Baştan anlaşalım. Sigara tiryakisiyseniz, bu yazıyı okumayın. Çünkü siz okuyasınız diye değil aksine, arkanızdan konuşmak, sizi çekiştirmek, verip veriştirmek için yazacağım. Sizin gibi olmayanlara, neden sizinki gibi bir hayatı yaşamama seçimlerinin doğru bir karar olduğunu anlatmaya çalışacağım. Sigara içmedikleri için, aynı odada çalıştıkları sigara tiryakisi iş arkadaşlarının düşman gibi baktığı insanlara, yanlış bir şey yapmadıklarını hatırlatacağım. Dolayısıyla, tekrar uyarmak istiyorum, sigaramdan asla vazgeçmem diye tutturup, sigara içmeyenlere de küçümse bakışlar yönelten, hele bir de on sene öncesinin özgürce sigara içilen dünyasında sigaranızdan rahatsızlık duyduğunu belirtip, camı pencereyi açmanızı isteyenlere, “beğenmiyorsan dışarı çık,” benzeri cevaplar veren tiryakilerdenseniz bu yazıyı sakın okumayın. Çünkü kalbinizi kıracak, öfkenizi patlatacak bir yazı bu.

 

Hadi canım tiryakilerim, siz şimdi bunları aklınıza takmayın. Yetkin ve yetişkin gibi görünmeye çalıştığınız her anda yaptığınız gibi paketinden bir sigara çıkartıp dudaklarınıza götürün. Rüzgar ne kelime, loş ve havasız bir odada olmanıza rağmen açık denizde, rüzgarlı güvertede sigarasını yakmaya çalışan kirli sakallı, suskun denizci gibi avuçlarınızın içine saklayıp rüzgardan koruduğunuz kibrit aleviyle sigaranızı yakın ve hayatlarınızı şekillendiren, kimliklerinizi törpüleyip sıraya sokan küçük, tatlı, yalan imajlarınızın sıcaklığına geri dönün. Biz “diğerleri” biraz önemli konular konuşacağız.

 

Bir tatlı huzur almaya geldik

 

Çoğunuz yaşamıştır. Kafanızı dinlemek, rahatlamak, sakinleşmek, dinlenmek için bir kafeye girersiniz. Bangır bangır müziğin çaldığı, loş ışık içinde yüzlerini vampir gibi boyamış garsoniyelerin şuh bakışlarla ne içeceğinizi sorduğu, okullarından kaçıp, büyük görünmek için kıyafet değiştirmiş, bıyıkları terli liselilerin birbirlerine erkekliklerini ispatlamak için şişe şişe bira içip piskopat bakışlarla etrafı kestiği o bar ile kahve arasında sıkışıp kalmış ruh sağlığı düşmanı “kafe”lerden bahsetmiyorum. Belki boğaz kenarında, belki yüksek bir tepede, yeşillikler içinde, şehre hakim konumda, manzara zengini, sakin, sessiz, huzurlu, sıcak bir kafeden bahsediyorum. Çayın çaydanlıkla geldiği, tosttan kaşar çalarak zengin olunmayacağını fark etmiş işletmecilerin yorgun, bezgin, huzursuz halinizi fark ederek gelip hatırınızı sorabildiği mekanlardan...

 

Hani biraz dinlenmek istersiniz de olaylar komedi filmi senaryosu gibi gelişir ve bir türlü dinelenemezsiniz. Terslikler üzerine terslikler yaşanır ya. Bu kural gereği, o huzurlu kafede, hemen yanınıza bir sigara tiryakisi oturur. Adam sigara içtikçe dumanını siz çekersiniz. Ağzınız burnunuz kızarır. Boğazınız kurur, genziniz hatta gözleriniz yanar. Biraz temiz hava almak umuduyla oturduğunuz kafe dumanaltı olur.

 

Çitler ve sığırlar

 

Benzer durumlar, iyi biliyorsunuz, sadece kafelerde değil her yerde yaşanır. Bu insanlar için, duvarlarında kocaman kocaman, “burada sigara içmek yasaktır” yazmıyorsa, her yer sigara içmeye uygundur. Ofisler bile bu ‘ben dünyanın merkezinde yaşıyorum’cu tiryakilerle doludur. Bu insancıklara içtikleri sigaranın rahatsız edici duman yayan bir meret olduğunu asla anlatamazsınız. Dünyada sigara içmeyen insanların da yaşadığı ve sigara dumanının bu insanlar için çok rahatsız edici bir etki yarattığını öğretemezsiniz.
 

