alın ya da alınma ama bu defa biraz ciddi mevzulara
değineceğim.
Darwinin kemikleri sızlayacak ama bence insan yaratıldığı günden bu yana
evrimleşmedi...
İnsanoğlu sadece ataletin (tembelliğin) asaletten geldiğine inanarak
enstrümanlarını evrimleştirdi...
Nedir
bunlar derseniz? teknoloji...
Biliyor muydunuz? beynimizde 4 temel elektrik dalgası var ve bunlardan adı
teta olan dalga doğru kullanılırsa uzaktan kumandaya ihtiyaç duymadan
elektronik cihazları açıp kapayabilir hatta kumanda kullanmadan kanal
değiştirebilirsiniz. Yaniii gelişmiyor ve değişmiyoruz...
İnsanoğlu neyi evrimleştirdi?
Virüsleri ve hastalıkları devretmeyi...
Neyi
yapamadı?
Genetik bilgi ve deneyimi aktarmayı beceremedi. Yerine genetik araştırmalar
yaptı ama sadece var ettiği ve taşımayı başardığı hastalıkları çözmek ve
yaşamı daha uzun süreli hale getirmek için. Yani evrimleşip bizim ellerimiz
yetmiyor bir el daha yapsaydık mı demek istiyorum? Hayır!
Bugün
hayvan deyip geçtiğimiz bir çok canlı genetik bilgi ve deneyimi aktarabiliyor
ve o yüzden yaradılışından bu yana evrimleşmeye devam ediyor.
Bir su
kaplumbağanı ele alalım. Bu varlık ne yapıyor ne ediyor, millerce yol kat
ediyor ve geliyor bir sahile döküyor yumurtaları kuma sonra hadi eyvallah
deyip devam ediyor yoluna... Sonra ne oluyor? Yumurtalar kırılınca içinden
çıkan yavrular hiç ebeveynlerini tanımadan ve de onlara ihtiyaç duymadan ne
yapacaklarını nasıl hayatta kalacaklarını ve nereye gitmeleri gerektiğini
bilerek denize ulaşıyorlar ve hayat kalanlar sonra aynı kumsala yumurta
bırakmaya geliyor. Neymiş sevgili okurum? Demek ki genetik yolla bilgi ve
deneyimi aktarabiliyorlarmış...
Peki
bizim insan yavrumuz öyle mi? Yooooo...
Hala
senelerce bakım, eğitim, öğretim ve para gerekiyor. Hala teknolojisiz bişi
yapamıyoruz. Uzaktan kumandanın pili bitince feleğimiz şaşıyor ve keyfimiz
kaçıyor...
Üstelik en acısı gün geçtikçe hislerimiz ve duygularımızda mekanikleşmeye
başladı... Biz teknolojinin evrimine yenilen evrendeki tek canlı türü olarak
kozmosa adımızı kazıyacağız korkarım ki!
Asyada bir felaket oluyor, 120 bin insan kaybı gerçekleşiyor bir çok ülke
ekonomisi darmadağın olduğu gibi vah gidene değil vah kalana durumu yaşanıyor
peki biz ne yapıyoruz?
Hele
hele bu tip bir felaketi yakın tarihinde yaşamış bir millet olarak...
Yok,
bir partinin Genel Başkanı (Hangi genel? neye genel?) iktidar hırsı içinde bir
parti görevlisini rüşvet vermekle suçlayıp duruyor.
Gazete
manşetleri ve magazin basını Semranım olayını hala tartışıp oğlunun
mürüvvetini göremeyince kadını evlendirmeye kalkıyor...
Gene
tüm medya başkasının donanımı ile gerdeğe girip yapılan yardımları cimri
olunmakla suçluyor.... Kardeşim sen ne yaptın peki demezler mi adama?
Dahası
da var...
Bu bir
başka ülkede olan bir felaket dedik ve geçtik diyelim ki? Millet olmak kavramı
bile insanlıktan bizi uzaklaştırır, biz daha kapı komşumuzun evine haciz
geldiğinde duymazlıktan gelerek, aç yatan, hastane kapılarından parasızlık
yüzünden çevrilip kapıda ölenlerden, eğitimsizlikten dem vurup kızlarını okula
göndermeyen babalara bile duyarsız kalabiliyorsak çok uzağa değil içimize
dönelim bence... Ne kadar evrimleşmişiz ve doğru bir evrim mi geçirmişiz?
Şimdi
sevgili okur, benden böle ciddi bir yazı beklemediğini biliyorum ve merak
ettiğini de biliyorum... Ne oldu da birden böyle bişi yazdım diye? BİR ŞEY Mİ
OLMASI GEREKİYOR?
Farkındaydım, farkındayım ve farkında olalım istedim...
Bizler
hala şansımız varken ve hala hayattayken ve belki hala çocuk sahibi olma
hayallerimiz varken daha iyi nesiller yetiştirelim ve kendimizi evrimleşme
sürecinde enstrümanlarına değil genlerine galip birer insan olarak görelim
istedim...
Paylaştım, paylaşın, paylaşalım :))
|