Arbeit Macht Frei

Hasan "Sonsuz" Çeliktaş

Üniformam üzerimde muhteşem durmuştu, o hep hayalini
kurduğum üniforma,
Çizmelerim öyle parlaktı ki sarı saçlarımı
görebiliyordum eğilip baktığımda,
Kalbim gururla çarpıyordu aynada kendime karşı
durduğumda,
Artık Führer'imin emrinde bir vatan kahramanıydım
ailemin aklında.

Heyecandan yerimde duramıyordum arkadaşlarımla görev
yerimiz açıklandığında,
Hizmet edecektik tüm varlığımızla vatanımız
Almanya'ya,
Detlef, Günter, Elcke, Matias ve ben "ailemin gururu ben"
Stefan gidecektik hızla oraya,
Führer'mizin ordusuyla yürüyecektik yüce fetihlere
Fransa'ya, Polonya'ya ve hatta uzak Moskova'ya...


Hava buz gibiydi yine ve titriyordum barınağımızda
diğer kardeşlerimle dipdibe,
Diğerlerinden şanslı sayılırdık biz, en
azından ne karışmıştık havadaki küllere,
Ne kalıyorduk diğerleri gibi üstüste yüzlerce,
Ama günler geçtikçe bir bir, bu şans mıydı yoksa
bir ceza mı getiremiyordum dillere...

Hayata iyi başlamıştım ben, vatanım Polonya'ydı
benim,
Zengin bir yahudi ailesinin tek oğluydum üç
kızkardeşe sahip,
Zamanla büyüdük ve büyüdükçe de şükretmeyi
öğrendik halimize,
Birgün öldü babam ve ben geldim aile reisliğine...



Tren götürüyordu bizleri yeni görev yerlerimize
doğru,
Heyecanlıydık ama biraz da şaşkın açıkcası,
Biz istiyorduk yer almak Führer'in fetheden ordularında,
Fakat tren indirecekti bizi bir kampta Krakow yakınında


Evlenmiştim dünyalar güzeli eşim Clara'yla bir
Temmuz sabahında,
Tanıştım kendisiyle bir iş gezim sırasında
Almanya'da,
Ailesi pek sevmemişti beni, razı olmamışlardı
gitsin kızları bir Yahudi adama,
Clara dinlememişti onları ve gelmişti benimle
Polonya'ya

Üç muhteşem çocuk verdi bana dünyalar güzeli
Clara,
İkisi erkek birisi kızdı yavrularımın, Alman
dedesi bile gelmişti geçmişi unutup onlara
sarılmaya,
Güneş yansıtırdı altın ışıklarını
onların saçlarından, kıyamazdınız dokunmaya
Yaşam gülümsüyordu geniş geniş hayatımıza,
asmaya başlamışken yüzünü Avrupa'ya


Hava çok soğuktu, gökyüzü çok soğuktu,
tüfeğim eldivenlerime rağmen çok soğuktu,
Günlerce gecelerce nöbet bekliyordum kulelerde,
kulübelerin içinde ya da devriye geziyordum arazide,
Trenler gelip gelip duruyordu içlerinde bir sürü
insan,
Napıyorlardı bu kadar insanı anlamamıştım ilk
baştan


Savaş sallamaya başlamıştı Avrupa'yı ve bize
gülümseyen hayatı,
Güveniyordum açıkcası koruyacağıma ailemin
hayatını,
Param çoktu, ortaklarım Alman'dı, karım Alman'dı;
hayatım yahudi Almandı
Ama bu bana en fazla daha özel bir baraka sağlayacaktı

Clara'nın babası geldi aldı karımı ve
çocuklarımı,
Direnmek istedi Clara kalmak istiyordu benim yanımda ne
olursa olsun,
İkna edene kadar zorlandım ve söz verdim geleceğime
yanına,
Son kez öptüm onu ve çocuklarımı peronda,
başlarken yeni hayatıma



Ben Führer'in şanlı ordusunun yorulmaz bir askeriyim,
Büyük Alman ulusunun sarsılmaz gururuyum,
Bana verilen her görevi sonuna kadar
gerçekleştireceğim bu uğurda,
Diye düşünüyordum yollarken kurşunu bana bakan iki
zavallı gözün arasına


Param, ilişkilerim, şöhretim korumuştu beni süre
dünyamda,
Korumuştu bir süre yiyene kadar dipçiği sağrıma,
Gözlerimi açtığımda bir trende bulmuştum
kendimi,
Fısıltılar diyordu ki gidiyorduk Auschwitz adında
bir toplama kampına



