Söz Vermiş Şarkılar
Çeşitli Sanatçılar

Çisel Onat

Bir ses duymak ister insan bazen yalnızlığının en kötümser anında. Ya da tek bir ses bile duysun istemez kendine bile “çok” geldiği anlarda. Gülmek istemediği zaman gülmek zorundadır bazen ve oysa ki hiç istemez yüzündeki maskeleri!

Bu aralar böyle günler geçiyor benim cephemde. Böyle bir haleti ruhiye içerisindeyken Murathan Mungan’ın Söz Vermiş Şarkılar adlı albümünü aldım. Tam da yarama tuz bastı şarkılar. Murathan Mungan bunu zaten her defasında yapıyor bana. O duygu icat eden bir adam! Duygu keşfeden bir adam! Olmadık bir duyguyu öylesine tuhaf sözcüklerle karşımıza getiriyor ki insan yüreğinde arıyor bunu! Öyle tuhaf yerlerden öyle olağan duyguları çıkarıyor ki insan içini keşfediyor. Yıllardır içinde barındırdığı yeni bir kıta buluyor. Oraya yerleşiyor ve orada yaşam üretiyor. Murathan Mungan insanı keşfediyor. Onu anlatmaya bir kaç zaman daha var önümde şimdi Söz Vermiş Şarkılar trafiğine katılalım ve kırmızı, sarı, yeşil ışık demeden dinleyelim şarkıları…

Athena ile açılıyor albüm. Maskeli Balo. Dediğim gibi bu aralar çokça girdiğim topluluklara benziyor bu şarkı. Biz hayatı sorgularken “hayat takmıyor kimseyi” diyen bir şarkı! Etrafımızda gördüğümüz tüm maskeli insanlara ithaf edilmiş bir Balo geçidi…

Sonra bu maskelerden arınabilenlerin marşı! AŞK YENİDEN! Bir Nükhet Duru yorumu. Sanki tuhaf bir bilmece… Aşk biter, acı çekilir, hayat durur sanki… Tam da sonuna geldim derken AŞK YENİDEN, UNUTULMUŞ YEMİN GİBİ, AŞK YENİDEN!!! Bu şarkıda hem sözlerde bir umut var hem de altyapısında. Dinliyorsunuz ve hafif içiniz kıpırdanıyor, şöyle diyorsunuz : AŞK YENİDEN! KENDİNİ YARATTI KENDİSİNDEN!

Şarkılarda bir devamlılık var sanki! Tam da Aşk Yeniden derken Kimdi Giden Kimdi Kalan diyor isyankar bir kadın sesi. Aylin Aslım! Değişik bir yorum. Şarkının şiddetine, isyanına yakışan bir yorum! Öyle sözler var ki… İnsan gidenlere üzülemiyor bile. Çünkü “ASLINDA GİDEN DEĞİL, KALANDIR TERKEDEN”… Ben asla anlayamayacağım “ne zaman başlar ayrılıklar, dostluklar biter ne zaman”!

Veee derken tam da bir isyanın ortasında bileklerinizi keserken o ses duyuluyor. Saçma sapan bir hayat tecrübesi O, saçma sapan bir karmaşa sebebi, abuk subuk bir tükeniş yankısı! SEZEN AKSU! Kimse bir tarafsızlık beklemesin benden. Söz konusu O olduğunda her şey akıyor ondan tarafa! “SEVGİLİ” yorumu Sezen Aksu’dan! Bu şarkının yorumunda çok fazla ayrıntı var. İniş çıkışları, tizleri pesleri, esleri ve nefesleri… Murathan Mungan yazdığı için dalgaları fazla bu şarkının. Ama anlat deseniz anlatamam üç beş satırla… SEVGİLİ bu kadının sesinde yaşanıyor! Her bağırdığında fırtına kopuyor… Ve “Oysa sevgili, bir tek sevgili, nasıl değiştiriyor dünyanın gerçeğini!!!”

