"İlk önce ekmekler bozuldu” demişti şair. Uzun zaman oldu, geçen gün  biri "ekmeklerden önce ekmekçilerin bozulmuş olması gerekirdi?" dedi nihayet. Duydum.

Şimdi  yalnız ekmekler mi  tüm gıdalar bozuldu.  Pirimiz medarı iftiharımız Uğur Ağabeyimiz  Arena'da her hafta teftişte işte. Gün geçmiyor ki yeni bir gıda terörü ortaya salınmasın. Akşam salataya maydanoz doğruyorum allah allah daha dün aldığım taze ot bıçağa bana mısın demiyor. Üstelik  iç kısmı tekmili çamaşır suyu yemiş gibi sapsarı kesilmiş. Kırmızı biberimiz aflatoksin içerirmiş  de meğer biz onu  kiremit tozu sanırdık! Kırmızı et zararlı da tavuk, hindi zararsız mı sanıyorsunuz, nerdeyse gıdaklayacağız, glu glu edeceğiz de o hayvanları neyle yemliyorlar?

Sebzeler, meyvalar hormonluymuş, genetiğiyle oynanmış gıdalar gündemimizdeymiş  de  tüm bunların aşkla ilgisi neymiş diye de sorabilirsiniz yani her şey bozuldu da aşk mı bozulmamış  diye sorayım ben de.
 

                                                    x   x   x

 

İsterseniz doğal beslenme programını bırakalım. Bırakalım da daha fazla keyfiniz kaçmasın . Siz  bir de şunu  dinleyin. Ama  daha henüz aşk meşk yok haberiniz olsun.

 

Dün Haber Türk'te “Komplo Teorileri” programını izliyorum. O kişiyi ve programını da çok beğeniyorum. Çarşamba akşamları 22.30.  Ne yapmış etmiş  ikiz kulelerin çöküşüyle ilgili muazzam kanıtlar ele geçirmiş. Doç. Dr Ümit Sayın ile bir program hazırlamışlar ki bu görüntüler daha doğru dürüst dünya kanallarında bile gösterime girmemiş. Yepyeni yani. ABD'nin dünyaya yalan söylediğini birebir ispatlayan görüntüler bunlar. Yüzbilmemkaç katlı binanın -bunlardan bir tanesinin tepesine çıkmışlığım vardır- katiyen ve de yeminle uçaklar tarafından yıkılmadığını, yıkılamayacağını, binaların içerden sistemli, planlı, programlı  yerleştirilmiş yüksek güçte patlayıcılarla kontrollü biçimde yıkıldığını kapı gibi ispat ediyor. Eldeki fotograflar, kanıtlar öyle ki artık çocuk bile görüyor su götürmez bir  gerçek bu. Bu kanıtlara ulaşmak için Kanadalı ve Alman bilimciler ciddi anlamda çalışmış, kafa patlatmış. Anlaşıldığı üzere uçaklar yolcu uçağı falan değil. Altına füze  yerleştirilmiş güdümlü kara hayalet, kargo uçakları. Kapıları, pencereleri yok. Tabii pilotları da yok. Karakutu da bulunamadı zaten. Ne şekil ki karakutusu olmayan uçağın içinde teröristlerden birinin hiç yanmamış pasaportu bulunuyor.


İki saatten fazla sürdü program.
Bir saniye bile nefes almadan izlemekteyim. İlkokulda öğretiyorlar bir uçak tepeleme bomba yüklü olsa da çarpışma anında çıkan ısı 1500 dereceye dayanıklı çeliği eritemez. Araştırmaları yapan mühendisler anlatıyor yanan beton toz olamaz. Ve  bina uçağın çarptığı yerden  yan yatıp yandaki veya alttaki  binaların üstüne  çöker diye . Oysa öyle olmadı. Ne görmüştük biz ?. Bina bir anda ve her katı bir alttakinin üzerine düşerek dümdüz yıkılmadı mı ?  Ya daha sonra güney kulesine  çarpan ikinci uçağın içindeki bomba büyük oranda -üç yerden birden - bina dışında patlayarak enerji havaya uçtuğu halde nasıl oldu da kuzey kulesinden önce çöktü peki ? 

 

Ya valla çok haklısınız aşk yazısı olmadı pek.  Cinsellik, erotizm de olurdu  ya nolur bekleyin biraz daha bekleyen derviş misali.

 

Esas şimdi sıkı durun. Program yapımcısı diyor ki " Peki ya Amerika'ya sormazlar mı kardeşim sen bütün dünyaya yalan  söylüyorsun diye?” Sorarlar. Sorarlar da Rumsfield abi şöyle cevap verir. Vermiş nitekim! "Biz sizin Komplo Teorilerinizle ilgilenmiyoruz" demiş.  Nokta!  Pes doğrusu. Sayın Erdoğan sen de bi zahmet desene ki Hangi Ermeni Soykırımı be kardeşim biz sizin...


Flaş haber bu gün patladı. Dünya 26 Aralık’ta Uzakdoğu Asya'da gerçekleşen deprem ve tsunami felaketiyle sarsıldıktan sonra bugün -2004 ün sona ermesinden üç gün önce tv kanalları bir haber geçti: "ABD gelecek olan tsunami dalgasını 45 dakika öncesinden hassas aletlerle tespit etmişti. Ancak uyarı alarmı vermedi." deniyor.


İnsanlar, evet  yüzbinlerce insan öldü bu felakette. Dünya doğal olarak bir ayıklanma sürdürüyor olabilir. Herkes bu gezegendeki karmalarını temizlemek durumunda olabilir. Bir çoğumuz bedenimizle ödeyerek ve ölerek temizlenmek durumunda kalıyor olabiliriz. Ve bu durum sürecek... hızlanarak ve şiddetlenerek. Öyle söylüyor kadim bilgiler, ezoterik tarihçiler ve kehanetler. Ben de hissediyorum sezgilerimin tüm gücüyle  böyle olduğunu.  İlginç olan şu ki; yüzbinlerce insan cesedi arasında hayvan leşine rastlanmadı. Ola ki hayvanlar dünyayı  doğal  sezgileriyle yaşıyor ve gelecek tehlikelerden bizlerden iyi korunabiliyorlar. Biz herşeyin sahibi olduğumuz gafletiyle böbürlendikçe, " herşey insan için " demeyi marifet gördükçe, yanlış hayat felsefemizin bizim felaketimiz, felaketlerin  de bizim için olduğunu unutuyor muyuz yoksa? "Dünya, sen  köle, biz  efendiyiz, seni de yola getirmesini biliriz" tavrını sürdürdükçe dünyanın eli ayağı mı titriyor korkudan da sarsıp duruyor, bizi de azıcık ya da tsunamili okyanuslarının gözyaşlarında mı boğuluyoruz?  Ne dersiniz? Olabilir mi?

                                                 x   x   x

 

Aşk  yazısına ne oldu di mi  ?  Siz hayvanların doğasını bir daha gözden geçirin en iyisi. Onlar bizden  doğal yaşadığına göre, daha doğal yaşıyorlardır aşkı da, cinselliği de belki !