Dört Anahtar
Zhi Gang Sha, Klan Yayınevi

Müjde Özdemir
 
 

Tıp dünyasının en tutucu doktorları bile hastaların sağlıklı kalmak için doktorlara ve kendilerine sunulan tedaviye aşırı bağımlı hale geldiğini düşünmeye başladılar. Aslında bedenimizin kendi kendini iyileştirme yeteneğini uyandırmayı becerirsek sağlığımızı geri kazanmak için modern tıp bizi daha kolay destekleyebilecek. Ben demiyorum bunu, kitap diyor.

 

Son zamanlarda geleneksel Çin tıbbı gibi eski ve derin bilgiler artık sır olarak saklanmıyor. Acaba eskiler bencilce nedenlerle mi bunları kendilerine saklamışlardı, yoksa zaman geçtikçe insanlık bu bilinç seviyesine erişebildiği için mi bilgi herkese açıldı diye düşünüyor insan. Ya da günümüz hocalarına eski öğretileri yeni paketlerle sunmak maddi veya manevi daha cazip mi gelmeye başladı? Içinde bulunduğumuz çağda bu sorulara objektif yanıt bulmak biraz zor görünmekle birlikte, cevabı ne olursa olsun, şimdi doğu kökenli pekçok öğreti fiziksel, ruhsal, zihinsel ve duygusal sorunlarımızı ortadan kaldırmak için yeni zamanların ustaları tarafından tüm dünyaya öğretilir oldu.

 

Kitap, farklı öğretiler içinde bizlere parça parça sunulan ve birbirinden ayrı gibi görülen 4 ana tekniğin aslında bir bütünün parçaları olduğunu ve bir arada kullanıldığı zaman çok daha güçlü bir şifa sağlayacağını vurguluyor. Bahsedilen dört anahtar ise şunlar: beden gücü (özel durma, oturma ve el pozisyonları), ses gücü, (özel iyileştirici sesler ve mantralar) zihin gücü (yaratıcı imgelem ve söz ile yönlendirme) ve ruh gücü (ruh iletişimi ve ruhsal iyileşme).

 

Çin tıbbına göre hastalıklar qi’de (yaşam enerjisi) meydana gelen dengesizlik ve tıkanıklardan oluşur. Hücresel düzeydeki enerji ve madde dönüşümü ile, bu dönüşümde meydana gelen problemlerin hastalık oluşumuna neden olduğu burada gayet güzel açıklanmış. Sonuçta bahsi geçen tüm teknikler hücresel titreşimi arttırıp tıkanıklığı açmaya yönelik. Hepsi bir arada kullanıldığında titreşimin daha hızlı olacağı, dolayısı ile şifanın daha çabuk gerçekleşeceği söyleniyor.

 

Batı tıbbında tedavide sadece insan bedenindeki maddenin doğası değiştirilmeye uğraşılırken, Çin tıbbı maddenin enerjiye, enerjinin ise maddeye dönüştürülmesini sağlayarak bedenin rot balans ayarını sağlamaya yönelik çalışıyor. Yani hastalıkların her zaman düşük enerjiden değil, bazen tam tersine aşırı yüksek enerjinin tıkanıklıklar yüzünden vücuda dengeli dağılmayarak tek bölgede toplandığında oluşabileceğini işaret ediyor.

 

Son olarak, çoğu şifa tekniğinde uygulanan kuralın bu  “kendini iyileştirme gücü tekniği” için de geçerli olduğunu hatırlatmakta fayda var: Kronik olmayan baş ağrısı, mide ağrısı gibi problemler dakika bazında kontrol altına alınabilirken, kanser, kronik ağrılar ve diğer ciddi hastalıklar için uzun süreli ve disiplinli uygulama şart. Her ne kadar kitabın sloganı “Bedeninizin mucizevi kendini iyileştirme gücünü açığa çıkartın” ise de, görünen o ki buradaki mucize müessesesi her hastalık için “akşam yat, sabah kalk” zaman aralığında iyileş, şeklinde işlemiyor.

 

Şahsen, kitaptaki “uzak el- yakın el” tekniği’ni deneyerek beden gücü, ses gücü ve zihin gücü anahtarlarını aynı anda kullanıp baş ve omuz ağrımı geçirdim. Diyeceksiniz ki hani dört anahtar vardı, yok sayı saymayı unutmadım ama son tekniği kendimle bağdaştıramadım, bağdaştıran benden hızlı titreştirsin hücrelerini, daha çabuk geçirsin ağrılarını, gözümüz yok. Ruh gücünü kullanmayışım yüzünden “ruhsuzsun sen o yüzden ruh gücü tekniğini kullanmamışsındır” diyenlere de spritüel teessüflerimi sunarım.