Oyun oynamayı isterken, oyun bozan bir jenerasyon,

Başarı isterken, kültürlü yetişmek isterken, bitkisel hayata giren bir jenerasyon,

Bazen tersanelere sahip olmak değil kağıt gemiler yapmak mutlu eder insanı...


Bu aralar evden çıkmak istemiyorum. Önceden biraz kafa dağıtmak için dışarı çıkardım ama artık dışarı çıkınca kafamı toplayamıyorum. Bir anda pek bir batılılaştık ama medeniyetin medeni insanlara ait olduğunu unutuverdik. Seyrediyorum da yeni nesil çok değişik, artık hocaların önünde ceketler iliklenmiyor, çok asiyiz, kültürlü olmak adına beynimize soktuğumuz bilgilerle zehirleniyoruz. Zevk meselesi karışılmaz diyerek ne giyeceğimizi şaşırıyoruz, çok batılıyız ya türkçeyi bile adabı ile konuşamıyoruz. Büyüklerim ben gençken diye söze başlıyor, ben de bir genç olarak söylüyorum; benim zamanımda işler çok karışmaya başladı!

Dışarıda yüzü gülen pek az insan var, yürürken kolunuz birine çarpsa küfür yiyebilirsiniz yada benim başıma geldiği gibi bir haftada iki kez arabanızın camı kırılabilir. Tüm bunlar bir kenara, gelelim bizim genç tayfaya; şu an kulaklarımda bir şarkı yankılanıyor ‘’Bir senede on arkadaşım oldu, yedisi beni sattı.’’ Yeni nesil egoist büyüyor çünkü bu yüzyılda güveni kimse yaşayamıyor. ‘’Aman çocuğum kimseye güvenme, babana bile.’’ ‘’Aman evladım kimseye kendini ezdirme.’’ Bu öğütlerle büyüyen bir neslin evladıyız, hepimiz güvenmek istiyoruz, güvene aç çocuklarız biz ama ne yazık ki büyük bir kısmımızda kendini bu oyuna çok kaptırmış durumda. Başarılı olmak istiyoruz, kariyer sahibi olmak istiyoruz, zengin olmak istiyoruz, popüler olmak istiyoruz, istiyoruz da istiyoruz. Bunları isterken aslında kim olduğumuzu unutuyoruz, nereye gidiyoruz?
 

Artık çocuklar dışarıda pek top oynamıyor, ip atlayan kızlara da pek rastlayamıyorum, çocuk sesleri kayboldu, saf beyinler mekanikleşiyor, her çocuk odasında sanal aleminde asosyalleşiyor. Paylaşmayı bilmiyor!
 

Geçen sene okula bir hafta gidememiştim ve arkadaşlarım bana ders notlarını vermedi, aynı hafta üniversitede bir profesöre bağıran yaşıtımı gördüm, o kadar hırslandım ki okulu bölüm birincisi olarak bitirdim, hocalarıma az buçuk yeteneğimle yağlı boya tablolar yapıp hediye ettim, onları mutlu görmek istedim ve okulda kendime bir iki kişi müstesna hiç arkadaş edinmedim. Evet, bu modern olmak isterken ananelerini unutan, dilini konuşamayan, radikal olayım derken palyaço gibi giyinen gençlikten ve meyvesinden korkuyorum.
 

Bir çocuğa güveni ve sevgiyi göstermeden eğitsinler diye okula veremezsin, beş yaşındaki çocuğa bilgisayar alıp, arkadaşlarına küçük oğlunun nasılda deliler gibi araba yarışı oynadığını gururla anlatamazsın. Henüz anaokuluna giden kızının tırnağına oje, dudağına ruj sürerek onu kadınlığa ve hayata hazırlayamazsın. Ama garanti ederim ki otobüslerde yaşlılara yer vermeyen bir gençle Türkiye’de asla karşılaşamazsınız! Her ne kadar dolmuşta bağıra bağıra konuşacak kadar rahatlarsa da bu denli bir görgüsüzlük yapmazlar.

 

Yeni jenerasyon şimdi beni iyi dinleyin :

Paylaşmayı, güven vermeyi bilin, karşınızdakine ona güvendiğinizi söylemekten korkmayın, bu bir koz değildir. Unutmayın ki her insan hayatı boyunca güvenebileceği en az bir insan arar durur. İnanç esastır, bir kişi inanmadan yaşayamaz, Tanrı’ya  ve kendinize inanmadan gülümsediğiniz her an için Tanrı’ya şükretmeden bir gün bile geçirmeyin. Herşeyi bilin ama herşeye inanmayın. Başarıya koşarken kimseyi ezmeyin, birlikten güç doğar, yalnız insan ise asla mutlu olamaz çünkü insan çabucak sıkılan bir varlıktır ve herşeyden evvel bizzat kendinden sıkılır. İnsanları övmekten korkmayın, bir insanın egosunu okşayabilirsen senden cömerti yoktur. Bir köre rengi anlatamam diyerek işin içinden çıkmayın, unutmayın ki herkesin kendi dünyası vardır. Anlamaya çalışmadan anlayış beklemeyin, sevgimi gösterirsem benden çabuk bıkar deyip sevdiğinize sarılıp, onu öpmekten çekinmeyin. Dilinizi bilin, birisi size faziletini gördüm dediğinde apışıp kalmayın. Çok televizyon izlemeyin. Aklın bulanığı değil dinç olanı makbuldür. Yaşlılar çok konuşur ama onları dinlemekten sıkılıp kaçmayın, yaşlanacağınızı düşünmeyin ama her yaştan insanı anlayacak esneklikte olun. Telefon defterinizi her ay karıştırın, hatırlanmak güzeldir, değer verdikçe değerlenir insan, neyden korktuğunuzu bilin, düşmanınızı bile tanıyın. Ata sözlerini kullanmaktan kaçınmayın zira onların yanıldıklarını pek görmedim. Henüz 22 yaşındayım, ahkam kestiğimi düşünmeyin, beni eleştirin ama yargısız infaz yapmayın. Her insan hayatı boyunca hatalar yapar, dilim sürçtüyse affola, hepimizin önünde kocaman bir dünya, sevmek insanlara, yalnızlık mahsus Allah’a...