|
“Yazıcım bana bir şeyler söylemeye çalışıyor... Peki ya arılar?“
...........
Bahçedeyim,
önümde çiçekler var. Gökyüzü tertemiz, üç tane arı görüyorum, havada
duruyorlar onların yanına gidip elime alıp tek tek çiçeklerin üzerine
yerleştiriyorum. Sağ tarafımda biri konuşuyor, yüzünü görmüyorum.
Bana “ Neden arıların işine karışıyorsun? Onlar ne yapmaları gerektiğini
biliyorlar. Rahat bırak” diyor.
Rüyamda yaptığım şeyin yanlış olduğunu fark ediyorum. Her şeyi kontrol etmek,
mükemmel olmasını istemek ve başkalarının işini kolaylaştırmak işte bu benim
olumlu niyetim. Ve ilişkilerimde kırmam gereken kısır döngüm Peki acaba bu
olumlu niyetim karşımdaki insanların doğasını nasıl etkiliyor? Ya da sadece
insanları mı?
İşyerimde birkaç gün yazıcımla ilginç olaylar yaşadım. Sürekli olarak sorun
çıkıyor. Bir çıktıyı almak için bile önünde yalvar yakar oluyorum neredeyse.
Bir sayfa için on dakika harcıyorum. Saatlerim yazıcı başında geçiyor ve
kızgınlığım gittikçe artıyordu .
Bir
ara yazıcıyı bir çocuk gibi okşadığımı, “Bak, lütfen yazıcı bu senin işin beni
artık üzme bu döküm anların yetişmesi gerekiyor!” Diye konuştuğumu
hatırlıyorum. Bildiğim ne kadar enerji çeşidi varsa, ve rehber varlıklarımı
sorunun çözümü için davet ettim. Tanrıya dua ettim. Çıktı almayı başardığımda
nasıl sevindiğimi görmeliydiniz. Ama itiraf etmeliyim bu ilişki beni oldukça
yıprattı. Kendi öz güvenimi azalttı. :)
Ben bu
şekilde boğuşurken güzel oğlum bürodan içeriye girdi. Sanırım halim çok kötü
olmalı ki nana endişeli bir şekilde “anne iyi misin?” diye sordu.
“Evet
her şey yolunda ancak yazıcı beni üzüyor saatlerdir çıktı almaya çalışıyorum.
Sanırım bozuldu.”
Oğlum
hemen duruma müdahale edip “bir bakayım” dedim.
Rahatladım, ama içimden imkansız bu yazıcıda iş yok diyordum.
Tam
beş dakika içinde oğlum tüm dokümanları elime tutuşturdu.
Alaycı
bir gülümseme ile “ Anne aynı yazıcıdan mı bahsediyoruz” dedi.
Anında
savunmaya geçip “istersen buradakilere sor yalan mı söylüyorum, saatlerdir
neler yaşadım.”
Utanç
içinde tekrar ekranın karşısına geçip bir şeyler çıkartmaya çalıştım ve yine
sonuç hüsran.
En
sonunda bırakmaya karar verdim. Bir süre kendimi dinledim. Acaba bu yazıcı
bana bireyler mi söylemeye çalışıyordu. Sonunda anladım. Kağıt haznesine
kağıdı koydum ama sadece koydum. Yazıcı bir an önce alsın diye ileri doğru
ittirmedim. Bilin bakalım ne oldu ?
Evet,
yazıcı ile barış anlaşması imzaladık. Nasıl vicdan azabı çektiğimi anlatamam.
Saatlerce benden neler çekti. Bu makinenin bir işleyişi var. Kağıdın sadece
konulması gereken yere koymak. Ben ileriye doğru ittirdiğimde o kağıdı
göremiyordu .Ve beyni karışıyor garip, tehdit edici sesler çıkarıyordu .Onun
kendini kötü hissetmesine, güvenini yitirmesine sebep oluyordum. Üstelik bunu
onun işini kolaylaştırmak adına tamamen olumlu niyet ile yapıyordum.
