Gerçek yaşama hoşgeldiniz ece hanım, gerçek yaşama hoşgeldiniz. Acılara, yalanlara, aldatmacalara, umursamaz tavırlara, sizi umursamayanlara, sıkıntılara, işlere, parasızlığa, borçlara, taksitlere, fotoğraflara, yüzlerce kez çevireceğiniz ama açılmayacak olan telefonlara, soğuk yüzlere, ilgisizliğe, canınızı sıkan o adamlara, üşümelere, neyin varlara, sen niye hala buradasın ya da neden erken gidiyorsunlara, geç gelme lere, erken geldinlere, çay üstüne çaylara, sigara üstüne sigaralara, yemediğimiz öğle yemeklerine, bekleyişlere, hayal kırıklıklarına, yataktan çıkamamalara, yolda giderken pencereyi sonuna kadar açsanız da boğazınızdaki o yumruğu, kalbinizdeki o acıyı giderememelere, okuyamamalara, yazmalar ama -tek iyi yanı bu-, asıl mesleğinizden dolayı size dertlerini anlatanları dinlemeye ya da dinler gibi yapmaya, onlara çözüm önermeye ama kendiniz için bunları bir türlü yapamamaya, kısacası yeni yaşam a hoş geldiniz ... Ama siz yeni yaşam sıfat tamlamasına hep başka bir anlam yüklemiştiniz sanırım, bize bundan söz etmenizi merakla bekliyoruz. Gelecek sefer mi? Pekala öyle olsun o zaman. Farkındayım, aynı şeyi iki kez tekrarlamış olacağım ama ancak bu sözcük grubu ne demek istediğimi size anlatacak. Şöyle ki; merakla bekliyoruz ece hanım, saygılar ... yirmiyedi eylül
Yeni yaşama hoşgeleli uzun zaman olmuş ece hanım, bugün ayın onaltısı, tekrar hoşgeldiniz kraliçem. Size böyle hitap edebilirmiyiz? Fazla mı samimi duruyor, pekala ece hanıma geri döneriz o zaman. Ekim ayındayız, bu ayı sever miydiniz? Ayları sevip sevmedikleriniz olarak ayırmaz mısınız, bu koca bir yalan ...
Demek bize oyun oynuyordunuz, itirafınız çabuk oldu, demek kasım ayından özellikle nefret edersiniz, hazirana bayılırsınız, narsizmin doruğu, sırf doğduğunuz ay olduğu için öyle mi, olsun, herkes sever doğduğu ayı, bir tek kendini sevmeyenler sevmez, bütün bunlardan bize ne ece hanım, size ece hanım diye hitap etmemizi istemiştiniz değil mi, yoksa yanılıyor muyum? Aralık ayı fena değildir diyorsunuz, ocakın anlamı yok, şubat demeyi severim, sanırım sizin sevdiğiniz ve sevmediğiniz ayları dinlemekten sıkıldık ece hanım, biz daha farklı şeyleri merak ediyorduk, örneğin şu yeni yaşam olayı, şimdi nasıl her şey, bizi biraz aydınlatır mısınız çünkü belki bize de yardımcı olmuş olursunuz, bir gün yeni yaşama geçmek istersek başkalarının deneyimlerinden yararlanmak hoş olabilir. Kör adamlara dönmeyiz.
Demek kendinizi kandırıyorsunuz mutluyum diye, iki tane de yandaşınız var ve her gün birbirinize ilk soru bugün mutlu musunuz diye sorup, mutluyum yanıtını alıp gülüp, güne devam ediyorsunuz, bu zor olmuyor mu ece hanım, bana çok yararlı olacakmış gibi gelmedi de.
