Kızgın Gece

Emre Sakaryalı
 

Yağmurlu bir akşamdı onu gördüğümde.

Oturmuş kuytu bir köşeye

Elindeki içki şişesiyle konuşuyordu sanki.

Usulca yanaştım yanına.

Oturabilir miyim acaba dedim.

Baktı yüzüme parlayan gözleriyle

Vee... Tabi evlat buyur dedi. Buyur.

Ziyaretçisi gelmiş bir hasta edasıyla.

Kimbilir anlatacak ne çok şeyi vardı.

Bir polis emeklisi olduğunu,

Karısını seneler önce yitirdiğini

Ve şimdi üç oğluyla kaldığını bu dünyada

Gözlerinden yaşlar süzülerek anlatacaktı

Belki de... Ama yapmadı. Hiç konuşmadı.

Saatler, günler, geceler geçmişti sanki

Bu sessizliğin soğuğunda.

Saatler, günler, geceler boyunca

Tanıyordum sanki onu.

Elindeki şişeden bir yudum aldı

Ve bir sigara sardı titreyen parmaklarıyla.

Dumanı içine çekerken bile

Gizli bir hüzün vardı yüzünde.

Buyur dedi. Buyur. Çek bir yudum

İçin ısınır dedi şişeyi uzatırken.

Halbuki onun da yüreği titriyordu

Benim gibi, ama bilmek bile istemiyordu.

Usulca kalktı ayağa,

Derin bir nefes çekti sigarasından

Ve gökyüzüne bakarak,

Gece dedi, gece bekletilmeyi sevmez.

Onun için gitmeli şimdi dedi.

Uzaklara, yeni ufuklara, yeni gecelere

Gitmeli...

Gece kızdırılmaya gelmez dedi.

Ve ardına bakmadan yürüdü

Yavaş yavaş.

Her adımında bir gözyaşı bırakarak...