Bir
ara bu işin içinde mistik bir mesaj arayıp, ”acaba evren benim çıktı almamı
istemiyor mu” diye de düşünmedim değil.. Bunu yapmayı gerçekte istemiyor
muyum? Yazıcı bana ne demek istiyor?! . Ahh! bu evrenin bizden çektiği. Ne
zaman tam olarak yaşadığımız her deneyimin, duygunun kendi seçimimiz olduğunu
fark edeceğiz acaba?!.
Bu
yaşadığım deneyimden sonra bir yere çekilip uzun zamandır yaşamımda tekrar
eden benzer tekrarlara bir göz attım.
İlişkilerimde yaşadığım kısır döngünün farkına vardım. Üzerime aldığım
gereksiz yüklerin, sorumluluğun temelindeki inancımı fark ettim. Neden
son 4 aydır üç bakıcı değiştirdiğimi anladım. Onlara da özür borcum var. Ne
zaman yanıma biri gelse başta hiç sorun olmuyor ama kısa bir süre sonra bende
kızgınlık oluşmaya başlıyor. Çünkü onların işini kolaylaştırmaya çalışırken
onlara farkında olmadan aslında şu mesajı veriyorum: “Sen yetersizsin ben sana
güvenmiyorum.”
Şimdi
bu nereden çıktı diyebilirsiniz. Gerçekten öyle. Ben onlara yardım ediyor gibi
görünüyorum. Aslında içimdeki inanç şu: Ben kimseye güvenmiyorum kimse benim
kadar iyi yapamaz ve temel olan asıl inancım; KİMSE BENİM İÇİN BİR ŞEY
YAPMAZ. Sürekli devam eden kısır döngüm ve inancımın doğru olduğunu bana kabul
ettiren deneyimlerim. Ne zaman ki gerçekten cevabını aramaya başladım, sorular
sormaya, anlamaya çalıştım. Hem rüyalarımda hem uyanık yaşamda mesajlar
gelmeye başladı. Yani hem yazıcım, hem arılar, hem de çevremdeki insanların,
hepsi birden yanlış olamazdı ya. Ben de bir arıza olduğu açıktı.
Uzun
bir süredir danışanlarımda gözlemlediğim bazı rüyalar var. Bunlar ne
bilinçaltı rüyaları ne de rehber rüya (Ne olduğunu aşağıda anlatacağım). Ama
bunların da yaşamımıza çok büyük farkındalıklar kattığı ortada. Çalışmalarımda
sadece rüya yorumlamaz, onları nasıl hayata geçirebiliriz, onun üzerinde de
dururuz ve yorumda ortaya çıkan bazı inanç ve duyguların çözümlenmesi içinde
geçmişe yönelik uygulamalarda bulunurum. İşte o zaman tam anlamıyla o
rüyaları hatırlamanın ve yorumlamanın anlamı olur.
Kısa
bir süre önce bir ressamla tanıştım. Bana hiç unutmadığı iki rüyasını anlattı.
Bunlardan birini yaklaşık yirmi yıl önce görmüştü:
Rüyasında bir at sürekli onu kovalıyor en sonunda çaresiz belki çözüm olur
diye yere sırt üstü uzanıp ellerini kaldırıyor. At onun elleri üzerinde
durmaya çalışıyor ancak başarılı olamıyor. Sonunda at onu yanına uzanıyor.
Bazen
geçmiş rüyaları yorumlarken daha çok rüya sonrası deneyimleri sorarım. Önemli
olan onlardır. Ona rüyadan sonra hayatında çok önemli gelişmeler, değişimler
yaşamış olduğunu, atın onun gücünü temsil ettiğini içindeki güçle bütünleşmek
istediğini ancak bunu yapamayacağına dair bir inancı olduğunu bu yüzden atı
kucaklayamadığını ve yanına yattığını söyledim: “Evet gerçekten öyle. Rüya
sonrası hayatımda önemli gelişmeler oldu. O gelişmelerde temelde hep
yapamayacağımı gereken güce sahip olmadığımı düşünürdüm. Bir şekilde
başarırdım ama tam içime sinmezdi.”
Ona iş
yaşamındaki başarıyı sordum .
