|
İlk
yazımla, sizin Yazar analizinize eksi olarak geçiyor olacağımla ilgili fena
halde endişeliyim. Üstelik yazmak ve yazarlık konusunda bu kadar fobikken. :)
Ama insanın kendisi ve fobileri ile yüzleşmesi lazım değil mi? Ben de en zor
yolu seçmeyi severim. Hele de bu başlıkla olay başka bir boyut kazandı :))
Hep
kendini maddesel yolla doğru ifade eden insanlara (kelime sihirbazı derim ben
onlara) gıpta etmişimdir. Onlara inanılmaz özenirdim. Bu özenti beni de yazı
yazma hevesine kadar getirdi. Sonunda Hasanım Sonsuz'um derKide yazsana
diyene kadar kendimi ve özentimi pek de ciddiye almadım. Korkmayacağım
sınırların içinde kendim yaza,r kendim eğlenirdim ama bir gece sabaha karşı
MSNdeki sohbet özenmenin bedelini bana bir güzel gösterdi. Hem deli gibi
burada olmak hem de yazma disiplini ve hakedişim konusundaki tüm korkularımı
ortalığa döküverdi. Zayıf bir iki itiraz sonunda kendimi onaylattım. :))
İş
konu seçmeye geldiğinde; ya bat, ya çık bakalım diyip ne zamandır
söylemlerime konu ettiğim bir mezeyi size de sunmaya karar verdim. Biraz
riskli. Biraz mı? Deli miyim? hala konuya giremiyorum etrafında dolanıyorum.
Böyle bir başlık yazıp konuya çat diye girilmiyor ki kardeşşiiiim....
Olay
şudur sevgili okur; Yıllardır kız muhabbetlerinde, dost sohbetlerinde, kutsal
kase gizeminde cinsellik sohbetlerimiz olurdu. Kişisel deneyimlerimiz zaman
zaman travmalarımız bazen de yaşadıklarımız neticesinde arayışlarımızı ve
keşiflerimizi paylaştık. Ne zaman ki biraz da ruhçu, enerjici, reikici olduk
kaoslarımız biraz daha büyüdü. Aman aman neler duyar okur olduk ama konu hala,
aynen benim yaptığım gibi etrafında gezilir ama içine dalınmazlığını korurdu.
Hani nice kadın dergisinde cinsellik ve seks hayatımız masaya yatırıldı
aslında. Allah allah yok öyle dokunma şöyle dokun... yok mum yak adamı
tütsüle... kadınlar şımarık hocam siz bildiğinizi yapın dinlemeyin... Sakal mı
seksi, bıyık mı? Şişman kadın mı? Zayıflık mı aşk hayatınıza uygun? Yahu konu
zaten karmaşık bunlar olaya aydınlık berraklık getirmek şöyle dursun kafalara
yeni soru işaretleri eklemenin dışana tek adım attırmadı.
Araştırmacı ruh ne yapar? Hele de ruhçu felansa? Allah ne verdiyse okur,
kendini Akif Poroya emanet etmez! Yeni yaklaşım bakış açısı gereği önce dalar
Hintli, Çinli ne yapmış ne yazmış diye? Sonra Tantralara, zen sevişme
sanatlarına, Kama Sutralara...
Ehhh
be hocam işin adı seks, dokunmanın adı sevişmek mi? Ya da kadın ve erkek
dergilerinin cinsellik sayfalarındaki ÖN SEVİŞME, mum ve tütsü, banyo ve
şampanya biraz da dokun bir de dil oyunları mı? Eğer olay buysa, kadim
öğretilerde şampanya yokken hangi aksesuarlar ile yapıldığı gibi konulara
kafayı takmamak içten bile değil?
Hadi
bi de kendi arayış ve kaoslarına hayat paylaşımcını da zorla dahil etmeye
çalışılınca yaşam partnersiz kedi, köpek dostluğuna tabi geçiveriyor. Böyle
olunca teori de bir sürü puzzle parçan var ama bu puzzle iki kişilik tek
başına çözülmüyor ki!