Ve bu fırtınadan nasıl kurtulacağım derken başka bir yorum geliyor FIRTINA şarkısına. Yalan yersiz olur sözcükleri kullanırken ama “Fırtına” daha dingin bir yorumla söylenmeliydi belki de. Kötü diyemem ama beni serinlettiğini de söyleyemeyeceğim. Mızıkçılık yapıyorum bu şarkıda. Geri kafalılığımı burada da gösteriyorum ve ben o şarkıyı eski haliyle istiyorum!!!

Kötü bir hayatın pençesinde nasıl takılı kalıyorsa insan bu şarkı da o insanı anlatıyor işte. İSTEMEYEREK İSTEMEYEREK! Göksel yorumuyla. Bu kız hangi şarkıyı alsa Göksel formuna sokup öyle oluyor. İçinde inanılmaz öfkeli bir o kadar da durgun küçük kadınlar var. Onların hepsine sesinde rastlayabiliyorsunuz. Murathan Mungan bu şarkı için Göksel’i seçerken bu kadınları görmüş olmalı. Şarkı telefon açıp, kırıp döktüğüm herkese dinletilebilecek bir şarkı. “KIRARIZ BİRBİRİMİZİ İSTEMEYEREK İSTEMEYEREK!!!”

Kendimi bazen içinden çıkılmaz bir girdapta gibi hissederim. Bir merkezi yoktur karmaşıklığımın. Nereden çıktığını bilmem. Kim attı beni bilmem. İşte bu şarkı o hallerimizin şarkısıdır. Candan Erçetin yorumu! Hüznün yorumu ya da… “ÇEMBER”… Sözleri çıkarır ancak sizi o girdaplardan! En sevdiğim yeri de : “YA DIŞINDASINDIR ÇEMBERİN/ YA DA İÇİNDE YER ALACAKSIN/ KENDİN İÇİNDEYSEN/KAFAN DIŞINDAYSA/ ÇARESİ YOK KARDEŞİM/ HER AKŞAM BÖYLE İÇİP KEDERLENİP MUTSUZ OLACAKSIN!” İsyan pahasına da olsa dinleyin derim!

Sonra başka bir hüznün yorumu başlar. Zuhal Olcay’dan “SESLER, YÜZLER SOKAKLAR”. Bu şarkıyı sokakta dinleyin. Müziğini son damlasına kadar içerek.

Ardından Hümeyra’nın ironi dolu yorumu ile “DÖNMEK”. Dinleyince bu şarkıyı daha önce keşfedemediğinize yandığınız günlere “dönmek” istiyorsunuz. Altyapı, yorum ve sözler… Hepsi birbirini tamamlıyor. Ardından sizi “Neredesin Firuze”den uyandıran bir Müslüm Gürses yorumu ile “OLMASA MEKTUBUN” geliyor. Bu şarkıyı Müslüm Gürses yorumundan ilk kez duyduğumda sevmiştim zaten. Dinledikçe daha da sindi içime! Gerçekten duru, gerçekten sakin ve duygu barındıran bir yorum olmuş. Ya da bu şarkı öyle bir şarkı ki her tür yoruma yakışıyor! Dinleyin ve siz karar verin!

Hemen ardından Ajda Pekkan yorumuna kilitleniyorsunuz. “HANÇER” … Kendi kendime bağıra çağıra söyleyip duruyorum bu şarkıyı. Çokça dalga geçiyorum aşklarla, çokça gülümsüyorum söylerken! Sen de kim oluyorsun tavırları var bu şarkıda. SEN BENİ YIKABİLECEK MİSİN? “ZULÜM OLSAN, BOZGUN OLSAN, YALAN OLSAN YEMİN OLSAN NE ÇIKAR!!!”

Teoman’ın “AĞIR KAPI” yorumu üzerine söylenecek çok şey var aslında. Diğerlerine de öyle ama “AĞIR KAPI AKSAK LİSAN KELİMELER YETMİYOR”. Teoman bu “ağır kapının da” üstesinden gelmiş. Gitarların sakinleştirici etkisine dikkat edin lütfen!