Ben ailemin şerefli oğluyum gurur duyuyorlar biliyorum
benimle,
Resimlerim süslüyor evimizi, anıyorlar beni
saygıyla,
Sevgili oğlumuza... başlıklı mektuplar geliyor her
ay kampımıza,
Okuyordum bu mektupları geldikçe ölü
yığınlarının uzağında


Şans yine gülmüştü bana tanıyordum kamptan üst
düzey bir subayı,
Tanımıştı beni o da bağırırken bizlere
bozmayalım diye sırayı,
Beni ayırdılar diğerlerinden götürdüler kampın
başka yerine,
Diğerleri gibi aramamışlardı beni pek,
bakmamışlardı altın sakladım mı diye içime



Evet istiyordum bir panzerin içinde uzanmak Avrupa'ya,
"Heil Hitler" diye bağırıp çağırmak diğer
ulusları saygıya,
Şu anda hayallerimin çok çok uzaklarında olsamda,
Titriyordu namlumun ucundan bana bakarak o aşağı
Avrupa


Param işe yaramıştı gene, biraz daha iyi
davranılıyordu parası olan bize,
Subay iyilikler ediyordu bana aldıkça bir sürü
altın marka,
Kesmek olmazdı altın yumurtlayan kazı, kaz
yumurtlayıp durdukça,
Derken subay uğradı komutanın hışmına bir
başka nedenden yollandı uzaklara



Bir Cuma sabahı gezerken kampta gözlerim dikildi ona,
Zayıflamıştı diğerleri gibi ama bu zayıflık
gizleyemiyordu ruhundaki güçlü benini,
Yanına gittim "bak dedim bana" ırkımının
gücünden kaynaklanan üstün ruhla,
Gözlerimiz birleştiğinde birşeyler çok farklı ve
tanıdık gelmişti bana


Sarışın Alman askerine rastlayana dek acılarım
artıyordu günden güne,
Dayanamaz olmuştum bu kampa, bu esirlere, bu ölülere,
bu küllere,
Yaşam çalışmak olmuştu her zaman benim için,
Çalışmak mıydı acaba ölülerin küllerini
tarlalara serpmek, eşlik etmek ölüme


Zavallı bir küstahtı karşımdaki aşağılık
benlik,
Teklif ediyordu bana para, vermek istiyordu bir sigaraya bir
beşlik,
Ben ailemin övünülecek oğlu yapabilir miydim bunu
acaba,
Sanırım birşeyler değişmişti içimde,
gitmiştim sigara bulmaya

Önceleri aklıma gelmişti öldürüp tüm
parasına konmak bu herifin,
Sonra konuşmalar geldi aklıma hakkında zengün
yahudilerin,
Öldürmek olmaz süründüreceksin bu altın
kazları demişti Matias bana,
Ne kopartırsam kar demiştim, ama içinde başka
birşeyler de vardı anlatamıyordum aklıma


Sigaranın dumanı doldukça ciğerlerimin içine
azalıyordu sanki acılarımın sancısı,
Ama bir süre sonra tütün bile yetmez oldu bana,
aramaya başladı daha etkili bir ilaç ruhumun
sanrısı
Birisi söyledi bana vardı bir kurtarıcı sanırım
eroin diyorlardı adına,
Ruhumun tek isteği vardı artık, unutmuştu acıdan
gitmişti çocuklarım ve Clara



Ben üstün Alman ırkının karşı konulmaz
şanlı bir evladıyım,
Vücudumda gamalı hacımı gururla taşırım,
Bu üniforma açıyordu tüm kapıları önümde
birer birer,
Giriyordu artık kampın içine eroin cebimde ikişer
üçer


Benim için artık ne kamp vardı, ne gaz odaları, ne
ölüler, ne küller,
Çekiyordum içime eroini kurtarıyordu beni bunlardan
teker teker,
Günler daha dayanılır olmuştu benim için artık,
Feda olsundu bu mutluluğa ağzımdaki altın dişler



Bu adamda farklı olan neydi bir türlü
anlayamıyordum,
Aklıma geliyordu bazen bir düşünce ama itiyordum
hemen çünkü o gerçekten rezilce
"O sensin, sen de o" diye fısıldamıştı
anlamadığım bir güç sessizce,
Bunlar çok anlamsızdı benim için geliyordu bana
delice