Aynı, koyunları, sığırları belli bir bölgenin içinde tutmak için kullanılan çitler gibi, tiryakilerin belli bir bölgede sigara içmelerini sağlamak için, “burada sigara içmek yasaktır” yazılarıyla çevreye sanal çitler yerleştirmek gereklidir. Tiryakiler ancak bu çitler yardımıyla sosyal hayatın içinde var olabilirler, yönlendirebilirler. Aksi taktirde her yerde ama her yerde, ama kesinlikle kalabalığın içinde (çünkü sigara içme ihtiyacı büyük oranda -ben de buradayım- demek ihtiyacıdır.), paketlerinden bir sigara çıkartıp rüzgarlı bir güvertede sigarasını yakmaya çalışan açık deniz gemisi mürettabatı gibi, ellerini kibrit alevine siper ederek sigaralarını yakar, ardından derin nefesler çekip, dumanını uzun uzun üflerler. Bu insancıklara kalabalığın içinde sigara dumanından rahatsız olacak insanların bulunduğu gerçeğini anlatamazsınız. Çünkü, “sigara içmeyen insan, gitsin dışarıda beklesin, dışarıda çalışsın, dışarıda otursun,” gibi bir düşünce sistemi geliştirmişlerdir ve dediğim gibi, anayasa ile belirtilip, ceza ile tehdit edilip kolluk kuvvetleri ile zorlanmadıkları sürece dünyada başka insanların da var olabileceği gerçeğini kabul edemeyecek kadar benmerkezci yaratıklar haline gelmişlerdir. Aslında bu hale geldiklerine, dönüştüklerine de inanmıyorum.  Aksine doğuştan bu yapıda olduklarını sanıyorum. Aynı, homoseksüelliğin sonradan gelişen bir davranış değil, doğuştan sahip olunan bir beyin yapısı olması gibi... Dolayısıyla onları hareketleri için suçlayamıyorum da.

 

Burası çocuk yuvası değil

 

Sigara tiryakilerinin diğer insanları aşağılayan tavırlarına en güzel örneği, 1996 yılında, bir araştırma şirketi için piyasa araştırmaları dizayn ederken görmüştüm. Müşterimiz olan Türkiye’nin en büyük holdinginin şirketlerinden birinde, çalışanlar arasında sigara yüzünden sorunlar çıkmaya başlamış, şirketin yöneticisi de sohbet sırasında bu sorundan bahsedip, bize her ay yaptırdığı onbinlerce dolar bütçeli piyasa araştırmalarının da hatırıyla, ücret almadan, faturalara, muhasebeye yansıtmadan (sigara sorununun henüz anayasaya girecek kadar büyük bir sorun kabul edilmediği ve sigara içenleri kısıtlamaya çalışmanın “faşistlik” kabul edildiği yıllardı ve bu konuda bir anket yaptırmak için para ödemek, holding yöneticilerinin hoşuna gitmeyebilirdi,) sadece şirket içindeki çalışanlara yönelik, küçük bir anket hazırlayıp hazırlayamayacağımızı sormuştu. Sigara konusunda karar alabilmek için, çalışanların kavga etmeden fikir belirtebilecekleri ve bir sonuca ulaşabilecekleri, elle tutulur, gözle okunur bir çalışmaya ihtiyaçları vardı. Bir kaç sorundan oluşan çok basit bir anket hazırlamıştım. Sigara içenlere de sorunun özünü anlatan bir soru sormuştum.

 

Sigara içtiğinizi ve bunun doğal bir hakkınız olduğu için kısıtlanamayacağını belirttiniz. Peki, siz sigara içtiğinizde sigara dumanıyla ofisinizdeki çalışma arkadaşlarınızın “sigara içmeme hakkını” ellerinden aldığınız görüşü hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

a- Gitsinler bina dışında çalışsınlar

b- İşten ayrılıp kendilerine sigara içilmeyen bir şirkette iş bulsunlar

c- Burası çocuk yuvası değil işyeri. Yetişkin insanlar sigara içer. Çocukluklarından çıkamamış, kompleksli insanlarla çalıştığımı düşünüyorum.

d- Onlar, sigara içmeyeceksin diye direten ailenin, okul müdürünün, otoritenin, kuralların köleleştirdiği koyunlardır. Zincirlerini kırıp, kuralların, sıradanlığın dışına çıkmalarını ve özgür iradenin en güzel ifadesi olan sigaraya başlamalarını tavsiye ederim.

e- Elimde bir sigara varken kendimi çok güçlü hissediyorum. Sigara özgüvenimi korumam için çok önemli bir enstrümandır. Ondan vazgeçersem iş toplantılarında, tartışmalarda karşı tarafı etkileyemeyeceğimden, başarılı olmayacağımdan korkuyorum.

