Yıllarca bırakın milyar ve milyon, binli hanelere dili dönmeyen dedelerimizle, ninelerimizle dalga geçerdik: “Nineee, ne kuruşu, kuruş mu kaldı?” diyerek... Kaç para emekli maaşı aldıklarını 300 kuruşla açıklayıp sonra ekmeğin 250 lira olduğunu söyleyip kendi kafaları kadar bizimkileri da çorba ederlerdi ya, gülerdik bu hallerine. Hızla artan enflasyonun başdöndürücü seyrine ayak dirediklerini düşünür, hatta çok kondurmasak da yaşlandılar artık zihnin işlem kapasitesi yetmiyor uyum sağlamaya derdik.

 

Yaaa, gülme yaşlı başlı insanlara gelir başına... Artık son yıllarda bol sıfırlı rakamları biz de zor algılar olmuştuk, hele ki aralarda noktalar yoksa otur say işin yoksa, 7 sıfır mı var bu etikette 8 sıfır mı?  Marketlerde yanınıza yaklaşan yaşlı teyzenin sığındığı “Kızım şu etiketi bana okur musun gözlerim seçemiyor da” türü cümlelerin ardında aslında, gözün görmemesinden çok, sıfır saymaktan yorgun düşmenin izleri yok mudur?

 

Bir sıfır atalım, yok üç sıfır derken... Sonunda geçen seneden kararı verildi: Bu yılbaşından itibaren 6 sıfır atacağız paramızdan. 1. Lig takımıyla oynayan mahalle takımına benzer bir skor telaffuz eder gibi: 6-0. Enflasyon 6 Türk Lirası 0, maçın daha 51. yılında hem de. 

 

Herkeste bir telaş, bütün millet nasıl alışacağız derdinde. Oysa biz altı sıfır değilse bile pratik hayatta, hatta bazı muhasebe işlemlerinde bile 3 sıfır atarak hesap yapmaya, etiket düzenlemeye alışmıştık. 3 sıfır eksiğine alışan 6 sıfıra haydi haydi alışır. Benim derdim hesap kitap değil,  ama şu bozuk para taşıma hatta daha önemlisi kaybetmeme işi ne olacak??? Hele ki cebimizdeki bütün bozuk paralarda hak talep eden oğlumu bu alışkanlığından vazgeçirmek hiç kolay olmayacak.

 

Bozuk para kabusunuz yok ancak az sıfırlı sayıları telaffuz etme ve adapte olma derdiniz varsa, sık sık eski Türk filmi seyretmeyi öneririm herkese. Bir de Doritos reklamını tabii, hani şu 2 milyon yeni Türk Lirasını Mithat Paşa stadının ortasına getireceksin diyeni... Yakında okullarda Ayşenin 2 YTL’si var 90 kuruşunu Mehmet’e verdi, 40 kuruşunu Ali’ye verdi, kaç parası kaldı gibi problemlerle boğuşmaktansa şimdiden alıştırma yapmakta fayda var. Hadi havuz problemlerini iyi kötü çözmeyi beceriyorsunuz, YTL problemlerinde çuvallar da çocuğunuzun yeni dünyaya uyumuna destek olmazsanız ayıp size. Hangisi önemli? YTL mi havuz problemi mi? Gerçek hayatında kaç kere havuzun kaç dakikada dolacağını hesaplayacak ki? Ama Ayşe’nin 2 YTL’sinden ne kadarını neye harcadığı ile ilgili pratik yapmasında sonsuz fayda var.

 

Çocukların gözünden para olayları da ilginç zaten. Bazen çok ilgisizler parasal konulara, bazen de bizden kolay adapte oluyorlar. Ama ne olup bittiğini kendilerince yorumladıklarında da ortaya ilginç diyaloglar çıkmıyor değil. Örneğin oğlumun üst kattaki komşunun oğlu ile yaptığı YTL konusundaki bilgi paylaşımıJ Bizimki yukarıdaki ile engin bilgisini paylaşıyor

 

-          Yılbaşından sonra artık Türk Lirası kullanmayacağız.

-          Peki ne yapacağız?

-          Yeni Türk parası uygulamasına geçicez. Yani artık 1 milyon TL yerine 1 dolar diyeceğiz, bozuk paralar için de cent kullanıcaz. Mesela bence bu hesaba göre bir dondurma 50 cent filan olur.

 

Arada ben müdahele ediyorum bu Fox Kids çocuklarına, dolar ve cent bizim para birimimiz değil, biz yine Lira ve sizin bilmediğiniz eski bir birim olan kuruş’u kullanacağız diye. Pek ikna olmadan aralarındaki araba alım satım oyununa devam ediyorlar:

 

-          Kaç dolar bu kırmızı araba?

-          Sana 100 dolar olur...

 

Maaş günü diye bir oyun var, eskiden oynadığımız Borsa gibi bir oyun ve para birimleri 5, 10, 20, 50 lira şeklinde düzenlenmiş. Eskiden olsa gülerdik “Ayol 5 lira mı kaldı, çocuk oyunu işte noolucak” diye. Ama şimdi çaktırmadan oynarken YTL pratiği yapıyoruz Gerçi çaktırmadan dedim ama, geçenlerde oğlum “anne bak ne güzel, bu paralarla oynarken bir yandan da YTL’ye alışıyoruz” diyiverdi.

 

Anne babalarımız bizim şimdi sakız aldığımız paraya bakıp nostalji yaparlardı “Biz eskiden bu paraya ev alırdık ev” diye. Biz de seneye bir ev alacak parayı YTL cinsinden denkleştirirsek eğer, çocuklarımıza “eskiden bu paraya biz sakız bile alamazdık, hey gidi günler hey” diye geyik yapacağız.

 

YTL ile ilgili yazı yazmayı düşündüğümü söyledim eşime, sen ekonomiden hoşlanmazsın ki dedi. Doğru ama geyiği bile yeter konunun. Oğluma dönüp sordum “Neymiş YTL?” Şak diye cevap verdi “Altı-sıfır atılacak!!” “Aferin, hatırlıyor musun bir ara dolar ve cent kullanacağız diye yanıtlamıştın” dedim, cevap yine hazır: “O zaman küçüktüm.”  2 ayda büyümüş oğlum haberim yok.

 

Geçen gün yine oğlum bana “Anne bana bir milyon verir misin?” dedi. Tabi oğlum, getir çantamı vereyim dedim. Yok şimdi değil yılbaşından sonra istiyormuş, YTL olarak. UYANIK!