Bilge adında bir kadın benim hayatımı mıncıkladı ve muhtemelen de sonsuza kadar değiştirdi. Tabii ki aslında tüm değişimi yaratan Ben’dim, ama en baba araba bile stop ettiğinde yoldan geçenlerin ‘bi el atıp ittirmelerine’ ihtiyaç duyabilir. Bilge de bana öyle bir el attı ki… Konumuz: Reiki ile Bilinç Terapisi.
 

* * *


İnsanın hayatında dibe vurduğu anlar vardır. Üzerinizdeki basınçtan kımıldayamaz hale gelirsiniz, artık hayatınız sona ermiş gibidir. Ne yapacağınızı; kaybettiklerinizi nasıl telafi edeceğinizi bilemezsiniz; muhtemelen de intihar etmeyi düşünür veya ölmek için yalvarırsınız. Ben bu durumları dönem dönem yaşarım. Ama 2002 Nisan ayında yaşadığım dibe vuruş o güne kadar yaşamadığım kadar ağırdı. Üstüste yaşadığım iki olay (ki bunları anmak istemiyorum) beni bir ağaç gövdesinin ikiye bölünmesi gibi paramparça etmişti ve ruhum bedenimden çekilmişti resmen. Dünya’da yaşayan bir ölü gibiydim ve evrene güvenim sarsılmamasına rağmen, yaşayanlarına güvenim çok ağır bir darbe almıştı. O olayları yaşadığım gece ICQ’da karşılaştığım dostum Gülüm’e durumu anlattığımda, genelde son derece cool olan o bile kabullenememişti vaziyeti. Ben ciddi anlamda “ölmek” istediğimi söylemiştim ona ve kendimi pelte gibi bırakmıştım. Gece yatarken evrene şöyle dedim: “Yarın gün doğumumu göreceksem eğer, bu durumdan kurtulacağıma inanacağım, ama eğer beni kurtarmayacaksan bu gece canımı alabilirsin”. Eh her zaman olduğu gibi sabah uyandım. ruh gibi okula gittim ve derslerime girdim. Akşam 8’de eve dönerken içimden bir ses “Hadi Gülüm’e” dedi. Onu aradım; “meditasyon yapacağız az sonra toplu halde çabuk gel, seni bekliyoruz” dedi. (Millet altın günü, çay günü yapar; bizimki de böyle ağırlıyor konuklarını…) Ben soluğu orada aldım ve meditasyon başladı. Ben hemen hiç meditasyon yapmayan biriyimdir, hele ki bu sırada gelen ‘şöyle hayal edin, böyle imgeleyin’ gibilerinden komutları nedense reddederim ve kendi bildiğimi uygularım. Tabii o gün meditasyona katılamamamın nedeni bu huyum değildi, artık istemiyordum iyi olmak. İyileşmek istemiyordum ve ööle pelte gibi kalmak istediğimi söylüyordum. (Tabii içimde tabii ki iyileşme niyeti vardı, ama kırgınlığımdan bunu da reddediyordum) Ben meditatif hale giremedim ve onları takip ettim. Meditasyon bitince Gülüm “Hasan sen çıkma, sana özel bir tedavi uygulayacağız” dedi. Ben zaten oldum olası böyle denemelere bayılırım. Bir defa acayip meraklıyımdır ve sırf bu merakımı tatmin etmek için kobay gibi kullanılmaya bayılırım. Hele ki ruhsal denemeler varsa… Evrenin bana zarar verebilecek herhangi bir çalışmaya engel olacağını öyle iyi biliyorum ki karşıma çıkan herşeye atlarım. Bir de mesela köpekten, yüksekten korkarım ama öte veya ruhsal alemde hiçbirşeyden zerre korkmam, çünkü zarar gelmeyeceğini biliyorum. (Tabii birçok kişi kendi inançlarına göre bana bunun aksini savundular, ama bu da benim gerçeğim işte). Ben bu tedaviyi heyecanla beklemeye başladım ve herkes çıktıktan sonra başladık.


