Bu yazımda okullardaki eğitimin cinslere yaklaşımı, sistem içinde öğrencilerin (kız-erkek) cinsiyetlerinden ötürü maruz kaldıkları farklı davranışlar ve tepkileri irdelemeye çalışacağım. Ülkemizdeki eğitimin bilimsel olduğunu söylemek güçtür. Genelde baskıcı, ezbere dayalıdır. Çocukların sosyal, psikolojik, duygusal gereksinimlerini fazlaca dikkate almayan bir yapıdır. Eğitimin en temel unsurlarından biri öğretmenlerdir. Yeterli araç-gereç, deney ve gözlemden mahrum eğitim sistemimizde, bütün yük onların omuzlarındadır. Sonuçta; bu eğitim sisteminden yetişen öğretmenler de doğal olarak, evrensel normlara göre istenilen düzeyde değillerdir. Öğretmenlerin genelinin donanımları ve eğitime bakış açıları, çağın gereksinimlerinden uzaktır. Bireysel ve özverili çalışmalar duvarları yıkmaya çalışan öğretmenlerin çabaları, sonucu etkileyecek düzeyde değildir. Mevcut yapısıyla yetersiz olan eğitim kurumlarında, cinsiyet ayrımına dayalı uygulamalar işleri daha da zorlaştırmaktadır. Bu ayrımcılığa maruz kalan öğrenciler, eğitim kurumlarından beklenenin tam tersi sonuçla, kişilik bozukluklarına varan travmalarla okullardan ayrılmaktadırlar. Eğitim sistemimizde cinsiyet ayrımına yönelik ayrımcılığın en çok erkek öğrencileri hedef aldığını, onları, olumsuz anlamda daha fazla etkilediğini düşünüyorum. Bu demek değildir ki; kız öğrencilere yönelik ayrımcı tutum yoktur. Elbette vardır (Bekaret kontrolü gibi). Kız öğrencilerin maruz kaldığı sorunlar, hemen her platformda gündeme gelmektedir. Oysa erkek öğrencilerin karşı karşıya kaldığı olumsuzluklar, hiçbir zeminde dile getirilmemektedir. Okullar, eğitim ve öğretimin verildiği kurumlardır. Devlet ve özel kişilerce yönetilmektedir. Okullarda; öğretmen, öğrenci, idari ve hizmet personeli görev yapmaktadır. Öğrenci velileri de etkin bir şekilde sistemin içindedir. Bu kişiler çocukların eğitimini (olumlu-olumsuz) etkilemektedirler. Erkek öğrencilerin okullarda maruz kaldığı cinsiyet ayrımcılıkları: Okullarda problemli olduğu kabul edilen öğrencilerin çoğu erkektir. Aile, okul, çevre üçgeninden gelen çocukların problemleri, bu üç kurumun yaklaşımından kaynaklanmaktadır. Fakat sistem, suçu çocukta aramaktadır. Erkek öğrenciler kız öğrencilerden çok daha fazla şiddete maruz kalmaktadır: "Her beş öğrenciden üçü mutlaka dayak yiyor* Gazi Üniversitesi'nce yürütülen araştırma, 5 öğrenciden 3'ünün orta öğrenimleri sırasında şiddete maruz kaldığını ortaya koydu. Araştırmaya katılan öğrencilerin yüzde 60'ı lise yıllarında fiziksel şiddete maruz kalıyor. Doç. Dr. Ahmet Mahiroğlu ile Yrd. Doç. Dr. Bekir Buluç'un araştırmasına göre, "erkek, başarısız ve zayıf-çelimsiz öğrencilere" daha fazla şiddet uygulanıyor." California'da da okul çocukları üzerinde yapılan bir araştırma da erkek çocukların, kız çocuklardan sekiz kat daha fazla tokat yediğini göstermiştir. Bu, sorunun yalnız ülkemize özgü olmadığını gösteriyor. Bu oranın (8 kat) ülkemizde çok daha fazla olduğuna inanmaktayım. Okullarda erkek öğrencilerin dayak yemesi çok sıradan bir olaydır. Bu durum sık sık ve yoğun bir şekilde yaşanır. Erkek öğrencilerin aksine kız öğrencilerin dayak yemeleri, olağanüstü bir durumdur. Aynı suçu işlemiş dahi olsalar, erkek öğrenciye şiddet uygulanırken, kızlara öğüt verilmekle yetinilir veya çok az bir tepki gösterilir. Okullarda erkek öğrencilere uygulanan şiddet; kulak zarı patlaması, travma, kemikleri kırmaya kadar varmaktadır. Erkek öğrencilere uygulanan şiddet, kimi aileler tarafından da desteklenir. Aile çocuğunun bunları hakettiğini düşünür. Kız çocuklara karşı benzer bir uygulamada ise aile, çok sert bir tepki verir, Yönetimle tartışır, öğretmeni şikayet eder. Kız öğrencilerin, erkek öğrencilerden kaynaklanan şikayetleri, ivedilikle değerlendirilir. Karşılığında, doğruluğu fazlaca araştırılmadan sert cezalar verilir, şiddet uygulanır. Tersi bir durumda erkek öğrencinin şikayeti, çok fazla dikkate alınmaz. Kız ve erkek öğrenciler arasındaki kavgalar, öğretmen ya da idareye intikâl ederse; olaya karışan erkek öğrenci (öğrenciler) şiddetle cezalandırılır. Erkek öğrenciler arasında yaşanan kavgalarda; kavgaya katılanların hepsi çok sert cezalandırılırlar. Kız öğrencilerin kavgalarında ise öğüt verilerek olay yatıştırılır. Bayan ve erkek öğretmenler, erkek öğrencilere