İşin
şakası bir tarafa, tüm bu arayışlar var olan bilgilerinle pekiştiği anda
aslında tüm cevapları milli kütüphaneye gitmeden ve onca kitaba bilgiye
dalmadan keşfetmek mümkünmüş. Şimdi bir formül ve çözüm arayışına girelim
sadece bildiğimiz üç beş şeyi kullanalım üstelik.
Artık
okula başlamamış çocuklar bile çakra nedir? Biliyor. Hele de bir çoğumuz hangi
çakra hangi bölgede ne işe yarar sorumlulukları nelerdiri anayasa ezberler
gibi ezbere biliyoruz. Eee Einstein bir de formül vermiş; E=m.c2 yani her şey
atomlardan oluşuyor yani enerji var demiş hocam özetle. Peki cinsel faaliyet
hangi çakraların Esi ile faal oluyor? 1. ve 2. çakralar. Demek ki biz
bu iki enerji merkezinde bir üretim yapıyoruz, ve ortaya daha yüksek devinimli
bir E oluşturuyoruz. Buna da Seks Esi diyelim.
Peki o
kadar çakra çalışacak, diğer çakralar üvey evlat mı kalacak? Biri yer biri
bakar cinayet bundan çıkar... Hadi bu işe biraz da Kalp çakra faaliyeti biraz
da Boğaz çakra faaliyeti katalım. Sevelim, sevdiğimizi söyleyelim mesela. O
zaman ne oluyor Emiz biraz daha hacimli oluyor. Ama hala devreye sokulmamış
bir sürü çakra var onları ne yapıcaz? Formül bu kadarla bile hala tam
görünmüyor.
İnsanların çoğu sadece 1. ve 2. çakra faaliyeti ile cinselliğini yaşıyor. Bir
grup ise bu işe 2 çakra daha ilave ediyor. Veeee sonunda ürün/neticeyi hiç
değerlendirmeden deşarj edip boşaltıp atıyor.
Bu
mudur?
Bu
nedir?
Sadece
Seks....
Demek
ki bizim daha iyi ve gelişmiş bir formüle ihtiyacımız var. Bu kadar çabanın
ürünü, bize katkısı biraz daha kalıcı ve verimli olmalı.
İşte
burada araştırmalarım tantrik sevişme tekniklerini, Zen ve Kama Sutrayı
anlamaya mecbur bıraktı. Ben Kama Sutrayı Pornografik pozisyon sanatı
zannederken, Aşka dair güzel söz söyleme sanatı olduğunu öğrenince acayip
bozuldum. :))
Bu
işin Esini anlamaya çalışmak bana bir sürü şey öğretti. Başta, neden bir çok
öğretinin seksi rejim, diyet ve yasaklara soktuğunu da çözüverdim. Siz bu işi
sadece 1. ve 2. çakra hatta sadece 1. çakra faaliyeti olarak görüyorsanız,
abiler size yapma be kardeşim yorma kendini boşa atacak o kadar da En yok
ki diyomuş aslında. Çünkü sadece bu iki çakra faaliyeti olunca Seks oluyor ve
ürünü değerlendiremiyorsun ama tüm çakralar faaliyete etkin olarak
katılabiliyorsa bu sevişmek oluyor ve ürün eşit olarak paylaşılıyor ve daha
kalıcı olabiliyor.
İşte
bu yüzden de eski öğretiler de çeşitli teknikler kullanarak diğer çakraları da
cinsel faaliyete dahil etmeyi denemişler. Ortaya çıkan Eyi de yaratıcı bir
enerji olarak yaşama aktarmayı ve ürünü paylaşmayı daha öğretici ve etik
bulmuşlar. Bazen bu ürün bir çocuk dünyaya getirmek olduğu gibi bazen bir
sanat dalında somut bir ürüne dönüşüvermiş. Cinsel faaliyet süresinde ya da
sonunda enerji boşa atılıp deşarj edilmek yerine, partnerler beraberce
resimler yapmışlar dans etmişler bazen besteler yapılmış...
Kama
Sutra hakkında bir şeyler okumuş iseniz, Hint kültürünün bu aşk sanatına nasıl
bir önem verdikleri hakkında bir çok şey biliyor olmalısınız. Belki güncelliği
ve uygulaması biraz zor olsa bile gerekliliklerine o zaman ve bölgesel şartlar
dahilinde nasılda önemli olduğunu algılamak çok da zor değil.