f- diğer... (yazınız)

 

Bu anketin cevaplarını hiç bir zaman alamadık ve bu küçük hatır araştırmasını tamamlayamadık; çünkü anketi okuyan çalışanlar daha cevaplara başlamadan bir tartışmaya girişmişler ve bu sorudan kaynaklanan tartışma o kadar büyümüş ki, şirket içinde bağrışlı, çağrışlı, küfürlü yumruklu bir kavganın sonunda genel müdür duruma el koyup sigara içmezsek çalışmayız diyen bazı çalışanları işten çıkarmak zorunda kalmış. Sanırım o gün işten  çıkarılan insanlar anketi hazırlayan kişinin ben olduğumu bilseler bir kaç yumruklaşma da bizim aramızda yaşanırdı. Ancak bu küçük örnek, sigara tiryakilerinin sigarayı nasıl doğal bir hak olarak gördüklerinin ve sigara içmeyenlerin varlıklarını önemsemediklerinin, onları rahatsız ettiklerini görmediklerinin en güzel örneğidir.

 

Sigara karşıtları faşisttir

 

Sigara tartışmasının bir de -yıllar sonra haklı olduğunu anladığım-  “faşistlik” boyutu vardı ki, bu “sigaraya karşı olan faşisttir” söylemi, deştikçe insanlığımdan ve solculuğumdan utanıp Türkiye’de solun, sosyal demokratların asla iktidar olmamaları gerektiğine inanmamı sağlayan tezlerin kaynağı olmuştur. Belki hatırlarsınız, Sabah ve Hürriyet gruplarında, bina içinde sigara içmenin yasaklandığı yıllarda, sigara içmeyi yasaklamanın “faşistlik” olduğunu savunan bir söylem ortaya çıkmıştı. Sabah ve Hürriyet gruplarına diş bileyen sol görüşlü gazeteler, bu holdinglerde gazetecilere baskı uygulandığı, sigara içmelerinin engellendiğini anlatıp, sigara karşıtlığını sağcı, faşist düşünceye sahip olmanın ispatı olarak tanımlamışlardı. Koyu feminist bir kadın örgütünde çalışan bir arkadaşımın da sigaraya karşı olduğumu öğrendiğinde suratıma karşı yüzünü ekşitip, tükürür gibi bir ifade ve düşmanca bir tavırla, “faşistsin sen” dediğini çok iyi hatırlıyorum. Bir kere, insan sağlığını ilgilendiren bir tartışmanın nasıl olup da siyasi bir düşüncenin parçası olabileceğini sorduğumda cevap alamadığım gibi sigaranın, bu işten yüz milyarlarca dolar kazanan kapitalizmin insanları sömürmesinin en büyük simgesi olduğunu anlayamamış insanların da ellerinde sigaraları yanarken, soldan, demokrasiden, humanizmden bahsetmesi komik ve anlamsız görünüyordu. O gün anlamıştım ki, bizim solcular bile, imaj herşeydir diyen kapitalizmin bir parçasıydılar. Ellerindeki sigara yardımıyla çizdikleri yetkin bir yetişkin görüntüsü altında karşısındakini etkilemeye çalışan ama görüşlerini, tezlerini savunacak alt yapıdan yoksun, daha elindeki sigaranın, savunduğu değerlerin en büyük düşmanı olduğunu fark edememiş kadar zekasını kullanmaktan aciz insanların elbette bizi yönetmek için iktidara çıkmaları halinde yaşayacağımız felaketlerden korkmaya başlamıştım. Neyse, bu yazının amacı siyasi bir tartışma yaratmak değil. Neden sigaraya karşı olmadığımı ve neden sigara içilmesinin desteklenmesi gerektiğini anlatmak.

 

Dünya bize ait

 

