|
Seks
yaşamın bir parçasıdır. Yaşama güzellik ve zevk katan seks, kötüye
kullanılamayacak kadar değerli birşeydir. Doğa seksi sanki suistimal
edilmekten korumak için, böyle bir suistimale ceza olarak son derece kötü
hastalıklara yol açan katı bir kontrol ve denge sistemi getirmiştir.
Binlerce yıl öncesinden gelen bu ses HIV virüsüne işaret ediyordu belki de?
Yolculuk yine kova burcu merakımdan doğdu ve bu ayın mevzusu da Tensel
olunca cuk oturdu şu aralar okuduğum kitap:
Kadınlar ve Erkekler için Seksin Taosu. Dr. Stephen T.Chang yazmış,
Klan Yayınlarına buradan teşekkür ediyorum,
kitabın ön sayfasına,
Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir ibaresini koydukları için.
Ne ilginç tespitler, öneriler, egzersizler var bilseniz Taocu Seks
öğretisinde. Okunması gerekli bence. Bilirsiniz, yetenekler doğuştan verilmiş
olsalar da geliştirilmelidirler..
Açıkçası konunun sadece seks kısmına değinip popülist bir yazı kaleme almak
istemediğimden, öncelikle genel konulardaki Taocu Felsefe görüşlerine yer
verdim. Ve kitabın bir kısmını olabildiğince ana hatlarıyla (daha ayrıntılı
anlatımlar ve çizimler kitapta mevcut), çok da müdahil olmadan ara ara kendi
fikirlerimi ilave ederek paylaşacağım sizlerle bu yazımda. Hatta yine favori
kitaplarımdan biriyle, Şibumiyle destekleyerek. Haydi dalalım bu derin
mevzuya. Bakalım kadim Taocular hayata dair neler söylemiş.. Neler keşfetmiş..
Uygulamış..
Taoculuk:
Dünyanın en eski yaşama biçimidir. Modern toplumu bombardımana tutan
(televizyon, video gibi) çeşitli eğlence türlerinin akıl karışıklığından
uzakta yaşayan kadim bilgeler, enerjilerini tümüyle insan ihtiyaçlarını
sağlıklı bir şekilde karşılamaya yönelik yöntemleri bulmaya ve geliştirmeye
adamışlardır.
Bu eski bilgelerden bir grubu, yani kadim Taocular, beslenme, egzersiz, şifa,
seksoloji ve daha bir çok konuda son derece ayrıntılı, eksiksiz ve bilimsel
bir bilgi sistemi geliştirmişlerdir. Bu sistem Taoculuk olarak
adlandırılmıştır.
Taoculuk Dünya üzerinde yazılı en eski bilgi sistemi olmasına (hatta
Mezopotamya, Eski Mısır, Hindistan, Yunan ve benzeri uygarlıkların
geleneklerinden bile önce gelmesine) karşın,
en
büyük övgüyü modern araştırmaların ve bilgilerin büyük bir çoğunluğunun
ötesinde olmasıyla hak etmektedir.
Taocu
Kimdir?
Daha
uzun, daha mutlu, daha sağlıklı ve daha bilge bir hayat yaşamak isteyen herkes
bir Taocudur. Bu amaçların gerçekleşmesini sağlayacak olan yöntemleri
araştıran ve bunları uygulayan herkes bir Taocudur. Ve başarılı Taocuların
tükenmez bir yaşamları olur.
6000
yıl kadar önce kadim Taocular yaşamı uzatmanın yollarını aramaya başladılar.
Fakat yaşamlarına birkaç yıl daha katabilmek için, dışarıdan alınan maddeler
gibi geçici şeyler üzerinde asla durmadılar. Çünkü bedene yabancı olan
maddelerin sorunlara ve erken ölüme neden olabileceğini biliyorlardı. Bu
nedenle kadimler, yaşamı kesinlikle uzatacak doğal, etkili ve pratik yöntemler
aradılar.
Bu
arayışları, sonunda insanın Tanrının yanında yürümesine yardımcı oldu. Sonsuz
yaşama sahip olmak için her birimizin Tanrı ile birlikte yürümemiz
gerekmektedir.
Kutsal
Kitapın Yaradılış bölümünde, Ademin Hanok haricinde tüm çocuklarının doğum
ve ölüm zamanları kayıtlıdır. Hanok ise ölmemiştir, çünkü Tanrı onu seçmiştir.
Tanrının onu seçmesinin nedeniyse Hanokun kendisi ile birlikte yürümesidir.
