Ruh biliyoruz ki görünmeyen bir şeydir, tıpkı soluduğumuz hava veya kablolar üzerinden taşınan, kullandığımız ama göremediğimiz elektrik gibi... Konunun başında aklıma takılan ilk şey; ruh mu bedeni yaratmıştır yoksa beden mi ruhu... Burada ortaya Tanrı çıkmaktadır, bana göre de ruh, Tanrının bir parçasıdır. Ruhun amacı Dünya yaşamını deneyimlemek ve bunun sonucunda kendini geliştirmektir. Bunu yapabilmesi için de, dünya üzerinde bir bedene ihtiyacı vardır. İşte bu durumda ortaya çıkar beden denilen şey, yani madde... Bu nüfus artışı ve bu insan bolluğunda beden karaborsaya düşmüş durumda ise , o zaman mutlaka çeşitli nedenler ile gelmiş bir sürü bedensiz varlığın ortalıkta fink atıyor olması da doğaldır diye düşünüyorum... Türkiye'de bilimsel olarak ilk spiritüel çalışmaları Dr.Bedri Ruhselman yapmıştır. 25 yıllık uzun bir çalışma döneminde konu ile ilgili birçok eser meydana getirilmiştir. 1950 yılında ilk metapsişik cemiyeti kurulmuştur. Dr. Bedri Ruhselman'dan önce de ülkemizde ruhsal bazı çalışmalar yapılmaktaydı ama bunlar bilimsellikten uzak, eğlence kabilinde yapılan salon celseleriydi. Dr.Bedri Ruhselman'ın ilk ruhsal deneyleri yapması ve ilk yüksek bilgiler almaya başlaması 1936 senesinde H.Sadettin Arel'in medyumluğu ile yapılan celseler ile başlar. Bu celselerde "Üstad" adlı bir varlık bilgiler vermiştir. Celselerin sonunda da "bu celselerin devamı sizin zamanınızla uzunca bir zaman sonra olacaktır" şeklinde bir ifade kullanmıştır. Gerçekten de, bu celseler, dünya zamanıyla 12 sene sonra "Kadri" ve "Mustafa Molla" isimli varlıkların celseleri ile sürmüş; "Şihap", "Akın", "Kemal Yolcusu", "Kemal yolu rehberleri", "C istasyonu" ve "Rehber" celseleriyle son bulmuştur. Üç senelik bir aradan sonra 1957'de yeniden başlayan celseler, "Meş'ale", "Kemal Yolcusu" ve sonra "Rehber", "Önder" celseleriyle 1959'un son aylarında bitmiştir. Türkiye Metapsişik Tetkikler ve İlmi Araştırmalar Cemiyetinin kurucusu, Spiritualist, deneyci, araştırmacı Dr.Bedri Ruhselman‘ın ölümünden sonra yerine geçip, görevi devralan Ergün Arıkdal olmuş ve yakın zamanda onun ölümünden sonrada M.T.İ.A. ‘nın başına Haluk Hacaloğlu geçmiştir. Dr.Bedri Ruhselman'la temeli kurulanTürkiye'deki bilimsel ruh araştırmaları, Dr. Refet Kayserilioğlu ve arkadaşları tarafından sürdürülmeye başlandı. Onlar da birçok değişik bedensiz varlık ile konuşup bilgiler topladılar. Bu kişiler 1964 yılında "Beyti Dost" isimli bir bedensiz varlık ile tanıştıktan sonra, o ve onun çizdiği yolda yürümeye başladılar. Bunların dışında Türkiye'de halen bilgi aldıklarını beyan eden başka dernek ve kuruluşlar da mevcuttur. "Dünya Kardeşlik Birliği" ve Mevlana Yüce Vakfı bunlardan biridir. Bu grubunda aldığı bilgilerden oluşan bir "Bilgi kitabı" mevcuttur. Bu bilgilerin alınmasına aracılık eden kişi de, Vedia Bülent Çorak'tır. Bu bilgiler Kaligrafik Medyumluk yolu ile alınmaktadır, yani bu bilgiler trans halinde Bülent Çorak'ın eli ile yazılmaktadır. Onlara göre gelen bedensiz varlık Mevlana'dır. Bülent Çorak hanımefendi zamanında kendini peygamber dahi ilan etmiş ve zaman zaman polis ile de başı derde girmiştir. Dünya Üzerindeki Dış Kaynaklı Bedensizler ve Bilgi Alan Gruplar Burada oldukça yoğun bir çeşitlilik ile karşı karşıyayız. İlk akla gelenleri ve kanallık eden kişileri şöyle bir saymakla işe başlarsak ; Kırael, Fred Sterling Başmelek Mikael, Ronna Herman Başmelek Ariel – Isaac George The Grup, Steve Rother Solara, Solara Kryon, Lee Carroll Poseidon, İsa/Sananda, harridas melchizedek Tobias, Geoffrey Hoppe Yeshua, Ramtha, J.Z.Knight Ra, Don Elkins; Carla Rueckert; James Allen McCarty. Silver Birch, Maurice Barbanell Kuthumi, John Armitage Metatron, reniyah wolf Maitreya, Margaret Birkin - harridas melchizedek Djwhal Khul, Terri newlon P'taah, Jani King Ashtar Sheran - Peer Grubunun iki medyomu Pleiades, Barbara Marciniak White Eagle, Grace Cooke Amona, Mark Dewey Abraham, Jerry and Esther Hicks Lazaris, Jake Pursel Gaia, Pepper Lewis Kanal