Bilge hafif bir müzik açtı ve Gülüm’ün salonundaki kanepenin ucuna oturdu. Ben de kanepeye uzandım ve başımı yastığa koydum. Sonra Reiki aktarmak için ellerini hazırladı (ki ben buna motoru ısıtmak diyorum). Hafif ateş kıvamına gelince de alnıma koydu. Herhangi bir hipnoz, telkin, absürd duruş vs. olmadı. Zaten Bilge çok anaç bir yapıda olduğu için sanki hastalanmışım da annem benim alnıma elini koymuş gibi hissettim. (Bilge’yi görünce insanın civciv olup onun kanatlarının altına giresi geliyor) Az sonra da Gülüm geldi ve o da reiki vermeye başladı. (Bu tedavi için ikinci bir kişi gerekmiyor, kaportam fena dağıldığı için takviye kuvvet olarak katıldı olaya) Bu yaklaşık bir 50 dakika sürdü. O süre zarfında bilincim tamamen açıktı ve istediğim her an soru sorabiliyordum. Ama enerji o kadar yoğundu ki sorma ihtiyacı bile duymadım. Benim zihnimde bir sürü görüntü beliriyordu, onları izliyor ve derin düşüncelere dalıyordum. Bu arada bana sadece kendimi rahat hissedip hissedilmediğim sorulmuştu. (Kafanı boşalt, derin nefes al ver gibi şeyler de yoktu) Ayrıca Bilge durumum hakkında hiçbir bilgi de istememişti. (Zaten tedavilerden önce hiçbir bilgi istemiyor, gerekli olana ulaşıyorum ben diyor) 50 dakika boyunca duyduğum tek şey Bilge’nin nefes alışverişleriydi ve bittiğinde ise bana gülümsedi; “Sen kendine neler yapmışsın böyle” dedi. Tabii ilk şok orada başladı. Ben şişkin egom nedeniyle yüksekbilincimle bağlantı kurulduktan sonra “sen ne yüce insansın, çok parlaksın, sen olmasan Alize Rüzgarları bile esmezdi; Hicri Takvim bile senin yüzü suyu hürmetine işliyor” mealinde methiyeler beklerken, “sen ne yapmışsın kendine!”. Ben tabii şok olduğumu gizlemek için çok rahat havalarına girdim. Bilge biraz kendine geldikten ve sigarasını içtikten sonra gördüklerini anlatmaya başladı ve ben hayatımın şokuna uğrayıp kilitlenip kalakaldım…