Bir manastır hayatını seçmesine gerek kalmadan (çünkü evlenmiş ve üç çocuğu
olmuştur) fiziksel bedenini sonsuzlaştırmıştır çünkü günlerini Tanrının
yanında yürüyerek geçirmiştir.
İlyas
fiziksel bedenini sonsuzlaştırmış bir diğer ölümlüdür. İsa ise bir diğeri...
Yeniden Dünyaya dönüşü yalnızca ruhsal bedenini değil fiziksel bedenini de
içermektedir. Geri döndüğünde yemek yiyebiliyor, konuşabiliyor ve başkaları
kendisine dokunabiliyordu, ama bedeni uzam ve zamanla sınırlı değildi.
Duvarlardan ve kapalı kapılardan geçebiliyordu. Başka kelimelerle ifade
edersek İsa, ruhsallaşmış bir bedene sahipti. Çarmıha gerildikten sonra, geri
döndüğünde ruhsallaşmıştı.
Kitab-ı
Mukaddeste, özellikle de İfşa Kitabında, Dünyanın üzerine gelecek olan
felaketin hemen sonrasında ya da hemen öncesinde 24.000 insanın bu Dünyadan
alınacağı ve ölümü tatmayacakları söylenir. Fakat kiliseye bağışta bulunmak ya
da dua bu 24000 insandan biri olmaya yetmeyecektir. Bunun için insanın, Tanrı
ile birlikte yürümesi gerekmektedir.
Günümüzde Çinde ve Hindistanda zaman ve mekanın sınırlarını aşan pek çok
kutsal insan yaşamaktadır. Çinin tarih kayıtlarında, ruhsallaşmış 2000
Taocu'nun ayrıntılı yaşam öyküleri bulunmaktadır.
YEDİ SALGI BEZİ (Bağışıklık Sistemi):
Kadim
Taocular, dokular ve organlar sürekli olarak enerji ile beslenmedikleri
takdirde insanların yaşamlarını sürdüremeyeceğini anlamışlardır. Aynı zamanda
bedenin içindeki enerji dengelendiğinde kişinin sağlıklı kalabildiğini ve
hastalıkların ise yalnızca enerjide bir zayıflama ya da kaza olduğunda meydana
geldiğini fark etmişlerdir.
İhtiyaç
duyduğumuz enerjinin büyük bir bölümünü yediğimiz besinlerden ve soluduğumuz
havadan almaktayız. Bununla birlikte, bedenimiz tıpkı pahalı bir otomobil
gibi, eğer doğru ve en iyi şekilde çalışacaksa, sürekli olarak korunmalı ve
bakımı yapılmalıdır. Taocu ustalar yüzyıllardır, bedenin farklı sistemlerinde
dolaşan enerjinin, bedenin Yedi Salgı Bezi tarafından düzenlendiğini
biliyorlardı. Bu yedi salgı bezi bedenin içindeki sıralarına göre yukarıdan
aşağıya doğru şu şekildeler.
Epifiz
bezi, salgıları aracılığıyla diğer salgı bezlerini doğrudan etkilemektedir ve
kişinin ruhsal düzeyde iletişime geçmesine olanak tanır. Sezgi ve farkındalık
da bu bezle ilişkilidir; bu nedenle aynı zamanda Ruhun Evi olarak
adlandırılır.
Hipofiz bezi hafızayı, bilgeliği, zekayı ve düşünceyi yönetir ve Zekanın Evi
olarak adlandırılır.
Tiroid
bezi bedendeki hücrelerin metabolizmasını düzenler, büyümeyi denetler. Aynı
zamanda solunum sistemiyle ilişkilidir. Büyüme Evi olarak adlandırılır.
Timüs
bezi, kalbi ve dolaşım sistemini kontrol eder ve Kalbin Evi olarak
adlandırılır.
Pankreas, sindirim sistemini, kan şekeri seviyesini ve beden ısısını denetler.
Bu bez, Geçiş Evi olarak bilinir.
Cinsel
bezler erkeklerde erbezleri ve prostat, kadınlarda yumurtalıklar, rahim,
vajina ve göğüsler hormon salgılanmasından, cinsel enerjiden ve üretimden
sorumludurlar.
Özün
Evi olarak adlandırılırlar.