Hint
öğretisi 3 ana daldan oluşuyor. KAMA, ARTA, DHARMA.
Dharma;
ilahiyat, ruhsallık
Arta;
bolluk bilinci, zenginlik
Kama;
zevk, haz ve sevgi
Kamayı öğrenmek için temel ilk 63 derse baktığınızda ve hatta bunları
günümüze adapte ettiğinizde aslında hala geçerli olduğunu fark edebilirsiniz.
Erginliğe erişen bir genç kızın öğrenmesi gereken ilk 63 Kama Sutra öğretisi
içinden bazılarına şöyle bir göz atalım;
Güzel
söz söylemek (iyi, dolu ve bilgece konuşmak)
Ok
atma, silah kullanma sanatlarını öğrenmek (Yaşamda yer alabilmek için kadınlar
da artık kazanma sanatında günümüzde erkeklerle beraber cephede değil mi?
Okların yerini bilgisayarlar almadı mı sizce?)
Saç
tarama ve örme, saç yağlamayı öğrenme (Ehhh çok da farklı değil. Artık
kadınlar saçlarına yağ sürmek yerine jöle, briyantin faaliyetlerinde bayağı
bir ustalar)
Kına
ve dövme yapma (Makyaj?)
Ev ve
bina inşa etme düzenleme (Bu tüm kültürler de ve bölgelerde hala geçerli evine
herkes kendi enerjisini ve düzenini koymuyor mu?)
Bu
liste uzar gider ama siz günümüz şartları ve kendi etikleriniz içinde
baktığınız da tüm bu karmaşık görünen öğretilerin aslında hayatınızın
genelinde yaşadığınız ve yapmanız gereken genel kurallar için
kolaylaştırıcılıklar getirmeye çalıştıklarını ve aslında farklı kelime
oyunlarının özetinde aynı mesajları içerdiklerini fark ediyorsunuz.
Hayatınızı düzenletiyor ki enerji akışı dengeli olsun. Kendinize saygılı ve
bakımlı olmanızı sağlatıyor ki bugün hala bunu yapmaya çalışıyoruz. Tüm bu
şartlar doğru şekilde oturduğunda açık ve pırıl pırıl Enizle başka pırıl bir
E bir araya geldiğin de cinsel bir faaliyet sonucunda daha yüksek bir titreşim
ve hazzın daha uzun soluklu ve ürünlü olması hedefleniyor.
Mum
diyip duruyoruz. Neden? Sarı ve titreşimli ışık enerji görüşünü ve sezişini
kolaylaştırıyor olmasın? Yoksa sadece romantizm mi? Tütsü ya da güzel kokular
gerekli ise bunlar kendi kokumuzu engellesin ter kokmayalım diye mi? Yoksa
alan enerjisinin akışkanlığını arttırsın ve arındırsın diye olabilir mi? İlla
bunlar mı olmalı?
Hayır,
kendi seçiciliğinle bunların yerine aynı görevi üstlenecek diğer enstrümanları
tesbit etmek mümkün. Tüm bu enstrümanlar, bedenleri faaliyetin içine tüm
duyuları ve tüm çakraları ile katmak için olsa gerek. Tüm bunların bileşimde
oluşan formülle ilahi ve kutsal bir E yaratabiliyoruz. Ve buna AŞK Sanatı ya
da SEVİŞMEK diyoruz.
Ritüeller ve kullanılan aksesuarlar bence kişilere göre değişkendir. Kendi
formüllerimizi kendimizi yarattığımızda bu keşifler bile ayrı bir haz
olacaktır. Demek ki cinsellik faaliyeti aslında tabu değil ama yüksek bir E
oluşturmak işin püf noktası.
Ohh be
sonunda etliye sütlüye dokunmadan, konuyu evirip çevirip bu yazıyı da
bitirdim.
Bu
satıra kadar okuduysan sevgili okur teşekkür ederim. Demek ki başardım :))
Umarım derKi bana önümüzdeki sayılarda da yer verir. Gelecek sayıda gene son
satırı yazıyorsam o zaman gerçekten başarıp başaramadığımı anlamış olacağız.
|