Herkes
resimlerimi çok beğeniyor, ama doğru dürüst satılmıyor. Nasıl geçiniyorum
soran yok? gibi benzer yakınmalardan sonra yakın zamanda gördüğü bir rüyayı
anlattı:
Rüyasında büyük bir büroda çalışanlar var. Ressam kendisini onların başında
sürekli onlara emir vererek görüyor. Yaptıkları Hiçbir şeyi beğenmiyor ve
elinde bir kırbaç var. “İşin komik yanı” dedi. Çalışanların hepsi de bendim .
Ona
şimdiye kadar yapmak istediği kaç projeyi gerçekleştirdiğini sordum. Kendinden
emin on taneden onu dedi. Peki tekrar soruyorum: Bu yaptıklarından kaçının
sonucu senin istediğin gibi oldu? Aldığım cevap beni hiç yanıltmadı. Rüyası
onun ne kadar mükemmelci bir yapısı olduğuna işaret ediyordu. Ne yaparsa
yapsın bir tarafı elinde kırbaç onu eleştiriyor, yargılıyordu. Başarmak için
çok ama çok çalışması gerektiğine inanıyordu, ne zaman ki elinde kırbaç olan
kişi ona onay verecek, işte o zaman başaracağına inanacaktır. İşte o zaman
resimleri satılacak, doğalgazını ve masraflarını karşılayabilecekti.
“Ne
yapmam gerekiyor?” diye sordu. “İlk olarak içindeki güçle bütünleş. Bunu
yapabileceğine inan. İkincisi rüyanda elinde kırbaçla gördüğün senin
gözlerinin içine bak. O hayatta kime benziyor, sana kimi hatırlatıyor. Onunla
barış, bağışla. İşbirliğine çağır onu. O ve diğerleri senin yaratıcı kısmını
ifade eden diğerleriyle birlikte hareket etmesini sağla. Onların birbirlerine
ihtiyacı var. Kendi gücünü hayata geçirdiğinde kabul ettiğinde o seni artık
yönetmek ihtiyacı duymayacak ya da o her kimse onun onayına ihtiyaç
duymayacaksın. Bunu yapmayı başardığında ilk işaret resimlerin satılıyor ve
gerçek değerinin biliniyor olması olacak.
Buna
benzer onlarca rüya bende rüyaların artık günümüzde çok farklı amaçlara hizmet
ettiğini düşündürüyor. Bizler bilinç düzeyimizi yükselttikçe, nihai amacımızı
fark ettikçe, hem kendimiz hem evren için hayırlı olan niyetlerde bulundukça
rüyalar farklılaşıyor bizlere yardım, arınma, farkındalık konusunda hızlı
adımlar atmamıza yardımcı oluyorlar.
İçinde
bulunduğumuz dönem bir bilinç sıçramasının gerçekleşmekte olduğu önemli bir
zaman dilimi. İnsan tekamülünün bu aşaması astronomik ve zamansal boyutta tüm
dünya zamanının son önemli dönemini temsil ediyor. Mesih bilinci, Altın çağ,
Din günü, Armageddon denilen dönemin ta kendisi bu dönem.
O
yüzden artık insan kendi hayatının biricik ve tek sorumlusu olduğunu fark
etmek durunda. Bu
hizmet bizim kendi değerimizi fark etme, ortaya çıkarma ile bağlantılı. Ben
bunlara ÜST BİLİNÇ rüyaları diyorum. Uyanık yaşamda ki işbirliği ise müthiş.
Önümüzdeki ay bu konunda sizlerle daha çok şey paylaşacağım.
Bu
süreç içinde üst bilinç rüyalarınızı harekete geçirmek için aşağıdaki
çalışmayı yapabilirsiniz. Gelişmeleri bana yazın: (isikelci@derki.com)
Yapmamız gereken gün içinde aklınıza geldikçe ve yatmadan önce “Sevgili
Yüksek benliğim yaşamımda devam eden benzeri durum ve duygular için neyin
farkında olmam gerekiyor, Hangi inancım sebebi ile bu olayları hayatıma
çekiyorum. Öğrenmem için neyi bilmem gerekiyor? “ niyetini tekrar etmek.
Sonrasında hem uyanık yaşamda hem de uykuda ki yaşamda bir kedi gibi tetikte
olmak.
Tüm
inançlarınızın kazanca dönüşmesi dileğiyle...
|