Kökenleri doğuya dayanan bu insanlar, kendi ülkelerinde önemli biri olamayacaklarını anlayınca ; mistisizmin kök salmadığı Batı ülkelerine giderek, önemsiz mistik gösterilerle Batılıları büyüleyerek mürit grupları edinmişlerdir. Maalesef bu gün bu insanlar ülkemizde de itibar görür hale gelmişlerdir. Kaldı ki bizler geleneklerinde önemli ölçüde Tasavvuf terbiyesi olan bir ülkenin bireyleriyiz. Ama göz boyamalar öyle bir mertebeye ulaşmış durumda ki geleneksel bilgilerimiz bile göz ardı edilmektedir. En önemli medeniyetlerin ve Sufi bilgilerin yaşandığı Anadolu topraklarında yaşadığımızı unutup, Amerikalı sıradan medyumların genellikle ticari yapılandırmaya dayanan tebliğ bilgileriyle manevi olarak zenginleştiğimizi düşünen bir toplum olmaya doğru gitmekteyiz. Ve bu medyumları önemli bütçelerle memleketimizde ağırlayıp , ziyaret ederek onurlandırmaktayız. Kanallar var, ejderhalar var, melekler var, Reiki çeşitleri var, antenler var, dünyanın çekirdeğine uyumluyoruz diyenler var, kendini peygamber sananlar var....var...var. Bir "Yunus Emre" farkındalığını araştırmaktansa , "Baş melek Michael" ya da "manyetik alandan Kryon" bilgileri çok cazip görünmekte insanlarımıza. Bu da anlamsız batı hayranlığımızın ürünleri ... Fast-food çılgınlığını mistik bilgilere uyarlayıp, öğlen tatilinde bir koşu alınan inisiyasyonlarla ulaşıldığı sanılan derin bilgiler. Sözde meleklerle yapılan kah dans, kah meditasyon adı altındaki komiklikler. Ve kendini kandırmaya her gün biraz daha programlanan güzel insanlarımız. Tekamül denilen farkındalık yoluna çakraların açılmasıyla veya mistik uygulamalarla ulaşılmaz.Tekamül ancak yaşam deneyimiyle, sosyal bir varlık olan insanın diğer insanlarla ilişkilerde bulunarak yaşamasıyla olanaklıdır. İnsanın çakralarını açmaya çalışmak yerine ,vicdanını ve aklını kullanarak yaşamayı öğrenmesi gerekmektedir. Milyonlarca insanın açlıktan öldüğü, bencilliğin,savaşların kol gezdiği dünyamızda, bir guru oturduğu yerden müritlerinin çakrasını açmaya çalışmakla ne onları tekamül ettirebilir ne de kendisi tekamül edebilir. Zaten insanlardan beklenen bu değildir; beklenen, sadece “insan” olmalarıdır... Yıllar boyu süren araştırmalar, inisiyasyonlar, eğitimler, uygulamalar sonunda düşünüp "ben sadece insanmışım" diyebilmek, farkındalığa ulaşmanın gerçek başarısıdır. Bu da ciddi bir cesaret ister insanoğlu için. Dünya insanlığı şimdilerde manevi açıdan bir arayış içinde ve etrafta bu durumdan yararlanan gurulardan geçilmemekte. Burada söz konusu olan, insanın doğa ve toplum içinde kendi özgünlüğünün ayrımına varması demektir. Farkındalık; insanın kendini bilinçli olarak kavrama sürecidir. Kavramların özümsenmesi ve bilinçlenme, farkındalık sürecinin kendisini oluşturur. Bu da, temel bilgilerin enine boyuna araştırılmasını gerektirir. Maalesef arayış içinde olan insanlar bu önemli noktayı gözden kaçırmakta ve sonu hüsranla biten öğretilere kapılmaktadırlar. Ve ne yazık ki ortalıkta sahte guruların sunduğu , obsessif öğretiler onları beklemektedir. Farkındalık uğruna insanlar bugün süratle, uluslararası bir beyin yıkama ortamının tuzağına düşmektedirler. ( Reiki de aslında bir kendini tanıma yoludur. Farkında olmasanız da bu yola adımınızı attığınız zaman kendini tanıma yolunun ilk taşlarına takılmaya başlarsınız. Sonra, sıra onları temizlemeye gelir. Bazen yorucu bazen de çok keyifli olarak sürer gider bu yol. Reiki sadece fiziksel şifa değildir. Bir yaşam tarzıdır. Bir kariyer değildir. Eğlencelik bir iş, ya da hobi hiç değildir. Son zamanlarda iş başvurularında cv lerini doldurabilmek için ücret karşılığı master olan çok kişi ile karşılaşıyoruz.Ya da yanlış bilgilendirilip, bütün inisiyasyonları aynı anda alarak intihar eğilimine girenleri görüyoruz. ) Avusturya asıllı hekim Wilhelm Reich’ın şu sözlerini asla aklımızdan çıkarmayalım: “Dinle küçük adam… Kendi yaşamından sen, yalnızca sen sorumlusun..!” |