bilgilerinin bir mantar gibi çoğalmalarının sebeplerinin başında anlaşmazlıklar gelmekte. Gruplar kendi aralarında anlaşmazlıklara düşüyor ve parçalanıyorlar, bu ayrılıklar sonunda ayrılan kişiler yeni bir bedensiz ile ilişkiye geçiyorlar. Böylece bedensiz varlıklar bir çığ gibi çoğalıyor. Bir de ayrılıklar sonucu aynı bedensizden değişik medyumlar ile bilgi almaya başlayanlar var. Böylece bedensizler ve medyumlardaki artış geometrik bir şekilde büyüyor. Bunlardan bildiğim bir tanesi de Kryon'dan doğan Tobias'tır. Bu çoğalmanın sonucunda artık telif hakları bile saklı tutulmaktadır bu bedensizlerin. Hatta medyumlar bile bedensiz isimlerine tescil edilmekte ve tek yetkili ilan edilmekte zamanımızda. Bir de son zamanlarda bu bedensizlerin aralarında birleşme yolunu seçtiklerini ve ortak tebliğler vermeye başladıklarını da gözlemliyorum. Bu daha da ilginç ama "birlikten kuvvet doğar" derler ya, herhalde sebebi bu olsa gerek... Bunların dışında bir neden de, bu tip kanalların misyonerlik şartlarına uyumluluk göstermesi ve din propagandasının bedensizler aracılığı ile daha kolay yapılıyor olmasıdır. Bilhassa dış kaynaklı bedensizlerin çoğunluğunda bu konu kullanılmaktadır. Birçoğuna baktığımızda Hristiyanlık ve Musevilik misyonerliklerinin yapıldığını rahatlıkla görüyoruz. Hatta bilgiyi verenlerden dahi bunu anlayabiliyoruz. İnsanlara önce yem olarak uydurulmuş bir değerlilik duygusu veriliyor, onların seçilmiş kişi ve kişilikler oldukları vurgulanıyor, zaten bunalımda olanlar bu zokayı hemen yiyor ve amaç olan mürit olgusu hemen yakalanmış oluyor. Kişi ben seçildim, ben özelim, beni aralarına kabul ettiler diyerek mantık ve akıl sorgulamalarına son veriyor ve işte karşınızda iyi bir mürit... Lider nereye götürürse giden ve lider ne verirse alan ve işte bu çarka giren yeni misyoner adayları... Hep merak etmişimdir, neden gelen bedensizlerin takma bir ismi vardır diye. Biraz deşerseniz altından ya başmelek Mikael veya diğer başmelekler (kaç tane varsa?) ya da Hz.İsa (A.S.) çıkar. Bir çoğu da direkt olarak, ben başmelek bimem kim veya ben İsa'yım der. Bütün bunların dışında sonuç olarak, bu kanallar ve bedensiz varlıklar hakkında 3 çeşit oluşumun mevcudiyetinden bahsedebiliriz. Bunlardan birincisi her kanala, her bedensize ve bunların verdiği her türlü bilginin noktasına ve hatta virgülüne sorgusuz sualsiz inananlar, her söylenene harfiyen uyanlar… yani bunlara tapanlar, kendilerini kaptıranlar... Ki bunlar çok sadık bir yeni üye ve mürit toplayıcı olarak da vazife görürler. Körü körüne inandıkları tebliğleri, aynen potansiyel kör kişilere aktarırlar ve çoğunlukla soru sorulduğunda bu soruya dahi yine ezberledikleri tebliğleri aktarmaya devam ederek cevap verme yoluna giderler. Bu kişilerin bir özelliği de tüm bedensiz bilgilerine aynı ilgi ve şefkati göstermeleridir. Çoğu beş altı bedensizi birden takip eder, hepsinin tebliğlerine yetişmeye çalışır ve gelen bilgilerin tercümeleri ve dağıtımlarında aktif rol oynarlar. Bunlar yarım yamalak Avrupa ve Amerika ‘ya hayranlık kültürleri ile yüce isimlerin bilgi veriyor olmalarından memnun ve hayretlere gark olmuş vaziyettedirler. “Vay be Hz.İsa bilgi veriyor”, “üff bu da Başmelek Mikael‘miş”, “anaaaa ben bunun filmini görmüştüm, demek o da bilgi veriyormuş, bak sen şu Poseidon‘a”… diyerek memnun ve mesutturlar… Üçüncüsü ise bunların herbirini ve dediklerini ve verdiklerini akıl ve mantıklarından süzerek geçirenler, süzgeçten geçen bilgileri doğru olarak kabul edip, onları yaşamlarına geçirerek özümseyenler ve diğer akıl ve mantığa aykırı olan bilgileri yok sayıp, unutan ve kaale almayanlardır. Ayrıca mantıklı olmayan bilgiler ve bilgivericileri ifşa ederek ve açıklamaya çalışarak, çevreleri ile bu bilgileri paylaşmaya çalışanlardır. Siz hangilerindensiniz? Kendi hakkınızda ne düşünüyorsanız, sanırım doğru sizin için odur... Ama gerçek bir tanedir ve akıl da döner dolaşır mutlaka onu bulur. Kaynaklar : Bilyay Vakfı; Bilinmeyene doğru -Sönmez Akbay; Erol Yurderi |