Uzun Yaşam (Yaşlanmanın Önlenmesi):
Tıp
biliminin tedaviye yaklaşımı savaş alanındaki klasik yaklaşıma benzetilebilir:
Mikropları ve virüsleri bulup onları yok eder ve ardından etkilenmiş organları
bulup onları ortadan kaldırır. Bu nedenle batı dünyasında antibiyotikler ve
diğer ilaçlar bulunur.
Taocular başka bir yaklaşım geliştirmişlerdir. Hastalığı ve ölümü incelemek
yerine yaşamı ve sağlığı incelemişler ve bunları geliştirmenin yollarını
araştırmışlardır. Eski Taocular, her birini belirlemek ve ardından da onları
öldürmek için yöntemler bulmak gereken milyonlarca mikrop ve virüs
bulunduğunun ve böyle bir çabanın çok gereksiz olduğunun bilincindeydiler.
Yapılabilecek en doğru şeyin bedeni, dışarıdan gelen saldırılara direnebilecek
kadar güçlü hale getirmek olduğunu anladılar. Bu yaklaşım, belli bir
hastalığın pençesinde kıvranan ve bu hastalığın çaresinin bulunmasını
beklerken ölüp giden bir sürü insanın hayatını kurtarmaktadır. Tabii aynı
zamanda bu durum, Taocuları Dünyanın her yanında her hastalığı yok edecek
birer ilaç bulmaya çalışmaktan da kurtarmıştır.
Gerçek
şudur ki, Taocular nasıl iyileştireceklerini bilmektedirler. Bunu bilmeleri de
gereklidir. Yalnızca onların asıl ilgilendikleri konu, hastalıklardan korunmak
ve öğrencilerini daha ilk elden hastalanmaktan korumaktadır.
Taocular ufak tefek her hastalığı iyileştirmek ile uğraşmadıkları için
zamanlarını ve enerjilerini çok ayrıntılı ve eksiksiz bir hastalıktan korunma
sistemi geliştirmeye harcayabilmişlerdir.
Bu
sistem binlerce yıl yaşında olmasına karşın günümüz ölçülerine göre son derece
moderndir.
Bu
yöntem, bedendeki zayıflığın ve hastalık yaratıcı unsurların bedeni işgal
etmesinin ana nedeni olan enerji kaybını ortadan kaldırmaktadır.
Mesela; iyi bir gece uykusu uyuyabilmek için gün içindeki sorunlarınızın ve
düşüncelerinizin tümünü bırakmayı öğrenmelisiniz. Kendinize bunların hepsiyle
ertesi sabah ilgileneceğinizi,
şu an
gerçekten ihtiyacınız olan tek şeyin gevşemek ve dinlemek olduğunu söyleyin.
Her şeyi bırakın ve uykuya dalın.
Enerjilerin Farkları:
Bazı
öğretiler düşüncenin enerji akışına yardım etmek ya da onu yönlendirmek için
kullanılması gerektiğini söyler. Bunu söyleyenler enerjinin doğasını yanlış
anlamışlardır.
Enerjinin altı biçimi vardır: Mekanik enerji, ısı enerjisi, ses enerjisi,
yayılan enerji, atomik enerji ve elektrik enerjisi. Biz çevreye elektrik
enerjisi yayarız. İnsandaki elektrik enerjisiyle bir evde kullanılan elektrik
enerjisi arasında büyük fark vardır. Ortalama bir evdeki elektrik akımı
saniyede 60 defa dalgalanır; insandaki elektrik akımıysa saniyede 49.000.000
defa dalgalanır. İkincisi saniyede 300.000 kilometre hızla ilerleyen ışığın
yaklaşık olarak yarısıdır. Yani bir insan düşünmeye, solumaya ya da başka bir
şey yapmaya başladığında, elektrik enerjisi gideceği yere çoktan varmış
olacaktır. Düşüncelerimiz, solunumumuz v.b. elektrik enerjisinin akışını
yönlendirmek için fazla yavaştır.
Seksin Taosu (Taocu ilkelere göre öğretilen ve uygulanan seks):
Taoculuğun yaşayan felsefesinin bir parçasıdır. Üreme sürecini incelemelerinin
sonucunda Taocular, cinsel salgı bezlerimizin Tanrının yaratma gücü ve yaşamı
düzenleme bilgeliği ile donatıldığını keşfetmişlerdir.
Onlar
Tanrının yaşam, tüm canlı varlıklarda yayılan yaşama gücü, yaratıcı sürecin
üreticisi,
yaşamın yeniden düzenlenmesi ve hücrelerin kendilerini yenilemelerinin
ardındaki zeka olduğunu biliyorlardı. Aynı zamanda, cinsel salgı bezlerinin
insan bedeni için bir tür yaşamsal güç kaynağı olarak kullanılabileceğini de
biliyorlardı.
