![]() |
Gölge Kardeşliği Antika bir fotoğraf makinesinin içinde kalan tek fotoğraf karesi ile Ankara’nın Çıkrıkçılar yokuşunda başlayan ve İspanya’da doruğa ulaşan bir heyecan silsilesi...
Tarsus’ da Derviş Salih’in evinde örgütlenen hikaye ve kendini acımasız bir tarikatın içinde bulan sıradan vatandaş Oğuz Karaçay’ın yaşamı, insanı içine çeken bir serüvene dönüşüyor.
Kitabın yazarı sevgili Sabit Sümer her ne kadar “tamamen kurgu olarak yazdım” dese de; o kadar gerçek ki yaşananlar, kurgu olduğuna inanmakta zorlanıyor insan. Her sayfa da tanıdık bir dünyayı anlatan , her sayfa da şimdi bildik bir isimle karşılaşacağım beklentisi veren ve “eyvah sayfalar bitiyor” diye insanı yavaş okumaya zorlayan bir roman...
Kanlı bir örgütün inançları uğruna yapılan katliamlar ve örgütün önemli üyelerinden olan acımasız bir kadın. İnançları uğruna kitleleri ölüme götüren bir kadının sevdiği zaman, nasıl da duygusal olabildiğini gözler önüne seren aşkı.
Bir gazeteci kadının haber aşkı ile başlayan macera , bir başka kadının aşkıyla Oğuz Karaçay’ı ülkesinden çok uzaklarda entrikalarla dolu kanlı bir hayatın içine bırakıveriyor.
Ezoterik tarih boyunca insanların inanç uğruna nasılda travmatik kıyımlara giriştiğini anlatan , adı romanda olsa bir o kadar gerçek bir eser. Ana teması bize terörle dolu dünyayı anlatıyor. Ülkemizde ve dünyada terör kurbanı olan masum insanlara adanmış giriş yazısıyla, hassas noktamızdan vuruyor yazar. Belki de şimdilerde bile olan inanç kavgalarına sembolik bir anlatım.
İçimizden biri Sabit Sümer bu romanla yazın dünyasına çok ses getirecek olan ilk adımını attı. |