“Seni önce karanlıklar içinde buldum, Hasan. Etrafta yoğun bir karanlık sis perdesi vardı ve sen bir su birikintisi kenarına çömelmiş onunla uğraşıyordun. Yüzünde birşeyleri arayıp bulamamanın sıkıntısı vardı. Yanına geldim ve sordum: ‘Hasan burada ne yapıyorsun’ diye. Sen de ‘kendimi arıyorum, onu mutlaka bulmam lazım, anlamlandırmam lazım’ diye yanıt verdin. ‘Hasan ama bunun yolu bu değil, kendini karanlıklara hapsetmişsin ve bulacağım diye hayatını karartıyorsun, gel hadi buradan ayrılalım ve uzaklaşalım’ dedim ve beraber yürümeye başladık. Biraz ilerledikten sonra bir kuyuya yaklaştık. Kuyunun içinden alevler fışkırıyordu. Sen oradan çok korkuyordun ve yaklaşamıyordun. Sana “hadi yaklaşalım Hasan, korkma ben yanındayım” dedim ve yakınlaştık. Kuyu çok derindi ve “hadi atlayalım” dedim Sen daha da korktun ve istemedin önce, ama ben zorladım ve ikimiz birden atladık aşağıya. Uzun bir düşüşten sonra kendimizi bir odada bulduk. Bu oda korkunç bir işkence odasıydı hani Ortaçağ’da görülenler gibi. Bir sürü işkence aleti vardı ve Hasan sen burada kendine işkence ediyordun. Burada güçlü olduğunu düşündüğün sert ve acımasız bir Hasan vardı ve seven, bu yüzden de zayıf olduğunu düşündüğün Hasan’a işkence edip duruyordu. Bu işkenceyi gördükten sonra sana ‘hadi bu işkence odasını yokedelim ve çıkalım’ dedim ve birden sağımızda bir kapı belirdi. Kapıyı açtım ve sen yine müthiş korku duydun oraya yaklaşmaktan. Aşağısı sonsuz bir uçurum gibiydi ve ben ‘hadi atlayalım’ dediğimde yine çok direndin ve atladık. Düştük, düştük, düştük, düştük ve tam yere çarpacakken orada bir trambolin olduğunu gördüm ve oradan zıplayıp geri odaya döndük. Hasan sen o kapıyı kurtuluşun olarak görüyordun ve muhtemelen ölüm düşüncen olarak da, ama atladığında da tekrar geri döneceğini ve kurtuluşun olmadığını düşünüyordun. Kısır bir döngü içindeydin ve çıkamadığın için kapana kısılmış gibiydin. Birlikte hem o odayı, hem de o kapının ardındaki uçurumu ve trambolini yokettik. Sonra birden bir bahçe içinde yürümeye başladık. Gerçekten muhteşem bir bahçeydi, ama sen hiç zevk almıyordun. ‘Hasan, baksana şu çiçeklerin güzelliğine, kokularına neden bunları hissedemiyorsun?’ diye sordum ve sen ‘onlara inanma, onlar gerçek değil’ diye yanıtladın. Ben yerden bir çiçek kopardım ve sana uzattım. Sen eline alır almaz resmen acı çekmeye başladın. ‘Gördün mü bunlar sadece acı verir’ deyip bağırmaya başladın. ‘Hasan o sadece bir çiçek sana nasıl acı verebilir ki, hadi koklamaya onu hissetmeye çalış’ dediğimde rahatladın. Sonra da bugünlük için seansı bitirmemiz gerektiğini hissettim ve seni oradaki bahçede bırakıp geldim”.

Bunları anlatırken araya hiç yorum katmamak istedim, ama bu cümleleri duydukça verdiğim tepkileri görmeniz lazımdı. Beynim durmuştu ve yıllardır görmek istemediğim birçok şey bir anda karşıma çıkmıştı. Lisedeki psikoloğum bana birgün sinirlenip bağırmıştı: “Hasan yeter artık, neden kendine bu kadar işkence edip duruyorsun” diye ve ben de yıllardır kendi kendime yakınırdım işkence edip durduğuma dair. Bu bilinçaltımda son derece somut bir biçimde çıkmıştı. Bu arada Bilge seans sırasında hem üstbilinçle, hem de altbilinçle bağlantı kurabiliyor ve hatta etkileri varsa geçmiş yaşamlara kadar uzanabiliyor. Bakmak istemediğiniz yönlerinize bakmanızı yardımcı olup onların sizin üzerinizdeki etkisini kaldırdıktan sonra, çok olumlu telkinler yolluyor bilinçaltınıza ve gün içinde ben Bilge’nin sesini duyabiliyordum mesela. İşkenceden sonra en büyük dumuru bahçede yaşadım. Hayatım boyunca hiçbir zaman güzel bir bahçeye yada ortama girdiğimde zevk alamamıştım. Hatta hep boş gözlerle bakmıştım ve zevk almaya zorlamıştım, ama olmuyordu işte. Bunlar geçici, eninde sonunda acı çekeceğim nasılsa neden güzelliklere kaptırayım ki kendimi diyordu içimden bir ses. Bu sadece park, bahçe için geçerli değildi. Zevkin çok yoğun yaşandığı cinsellikten bile doğru düzgün zevk alamıyordum ve sürekli engelliyordum kendimi. Haz falan hak getire yani. Ayrıca o günlerde taktığım bir diğer konuda “ben kimim”di. Sürekli kendimi anlamlandırmaya çalışıyordum ve Bilge, benim hakkımda hiçbirşey bilmiyordu. İlerleyen günlerde 3 seans daha yaptık Bilge’yle ve beni şok eden ve hatta ağlatan bir sürü şey ortaya çıktı. Ama onları ilk ve son kez duyduğumu biliyordum ve gerçekliklerinden sonuna kadar emindim. En büyük acılarımı yaşadığım kreş hayatıma kadar herşey ortaya çıkmış ve temizlenmişti. Yalnız şunu belirtmekte fayda görüyorum. Tedavinin sonuçlarının hayatınıza yansıması için belli bir süre geçmesi gerekiyor ve bu süre içinde canının bayağı sıkılabiliyor. Hatta kendinizi iyice bunalım halinde bulabiliyorsunuz. Çünkü temizlenme sürecinde, temizlenme komutunu almış ne varsa hayatın içine bir süre yansıyor ve sonra da yokoluyor. Ben de yaklaşık 1.5 ay sürdü bu süreç ve birgün aniden herşeyin püfff!! diye ortadan kalktığını gördüm. İnanılmaz bir hafiflemeydi ve resmen üzerimden tonlarca yük kalkmıştı. Birkaç ay çok rahat gezdim ve en sonunda bir seans daha yaptık. Bu seans çok sıkı oldu, bunun üzerinde bir de yazın yaşadığımız değişim ve arınma evresi eklenince 2 ay kadar canım bayağı sıkıldı; ama bu süreç Eylül ayıyla birlikte geldiği gibi gitti. Giderken de varolan birçok engelimi birden götürdü. Titreşimimin arttığını sonuna kadar hissediyorum, evrene güvenim sonsuz ve hayatım değişti kökten. Ama şu bir gerçek ki böyle sıkıntılar hep yeni bir açılım yaşamadan önce oluyor ve ardından mutlaka yeni birşeyler geliyor. Muhtemelen ilerleyen dönemlerimde tekrar biraz sıkıntı yaşayabilirim, ama evren bana süreci olabilecek en destekli ve en hafif biçimde atlattırıyor bunu görüyorum.