Bu
keşifler, Taocuların Seks biliminin Taosu olarak adlandırılan eksiksiz
yöntemlerden ve tekniklerden oluşan bir sistem geliştirmelerini sağladı.
Taocular bu bilim aracılığıyla kişinin kendini iyileştirme yeteneğini en üst
düzeye çıkarmayı, tüm bedeni enerji ile doldurmayı ve zamanı yenmeyi umdular.
Seks Biliminin Taosunu izleyen insanlar, sonunda Tanrının
doğasını kendi bedenlerinde tüm gücüyle birlikte doğurmayı başardılar.
Buraya kadar gayet güzel değil mi, anlatılanlar?
Ama
bu cümle insanın beyninde düşünceleri şimşeklere dönüştürüyor!
Spermler büyük miktarda yaşamsal enerji içerdiğinden, boşalma erkek için
büyük miktarda yaşamsal enerji kaybı anlamına gelmektedir.
Okuduğum anda aklımda hemen dini öğretiler geldi. Her ne kadar sevgili
arkadaşım Gökçer her konuya din açısından bakılmasından rahatsızlık duysa da
Ben şöyle düşünüyorum; doğru bir tane değildir. İzafiyet sadece fizik teorisi
değildir, hayatın her alanında görelilik söz konusudur, dolayısıyla bütün
doğruları bir araya getirmek insanın kişisel repertuarını ve ufkunu
genişletir.
Cümlenin açılımını aşağıda paylaşacağım ve eminim size de mantıklı gelecek.
Asıl, beni şaşırtansa, dini metinlerin insanlara cinselliği sadece üreme
amaçlı kullanmalarını söylemesi. Acaba sebebi bu muydu?
Spermler
büyük miktarda yaşamsal enerji içerdiğinden, boşalma erkek için büyük miktarda
yaşamsal enerji kaybı anlamına gelmektedir. Bunun kanıtı da erkeğin boşalmanın
ardından kendisini son derece bitkin hissetmesidir. Boşalma, genellikle
gelmek olarak adlandırılır. Aslında doğru kelime gitmek olmalıydı çünkü
boşalmayla birlikte herşey (sertleşme, yaşamsal enerji, milyonlarca sperm,
hormonlar, besinler, hatta erkeğin kişiliğinin küçük bir bölümü) gitmektedir.
Bu, bir erkek için ruhsal, zihinsel ve fiziksel açıdan, farkında olmadan
yaptığı büyük bir fedakarlıktır.
Hayat
sigortası istatistiklerine göre, yaşamın ilk kırk yılında kadın ve erkeğin
ölüm oranları yaklaşık olarak aynıdır. Bunun nedeni kadın ve erkeğin
kendilerini eşit ölçüde tüketmeleri olabilir yani, kadınlar menstrüasyon
(regl) yoluyla, erkeklerse boşalma yoluyla enerji yitirirler. Ellili yaşlarda
olanlar içinse istatistikler farklıdır; kadınların ölüm oranı erkeklerinkinden
%25 daha azdır.
Bir
çok kadının kanamasının menopoz geçirdikten sonra sona erdiği de; Erkeklerin
ellili yaşlarda boşalmaya devam ettikleri de birer gerçektir. Bu oran altmışlı
yaşlara gelindiğinde iki katına çıkar, yetmişli yaşlardaysa daha da dramatik
bir hal alır; erkeklerin ölüm oranı kadınlarınkinden %75 daha fazladır.
Erkeklerin yaşam boyunca boşalmaya devam ettikleri gerçeği, bir çok dul kadın
olmasına karşın dul erkek sayısının çok az olmasını açıklar ama bu neden
çoğunlukla göz ardı edilir.
Bu
nedenledir ki Taocular erkeklerin boşalmadan, canlılıklarını ve enerjilerini
koruyarak daha yoğun ve zevkli bir orgazmın tadını çıkarmalarının yollarını
keşfetmişlerdir.
Konu üzerine epeyce kafa patlatıldığı, deneyler yapıldığı gün gibi aşikar! Ve
ilginç sonuçlara ulaşıldığı. Peki uygulamalar nerelere varıyor dersiniz?
İşte şimdi Taoya ara verip araştırmacı dahi yazar Trevanianın muhteşem
eseri Şibuminin küçük bir bölümüne göz atma zamanı.