Ve hemen benimsenmesi zor olan bir tonda geçmiş yılların paslanmamış sesi duyuluyor. Gülden Karaböcek’ten “OTEL ODALARI” yorumu. Bu şarkı bana hep kaçtığım zamanlarda geçirdiğim yalnız geceleri anımsatıyor. Bilmezdim bir otel odasında battaniyeyle, duvarlarla dertleşen benden başka birilerinin daha olduğunu. Şimdi nasıl inkar edebilirim ki Murathan Mungan’ın içime akan aynılığını…

Başka bir TÜRKİYE manzarası. Bambaşka bir Türkiye sesi… Mor ve Ötesi’nden “TELLİ TELLİ” yorumu. Bu şarkı bana bir çocuk masalı gibi geliyor. Her dinlediğimde manzaralar, kuşlar, ovalar, dağlar, karlar geliyor aklıma. Sanki yüzlerce “çocuk” söylemiş gibi bu şarkıyı… Acaba ben mi yaşlandım yoksa bu “Mor ve Ötesi”ndeki çocuklar mı iyi becermişler bu işi? Anlayamadım? Nasıl? Murathan Mungan mı dediniz? İnkar eden mi var hanımlar beyler, onu çocuk saymayan çarpılır!!!

İşte… Türkiye’de hep adını tüm müzik kulislerinde andığım bir gırtlağa, acı, aşk ve şiddetin en güzel yorumuna sahip kadın… Zerrin Özer… “DAĞINIK YATAK” yorumu. Bir şarkı bir insanı bu kadar tamamlar. Bir insan bir şarkıyı bu kadar iyi yorumlar! Murathan Mungan olmasaydı kaç kişi “SEVİŞMENİN ÖLMEYE BENZEDİĞİNİ”, kaç kişi “DAĞINIK YATAĞININ MUTSUZLUĞUNU” anlayabilecekti. Eğer bir aşka şahit olduysa şayet yatağınız, bırakın toplamayın. Sadece şarkıyı dinleyin!

Ölmeden önce insanların konuşmaları, yazdıkları, söyledikleri şarkıları hep sanki gideceklerinden haberleri varmış gibidir. CEM KARACA “GÖÇ YOLLARI” yorumunu dinlediğimde de böyle hissettim. O göç etti ve bize bu şarkıyı bıraktı. Felsefesine de, vedasına da en yakışan şarkıyı seçmiş. “YOL VERİN KANATLI ATLARA, SÜRGÜNDEN DÖNEN ÇOCUKLARA/ATEŞLER YAKIN DORUKLARDA/GEÇİT VARDIR YARINLARA.”

Deniz Türkali’den “BİR KADIN NASIL DÖNER KÖŞEYİ?” yorumu geliyor hemen ardından. Sanki söylerken O da bilmiyordu cevabı, yazarken Murathan Mungan’da… Bir kadının ruhunun hapsolmuşluğunu bu kadar komik ve bu kadar anlamlı anlatabilen biri zaten sadece Murathan Mungan olabilirdi! “BİR KADIN İÇİN BÜTÜN UMUTLAR KARABORSA!”

Farklı bir ses daha… Ayten Alpman’dan “İSTERSEN HİÇ BAŞLAMASIN” yorumu. Jazz seviyorsanız mutlaka bir kadeh alın elinize ve dinleyin. Piyanonun içine girebildiğiniz an şarkının her kıvrımını üzerinizde hissedeceksiniz. Böyle söze, böyle bir yorumcuya ne hacet!!!

Tek tek anlatılmasaydı bu şarkılar olmazdı. Ben “söz verdim şarkılara”… Hepsini anlatacağıma… Hepsini yaşayacağıma! Dilerim siz de aynı müziği, aynı yorumları hissedersiniz. Dinlemeden önce “siz de söz verin şarkılara!”.