Aileler çocuklarının kendilerine güvenen, yeten, sevilen, sayılan, başarılı bireyler olmasını isterler. Çocuklarını bu yönde yetiştirmek için, ellerinden geleni yaparlar. Onların fiziki, sosyal, duygusal, psikolojik gereksinimlerini; bilgi, görgü, ekonomik güçleri oranında karşılamaya çalışırlar. Ailelerin ekonomik ve sosyal olanakları açısından değişiklik gösteren eğitim anlayışı, kız ve erkek çocuklara cinsiyetlerine göre davranma ve eğitim verme noktasında birleşmektedir. Erkek çocuk yetiştirmede ailelerin yaptığı yanlışlar, abarttığı durumlar söyle sıralanabilir:
 

• Aileler erkek çocuklarının; sert, mücadeleci, kavgacı, hareketli, spora yatkın olmasını isterler. Arkadaşlarını döven, onlara küfür eden çocuklardan şikayetçi görünseler de, içten içe memnuniyet duyarlar. İleride ailelerini koruyacak gözü ile bakılan erkek çocuk, gücün sembolüdür.

• Erkek çocuğun cinsel kimliği, övünç kaynağıdır. Cinsel organını dostlara göstermek için fırsat kollanır. Birçok aile, kendilerine edilen küfürlerden rahatsızlık duymazlar, hatta eğlenirler. Çocuk, yakınlarına küfür etme yolunda teşvik edilir. Onun uyku halindeki ereksiyonu (sidik dolması sonucu) bile aileyi çok keyiflendirir.

• Baba, ağabey, hatta anne onunla hep güce dayalı oyunlar oynarlar. Güreş tutar, karate, boks yaparlar. Bu oyunlarda mahsustan yenilerek güce dayalı bir güven oluşturmaya çalışırlar.

• Erkek çocuğun akranları veya daha büyük kızlara yaptığı cinsel espiriler, tacizler aileyi rahatsız etmez (Kızların eteğini kaldırmak, bir taraflarını sıkmak, öpmeye çalışmak...), bilakis keyiflendirir.

• Kendi akranları olan erkek çocuklarla olan ilişkiler ise ailenin sıkı takibindedir. Bu yakınlaşmalar, eşcinsel eğilime neden olacak korkusuyla  tedirgin izlenir. Çocuklarını onlarla çok yakın olmaması, çağırdıkları yerlere gitmemesi konusunda uyarırlar. Cinselliği tanımaya yönelik en masum deneyimler bile büyük tepkiler görür.

• Erkek çocuk, harçlık yönünden her zaman daha şanslıdır. Bakkal alışverişini yapan bu çocuklar, para üstlerini kendilerine alırlar.

• Sürekli tabanca, tüfek türü silahlarla oynayan erkek çocuklar; öldürme, savaş, kaçırma ve şiddet içeren dramalar yaratırlar. Aileler çocukların bu tür oyunlarına istekle katılırlar. "Haydi sen polis ol, beni (suçluyu) yakala ve öldür." diyerek onu yönlendirirler. (Evde bulunan ateşli ya da delici silahlarla oynayıp kaza sonucu ölümlere neden olan erkek çocukları duyunca, nedense şaşırırız.)

• Erkek çocuklar aksiyon filmlerine büyük ilgi duyarlar. Bazı aileler çocuğun psikolojisini olumsuz etkileyecek endişesiyle bundan rahatsız olur, engellemeye çalışırlar. Fakat çocukla yaptığı şiddet içerikli oyunları, boğuşmaları unutmuşlardır. O oyunlardan sonra çocuğun şiddet filmelerine ilgi duyması, çok doğal bir sonuçtur.

• Erkek çocukların ev işlerine olan yardım etme girişimleri (en çok da anneler tarafından) hep reddedilir, hatta tepkiyle karşılanır.

• Erkek çocukların üstlerini, elleriniyüzlerini kirletmeleri çok yadırganmaz.  Bu konuda kız çocuklardan çok daha toleranslı davranılır.

• Cesur erkek çocuklar; "Aslan, koç, canavar vb. güçlü hayvanlarla özdeşleştirilirken, herhangi birşeyden korktuklarında, çekindiklerinde ya da isteksiz olduklarında; "tavuk, tavşan, fare" gibi hayvan benzetmeleri ile aşağılanırlar. Ağladıklarında "kız gibi ağladığı", daha fazla ağlarsa "pipisinin düşeceği" söylenir.

• Erkek çocuklar, güç ve cesaret isteyen denemeler için zorlanırlar. Aileler "Haydi ne var bunda... Ne biçim erkeksin?" şeklinde sözler ile çocuk üzerinde baskı oluştururlar. Başarılı olduklarında aşırı olumlu tepkiler verilirken, başarılı olunmayan durumlarda dışlanır ve aşağılanırlar.

• Erkek çocuklar, ailelerin zoruyla güreş tutmaya zorlanırlar. Galip gelen çocuklar, büyük ilgi görürken; yenilen çocukla ailesi dahil herkes alay etmekten geri durmaz. Yenilen çocuk, muhtemelen yaşıtı olan çok iyi anlaştığı galip arkadaşına büyük bir kin duyar.
 

Sözünü ettiğim davranış biçimlerinin çoğu ülkemizde yaşanmaktadır. Oranlar değişebilir. Bazı aileler çocuklarını olumsuz yaklaşımlardan uzak tutsa da hemen her aile erkek çocukları; güçlü, cesur başarılı olsun ister. Ailelerin eğitim durumuna paralel olarak yanlışlar azalmakla beraber, eğitimli ailelerde dahi yalnış yaklaşımların sürdüğü görülmektedir.

Bu tarz yaklaşımların, erkek çocuklarına nasıl bir zararı olduğunu kestiremeyebilirsiniz. Aksine zararı olmadığı, olması gerektiği için böyle davranıldığını düşünebilirsiniz. Fakat durum sanıldığı kadar basit değil. Güç ve başarıyla endeksli bir yaklaşım, ilerki yıllarda genç ve yetişkin erkekler üzerinde büyük stresler yaratmaktadır. Bu yönde bir güven oluşturamayan çocuklar büyük sorunlar yaşamakta, kendilerini değersiz bulup suçlamaktadırlar. Toplumdan izole olan bu çocuklar, sağlıklı arkadaşlıklar ve cinsel yaşam oluşturamada önemli sorunlar yaşatmaktadırlar.

Erkek çocuklar, bir çok  insani duyguyu (ağlama, korku, başarısızlık vs.) doğal durumlarıyla yaşayamazken, güçlü, cesur, başarılı görünmek adına kendilerini yıpratmaktadırlar.

Aileler, çocuklarını cinslere özgü bu keskin yaklaşımlar yerine ayrım yapmadan, insan merkezli eğitime yönelseler... Çocuklarını her koşulda sevseler ve destekleseler... Onların düşündükleri ve hissettikleri ile bir bütün olduklarını; olumlu, olumsuz duygu ve durumun normal karşılanması gerektiğini kavrayabilseler... Suçlama ve aşağılamanın insanı ne kadar yaraladığını bilseler.. Sanırım işler daha kolaylaşırdı.

Güç ve başarıya endeksli erkek çocuk, ömrünün sonuna kadar bunu boynunda bir yafta gibi taşımakta, zaman zaman bunun altında kalmaktadır.