Okuyanlar bilir, kitabın esas oğlanı Nicholai Hel; yarı Rus yarı Alman,
Japonyada yetişmiş, Bask dili dahil yedi dili ana dili gibi konuşan, Go
oyununda ustalaşmış ve daha bir çok olağanüstü yetenekleri olan bir zat-ı
muhterem. Bir göz atalım Helin tensel hayatına..
Helin
cinsel hayatı Sugamo Cezaevinden çıkıp batıda yaşamaya başladıktan sonra
şekillenmiş ve hareketlenmişti. Ondan önce ortada yalnızca amatör oyunlar
vardı. Mariko ile ilişkisi aslında fiziksel sayılamazdı bile. Gençlik aşkıydı
o. Beceriksiz cinsel tecrübeleri, duygulu ve kararsız sevgilerinin fiziksel
bir dipnotundan başka bir şey değildi.
Tanaka
kardeşler ortaya çıkınca Hel birinci derece aşka adımını atmış oldu. Sağlıklı
ve basit bir dereceydi bu. Cinsel bir merakı içeriyordu. Genç ve güçlü
hayvanların, soylarını sürdürme güdüsünün itmesiyle birbirilerinin vücudu
üzerinde girdikleri deneyimlerdi. Birinci derece sevişmeler gerçi sıradan ve
tek düzedir ama, bir dürüstlüğü bir bütünlüğü vardı. Hel o dönemdeki
günlerinin tadını çıkarmayı bildi. Bir tek şeyden yakınıyordu yalnızca. O da
çoğu insanın edindikleri kültür yüzünden tepkilerinin çarpılmış olmasıydı.
Bu
kişiler birinci derece sevişmenin kuvvet ve ter dolu varlığını ancak aşk gibi,
sevgi gibi, ya da kendini ifade gibi bir takım perdelerin arkasında kabul
edebiliyor, tek başına bir türlü kabul edemiyorlardı. Duygularını birbirine
karıştırdıkları için ihtiras kumu üstüne ilişki şatoları kurma çabasına
düşüyorlardı. Hel insanoğlunun romantik edebiyattan etkilenmiş olmasına
acıyordu. Bu yüzden olup bitenlere olmayacak umutlar karıştırılıyor, iş
sonunda batılı cinsel yeni yetmelerin evlilikleri kadar yozlaşıyordu.
İkinci
derece aşk dönemini yaşarken bu dönemin bir tür psikolojik aspirin, bir sosyal
uyuşturucu, baskılardan kurtulmak, deşarj aracı olduğunu gören Hel yavaş yavaş
dördüncü derecenin varlığını da hissetmeye başladı. Cinsel yaşamın kendi
hayatının önemli bir bölümünü oluşturacağını anladığı için ve amatörlükten de
her konuda nefret ettiği için, kendini hazırlamaya girişti. Seylanda
profesyonel taktik dersleri aldı. Madagaskarın seçkin genelevlerinde aylarca
yaşayıp her ırk ve kültürden gelen kadınlardan bazı şeyler öğrendi.
Üçüncü
derece, cinsel oburluğun düzeyiydi. Bir batılının erişebildiği en üst düzey de
buydu. Hatta doğuluların da çoğunun. Hel bu dönemden de rahatça ve büyük bir
iştahla geçti. Çünkü gençti, güçlüydü. Hayal gücü de zengindi. Jet sosyetenin,
film ve edebiyat dünyasının sinir uçlarını ve muhayyileleri tahrik yerine
kullandıkları yapay tahriklere saplanma tehlikesi yoktu.
Üçüncü
derece günlerini yaşarken bile Hel artık doruğu geciktirme ve zihinsel seks
gibi üstün taktiklerin deneylerine girişmişti. Cinsel teknikleri Go düzeniyle
karşılaştırmak hoşuna giderdi.
Otuz
yaşına geldiğinde Helin sekse ilgisi ve bu konudaki yeteneği onu doğal olarak
dördüncü düzeye sürükledi. Bu en son düzeydi. Burada heyecan ve doruk önemini
kaybediyor, büyük bir oyunun içindeki ayrıntılar olarak kalıyordu. Bu oyun hem
Gonun zihinsel enerjisini ve kontrolünü, hem Seylanlı hayat kadınının
öğrettiklerini, hem dağcının gücünü, hareketliliğini ve dayanıklılığını
gerektirmekteydi. Helin en sevdiği oyun, kendi icat ettiği ve Kikaşi
sevişmesi adını verdiği oyundu. Bu ancak dördüncü dereceden bir kadınla
oynanabilirdi. O da her zaman değil. Her iki taraf da kendini çok güçlü
hissettiği zamanlarda.