Görüldüğü üzere sigara tiryakilerinin dünyaya bakışları, “benim dışında herkesin canı cehenneme” gibi bir mantık sistemi üzerine oturmuştur. Sigara tiryakisi, çevresindekilerin sigaradan rahatsız olabileceğini düşünemez, düşünmez, düşünmek istemez bile. Ancak duvarlara asılmış, ağır cezalar vurgulanmış, tehdit edici mesajlarla topluluk içinde sigara içmeleri önlenebilmektedir ki, bu insanlar, çevrelerinde kendilerine tepki gösterebilecek güçlü bir kalabalık olmadığını fark ettiklerinde, bir iki kişinin ses çıkarmayacağını düşünüp, sigara yasağı olan ortamlarda bile sigara içebilirler. İçtikleri sıklıkla görülür. Yani, bir kişi de olsa, yanında dumandan rahatsız olacak o insana saygı duymadıkları gibi, yukarıda açıklamaya çalıştığım şekilde, sigara tiryakileri ancak cezalandırılmaktan ve tepki çekmekten korktukları için sigara içmeye ara veren, diğer insanların nefes alma haklarına saygı göstermeyen bencil bir usa sahiptir. Başka bir canlının yaşam hakkına saygı duymayan bu tür bir davranışın ne kadar tehlikeli olduğunu kimse inkar edemez sanırım. Bu gün, ‘dünyanın en ileri ulusu biziz ve dünya bize ait,’ mantığı ile toplumsal bir histerinin etkisinde yöneticilerini destekleyip çocuklarını, kocalarını dünyanın diğer ucundaki çocukları öldürmeleri için savaşa gönderen Amerikalıların dünyanın ve insanlığın başına açacağı belanın bir örneğini altmış yıl önce Almanlar dünyaya yaşatmıştı.

 

Dünyanın en yanlış yasağı
 

Şimdi yazacaklarımı biraz uçuk ve hatta belki de delice bulacaksınız, gerçi ben de bu tezi sıklıkla insanları güldürmek, eğlendirmek için anlatıyorum ama kabul etmeliyim, bir yanım bu tezi sonuna kadar destekliyor. Tez kısaca şu: Amerikanya'daki insanların bu derece çıldırmalarının ve sağa sola saldırmalarının nedeni sigara yasağıdır.

 

Son on, onbeş senedir etkisini gösteren sigara karşıtlığı ve sigara yasakları nedeniyle, aslında sigara bağımlılığı altında çürüyüp gidecek, hastanelere düşecek, yerlerinden kalkıp oy vermeye gidecek gücü bulamayacak, bulmaması gereken, insanlığa ve yaşam hakkına saygı göstermeyen sigara tiryakisi insanlar, gençler, sigara içmeyi seçerek doğal seleksiyonla yok olmaları engellendiği için sağlıklı, güçlü, üretken bireyler, seçmenler olarak, başka insanların yaşam hakkına saygı göstermeyen sapkın tiryaki beyinlerinin kolayca onaylayabileceği politikaları uygulayan bir yönetimi desteklemekte sakınca görmüyorlar. Bir asker, teslim olmuş yaralı bir düşman askerine nişan alıp, sigara dumanları içinde çekilen sinema filmlerinde elinde sigarayla sağa sola ateş edip, “fuck” diye bağıran Hollywood artistleri gibi konuşup, “bu herif -fucking- ölü taklidi yapıyor” diyerek yaralı düşman askerinin kafasına kurşun sıktıktan sonra “şimdi -fucking- öldü” diye nara atıyorsa  ve bunu canlı canlı, duvara sıçrayan kıpkırmızı kanın korkutucu kızıllığında izleyen toplum göstermelik bir kınama cezasından fazla bir tepki veremiyorsa o toplumun uyuşturulduğunu inkar edebilir misiniz? İşte diyorum ki, reklamlarda, filmlerde, medyada gördüğü rol modellerin, idollerin peşinden gidip, onlar gibi sigara içmeye başlayan, kolayca manüple edilebilen, özgüveni, öngörüsü olmayan, beyni kolayca uyuşturulabilen bu insanları engellersek, sigara içmelerine mani olursak, sağlıklı kalıp, uzun yaşamalarına neden olursak, toplumlar Amerikanya’da olduğu gibi kirlenir. Topluma yön verecek mantıklı, doğru insanlar azınlığa düşer, güçsüz düşer, gürültünün arasında seslerini duyuramaz ve insan yaşamına saygı duymayan bir kalabalığın arasında yok olup sürüklenmeye başlar. Bu nedenledir ki, yıllar sonra sigara düşmanlığını faşistliktikle bağdaştıran söyleme hak vermeye başladım. İnsanoğlunun kendi kendine yaşaması, bulması, çözmesi gereken bir sorunu dayatma yasaklarla çözmeye kalkarsanız, doğanın dengesini bozarsınız.

 

Biz kimiz ki doğanın kurallarını yıkmaya, doğal seleksiyon denilen, insan ırkını daha sağlıklı bir geleceğe taşımak amacını taşıyan, milyonlarca yılda gelişmiş mükemmel refleksimizi yok etmeye çalışıyoruz. Bırakalım içsinler, bırakalım gebersinler. Sigara tiryakileri de durmadan bu lafı geveleyip durmuyorlar mı? “Atın ölümü arpadan olsun” veya “Öleceksem ben öleceğim, size ne?”

 

Biz tutmuyoruz seni güzel kardeşim. Buyur...