|
Merhaba, bu sayıda son zamanlarda yaşadığım en önemli olayları günlüğüme
yazıyorum…
Geçtiğimiz
aylarda okulumuzda öğrenci konseyi başkanlık seçimleri yapıldı. Bu seçimlere
genellikle büyük sınıflar katılıyor ama bizim sınıf, benim aday olmamı istedi.
Seçimlerden önce sınıfları dolaşıp kendimi tanıtmam ve yapmak istediklerimi
anlatmam gerekiyordu. Bunun için bir konuşma hazırladım ve buraya kopyaladığım
bu yazıyı bütün sınıf ve şubeleri teker teker dolaşarak okudum.
Sınıflardakiler genellikle beni tanıyor, geldiğimde adımı söylüyorlardı.
Sevgili ve Saygılı Öğretmenlerim ve Öğrenciler,
Ben
öğrenci konseyi başkan adayıyım;
Ben 5A
sınıfından Yelissa Sue Tomiç, Yapmak istediklerim şunlardır, müdürümüzün ve
öğretmenlerimizin izniyle her hafta kura ile 16 öğrenci seçilecek, bu
öğrenciler voleybol, basketbol veya futbol oynamak üzere basketbol sahasına
götürülecek. Okulumuz her zaman temiz tutulacak. Genellikle öğrencilerin
sağlığı göz önünde bulundurulacak. Her gün öğlen teneffüsünde görevli
öğrenciler tek tek sınıfları gezip puan verecekler. Cuma günleri bu puanlar
toplanıp en düzenli sınıf seçilecek ve seçilen sınıflara her hafta farklı bir
ödül verilecek. Ve yine her hafta okuma yarışması yapılacaktır, bir dakika
içinde en çok kelime okuyan öğrenciye istediği ödül verilecektir.
Küçük
olduğum ve bana güvenemeyeceğiniz için pek fazla oy almayacağımı düşünüyorum.
Ama beni seçerseniz bu dediklerimin hepsini yapacağıma söz veriyorum.
Oylarınızı bekliyorum.
Seçim
yapılacağı gün bütün sınıflar oy kullandı. Öğretmenim yanlış anlamış, her
sınıftan bir kişi oy kullanacak zannetmiş, bizim sınıf az daha oy
kullanamayacaktı, neyse durum fark edildi ve herkes oy vermeye koştu.
Birinciliği 7. sınıflardan Efe Uluırmak kazandı, 483 oy almıştı, ben de 432
oyla 2. oldum. Ama bir işe yaramadı tabii, sadece konseye girmiş oldum. Üçüncü
olan arkadaş 310 oy almıştı. Oyları şimdi çok iyi hatırlamıyorum ama yaklaşık
olarak böyleydi. 9 aday vardı toplam. 4 kız, 5 erkek.
Herkes
beni kutladı ve bu kadar çok oy almama şaşırdı. Birinci olmayı çok isterdim,
2. olduğuma üzüldüm. Aday olmaya kendim karar vermiştim ama sınıf
arkadaşlarımın tamamı destekledi, bizim sınıftan başka aday çıkartmadık zaten.
Oylama yapılırken Müdür Bey, Müdür Yardımcıları ve Psikolog vardı.
İstanbul Şampiyonası
Aralık
ayının sonlarında İstanbul Şampiyonası yapılacaktı, İstanbul Ritmik Jimnastik
İl Birinciliği. Yarışma için hepimiz çok çalışarak hazırlandık. Zaten ben hep
çok sıkı çalışıyorum. Yarışma olacağını çok önceden biliyorduk, önce serbest
seri ve ip serisi hazırlamıştık ama sonra ip serisi yerine topla
yarışacağımızı öğrendik. Yarışmadan bir hafta önce, cumartesi günü yarışma
provası yaptık ve mayolarımızı giyerek teker teker çıkıp yarışıyormuş gibi
yarışma serilerimizi yaptık.
Yarışmadan önceki gece ben çok heyecanlıydım ama rahatça uyuyabildim.