Demek oluyor, bu büyük bir başarı, adınız tarihe geçmeli, kendinizi kandırmak ne kadar da kolay sizin için, herkes mi böyle yapıyor? Yalanlar söylüyorsunuz demek kendinize ama hiçbir zaman başkalarını kandırmıyorsunuz ha, araya dürüstlük belirtileri sıkıştırdınız, sizi yanlış tanımamızdan mı korkuyorsunuz, olur böyle şeyler, herkes diğerlerinin onu yanlış anlamasından korkar, sizin böyle bir korkunuz yok mu, kimseye gereksinim duymuyor musunuz, nasıl olur ece hanım, şimdi bizimle ne diye konuşuyorsunuz o zaman? onaltı ekim
Radyonuzun sesini biraz kısar mısınız, tamam. Bizimle görüşmeye erken geldiniz, aradan henüz bir hafta geçmişken sizi beklemiyorduk ece hanım. Demek bu gece evdesiniz ve düşünmek ya da yazmak için zamanınız var. Çok da değil, yaklaşık bir saat, ha? Demek bir saat sonra bir film izlemeniz gerekiyor. Filmin izlenmemesinin gerekliliğini de ilk kez sizden duyuyorum, olabilir tabii. Biliyorsunuz biz en çok yeni yaşam olayını merak ediyoruz. Siz yeni yaşama geçeli çok oldu, bir aydan fazla bir süre. Hayır biz bu olayı pek anlamış değiliz, yani insan nasıl oluyor da yeni bir yaşama geçmeye karar veriyor, sonra neler yapıyor da geçmiş oluyor o yaşama, bir de nasıl geçiyor yaşam yeni olunca? Merak ediyoruz tüm bunları, bir gün yeni bir yaşama geçersek ona göre davranmak istiyoruz hepimiz. Bunu bize geçen hafta anlatmış mıydınız? Sözler uçup gidiyor ece hanım, galiba bir kez daha anlatmanız gerekiyor, bir de çok kayda değer şeyler söylemiş olsaydınız emin olun anımsardık; ayıptır söylemesi biz duyduklarımızı işimize yarar şeylerse pek kolay unutmayız.
Yeni yaşamınız sizi özgürlüğün ne olduğuna dair yeniden düşünmeye mi itti, daha önce özgürlüğü nasıl düşünmediniz ece hanım, olmaz öyle şey. Biz de mi düşünmüyoruz, yapmayın, bizim ana temamızı oluşturur bu sözcük. Biraz abartıyorum belki ama biz hepimiz özgürlüğün ne olduğunu biliyoruz. Aslında hiçbirimiz özgür değil miyiz, çabalamanıza karşın siz bile hala değil misiniz, buna inanmak çok zor. Madem özgür değilsiniz ve bunun bilincindesiniz, nasıl oluyor da bir türlü özgür olamıyorsunuz. Bu konu felsefi tartışmalara dönüşecek, en iyisi geçelim. Biliyorsunuz size yazdığım ve birlikte yaptığımız konuşmalardan oluşan ve benim mektup diye nitelediğim şu şey en çok üç sayfa olmak zorunda. Üstelik üçüncü sayfayı da tüketmeye başladık. Eğer yeni yaşam olayını bir çözüme ulaştırmadan bu mektubu sonlandırmak zorunda kalırsak hepimiz çok üzüleceğiz. Nolur bize bir iki ipucu verin mektup bitmeden, bakın yeni yaşamın yaşamsal bir önemi var bizim için. Bir gün bunu biz de yaşayabiliriz ve kör adamlara, dönmekten ölesiye korkuyoruz, bunu geçen hafta size söylemiş miydim, sözcükler uçup gidiyor ece hanım, ben de size bunu söylemiştim anımsarsanız. Pekala, bu iş çok uzadı. Size ölesiye korktuğumuzu söyledim, dipsiz bir kuyu gibi, koçansız bir mısır gibi, yapraksız bir ağaç gibi ya da sırsız bir ayna gibi yaşamak istemiyoruz hiçbirimiz. Aynaya bakın mı dediniz? Bunu sırf kendimizi sırsız bir aynaya benzettiğim için şimdi uydurdunuz değil mi, hayır mı? Beni şaşırtıyorunuz. Ayna da gördüğümüz şeyi incelemeliyiz, gözümüzün ferinin yerinde olup olmadığına mı bakmalıyız, ya yerinde değilse? Biraz makyaj; hem yüzümüze, hem yüreğimize öyle mi?
Son paragrafta size şunu söylemeliyiz ki, kendinizi çok iyi kandırıyorsunuz gerçekten de ece hanım, bravo ece hanım. Bir iç hesaplaşmada bile oyun. Kendi kendinize oyun, kendinizle oyun, kendinize oyun... Demek yalnızca kendinize, başkalarına karşı neredeyse hiç ha, buna itirazımız yok ece hanım, ne de olsa sizi en iyi tanıyan yine sizsiniz. Neyse, son paragrafımızda şunu da söylemeliyim ki ileride sınırlandırıldığımız, sınırlandırılmaya çalışıldığımız ya da sınırlandırılmadığımız durumlarda yeniden karşınıza çıkmaya hazırız. Biliyorsunuz bu biraz da size bağlı ece hanım. Neyse, pek anlamasak da yeni yaşamın nasıl bir şey olduğunu, size bu ve bundan sonraki tüm yaşamlarınızda başarılar dileriz ece hanım, saygılar efendim ... yirmiüç ekim