Bilge’nin tedavisini çevremdeki herkese tavsiye edip duruyorum, hele ki psikiyatrlardan çıkmayan ailemin üyelerini teker teker elden geçirttireceğim ona. Benim bilinçaltımdan çıkartılan bu oluşları çıkartmak için sanırım psikologlara seans seans gitmem gerekecekti diye düşünüyorum. Hele ki ailemde birçok kişinin yıllardır tedavi olmalarına rağmen sürekli haplanıp durmalarından ve tekrar tekrar hastalanmalarından pek hoşnut diilim. Cehaletimin mazur görülmesini rica ederek birşey söylemek istiyorum: hastalığın nedeni ruhtaysa ve bunu iyileştirmenin yolu ruhun iyileştirilmesinden geçiyorsa, doktorların verdiği ilaçların geçici çözümler olduğunu düşünüyorum. Sineği öldürmek için Sheltox sıkıyorsunuz, ama bataklık halen orada ve gözlemlediğim kadarıyla bataklıkları kurutmak her doktora da nasip olmuyor ve çok sıkı uzmanlık gerektiriyor. Ben Bilge’nin tekniğini -tıbbı reddetmeyerek- farklı bir çözüm olarak düşünüyorum. Zaten bu ve bunun gibi tedaviler ‘Alternatif Tıp’ olmaktan öte ‘Tamamlayıcı Tedavi’ başlığı altında kabul görüyor Batı’da. Keşke bu tedaviyi yapabilen daha çok kişi olsa diyorum, en azından sorunlarımıza ve sorunlulara etkili bir çözüm sunmuş olurduk diye inanıyorum. Tabii şu da var, herkeste aynı etkiyi gösterir mi bilmiyorum! Ben zaten iyileşme niyetini içimde taşıdığım ve ruhumu sonuna kadar açık bıraktığım için bu kadar hızlı bir sonuç almış olabiliriz. Ama duyduğum kadarıyla diğer hastalarda da çok olumlu etkileri görülüyormuş.

 Bu tedaviyi Türkiye’nin başka yerlerinde farklı tekniklerle yapanların olduğunu duydum, ama ben onları tanımıyorum. Ama Bilge’yle irtibat kurmak isteyenler için Bilge’nin cep telefonu: 0 533 440 85 75; email adresi: bilge@reikievi.com .