Uyandığımda karnım ağrıyordu, annem “yarışırken geçer” dedi, benim
yarışmalardan önce hep karnım ağrıyor, halıya çıkınca geçiyor çünkü. Sabah
uyanamadım, uyandığımda hemen giyindim, makyajım ve topuzum yapıldı. Arabayla
yarışmaya gittik. Yarışmayı izlemeye gelmek isteyenler oldu ama ben kimseyi
istemedim, bir tek annemi istedim çünkü tanıdık birileri gelince heyecandan
kötü yapabilirim diye düşünüyorum. Başta biraz oyun oynadık. Hakemlerin masası
hazırlanmıştı, kupa ve madalyaların sıralandığı bir masa daha vardı. Sonra
Asuman Hoca’yla birlikte ısınmaya başladık çünkü önce minikler yarışacaktı.
Bayağı çalıştık. Sonra seremoni başladı, sırayla halıya çıktık, hakemler
tanıtıldı, İstanbul Gençlik Spor İl Müdürü konuşma yaptı ve İstiklal Marşı
söylendi. Hepimiz mayolarımızla, 5. pozisyonda duruyorduk. Çok heyecanlıydık.
Sonunda yarışma başladı. Ben 6. olarak çıktım. Önce serbest seriyle yarıştık,
sonra top aletine geçildi. Bence kötü yarıştım, nedenini bilmiyorum, topta
birkaç kaçırmam oldu, serbestte de tökezledim. Ama birinci olmayı bekliyordum
yine de. Akşama kadar herkes yarıştı, o sırada sıralama ve puanlar
açıklanmadı. Sonunda yarışma bitti ve sıra seremoni ile ödül törenine geldi.
İlk açıklanacak sonuç benim kategorimdi. Daha önce lisans almamış ve
kulüplerarasında yarışmamış 96, 97 ve 98 doğumluların grubu, Minikler B.
İlk
olarak 1. açıklandı, bendim. Kürsüye yürüyüp 1. yazan yere çıktım, madalyam
takıldı, sertifikam verildi ve en son da kocaman bir kupa… Çok mutluydum.
Diğer arkadaşlarım da yanıma geldiler, 6 kişi bu grupta madalya aldı, ilk üç
kişi de kupa aldı.
Umarım
daha pek çok yarışmaya katılırım.
Noel Baba
ve Yılbaşı
Ben
her yıl Noel Baba’ya mektup yazıyorum. Bu yılki mektubum şu:
NOEL
BABA,
Biliyorum
bu sene büyüdüm, bana artık hediye getirmeyebilirsin ama ben senden yine de o
güzelim laptopu istiyorum (hani Joker’in kataloğunda var, oyuncak, İngilizce
ve Fransızca öğreten), LÜTFEN!!! Şimdiki çocuklar harika gibi bir kitap
istiyorum… Sen Noel Babasın, ne istediğimi bilirsin…
Bir de
yarışmalara gidebilmeme yetecek miktarda paranın herhangi bir yerden elimize
geçmesini sağla, lütfen bunu gerçekten istiyorum, bütün yarışmalara gidebilmek
istiyorum. Madem beni jimnastik işine soktun, iyi de bir sporcu yaptın bari bu
tutkuyu devam ettirmeme izin ver.
Teşekkür ederim.
Sonunda 31 Aralık oldu, kapı çalındı ve Noel Baba geldi, her yıl olduğu gibi
elindeki hediyelerle dolu poşeti çam ağacının altına bıraktı ve bize selam
vererek çıktı. Ama bu yıl çok korkunç bir şey oldu… Noel Baba tam giderken
“gel, gel” dediler ve geri döndü. Şapkasını, sakalını çıkarttı ve onun Noel
baba olmadığını, Nadia’nın o kılığa girdiğini gördük. Ben çok ağladım, İrem
bütün gece surat astı. Ben zaten Noel Baba’nın o saatte gelmeyeceğinin
biliyordum. Bir yıl kendisinin geleceğine inanıyorum. Kim ne derse desin o var
ve bana gelecek. Her “peri diye bir şey yok” dendiğinde bir peri ölürmüş
biliyor musunuz?
Noel
Baba var.
|