eşit oranda, aynı sertlikte bir tutum takınırlar. Erkeklere Uygulanan Baskı, Ayrımcılık Ve Haksızlıklar: Erkek öğrenciler daha fazla kötü muameleye maruz kalırlar. Kötü muamele: Bağırma, aşağılama, rencide etme, afişe etme, suçlama, dışlama şeklinde özetlenebilir. Aynı pozisyonda olan kız ve erkek öğrencilerden, erkek öğrencilere daha fazla bağırılır ve hakaret edilir. Saçı uzun erkek öğrencilerin saçlarının traş makinası ile işaretlendiği dönemleri hatırlayanınız çoktur. Erkek öğrenciler en küçük bir yanlışta afişe edilir. Bu durum arkadaşları tarafından aşağılanmasına neden olur. Çalışma, ödev, derse katılım konularında kız öğrencilere daha toleranslı davranılır. Ödevlerini düzenli şekilde yapmayan iki öğrenciden erkek olanına, daha sert bir tepki verilir. Yıl sonu notlarında kullanılan "kanaat notu", erkek öğrencilere daha kontrollü uygulanır. Erkek öğrenciler okullarda bedensel olarak çalıştırılırlar. Kömür taşıma, sıra taşıma, okul inşaatında çalışma gibi işlerde hep erkekler çalıştırılır. Bu işler için en güçlü olanlar seçilir. Sosyal, kültürel kol çalışmalarında kız öğrencilere öncelik ve daha fazla sorumluluk verilir. Öğrenciler için çok önemli olan öğretmene yardımcı olma görevleri, genellikle kız öğrencilere verilir. Erkek öğrencilerin dans, pop müzik ile olan ilgileri eşcinsellik eğilimi değerlendirilir. Aşağılanır ("Kız gibi çocuk"). Erkek öğrencilere potansiyel suçlu gözü ile bakılır. "Her an suç işleyebilir; tetikte olunmalı, baştan önlem almalı" diye düşünülür. Erkek öğrencilerin giysilerinde yaptıkları küçük değişikliklere, kızlardan daha fazla tepki verilir. Masum flört için girişimde bulunan erkek öğrenci, kız öğrenci tarafından afişe edilirse, nerdeyse sapıklıkla tescil edilir. Bir çoğumuz (öğretmenler, idareciler, veliler), "Ama erkek öğrenciler de çok yaramaz, birçoğu hakediyor!" diye düşünebilirsiniz. Buna katılmıyorum. Yaramazlık, yalnız bir cinse özgü olaysa, o cinsin yetiştirilmesinde sorun var demektir. Bu, o cinsin değil; toplumun sorunudur. Erkek çocuk neden daha yaramazdır? Erkek çocuktan, yürüdüğü andan itibaren hareketli olması istenir. Ebeveynler, çocuklarını bu yönde yönlendirirler. Evde oturan çocuğa, "Hadi oğlum, çık bir top oyna" demezler mi? Erkek çocuklarla hep güce dayalı oyunlar (güreş, karete vs) oynamazlar mı? Onları hep sert sporlara (futbol, güreş, boks, karete vs.) yönlendirilmezler mi? Erkek çocuğun kavga yapması, hasmını dövmesi, aileyi memnun etmez mi? Sürekli olarak harekete zorlanan, güçlü, kavgacı olması istenen erkek çocuk, okula gelince, kızlara özgü olduğu varsayılan davranış kalıplarına sokulmaya çalışılır. Kibar, terbiyeli, uslu olması istenir. Tersi şekilde yetişen erkek çocuk, doğal olarak buna boyun eğmek istemez; bu sefer de şiddete maruz kalır, aşağılanır. Şiddete maruz kalan, aşağılanan çocuk, kendini değersiz hisseder. Çevresine ve arkadaşlarına zarar vermekle, kendisini incitenlerden intikam alacağını düşünür. Şiddete maruz kalan çocuk, şiddet uygulamaya başlar. Bu döngü sürer gider. Okullarda başarılı kabul edilen erkek çocuklar, genellikle kibar ve terbiyeli olarak kabul edilen çocuklardır. Aile içinde istenilen, arzu edilen erkek tavırlarını okulda sergileyen çocukların başarı şansı çok düşüktür. Ailede ve okulda şiddete uğrayan erkek çocuklar kendilerini suçlar, değersiz olduklarını düşünürler, kendisi ile yüzleşmek istemezler. Bunun sonucunda kendilerini başka şekilde ortaya koyarlar. Bu davranışlar, sistem tarafından düzen karşıtlığı olarak değerlendirir ve cezalandırır. Erkek öğrencilerin içinde bulundukları bu durumu iyi anlayarak onlara dostça yaklaşıp onların değerli ve özel oldukları hissettirilmelidir. Onları damgalamadan, acele etmeden, enerjileri spora yönlendirilmelidir. Kızlara yaklaşmasına, onlarla iyi ilişkiler kurmasına yardımcı olunmalıdır. Çocukların sorunlarının kaynağına inilmelidir. Erkek çocukları kazanmak için sorunların kaynağına inilmeli... okumaya teşvik edilerek dans, tiyatro vb. sanat etkinliklerine yönlendirilmeli ve desteklenmelidir. Ailede, şiddete maruz kalan erkek çocuk, aileye karşı savunmalı, devlet bu yolda önlemlerini almalıdır. Tüm çocuklara (kız-erkek) eşit mesafede olunup hepsi sevilip dinlenmelidir. Başarıya endeksli eğitimden çok, mutlu çocuklar baz alınmalıdır. |