Evrende; ateş böceği, radyoaktif maddeler, yıldızlar gibi kendiliğinden ışık saçan varlıklar uzun yıllardır bilinmektedir. Bunlardan başka  ışığı olan canlı, cansız  herhangi bir doğal bir varlık (insan hariç) kanımca  yoktur.

Parantez içinde yazdığım “insan hariç” saptamasını, parantez dışına çıkaralım... Evet, insanların da ışığı olduğuna inanıyorum. İnsanlarda bulunan ışık, sözünü ettiğim varlıklarınkinden   farklıdır. Onlar gibi somut bir gerçekliği olmamasına karşın, o ışık kaynakları gibi kendilerini ve çevrelerini aydınlatabilmektedir.

Işıklı varlıkların kaynakları ile ilgili  bilim vardığı sonuçları ortaya koymuştur. Burada akla şu soru gelebilir; insanlarda bulunan ışığın kaynağı nedir?Gözlem ve izlenimlerime dayanarak; gezdiğimiz, gördüğümüz, dokunduğumuz, duyduğumuz bildiğimiz, dinlediğimiz, okuduğumuz, öğrendiğimiz, yazdığımız, izlediğimiz  kısaca yaşama dair her şeyin  ışığımızı var edip ve çoğalttığını  düşünüyorum.

Gördüğümüz  yerler, edindiğimiz  beceriler, yaşanılan tecrübeler, öğrendiğimiz bilgiler ile ışığımız çoğalır. Söylediğimiz  şarkılar, çaldığımız   enstrümanlar, okuduğumuz  kitaplar, dinlediğimiz  şiirler, izlediğimiz sanatsal etkinlikler, yaptığımız  sporlar, ışığımızı çoğaltır. Yakından  tanıdığımız her insan, sevdiğimiz her canlı, dokunduğumuz her nesne, parçası olduğumuz  her grup, paylaştığımız her acı ve sevinçle ışığımız çoğalır. Haksızlığa verdiğimiz her tepki, birilerine duyduğumuz saygı gösterdiğimiz hoşgörü ve anlayış ile ışığımız çoğalır. Yardım ettiğimiz her canlı, yetiştirdiğimiz her bitki, beslediğimiz her canlı ışığımıza katkıda bulunur. Yeşerttiğimiz  umutlar, gördüğümüz  düşler, kurduğumuz  hayaller ile ışığımız sel olur. Işığını var eden ve çoğaltan, insanın  kendisidir.

Işığı olan insan; duruşu, konuşması, bakışı, tavır ve davranışları ile kendisini belli eder. İnsanlar üzerinde hayranlık , saygı ve sempati uyandırır, güven verir. Alçakgönüllü, samimi, duygulu ve duyarlıdır.

İnsanların ışığı, birikimleri ile doğru orantılıdır. Kimisi göz kamaştırırken, kimi , ancak kendisini aydınlatır. Kimi çok uzaklardan fark edilirken, fark etmek için çok yakınına gitmelisin kiminin.

Bir de ışığı olmayanlar vardır: Bakıp da görmemiş, görüp de öğrenememiş, öğrenip de unutmuş... Heves etmemiş, emek vermemiş, ilgi duymamış, çaba göstermemiş, umursamamış, dikkat etmemiş, acımamış, sevmemiş, sevişmemiş, üretmemiş, izlememiş... Hoşgörü göstermemiş... Bir gruba katılmamış, bir şeyleri göze almamış, ön yargılı yaklaşmış, kaçmış, saklanmış... Gereğinden çok uyumuş, gereğinden çok yemiş, içmiş... Ağlamamış, gülmemiş, karşı çıkmamış, yardım etmemiş bu insanlar,  sonuçta  ışığa sahip olamamışlar. Zaman zaman çıkan kıvılcımlar ise çabucak sönmüş.Bu insanlar, Mat, donuk, bilgisiz,  ilgisiz, görgüsüz, sevgisiz, heyecansız, acımasız ve yalnız kalmışlar.

Okullar en büyük ışık yuvaları, öğretmenler ise ışık kaynağıdır. Öğretmenler ne kadar ışıklı olursa, o kadar çok ışık verirler öğrencilerine. Öğretmenler onlara ışığın erdemini anlatırlarsa, ışığı kutsamayı öğrenecektir onlarda. Bu öğrenciler, önce ışığa ulaşmayı,  sonra onu çoğaltmayı sonsuz amaç edineceklerdir zamanla. O zaman öğretmenler , yüksek mevkilere gelen öğrencilerinin yanı sıra, ışığı ile göz kamaştıran öğrencileri ile de gurur duyacaklardır. İnsanlar  yüksek    mevkilere her zaman  hakkıyla gelmeyebiliyor, oysa ışığı çoğaltmak için kimse kimseye  torpil yapamaz! Okullarımızın öğrencileri yeterince aydınlatmadığını  gören ortaçağ özlemcisi güçlerin, öğrencilere yönelik “ışık evleri “ diye beyin yıkama merkezleri açması tesadüf olabilir mi?     

Işığın genç, yaşlı, zengin, yoksul, eğitimli yada eğitimsiz olmakla ilgisi yoktur. Genç olup da ışığı olmayan insanlar yanında,  seksen yaşında göz kamaştıran insanlar vardır. Sağlık ve gençlik fışkıran bedenine, ışığını da ekleyip parıldayan gençler yanında, bir ömrü boşa geçirmiş insanlar vardır. En yüksek eğitimi alıp da ancak kendini ışıtan insanlar yanında, hiç eğitim almadığı halde çevresini ışıtan insanlar  vardır. Parasının hesabını bilmeyen, muhteşem malikanelerde yaşayan insanlarda olmayan ışık, tek odalı bir gecekonduda yaşayan insanda olabilir. Işık yardımıyla Dünya’ yı gören bir insanda olmayan “ışık”, ışığı göremeyen bir engelli de olabilir.

Işık emek, özveri ister. Emek vermezsen, çoğaltmazsan, üstelemezsen azalır ve zamanla söner. Işıklı insanlar, ışıklı toplumlar oluşturur ve bu toplumlarda, bilim, teknoloji, sanat, spor, demokrasi ve insanlık yaşam bulur. Aksi taktirde karanlık egemen olur. Karanlık; içine her türlü çirkinliğin, kötülüğün gizlenebileceği  bir boyuttur. Onun içindir ki içine gizleyeceği şeyleri olanlar,  yüz yıllardır hep karanlığı hakim kılma  çabasındadırlar.

Işık her zaman kutsanmıştır. Dinlerde  bilge insanlara “ nurlu” denir! Her türlü doğmadan uzak, ilerici insanlara “aydın” denmesi,tesadüf değildir! Nurlu ve aydın olmak ışık saçmak elimizdedir! Saçtıkça ışıkla dolmak kendimizi, çevremizi aydınlatmak, bize bağlıdır!

Şimdi kendinize dönüp bir bakın! Ne kadar ışığınız var? Dilerseniz bir  yakınınıza ya da sizi hiç tanımayan birine sorun, onlar size yanıt verecektir. Buna hazır mısınız?