Altı
tatami kadar küçük bir odada oynanıyordu. Her iki taraf da kimono giyiyor,
karşılıklı duvarların dibinde, yüzleri birbirine doğru, diz çökerek
oturuyorlardı. Her biri, yalnızca konsantrasyon yoluyla, doruğun eşiğine gelip
orda beklemek zorundaydı. Birbirine dokunmak yasaktı.Yalnızca konsantrasyona
ve tek elle yapılan hareketlere izin vardı. Oyunun amacı, kendi doruğa
varmadan karşındakini doruğa ulaştırmaktı. En iyi de yağışlı havalarda
oynanabiliyordu. Zamanla Hel kikaşi sevişmesini bir yana bıraktı. Çok fazla
efor gerektiriyordu. Hem de yalnız ve bencil bir deney olduğundan, en iyi
sevişmelerin bitiminden sonraki okşamalar ve sevgi ifadelerini ortadan
siliyordu.
Hananın gözleri gösterdiği çabadan sımsıkı yumulu, dudakları dişlerinin
üzerinde gerili durumdaydı. Helin kendisini sımsıkı tuttuğu pozisyondan
kurtulmaya çabalıyor ama Hel onu bırakmıyordu. Hana Bunu yapamazsın diye
konuşmuştuk diye yalvardı.
Ben kabul etmemiştim.
Ah ,
Nico.. ben
Dayanamayacağım! Allah kahretsin!
Sırtını kavislendirdi, doruğuna engel olmak için son bir çabayla ağzından bir
çığlık kurtuldu. Onu saran duygu hemen Hele de bulaştı. Derhal pozisyonu
değiştirip Hananın peşi sıra o da doruğa ulaştı. Ve tam o anda yakınlık
sezgisi alarm çanlarını çalmaya başladı. Hana numara yapmıştı! Yaydığı
titreşimle gerçek dorukta olduğu gibi dans etmiyordu şuanda. Hel hemen
kontrolünü toparlayıp kendini doruğunu geciktirmeye çalıştı ama geç kalmıştı.
Kontrol düzeyini aşmıştı artık. Seni şeytan diye bağırdı. Hana birkaç saniye
sonra ona yetişirken bir yandan da gülüyordu.
Bakalım Hananın yaşadıkları hakkında neler söylüyor kadim Taocular.
Kadında Orgazm (Dokuz Düzey):
Bir
kadının orgazmı bir erkeğininkinden tümüyle farklıdır. Tanrının bir hata
yaptığına inanmıyorum ama eğer Tanrı hata yapabilecek olsaydı, kadın ve erkek
için farklı orgazmlar yaratmak bunlardan biri olurdu herhalde.
Farklı
orgazmlar, doğrudan ya da dolaylı olarak, insanlığın çektiği acının büyük bir
bölümüne neden olmaktadır.
Bir
erkeğin orgazmı keskin bir doruk olarak betimlenebilir; bir kadınınkiyse
gittikçe yükselen bir dizi yokuş ve o yokuşları izleyen, aşağı doğru inen bir
yokuştur. Bir çifti cinsel uyuma, cinsel zevke, cinsel doyuma ve bilgeliğe
götürecek tek yol anlayış yoludur, bu anlayış yolu da bu iki farklı orgazmı
anlamaktan geçer. Kadın ve erkek orgazmını anlamada atılacak ilk adım, bilgi
edinmektir.
Kadın
orgazmını anlamayı kolaylaştırmak için, kadın orgazmı dokuz deneyim ya da
aşamasına ayrılmıştır. Gerçekte, bu dokuz adım çeşitli derecelerde çakışır ve
düzeyli deneyimler yaratır. Orgazm yaşayan bir kadın çiçek açmakta olan bir
lotüse benzetilebilir. Tam bir orgazm yaşayan -orgazmın dokuz düzeyini birden
yaşayan- bir kadın kendisini ona hizmet eden erkeğe teslim edene kadar dokuz
çiçek açma aşamasından geçer.