Bir süre sonra bitmişti ağzımdaki altın dişler
ama gelmiyordu eroinin sonu,
Asker getirmeye devam ediyordu ilacımı veremesem bile
para anlamamıştım bunu,
Bu asker diğerlerinden çok farklıydı,
bakışları çok yakındı sanki tanıyordum onu,
Ama zaman ve kampın acıları bu düşüncelerimi
kısa tutuyordu, hemen geliyordu sonu



Polonya'da bahardı, güneş gösteriyordu yüzünü
kül bulutlarının arasından fırsat buldukça,
Trenler gelip gidiyordu Ausschwitz'e durmadan usanmadan,
Avrupa'yı çok gezdim ama bilmezdim bu kadar çok insan
olduğunu bu kıtada,
Bir kıta kadar insan geçti gözlerimin önünden, bir
kıta kadar insan yatıyordu tarlalarda


Bu gece evet bu gece kaçacaktık bu dünyanın
sonundaki cehennem kampından,
Plansız programsızdık ama düşüncesi bile
ateşlendirmişti bizi, akıyordu özgürlük
damarlarımdan,
Artık düşünmüyordum ölmüşüm
yaşamışım varmışım yokmuşum gitmişim bu
dünyadan,
Son kez derince çektim ilacımı içime, kırlarda
koşuyordu ruhum durmadan



Önümde yatıyordu kanlar içinde o beni sarsan adam,
Kaçmaya çalışmıştı aptalca, bilmiyordu mu
kaçış yoktu buradan,
Halen yaşıyordu, kanlar akıyordu nefes aldıkça
ağzından burnundan,
Gözleri sanki olanların farkında değil gibiydi,
kopmuştu buradaki dünyadan

İyileşemezdi biliyordum, sonu gelmişti acıyordum ama
ölemiyordu bir türlü görüyordum,
Çektim silahımı dindirmek için acısını onun
sonsuza,
Durdurmaya çalıştı beni bir subay, o halde yansın
vurma bu bir emirdir dedi;
Verirken bana o bu emiri, beynim bağırdı bana hemen
"çek tetiği fazla geç olmadan"
Asıldım tüm gücümle tetiğe namlumun ucunda bir
çift acılı ama gururlu göz görüyordum


Koşuyordum artık kırlarda özgürce doya doya,
Yüzlerce binlerce kardeşim de vardı benimle o kırda
başladık neşeyle haykırmaya,
Kafamı çevirip göklerden aşağı baktığımda
gördüm aşağıdaki bedenimi,
Sarışın asker gözlerinde yaşlarla gömdü beni
tarlaya,
Biliyordum artık o sevgili asker aslında kimdi...


Savaş bitmişti ve ben dönmüştüm artık
yenilmiş vatanıma,
Bir otel odasında oturuyordum bitkin ve kimsesiz,
başlayamıyordum bir türlü ağlamaya,
Her tren sesi zıplatıyordu beni yerimden, geçiyordu
önümde ölüler bana bakarak sıraya,
Bu gece artık bitecekti bu işkence başladım
ağlamaya

Ben şanlı Alman ulusunun ailesinin gurur kaynağı bir
askeriydim,
Yüce Führer'in emrinde onun yılmaz bir neferiydim,
Tutmuştum bu otel odasını kamptaki yahudi adamdam
kazandığım parayla,
Dünyadaki son mekanım olacaktı artık bu oda,
kazanmıştım onu insan kanıyla


Sandalyenin üzerine çıkarken onu sevgiyle bekliyordum,
Az sonra BİR olacaktık birbirimizle her zaman ki gibi,
biliyordum
Sonra sallanmaya başladı bedeni kalın bir ipin ucunda,
Artık BİRliğimize dönmüştük OLAN gibi
sarılıyorduk kendimize çılgınca


Çok değil bir yarım yüzyıl sonra geldik ikimiz
birden tek bir bedende,
Ayırmıştık kendimizi deneyimlemek için o dönemi
"Eşruh"tuk ama iki farklı bedende,
Yıllar sonra öğrenmişti dünyadaki bedenimiz "nedir
Eşruh" diye,
Eşruhluğu romantik bir olay sananlara örnek olsun
bizim hikaye.


Hatırladım ben geçmişimde eşruh olarak
bedenlediğim iki hayatı bir gece,
Yahudi adam da bendim, asker Stefan da şaşkın
kalmıştım saatlerce,
Evren işte böyle bir oyun alanı, şaşırtmayı
seviyor eninde sonunda eğlence,
Yahudi ve Stefan'dan sonra "eşruhlarını"
aradıkları prens veya prenses sananlara gülümseyerek