Bir
çok erkek, hatta bir çok kadın, dördüncü düzeydeki vajinal spazmları tam bir
orgazmla karıştırır. Ama dediğimiz gibi, bu tam bir orgazmın yarısı bile
değildir. Yazık ki, çoğu seks kitabı bu yanlış görüşü destekler; bunun nedeni
de özellikle bu kitapların çoğunun erkekler tarafından yazılmış olmasıdır. Bu
yazarlar dördüncü düzeydeki gözlemlenebilir tepkileri tam bir orgazm sayarlar.
Kadınların erkeklerle aynı türden orgazm yaşadığını, yani kadının
tırmandığını, doruğa ulaştığını ve sonra inişe geçtiğini varsayarlar(bu inişin
erkeklerinkinden yavaş olduğu düşünülür) Bu, doğru değildir.
Bir
çok seks bilim kitabında bu sahte orgazma birlikte gelmek adı verilir. Bu
aynı zamanda mükemmel mutluluk ya da en yüksek uyum olarak da tanımlanır.
Hatta bu nokta bir çiftin ulaşabileceği en mükemmel yer olarak övülür . Ama
Seksin Taosunu uygulayanlar bundan daha yüksek mutluluğa ve uyuma
ulaşabilirler.
Burada
şu önemli konuyu belirtmek gerekir ki, bir kadın yalnızca bir erkek tarafından
doyuma ulaştırılabileceği için, bu işlevi yerine getirmek erkeğin görevidir.
Erkeğin rolü kadına hizmet etmektir ve eğer kadın doyuma ulaşamıyorsa, bunun
sorumlusu erkektir. Bir kadın orgazm durumundayken açılma ve alma
konumundadır, eğer bir erkek
kadınını tümüyle memnun ederse, onun koşulsuz sevgisini kazanacaktır. Bu,
yaşamın gerçeğidir.
Küçük
bir ipucu; Eğer erkek vajinaya girişi sırasında anüsünü gevşetir ve dışarı
çıkarken anüsünü sıkarsa, dayanıklılığı büyük ölçüde artacaktır. Yine aynı
şekilde, erkeğin giriş esnasında nefes verip çıkarken alması da penisin
şeklinde yapacağı küçük değişiklik sayesinde kadının daha fazla zevk almasını
sağlayacaktır.
Kadınlar
için İyileşme ve Gençleşme:
Seksin
Taosu genç, doğurgan bir kadının menstrüasyonunu (regl) güvenli biçimde sona
erdirmenin yolunu öğretir. Bir süre boyunca, Geyik egzersizinin birinci ve
ikinci bölümleri çalışılırsa menstrüasyon sona erer ve kadın bundan sayısız
yararlar sağlar.
Normalde her ay rahim duvarlarının dış tabakası, döllenmiş yumurtanın rahme
gireceğini
umarak
kan damarlarıyla kalınlaşır. Eğer bir yumurta sperm tarafından döllenirse,
kalınlaşan duvarlara tutunur ve besince zengin hale gelmiş bu duvarlara hücum
etmeye başlar.
Annenin kanındaki besin maddelerini alan yumurta, tümüyle gelişmiş bir bebek
haline gelene kadar sürekli olarak büyür. Eğer yumurta hiçbir zaman
döllenmezse rahme girmez ve kalın kan tabakası soyulup gider, çünkü artık ona
gerek kalmamıştır. Bu tabakanın her ay soyulup bedenden atılması, yani
menstrüasyon sırasında büyük miktarda kan ve besin maddesi yitirilir.
Geyik
Egzersizi Menstrüasyonu durdurur. Bazı kadınlar bundan çekinirler çünkü bunun
doğal olmadığını düşünürler. Ama endişeye gerek yoktur. Reglin sona ermesi
aslında garip bir şey değildir; menopoz, hamilelik ya da çocuk emzirme
dönemlerinde derhal kendiliğinden sona eren bir döngü olduğu unutulmamalıdır.
Bir
kadın hamile kaldığında, beden içgüdüsel olarak kanı alıp bunun hepsini
gelişmekte olan yumurtaya yönlendirir. O zaman, normalde menstrüasyon
sırasında yitirilen kan ve enerji özellikle cinsel salgı bezleri tarafından
cenini beslemede kullanılır. Doğumdan sonra eğer anne bebeği emzirirse,
menstrüasyon hemen başlamaz çünkü kan süte dönüşmek için göğüslere gider.
Geyik
Egzersiziyle menstrüasyonu durduran kadın, bedenin içsel zekasını ya da
içgüdüsünü harekete geçirerek kanı cinsel salgı bezlerini besleyip
güçlendirmek için yeniden yönlendirmiş olur.
Bir
kadının regl döngüsü durduğunda, kadın o süre içinde büyük olasılıkla hamile
kalamayacaktır. Ama kayıtlar bir kadın Geyik egzersizini yapmayı bıraktığında
regl döngüsünün yeniden eski haline geldiğini ve kadının sağlıklı bir
hamilelik yaşayabildiğini göstermektedir. Ayrıca menstrüasyonu durdurmanın
hiçbir kalıcı etkisi yoktur.
Geyik
egzersizinin regli durdurmasındaki neden emzirmenin regli durdurmasının
nedeniyle aynıdır. Geyik egzersizi yapıldığında, beden sanki bir bebek düzenli
olarak göğüsleri emiyormuş gibi tepki verir; bedendeki kan rahme hücum etmek
yerine göğüslere hücum eder. Taocular bu olaydan kanı geri çevirmek olarak
söz ederler çünkü bu bütün bedenin, özellikle de cinsel organların yeniden
enerji kazanmasına sebep olur.
Bu
teknikten binlerce yıl boyunca etkin bir aile planlaması tekniği olarak
yararlanılmıştır. Ama, teknik öncelikle kadının genç görünüşünü korumak için
kullanılmıştır. Tarih kayıtları güzellikleriyle ünlü kadınların bir çok çocuk
doğurduktan sonra bile bu tekniği düzenli olarak kullandıklarını
göstermektedir.
Hep
söylüyorum bu defa da yineleyeceğim; İnsana yakışan, düşünmektir, bilmek,
öğrenmektir, araştırmak, okumaktır. Ve birbirini anlamaya, onun gibi düşünmeye
çalışmaktır!
Sadece
Kadın ve Erkek olmak o kadar kolay ki... Bırakın kendinizi akıntıya, oynayın
toplumun size biçtiği rolleri
Uyun modaya yeter!Lakin İnsan olmak.. Ne
kadar da zor! Öncelikle sürekli okumayı gerektiriyor, sonra üzerinde
düşünmeyi, düşünerek hareket etmeyi! Hatta söz konusu Seks olduğunda bile
İşte o çekik gözlü minik insanlar bu konuya bir hayli kafa yormuşlar, birazını
gördünüz. Peki ya siz? Ben? Etrafımızdakiler? Ne kadar kafa yoruyoruz konuya?
Nasılsa doğuştan biliyoruz değil mi..
Dün
izlediğim bir filmin içimde uyandırdıklarıyla veda etmek istiyorum bu ay.. Adı
Beş Kere İki, sondan başa giden filmlerden.. Bir çiftin boşanma sahnesinden
başlıyor, tanışmalarına doğru geri gidiyor...
Ne
kadar önemli, ama ne kadar da önemli noktalar var birliktelik , evlilik
hayatında. Ve cinsel hayat öylesine önemli bir kolon ki o binayı, o
müesseseyi ayakta tutan!!! Zaten film de bunu gösteren çırılçıplak
sahnelerle, gözlerinizde ve beyninizde şimşekler çaktırarak başlıyor! Düşünme
kabiliyetini bir kenara bırakıp güdülerine teslim olduğunda bir erkeğin nasıl
bir hayvana dönüştüğünü karelerle belgeleyerek!!!
İşi
şansa bırakmayalım! Özellikle bu konuda DONANALIM!! Bir kitabın izlerini daha
paylaştım elimden geldiğince. Son sözlerimi ise kullanılmasından nefret
ettiğim bir deyimi eleştirmeye ayırdım!
Yatmak ne demek?
Bir
insan tek başına yatar!
Oysa iki seven birlikte olur!!!
İngilizce karşılığı o kadar mükemmel ki Make Love!
Nolur yatmayın!!!
İkisi arasındaki fark dağlar kadar!!!
Okyanusta hırçın dalgalarla boğuşurken ben de bilmiyordum bunları,
Tanrı Cennetten bir çiçek yolladı, yetiştiği sahile çevirdim yönümü, vardım
Tümüme..
Ve
o sıcacık Koyum sayesinde öğrendim, öğreniyorum Sevmeyi, Sevilmeyi
Bedenen ve Ruhen Okşamayı, Okşanmayı!
Teşekkürler Sim Alem!
Aşk
Yapın Dostlar!!!!
SEVİN BİRBİRİNİZİ!!!
Birbirinizi sevmeyi öğrenin ve SEVİŞİN!!!
|